İçeriğe geç

𝐆𝐈̇𝐙𝐋𝐈̇ 𝐎𝐃𝐀𝐃𝐀𝐊𝐈̇ 𝐍𝐄𝐅𝐄𝐒💋

Bölüm 3 · 3 dk okuma

𝐆𝐈̇𝐙𝐋𝐈̇ 𝐎𝐃𝐀𝐃𝐀𝐊𝐈̇ 𝐍𝐄𝐅𝐄𝐒💋

Bölüm 3

ateşle oynamak

Selin’in o şüphe dolu tebessümü, sonraki birkaç gün boyunca finans departmanının koridorlarında hayalet gibi dolaştı. Asena, her topuklu ayakkabı sesinde arkasını dönüp Selin’i görmekten, onun imalı "İyi çalışmalar, Asena Hanım" deyişlerindeki gizli zehri tatmaktan yorulmuştu. Üstelik bu gerginlik, Devrim ile aralarındaki mesafeyi profesyonel sınırların bile ötesine, adeta buz gibi bir uzaklığa taşımıştı. Ofis içinde birbirlerine bakmıyorlar, koridorda karşılaştıklarında yabancı iki insan gibi geçip gidiyorlardı.

Ancak Selin, bu sessizliği bozmakta gecikmedi. Perşembe günü öğleden sonra, herkes kahve molasındayken Asena’nın masasına yaklaştı. Elindeki kahve bardağını masanın kenarına bırakıp Asena’ya doğru eğildi.

"Asena’cım, şu Londra merkezli yeni fon projesi var ya... Yönetim kuruluna sunulacak olan," dedi, sesini sadece ikisinin duyabileceği bir tonda tutarak. "Normalde o projenin sunumunu senin yapacağını duydum. Ama düşündüm ki, kariyer basamaklarını bu kadar hızlı tırmanırken biraz dinlenmeye ihtiyacın olabilir. Arşiv odalarındaki o yoğun mesailer insanı yıpratır, bilirsin."

Asena’nın parmakları klavyenin üzerinde dondu. Yeşil gözlerini ağır ağır kaldırıp Selin’in gözlerinin içine dikti. Rus melezliğinin getirdiği o soğuk, asil ifade yüzüne bir maske gibi yerleşti. "Ne demek istiyorsun Selin?" diye sordu, sesini olabildiğince düz tutmaya çalışarak.

Selin sahte bir üzüntüyle gülümsedi. "Diyorum ki; o projenin liderliğini bana devredersen, bazı gizli 'dosyaların' ve kilitli kapıların ardında kalan sırların yönetim kurulunun kulağına gitmesini engellemiş oluruz. Devrim Bey’in aile bağlarını ve şirketteki pozisyonunu biliyorsun. Böyle bir plaza dedikodusu onun canını sıkar... Ama en çok senin kariyerini bitirir."

Açık bir şantajdı bu. Asena, tırnaklarını avcuna bastırdı. Tam o sırada koridorun başında Devrim belirdi. Yanında pazarlama müdürüyle konuşarak odasına doğru yürüyordu. Takım elbisesinin içindeki o heybetli, mağrur duruşuyla yine ulaşılmaz bir dağ gibiydi. Sunum krizini çözemezse, hem aylarca emek verdiği projeyi kaybedecekti hem de Devrim’le olan gizli dünyaları yerle bir olacaktı.

Asena o akşam mesai bitiminde, her şeyi göze alarak Devrim'e kısa bir mesaj attı: "Otopark. -3. Kat. Acil."

Yarım saat sonra, yer altı otoparkının en loş köşesinde, siyah cipin arka koltuğunda yan yana geldiklerinde Asena olanları tek solukta anlattı. Devrim dinledikçe, Kürt kökenlerinin o sert ve tavizsiz mizacı yüz hatlarında daha da belirginleşti. Çene kemikleri kasıldı, koyu renk gözlerinden adeta şimşekler çaktı. Direksiyona vurduğu sert yumruk otoparkta yankılandı.

"Şantaj ha?" diye gürledi Devrim, sesi öfkeden titriyordu. "Benim olduğum yerde kimse seni tehdit edemez, Asena!"

"Devrim, sakin ol!" diyerek adamın koluna tutundu Asena. "Eğer Selin’e sert çıkarsan her şeyi açıklar. Şirket kurallarını geçtim, babanın ve aşiretinin kulağına giderse ne olacağını biliyorsun. Beni senden koparırlar."

Devrim, kadının haklılığı karşısında derin bir nefes verdi. Asena’yı belinden tutup sertçe göğsüne çekti. Onun sarı saçlarının kokusunu içine çekerken öfkesi yavaşça büyük bir koruyuculuk hissine dönüştü. "Seni benden kimse koparamaz," diye fısıldadı esmer tenini kadının boynuna yaslayarak. "Ama Selin’in şüphelerini yok etmemiz gerek. Bize inanmayı bırakmalı."

Asena başını kaldırıp adamın sert yüzüne baktı. "Nasıl yapacağız?"

Devrim’in gözlerinde tehlikeli bir planın ışığı parladı. "Ona istediği yemi vereceğiz. Ofiste benden nefret ediyormuşsun, aramızda büyük bir anlaşmazlık varmış gibi davranacağız. Hatta sunum toplantısında herkesin önünde seninle büyük bir tartışmaya gireceğim. Selin, aramızda bir şey olmak bir yana, birbirimizin yüzünü bile görmek istemediğimize inanacak."

Asena yutkundu. Ateşle oynuyorlardı. "Peki ya sunum projesi?"

"Proje sende kalacak," dedi Devrim, kadının çenesini parmaklarının arasına alarak. "Onu Selin’e yedirmem. Ama bu oyunu çok iyi oynamak zorundayız Asena. En ufak bir açık, ikimizi de yakar."

İstanbul’un yirmi dördüncü katındaki o plaza, ertesi sabah büyük bir tiyatro sahnesine dönüşmek üzereydi. Ve perde, iki aşığın birbirine düşman gibi bakacağı o büyük toplantıyla açılacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.