Lara tribünlerin arkasından çıktığında ilk düşündüğüm şey, bunun bir rüya olduğuydu.
Çünkü başka türlü açıklayamıyordum.
En yakın arkadaşım.
Bana aylardır yardım eden kız.
Eren'in cenazesinde elimden tutan kişi.
Gece yarısı eski basketbol sahasında karşımda duruyordu.
Ve yüzünde korku yoktu.
“Lara?”
Sesim neredeyse çıkmadı.
Lara bana baktı.
“Üzgünüm.”
Aras bir adım öne çıktı.
“Bize yaklaşma.”
Lara ona döndü.
“Senin ne söyleyeceğini zaten biliyorum.”
“Öyleyse biliyorsun ki buradan gitmen gerekiyor.”
Lara acı bir şekilde gülümsedi.
“Aras, hâlâ kendini kahraman sanıyorsun.”
Emir araya girdi.
“Yeter.”
Lara'nın gözleri Emir'e çevrildi.
“Sen de mi buradasın?”
“Annem nerede?”
Lara cevap vermedi.
“Annem nerede?” diye tekrar ettim.
Bu kez bana baktı.
“Güvende.”
“Bunu daha önce de söylediler.”
“Çünkü doğru.”
“Bana gerçeği söyle.”
Lara birkaç saniye sustu.
Sonra başını eğdi.
“Anneni ben kaçırmadım.”
“Kim yaptı?”
“Kimse.”
“Ne?”
Lara çantasından telefonunu çıkardı.
Ekranda annem görünüyordu.
Evde.
Mutfağın yanında oturuyordu.
Telefonu elinde.
Canlı görüntüydü.
“Annen evde.”
Nefesim kesildi.
“Peki neden telefonunu burada bulduk?”
“Çünkü onu ben aldım.”
“Niye?”
“Çünkü senin evden çıkmanı istedim.”
Aras öfkeyle:
“Bizi buraya sen mi çektin?”
Lara başını salladı.
“Hayır.”
“Mesajları sen mi attın?”
“Bazılarını.”
“Hangilerini?”
Lara bana baktı.
“Doğru olanları.”
“Hangileri doğruydu?”
“Aras'a güvenme.”
Aras'ın yüzü gerildi.
“Lara.”
“Çünkü Aras sana Eren'in söylediği her şeyi anlatmadı.”
“Sen anlattın mı?”
“Hayır.”
“Öyleyse sen de aynısın.”
Lara gözlerini kapattı.
“Biliyorum.”
Sonra bana doğru bir adım attı.
“Fakat bir fark var.”
“Neymiş?”
“Ben senden bir şey saklarken seni korumaya çalışmadım.”
“Ne yaptın?”
“Eren'in istediğini yaptım.”
Bu cümleyle birlikte kalbim hızlandı.
“Eren senden ne istedi?”
Lara çantasından küçük bir kasetçalar çıkardı.
Eskiydi.
Üzerinde Eren'in adı yazıyordu.
“Bunu bana ölümünden birkaç saat önce verdi.”
Kasetçaları çalıştırdı.
Cızırtı.
Sonra Eren'in sesi.
“Lara, eğer bunu dinliyorsan, Mira her şeyi hatırlamaya başlamış demektir.”
Gözlerim doldu.
Eren devam etti:
“Ona hemen her şeyi anlatma.”
Lara bana baktı.
“Bunun için senden özür dilerim.”
Kayıtta Eren'in sesi yeniden duyuldu.
“Çünkü Mira'nın hatırlaması gereken ilk şey, benim nasıl öldüğüm değil.”
Kısa bir sessizlik.
“Kime güvendiği.”
Kaset durdu.
Kimse konuşmadı.
“Başka kayıt var mı?”
Lara başını salladı.
“Var.”
Kasetçaları tekrar çalıştırdı.
Eren'in sesi bu kez daha telaşlıydı.
“Aras'a güvenebilirsin.”
Aras başını kaldırdı.
Sonra Eren devam etti:
“Ama Emir'e güvenme.”
Emir'in yüzü sertleşti.
“Bu kayıt sahte.”
Lara ona baktı.
“Hayır.”
“Eren bunu söylemezdi.”
“Çünkü sen onu tanıdığını sanıyorsun.”
Emir bir adım attı.
“Lara.”
Aras hemen önüne geçti.
“Geri çekil.”
Emir durdu.
Ben ikisine bakıyordum.
Sonra kasetçaların sonundaki cızırtının arasında başka bir ses duydum.
Çok hafifti.
Eren'in sesi değildi.
Bir erkek sesi.
“Lara, eğer bunu ona dinletirsen plan değişecek.”
Lara'nın yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Kasetçaları kapattı.
“Bunu duymaman gerekiyordu.”
“Kim o?”
Lara cevap vermedi.
“Kim o?”
“Bilmiyorum.”
“Yalan söyleme!”
Lara gözlerimin içine baktı.
“Biliyorum.”
“Kim?”
Lara'nın gözlerinden yaş süzüldü.
“Eren'in ölümünden sonra benimle konuşan kişi.”
“Kim?”
Lara dudaklarını araladı.
Tam söyleyecekken arkamızdan bir ses geldi.
“Ben.”
Hepimiz aynı anda döndük.
Sahanın girişinde biri duruyordu.
Siyah mont.
Yağmurdan ıslanmış saçlar.
Ve elinde küçük bir çanta.
Adam yavaşça ışığın altına çıktı.
Ben onu tanıyordum.
Okulda her gün gördüğüm biriydi.
Bir öğretmen.
Ama yüzündeki ifade, bir öğretmenin yüzü değildi.
“Lara, kaseti bana ver.”
Lara geri çekildi.
“Hayır.”
Adam gülümsedi.
“Geç kaldın.”
Sonra bana baktı.
“Mira, sonunda hatırladın.”
İçimde bir şey koptu.
Çünkü onun sesini tanıyordum.
Bir yıl önce Eren'in cenazesinde bana:
“Eren'in ölümünden sonra güçlü olmalısın.”
diyen aynı sesti.
Adam bir adım attı.
Ve Eren'in ölüm gecesindeki son anı, zihnimde ilk kez tamamen yerine oturdu.
O gece Eren bana bakıp:
“Mira, sakın öğretmenine güvenme.”
demişti.