İçeriğe geç

00.17

Bölüm 9 · 2 dk okuma

00.17

Bölüm 9

Bölüm 9 — Lara'nın Bildiği

Lara'nın sesi eski garın içinde yankılandı.

Bir an kimse konuşmadı.

Aras önümde duruyordu. Sanki beni korumaya çalışıyordu ama nedenini bilmiyordum. Ben ise Lara'ya bakıyordum.

En yakın arkadaşım.

Bir yıldır yanımda olan kişi.

Eren'in ölümünden sonra her ağladığımda beni sarılan kişi.

Ve şimdi karşısında durduğum kız, sanki hayatımın bilmediğim bir bölümünü elinde tutuyordu.

“Sen burada ne yapıyorsun?” dedim.

Lara elindeki fotoğrafı kaldırdı.

“Bunu sana vermeye geldim.”

“Bunu daha önce neden vermedin?”

“Çünkü korktum.”

“Benden mi?”

“Hayır.”

“Kimden?”

Lara cevap vermedi.

Aras araya girdi.

“Lara, ona gerçeği anlat.”

Lara ona döndü.

“Sen karışma.”

“Bu onunla ilgili.”

“Biliyorum.”

“Öyleyse anlat.”

Lara birkaç saniye sustu.

Sonra bana baktı.

“Eren ölmeden önce sana bir şey söylememi istedi.”

“Ne?”

“Eğer bir gün geçmişi hatırlamaya başlarsan…”

Sustu.

“Devam et.”

“Garın on yedi numaralı dolabına gitmeni istedi.”

Kutuyu gösterdim.

“Bunu mu?”

Lara başını salladı.

“Evet.”

“Peki neden bana hiç söylemedin?”

“Çünkü Eren öldükten sonra biri beni aradı.”

İçim ürperdi.

“Kim?”

“Numara görünmüyordu.”

“Ne söyledi?”

“Bana tek bir şey söyledi.”

Lara'nın sesi titredi.

“‘Mira'ya hiçbir şey anlatma.’”

“Sen de kabul ettin.”

“Başka seçeneğim yoktu.”

“Vardı.”

“Yoktu, Mira!”

Lara ilk kez bağırdı.

“Ben de on yedi yaşındaydım! Eren ölmüştü. Herkes bunun intihar olduğunu söylüyordu. Sonra biri beni arayıp seni de öldürebileceğini söyledi.”

Sessiz kaldım.

Aras'ın yüzü sertleşti.

“Kim olduğunu gördün mü?”

Lara başını salladı.

“Hayır.”

“Sesini tanıyor musun?”

“Erkekti.”

“Başka?”

Lara gözlerini kapattı.

“Bir şey söyledi.”

“Ne?”

“‘Eren yanlış kişiye güvendi.’”

İçimde bir ürperti dolaştı.

“Kim?”

Lara bana baktı.

“Bilmiyorum.”

Sonra elindeki fotoğrafı bana uzattı.

Fotoğrafı aldım.

Bu kez arkasına baktım.

Bir yazı vardı.

Eren'in el yazısı.

“Mira'ya söyleme. Henüz zamanı değil.”

Fotoğrafı çevirdim.

Ön tarafta Eren ve Lara vardı.

Ama fotoğrafın sağ köşesinde yine o kişi görünüyordu.

Siyah kapüşon.

Aynı gölge.

Aynı kişi.

“Bu kim?”

Lara başını salladı.

“Bilmiyorum.”

Aras fotoğrafa baktı.

Sonra birden yüzü değişti.

“Ben bu kişiyi tanıyorum.”

İkimiz de ona döndük.

“Kim?” diye sordum.

Aras cevap vermedi.

Fotoğrafı elimden aldı.

“Bunu nerede çektiğinizi biliyorum.”

“Eski basketbol sahası.”

“Hayır.”

Aras fotoğrafın arkasındaki duvara dikkatle baktı.

“Burası eski basketbol sahası değil.”

“Ne?”

“Burası okul.”

Şaşırdım.

“Okul mu?”

“Evet.”

“Emin misin?”

Aras fotoğrafı tekrar çevirdi.

“Şu duvara bak.”

Fotoğrafı dikkatle inceledim.

Arka plandaki binanın duvarında soluk bir yazı vardı.

KAT 3

Okulun üçüncü katında yıllardır kullanılmayan eski bir laboratuvar vardı.

Öğrencilerin girmesi yasaktı.

Ama Eren bir keresinde bana oradan bahsetmişti.

“Bir gün sana bir yer göstereceğim,” demişti.

“Nasıl bir yer?”

“Okulun içinde ama okuldan değil.”

O zaman ne demek istediğini anlamamıştım.

Şimdi anlıyordum.

Telefonum titredi.

Hepimiz ekrana baktık.

Yeni mesaj:

«Doğru yere bakıyorsunuz.»

Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.

«Ama üçüncü kata çıkarsanız, ilk gördüğünüz şey sizi kandıracak.»

Son mesaj:

«Çünkü Eren'in sakladığı şey laboratuvarda değil.»

Aras başını kaldırdı.

“Peki nerede?”

Telefonum yeniden titredi.

Bu kez cevap yalnızca tek kelimeydi:

«Sınıfta.»

Lara bana baktı.

“Ne demek sınıfta?”

Ben cevap vermedim.

Çünkü o anda aklıma bir şey gelmişti.

Eren'in ölümünden önceki son ders.

Bizim sınıf.

Ve Eren'in o gün sırama bıraktığı küçük kâğıt.

Bir yıldır çekmecemde sakladığım kâğıt.

Üzerinde yalnızca bir sayı vardı:

17.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.