İçeriğe geç

100Yedi (YY)

Bölüm 16 · 3 dk okuma

100Yedi (YY)

Bölüm 16

Vagon Evinde Yangın Çemberi

BÖLÜM 16: Vagon Evinde Yangın Çemberi

​Hastanenin beyaz, kokulu odasında Emir gözlerini açtığında başucunda Ecem oturuyordu. Kızın gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü. Emir’in uyandığını görünce hemen eline sarıldı.

​"Emir... Özür dilerim, sana inanmadığım için çok özür dilerim," diye hıçkırdı Ecem. "Abimin seni bıçakladığını söylüyorlar ama ben biliyorum, sen onu korumak istedin."

​Emir zorlukla yutkundu, karnındaki sargı her nefesinde canını yakıyordu. "Ecem... Abin bir katil değil," dedi sesi fısıltı gibi çıkarak. Tam o sırada Emir’in komodinin üzerindeki telefonu titredi. Gizli numaradan gelen mesaj ekranda belirdi. Emir mesajı okur okumaz gözleri dehşetle açıldı, yatağın içinde doğrulmaya çalıştı.

​“Ateş ve Sıla şu an eski tren garındaki vagonda elimizde Emir. Eğer annenin bankadaki gizli kasasının şifresini bulup o asıl belgeleri bana getirmezsen, vagonu havaya uçururum. 30 dakikan var.”

​Emir üzerindeki serum kablolarını tek bir hamlede söküp attı. Karnındaki yaranın sızlamasına aldırmadan yataktan fırladı. Ecem şok içinde onu durdurmaya çalıştı. "Emir ne yapıyorsun! Delirdin mi, dikişlerin patlayacak!"

​"Ecem, abinin ve Sıla’nın hayatı tehlikede! Ankara’daki o psikopat onları kıstırmış!" diye bağırdı Emir. Ecem’in elini sıkıca tuttu. "Bana annenin o gizli kasasının yerini söylemek zorundasın. Abini yaşatmak istiyorsan, şimdi bana yardım et!"

​Ecem babasının ve annesinin villadaki gizli çalışma odasında, tablonun arkasında duran şifreli kasayı hatırladı. "Biliyorum... Şifre benim doğum günüm. Geliyorum seninle!" dedi. İki genç, hastane koridorlarında güvenliği atlatıp kendilerini dışarıya, İstanbul’un soğuk gecesine attılar.

​O sırada eski tren garındaki paslı vagonun içi, dışarıdaki tekinsiz sessizlikle boğuluyordu. Sıla, Ateş’in omzundaki sargıyı bitirmiş, başını onun göğsüne yaslamıştı. Ateş, hayatında ilk defa hissettiği bu huzurla Sıla’nın saçlarını kokluyordu.

​"Sıla..." diye mırıldandı Ateş, sesi hiç olmadığı kadar yumuşaktı. "Eğer buradan sağ salim çıkarsak, bu şehirden gidelim. Yeni bir hayat kuralım. Canavar olmayan bir Ateş olarak seveyim seni."

​Sıla gözlerini kaldırıp Ateş’in o yaralı yüzüne baktı. "Gideriz Ateş... Sen yeter ki iyi ol," dedi. Emre’nin açtığı yara, Ateş’in bu saf ve tehlikeli sadakati karşısında tamamen yok olmuştu.

​Tam o sırada vagonun dışından metalik bir ses geldi. Ardından sert bir sürgünün kapanma sesi yankılandı. Ateş anında dikleşti, Sıla’yı arkasına aldı. Vagonun kapısını ittiler ama dışarıdan devasa bir zincirle kilitlenmişti!

​"Ateş! Kapı açılmıyor!" diye çığlık attı Sıla.

​Vagonun küçük penceresinden dışarıya baktıklarında, Ankara’daki üvey babanın tetikçisinin elindeki benzin bidonunu vagonun etrafına boşalttığını gördü. Adam haince güldü, cebinden çıkardığı çakmağı ateşledi. "Emir Çelik’e selam söyleyin," dedi ve çakmağı benzinin üzerine fırlattı.

​GÜMM!

​Alevler vagonun etrafını bir çember gibi sardı. Paslı saclar anında ısınmaya, içeriye boğucu bir sıcaklık ve duman dolmaya başladı. Sıla korkuyla Ateş’e sarıldı. Ateş ise duvardaki demir borulara tekmeler atıyor ama kapıyı kıramıyordu.

​Aynı dakikalarda Emir ve Ecem, darmadağın olmuş Karahan villasına gizlice girmişlerdi. Doğruca çalışma odasına çıktılar. Ecem duvardaki devasa tabloyu yana kaydırdı, arkasındaki çelik kasaya kendi doğum tarihini girdi. BİP... ÇIT. Kasa kapağı açıldı.

​Emir elini içeri daldırdı ve kalın, sararmış o asıl belgeleri çıkırdı. Belgelerin üzerinde Ateş’in çocukluk esirgemeden alınma evrakları ve geçmişte Burak Karahan’ın onun adına işlediği suçların asıl dökümleri vardı. Elif’in şantaj malzemesi buradaydı.

​"Buldum," dedi Emir nefes nefese.

​Tam odadan çıkacaklarken kapıda Elif Karahan belirdi. Elinde küçük bir silah vardı ve gözleri delirmis gibiydi. "O belgeleri bana vereceksiniz! Onlar benim bu hayattaki tek çıkış biletim!" diye bağırdı çocuklarına doğru.

​Ecem annesine inanamayan gözlerle baktı. "Anne... Sen gerçekten bir şeytanksın. Abimi ölüme mi terk edeceksin?"

​"O benim oğlum değil!" diye kükredi Elif.

​Emir, karnındaki acıyı unutup Elif’in üzerine doğru bir adım attı. "O senin oğlun değil... Çünkü o benim öz kardeşim!" diye haykırdı Emir. Ecem şok içinde kalırken, Emir Elif’in bir anlık duraksamasından faydalanıp kadının üzerine atıldı. Silahı elinden vurup düşürdü, belgeleri kaptığı gibi Ecem’in kolundan tutup villadan fırladı.

​Arabaya atlayıp eski tren garına doğru son sürat sürerken Emir’in telefonu çaldı. Tetikçi arıyordu: "Zaman bitti Emir. Vagon şu an yanıyor. Yetişebilirsen küllerini toplarsın."

Bölüm sonu

6 yorum