USB'yi elimde sıkıca tuttum.
Ekrandaki son mesaj hâlâ açıktı.
Çünkü içinde Eren'in ölümünü değil, senin ölümünü gösteren video var.
Başımı kaldırdım.
Emir bana bakıyordu.
Aras da.
“Bunu hanginiz gönderdi?”
İkisi de cevap vermedi.
“Kim gönderdi?”
Aras yavaşça telefonuna baktı.
“Bu numara bana da mesaj attı.”
“Ne yazdı?”
Aras ekranını bana çevirdi.
Aras, ona gerçeği söylersen sıra sana gelecek.
Bir an kimse konuşmadı.
Emir'in yüzündeki ifade değişti.
“USB'yi bana ver.”
“Hayır.”
“Mira, beni dinle.”
“Bir yıldır dinliyorum zaten. Herkes konuşuyor, herkes bir şey saklıyor. Ben artık kendim göreceğim.”
USB'yi telefonuma bağlamak için cebime uzandım.
Aras hemen kolumu tuttu.
“Burada değil.”
“Neden?”
“Çünkü ne olduğunu bilmiyoruz.”
Emir başını salladı.
“Aras haklı.”
“İkiniz aynı anda ilk kez aynı şeyi söylüyorsunuz. Bu daha da korkutucu.”
Emir derin bir nefes aldı.
“USB'de bir video var.”
“Biliyorum.”
“Hayır. Videonun ne olduğunu bilmiyorsun.”
“Öyleyse söyle.”
Emir gözlerini kapattı.
“Eren'in ölümünden yaklaşık iki saat önce kaydedilmiş.”
“Eren mi kaydetti?”
“Hayır.”
“Kim?”
Emir cevap vermeden önce Aras'a baktı.
“Sen.”
Aras'ın yüzü bembeyaz oldu.
“Benim ne?”
“Videoyu sen kaydettin.”
Aras başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Evet.”
“Bunu hatırlamıyorum.”
“Zaten sorun da bu.”
İçimdeki korku yeniden büyüdü.
“Aras, o gece ne yaptın?”
“Bilmiyorum.”
Emir cebinden telefonunu çıkardı.
“Bunu izleyince anlayacaksın.”
Ekranında eski bir görüntü açtı.
Ben, Aras ve Eren bir odadaydık.
Bu kez görüntü çok daha netti.
Eren masanın üzerinde bir kayıt cihazı tutuyordu.
“Bunu şimdi yapmalıyız,” diyordu.
Ben ona baktım.
“Ya işe yaramazsa?”
Aras cevap verdi.
“Yararsa?”
Eren başını salladı.
“Bu gece bitecek.”
Video devam etti.
Ben kameraya doğru yürüdüm.
Ve doğrudan objektife baktım.
“Eğer bunu izliyorsam…”
Görüntüdeki ben bir an sustu.
“Demek plan işe yaradı.”
Boğazım düğümlendi.
Ekrandaki ben devam etti:
“Bundan sonra hiçbirimize güvenmemem gerekiyor.”
Aras bana baktı.
“Ne demek bu?”
Videodaki ben cevap verdi:
“Çünkü içimizden biri zaten onların tarafında.”
Ekran karardı.
Ben nefesimi tuttum.
“Kim?”
Emir'in telefonu tekrar titredi.
Yeni bir mesaj.
Doğru soru bu değil.
Ardından:
Asıl soru: Mira neden kendi hafızasını silmek istedi?
Başım dönmeye başladı.
“Ben mi istedim?”
Emir başını salladı.
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü bir şey gördün.”
“Ne gördüm?”
“Eren'in katilini.”
Bir an etrafımdaki her şey bulanıklaştı.
Yağmur yeniden başlamıştı.
Damlalar yüzüme vuruyordu.
Eren'in yüzü zihnimde belirdi.
Sonra siyah kapüşon.
Sonra bir kapı.
Sonra…
Bir yüz.
Gözlerimi kapattım.
Bir görüntü daha geldi.
Eren bana bağırıyordu:
“Mira, arkana bakma!”
Ben dönüyordum.
Ve arkamda…
Bir kişi vardı.
Bu kez yüzü netti.
Nefesim kesildi.
“Hatırladım.”
Aras bana yaklaştı.
“Kimi gördün?”
Başımı kaldırdım.
Emir'e baktım.
Sonra Aras'a.
“İkinizden birini.”
İkisi de sustu.
“Hanginiz olduğunu henüz bilmiyorum.”
Tam o anda sahadaki bütün ışıklar söndü.
Karanlıkta bir kadın sesi duyuldu.
“İkinizden hiçbiri değil.”
Emir hızla arkasını döndü.
Aras öne geçti.
Ben olduğum yerde kaldım.
Tribünlerin arkasından biri çıktı.
Yüzü açıktı.
Ve onu görünce dünyam başıma yıkıldı.
Çünkü bu kişi…
Lara'ydı.