İçeriğe geç

11 Gün

Bölüm 4 · 6 dk okuma

11 Gün

Bölüm 4

Bölüm 4

“Belki de-” Kapının açılma sesini duyunca sustum. Rüya ile birbirimize bakarak ayağa kalktık. “Ya bizi öldürmeye geldiyse?” “Tamam sakin ol.” Kapı ardına kadar açılıp maskeli adamın silüeti görününce Rüya koluyla beni arkasına aldı. Adam yavaş ve sakin adımlarla içeriye gelirken elinde beyaz bir şeyler tutuyordu. Yeterince yaklaşınca bunların kıyafet olduklarını anlamıştık. O yaklaşmaya devam ettikçe bizde geriye gidiyorduk. Sırtım duvara dayanınca korkum arttı. “Rüya...” Adam ikimizide baştan aşağı süzdükten sonra elindeki kıyafetleri bize doğru uzattı. “Bunları giyinin.” Bu da neydi şimdi? Ne diye bembeyaz kıyafetler giydirecekti bize? Yoksa bir tür tarikat ritüeli miydi bu? “Neden onları giymeliyiz? Bize ne yapacaksın?” “Pissiniz.” Bir adım daha atınca ayakları döşeğe değdi. Bir bana bir Rüya’ya bir süre daha baktıktan sonra yere eğilip kıyafetleri döşeğe bıraktı. Bir kaç adım geri çekilip arkasını döndü. Birbirimize baktık. “Ne yapacağız?” “Dediğini yapalım. Sen kmıldama. Ben kıyafetleri alıp geleceğim.” “Hayır, dur.” Fısıldayarak konuşuyorduk. Rüya yaklaşıp kıyafetleri aldı. Beyaz iki tişört ve eşofman altı vardı. Bu da neydi şimdi? İkimizin üzerinde de siyah eşofman takımları vardı. “Rüya...” Rüya hızlıca üstündekileri çıkartmaya başladı. Bende ona uyup üzerimi değiştirdim. Bu şekilde kendimi çok rahatsız hissediyordum. Arkasını döndü. Ardından hızlı adımlarla bize doğru geldi. Çığlık atarak Rüya’yı yana çekiştirdim. Ben korku ile ne yapacağız diye düşünürken maskeli adam önce üzerimizden çıkarttıklarımızı, sonra da yerdeki tepsiyi alıp odadan çıktı. Kapı kilitleri aksi yönde dönerken kendimi sakinleştirmeye çalışarak yere oturdum. Rüya’ya baktım. “Sen...neden bu kadar sakinsin?” “Bilmiyorum. Kaçmayı planlıyordum.” Emekleyerek yanına gidip döşeğin üzerine çıktım. “Odaya geldiğinde kapıyı açık bırakıyor. Bir şekilde ona saldırıp ya da dikkatini dağıtıp odadan kaçabiliriz belki de. Kapıyı üzerine kapatmaya başarırsak...” “Kaçabiliriz.” Döşeğe uzandım. Üzerime ağırlık çökmeye başlamıştı. Esneyerek gözlerimi kapattım. Bir kaç saniye sonra ovuşturarak yeniden açtım gözlerimi. O an gördüm tepemde dikilmiş duran adamı. Soluk mavi gözlerini bana dikmiş bakıyordu. Korku ve panik ile elimi yana attım. “Rüya.” Yoktu. Korku ile döşeğin üstünde kendimi geriye doğru ittirdim. Gözlerimle odayı tararken bir yandan da geriye doğru kaçmaya çalışıyordum. “Rü-rüya nerede? Ona ne yaptın?” Cevap vermeden öylece bana bakıyordu. Boğazım kuruyordu. Yere çömeldi. Bütün bedenim titriyordu. “Rüya, o nerede? Ona ne yaptım? Bana...ne, yapacaksın?” Sakinleşmeye çalışmak için burnumdan derin bir nefes aldım. O anda parfüm kokusunu aldım. Hoş bir erkek parfümü kokuyordu. Belki de tıraş losyonuydu, emin olamadım. Derin bir nefes daha alarak konuşmaya çalıştım. “Ç-ç-çok hoş, kokuyorsun.” Bir an gözleri kendine bakar gibi aşağı kaydı ardından bana geri döndü. Başını yana eğerek gözlerini kıstı. Sanırım gülümsüyordu. “Teşekkürler.” Sesini duyduğum an tuhaf bir şey hissettim. Sesi oldukça hoş ve tok bir sesti. Sesine bakarak diyebilirdim ki genç biriydi. Belki bizimle yaşıt. Etrafa bakınırken Rüya’nın sözleri aklıma geldi. Kaçabilirsem... Korku ve heyecandan deli gibi titremeye başlamıştım. Ayağa kalkmaya yeltendi. “Dur! Lütfen dur.” Gömleğinin yakasına yapışıp tüm gücümle çektim. O an göz göze geldik. Korkutucuydu. Karşımdaki de bir insan değil miydi? Nasıl bu kadar korkunç hissettirebilirdi, üstelik yalnızca gözleri ile. Adam döşeğin üzerine devrilirken çok az zamanım olduğunu biliyordum. Ayağa kalkıp koşmaya başladım. Odadan çıkıp kapıyı üzerine kapatmaya çalıştım. Çok ağırdı. Bütün gücümle ittirirken kapının yanından uzanan parmaklarını gördüm. “Hayır! Kapan seni aptal kapı! Kapan!” Kapatmak için bütün gücümü uyguladığım kapıyı hiç zorlanmadan açmıştı. “Allah kahretsin!” Korku ile arkamı dönüp nereden kaçabileceğime baktım. Kapının hemen karşısına saksı saksı dizilmiş bir sürü renkli bitkiler vardı. Bu nasıl bir saçmalık böyle? Çıkış yolu ararken köşede saklanmış olan merdiven basamağını gördüm. Tüm gücümle koşarak