İçeriğe geç

10 yıl sonra...

Bölüm 2 · 2 dk okuma

10 yıl sonra...

Bölüm 2

2 bölüm;Aynı Acının Çocukları

Asya ve Bora aynı dünyadaydı ama ayrı şehirlerdeydiler. Figen ve Sevil, çocukları etkilenmesin diye acılarını yaşayamadılar; gözyaşları henüz tazeyken, kırkları bile çıkmadan başka şehirlerde tutunmaya çalıştılar. Hayat devam ediyormuş gibi yapmak zorundaydılar.

Figen dikiş-nakışa başlamıştı. Zaten bu işlere eli yatkındı ama şimdi her ilmek, içindeki boşluğu doldurma çabası gibiydi. Asya’nın ablası Gül gençti, bir fabrikada çalışıyordu. Askeriyeden gelen yardımlarla eski, püsük bir ev tutmuşlardı. Evi düzenlemişlerdi ama Asya olan bitenin farkındaydı. Annesinin geceleri gizlice ağladığını biliyordu; ablasının göz altındaki torbalar her şeyi ele veriyordu.

Figen’in bu aralar psikolojisi iyice bozulmuştu. Kimseyle konuşmuyor, gülmüyor, sadece boş gözlerle etrafa bakıyordu. Bora’ların evi ise bambaşka bir âlemdeydi. Sevil, Figen’e her yerden ulaşmaya çalışmış ama başaramamıştı. Böylece Sevil ile Figen’in, Asya ile Bora’nın dostluğu da zamanla yosun tutmaya yüz tutmuştu.

On yıl sonra Asya büyümüş, kocaman bir hemşire olmuştu. Bora ise baba mesleğinden yadırgar şekilde asker olmuştu. Asya üniversiteden yeni mezun olmuş ve Hakkâri’nin Derecik ilçesine atanmıştı. En çok atama bu bölgeye yapılmıştı; askeriyeye yüzlerce hemşire ve doktor getirilmişti.

En büyük rütbeli subay olan Tarık Albay konuşmasını bitirdiğinde anons yapıldı:

“Bora Kara, Yarbay.”

Asya bir an dona kaldı. İçinden fısıldadı: Oha… Benim tanıdığım Burçuğa ne olmuştu böyle? Bu ne ara bu kadar kaslı, iri yarı bir adama dönüşmüştü? Koca burunlu Burçuk neredeydi?

Bora hediyeleri dağıtırken Asya’ya baktı. Aynı zümrüt yeşili gözler, aynı gülüş, aynı gamze… Ama Asya da büyümüştü. Sümüklü kızdan eser kalmamıştı. Bora sadece göz kırpmakla yetindi.

Çıkışta buluştular, dertleştirdiler. Bora yıllar sonra Asya’ya,

“Hoş geldin minik. Sen bu tehlikeli ilçeye niye hemşirelik yapmaya geldin, tahin işte,” dedi.

Asya gülümsedi.

“Hoş buldum Burçuk. Ben de keyif isteğiyle gelmedim. Sakın anneme söyleme, ikna edene kadar canım çıktı. Ayrıca sana ne? Koca burunlu hâlinden eser kalmadı diye bana emir mi vereceksin?”

Her zamanki Asya… Yirmi yaşına gelmişti ama hiç değişmemişti. Sadece daha güzel, daha alımlı bir kadın olmuştu.

Tam sohbete dalmışlarken Asya’nın telefonu titredi. İlk nöbete geç kalmak üzereydi.

“İlk nöbetime geç kalıyorum,” dedi.

Bora yumuşak ama kararlı bir sesle konuştu:

“Bugün gitmesen olmaz mı?”

Asya başını salladı.

“Söz, bir daha buluşuruz. On yıl boyunca her yerden sana ulaşmaya çalıştım. Seni bulduğumda bırakır mıyım sandın, aptal.”

Bazı insanlar yıllar sonra değil, tam olması gereken anda, yeni bir başlangıcın içinde çıkar karşına.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.