İçeriğe geç

11 Gün

Bölüm 2 · 3 dk okuma

11 Gün

Bölüm 2

Bölüm 2

Rüya’yı çok seviyorum. Ama bazen gereğinden fazla maceracı ve inatçı oluyordu. 10 dakika uzaklıkta dediği nehiri 40 dakikadır yürüdüğümüz halde bulamamıştık. Konuşmasam bile iç çekerek ve yorulduğumu belli eden inlemelerle ne düşündüğümü belli etmeye çalışıyordum. Bir kaç adım önümde yürüyen Rüya en sonunda bıkkın bir şekilde bana döndü. “Tamam. Anladım. Yeter artık iç çekmeyi bırak.” Sonunda, der gibi ellerimi iki yana açtıp gözlerimi devirdim. “Kanka, nehir dediğin şey küçük bir oluşum değil. Göl ya da kuyu aramıyoruz ki. Uzun olur, akar. Ya en olmadı su sesini duyardık şıp şıp diye. 40 dakikadır ya komple yanlış yöne gidiyoruz ya da buralarda nehir yok.” Yenilgiyi kabul etmiş bir şekilde yürümeyi bıraktı. Bir eliyle yüzünü sıvazladı. “Tamam, hadi geri dönelim o zaman. Hava kararmaya başladı.” “Tabi, eğer acele edip karanlıktan önce kamp alanına varmazsak o haberdeki gençler gibi kaybolabiliriz.” Beni duymazdan geliyordu. Çantasını sırtından indirip içinden iki tane sandviç ve iki şişe su çıkarttı. Birini bana uzatırken gözüm arkadaki ağaçların yoğun olduğu bir alana takıldı. Birinin bizi izlediği hissiyatına kapılmıştım. Siyah bir gölgenin geçtiğini gördüm. Gözlerimin takıldığını anlayınca Rüya’da başını çevirip aynı noktaya baktı. “Gördün mü?” Çantasını yeniden sırtına alıp yere bıraktığı eşyalarını toparladı. “Bir şey görmedim kanka. Yorgunluktan hayal mi görmeye başladın?” Belki de. Sohbet ederek, bu sefer daha rahat bir şekilde kamp alanına geri döndük. Gülerek geldiğimiz yolun çaprazını göstererek, “Yarında bu tarafta ararız nehri.” dedim. Rüya bana cevap bile vermeden üzerini silkeleyip çadıra girdi. Kendi espirime biraz daha güldükten sonra arkasından çadıra girdim. Hızlıca serdiğim uyku tulumunun üzerine uzanıp cebimden çıkarttığım telefonuma baktım. Saat 17.42 geçiyordu. “Şu an evimde olup ayıcıklı pijamalarımı giymeyi isterdim. Sanırım pişman oldum geldiğime.” “Off kanka. Her şeyin keyfini kaçırma. Yarın gece evinde olacaksın merak etme.” Telefonumu açıp oynadığım çiftlik oyununa girdim. “Tabii biz de haberlerdeki gençler gibi kaybolmazsak.” “Kanka saçmalama. Dediğim gibi, onlar muhtemelen yolunu kaybetti. Ayrıca şunu diyip durma. Kötüyü çağırıyorsun.” Oyunun yüklenme ekranını izlerken göz ucu ile Rüya’ya baktım. “Ya da içlerinden biri diğerlerini öldürüp kaçtı. Kaç kişilerdi?” “2 kız 1 erkek beraber gideceklerini söylemişler , arkadaşlarmış.” “Tamam, belki de şöyle oldu. Bu erkek kızlardan birisi ile sevgiliydi. Ormanda kavga ettiler ve kızı öldürdü. Sonra kızın arkadaşı gördü ve onu da öldürmek zorunda kaldı.” Yüzü düşünceli bir hal aldı. Bunalmış olacak ki bileğindeki siyah toka ile benimkinin tam tersi olan düz siyah saçlarını tepesinde topuz yapacak şekilde topladı. “Belki de. Aman sende hemen senaryo yazdın kanka.” Biraz daha sohbet ettikten sonra ikimizde bir süre sessizce telefonlarımıza baktık. “Buraya geldiğimizden beri istemsizce düşünüyorum.” Telefondan kafasını kaldırıp baktı. “Birini öldürüp buraya gömersen kim bulabilir ki?” “Polis kanka.” Gözlerimi devirdim. Bunu bende biliyordum ama demek istediğim bu değildi. “Tamam ama itiraf et. Sende düşündün bunu.” “Yani kanka, açıkçası düşünmedim. Şu an senle aynı çadırda yatmaya korktum.” Güldüm. “Off, saçmalama. Cinayet işleyecek olsam ilk kurbanımın kim olacağı çok belli bence.” Kısa ve imalı bir bakışmadan sonra yeniden telefonlarımıza dönmüştük. Hava soğumaya başlamıştı. Kalkıp çadırın kapısını kapattıktan sonra uyku tulumunun içine sokuldum. Aslında saat uyumam için henüz erkendi ama Rüya sağ olsun, ormana geleceğiz diye sabahın 8’inde uyanıp hazırlıklara başlamıştık. Ve önceki gece de biraz geç yattığım için uykuluydum. Yana döndüm. Rüya’da benim gibi uyukluyordu. Ona baktığımı fark edince arkasını döndü. “Ben biraz uyuyacağım. Fazla uyursam uyandır beni.” Sessizce başımla onayladım. Uykuya bir süre direndim. Telefon ekranını yukarıdan çekip saate baktım. 18.35 geçiyordu. Şimdi uyursam gece uyanırdım ama vücudum çok bitkindi. Ayrıca ormanın soğuk havasından sonra sıcak tulumun içine girince mayışmıştım. Gözlerim yavaşça kapanırken son hatırladığım şey çiftliğime ektiğim buğdayları hasat ettiğimdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.