merdivene ulaştım. Basamakları çıkmaya başlamadan önce bir an durup arkama baktım. Kapının önünde durmuş bana bakıyordu. Bu normal değildi. Bir şeyler normal değildi. Basamakları hızlıca çıktım. Bir kaç basamak sonra bir dönemeç vardı. Dönemeci de atlattıktan sonra karşımda duran kapıyı görünce kalbim daha da hızlı atmaya başladı. Daha hızlı adımlarla yukarı çıktım. Kapı koluna hevesle asıldım ve kapıyı omzumla ittirdim. Kilitliydi. Bir kaç defa daha denedim. Olmuyordu. Sinirle çığlık atarak kapıyı tekmelemeye başladım. Sinirle kapı koluna yüklenmeye devam ettim. “Açıl! Ne olur açıl!” Ağlayarak son basamağa çöktüm. Bir yandan da gözlerim merdivenlerdeydi. Geri dönsem...başka bir çıkış yolu...belki... Dönemecin geniş basamağında durup bana bakmaya başladı. Sinirli miydi? Kesin sinirliydi. “Lütfen...bırak bizi gidelim. Biz sana hiç bir şey yapmadık. Unuturuz, her şeyi unuturuz. Kimseye bir şey demeyiz. Yemin ediyorum.” Orada öylece durup bana bakmaya devam etti. “Lütfen, ölmek istemiyorum...” “Yapamam” dedi. Sesi oldukça sakin ve nazikti. Şu an yaşadığımız an ve içinde bulunduğumuz duruma hiç uymuyordu. Basamakları yavaşça çıkarak yanıma yaklaştı. Sanki gidebilecek yerim varmış gibi kendimi geriye doğru itekledim. “Yaklaşma!” Durdu. İki basamak kalmıştı aramızda. Bir dizini üst basamağa koyarak yere çömeldi. Onunla gelmemi istercesine elini uzattı. Başımı sertçe iki yana salladım. “Hayır. Hayır. Hayır!” Dizlerimi kendime çekip sarıldım. Kendimi küçültebildiğim kadar küçültmeye çalışıyordum. Ona bakmıyordum, o ise o korkutucu gözlerini üzerimden çekmiyordu. “Gel.” Son basamağı çıkıp aramızdaki mesafeyi kapattı. Elini daha da yakınıma, tutabileceğim bir mesafeye getirdi. Önce ince uzun parmaklı eline sonra da gözlerine baktım. Kaçışım yoktu. Burada kapana kısıldım. Ama o eli tutmayacaktım. Elini tuttuğum anda beni merdivenlerden aşağıya atma ihtimali geldi aklıma. Kaçtığım için kızmış olmalıydı. Göz yaşlarımın yanaklarımdan aktığını hissettim. Sana zarar vermek istese durup beklemezdi. Ama... Buradan çıkış yok İlay. En azından uslu dur. Belki o zaman canını daha az yakar. Gözlerimden yaşlar akmaya devam ederken titreyen elimi uzattım. Bir an tereddüt edip geri çektim. Elimin tersi ile göz yaşlarımı sildim. Gözlerine baktım. Soluk mavi gözleri maskesinin ardından sessizce bana bakıyordu. Derin bir nefes alıp elimi yeniden uzattım. Önce parmaklarının ucu ile elime dokundu. Sıcaktı. Yavaşça elimi kendi avucu içine aldı. Elimi tutmaya devam ederken beni ayağa kaldırdı. Arkasını dönüp yürümeye başlayınca bende kapıya son kez bakış attım. Özgürlüğümle aramda duran bu kapıdan ölesiye nefret ettim o an. Çiçeklerin oldu alana gelince hafif, güzel bir koku fark ettim. Kaçarken kokuyu almamıştım. Dönüp buraya ait olmadığı her açıdan belli olan çiçeklere baktım. Acaba hangisinden geliyordu? Boşta olan elimle yanından geçerken bir tanesinin yaprağına dokundum. Yumuşak bir hissiyat beklerken plastiğin sertliği beni anlık şaşırttı. “Gerçek değiller.” Çiçeklerle ilgilendiğimi görünce durmuştu. Aniden dönüp gözlerimin içine baktı. Bir şey yakalamış gibiydi. Bakışları yoğun ve garip bir his veriyordu. “Çiçekleri sever misin?” Kanımın donduğunu hissettim. Bu adamın bana sorduğu ya da söylediği her bir cümle ruhumu sıkıştırıyor gibi hissediyordum. Bakışlarımı çiçeklere çevirdim. “Ben, çok sevip anlamam. Ama Rüya çok sever. Özellikle zambakları.” Gözlerimle çiçekleri taradım. Hiç zambak yoktu. Anladığını onaylar gibi bir ses çıkarttı. Ardından elimi tutarak yürümeye devam etti. Kapıyı aralayıp içeriye girmemi bekledi. Atabildiğim en yavaş adımlarla yürüdüm. Yanından geçerken durup gözlerinin içine baktım. “Rüya nerede? En azından iyi mi onu söyle? Bana arkadaşımı geri ver. En azından onu geri ver.” Hiç bir şey demedi. “Lütfen...” “İçeriye geç.” Ses tonu değişmişti. Korkup sustum. İsteksizce içeri girdim. Kapıyı kapatırken son kez yüzüme baktı. Anahtar sesleri ve ardından sessizlik. Ne yapacağımı bilmez halde bir süre kapı önünde dikilmeye devam ettim. Sanki zihin gücümle kapıyı açabilirmişim gibi gözlerimi kapıya dikmeye devam ettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.