Jeju Adası'nın derinliklerinde, sisli ve engebeli volkanik arazide ilerliyorlardı. Kuzey ve Yağmur, nefes nefese bir halde, Mi-Young'un haritasındaki kayıp tapınağın işaretlerini arıyordu. Birkaç saat süren zorlu bir yürüyüşün ardından, sis aniden dağıldı ve önlerinde, ağaçların ve yosunların sardığı, harabe halinde, yüzlerce yıllık bir Kore tapınağı belirdi. Burası, Mi-Young'un bahsettiği terk edilmiş Jeju Tapınağı'ydı. "Bak," dedi Yağmur, soluklanarak. Bir tapınak değil, bir kale gibi görünüyordu. Kuzey, etrafı dikkatle inceliyordu. Çok sessizdi, ormanın doğal sesleri bile kesilmişti. Tapınağın ana avlusuna girdiklerinde, Yağmur bir taşın üzerine oturdu ve bitkinliğini atmaya çalıştı. Tam o sırada, arkalarından bir ses duyuldu. "Vaktinde geldiniz." Dönen ikili, onları bekleyen kişiyi gördü. Bu, Kuzey'in telefonla konuştuğu, sesi soğuk ve otoriter olan adamdı: Jinsu. Uzun, askeri kesimli giysileri ve keskin bakışları vardı. Elinde, onlara dostça uzattığı bir su şişesi tutuyordu. "Mi-Young her şeyi anlattı," dedi Jinsu. "Sığınak bu ana binanın altında. Karşı formül orada, güvende. Ama..." Jinsu'nun sözü, Kuzey'in sırtına dayanan bir silahın soğuk namlusuyla kesildi. İki ağır silahlı adam, ormanın gölgelerinden hızla ortaya çıkmıştı. İkisinin de üzerinde, U.D.S.'nin belirgin, yılan amblemli üniformaları vardı. Kuzey, şok içinde Jinsu'ya döndü. Gözlerindeki dehşet, gerçeğin çirkinliğiyle birleşmişti. "Şaşırdın mı, Kuzey?" Jinsu, yüzüne yayılan soğuk bir gülümsemeyle elindeki su şişesini yere attı. "Mi-Young'un sana anlattığı hikaye, seni buraya getirmek için uydurulmuş bir masaldı. Mi-Young'un sana ulaştırması, Aksoy'un planının ilk aşamasıydı. Seni buraya çekmek için sadece bir yem olarak kullandık. Senin yasak aşkın, en büyük zayıflığın değil, bizim en büyük gücümüz oldu." Jinsu, U.D.S. üniformalı adamlara döndü. "Kuzey'i etkisiz hale getirin. Yağmur'u nazikçe alın. O, formülün yaşayan şifresi. Aksoy onun canlı ve zarar görmemiş olmasını istiyor." Her şey çok hızlı oldu. Kuzey, sırtına dayanan silahın şokuyla donakalırken, Yağmur bir anlık boşluktan faydalanarak tapınağın yıkık duvarına doğru fırladı. "Gitme, fıstığım!" diye bağırdı Kuzey. Ama Yağmur'un kaçma çabası sadece kısa sürdü. U.D.S. ajanlarından biri, onu sertçe yakaladı. Yağmur çırpındı, elinden ve vücudundan yayılan o tanıdık, güçlü enerji dalgasını kullanmaya çalıştı, ama ajanlar hazırlıklıydı. Biri, Yağmur'un boynuna hızla bir şırınga sapladı. Yağmur'un gözleri büyüdü, çırpınışı yavaşladı. Gözlerindeki o yeni keşfedilmiş savaşma ışıltısı hızla sönümleniyordu. Bayılmadan hemen önce son bakışını Kuzey'e attı. Bu bakış, bir veda değil, umutsuz bir yardım çığlığıydı. Jinsu, Kuzey'e doğru yaklaştı. "Görevin bitti, Kuzey. Oyun sona erdi. Bizi sevginle besledin. Şimdi Aksoy, bu sevginin meyvesini toplayacak." Yağmur'u, tapınağın arka tarafında gizlenmiş, kamuflajlı bir arazi aracına taşıdılar. Kuzey, onu durdurmaya çalıştı, ama iki ajan onu yere çarptı ve hareket edemez hale getirdi. Acı ve çaresizlik, vücudunu uyuşturuyordu. Jinsu, araca binmeden önce son bir kez Kuzey'e baktı. "Aksoy seni tanıyor, Kuzey. Zayıflığını, zaafını. O, seni buraya getirmek için her şeyi göze aldı. Şimdi, formülün kodları ve onu en çok seven adamın kalbi elinde." Araç, tapınağın taşlık avlusundan hızla uzaklaştı ve ormanın derinliklerinde kayboldu. Kuzey, yerde kanlar içinde yatıyordu. Sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da paramparça olmuştu. Mi-Young'un ona verdiği tüm umutlar, bir anda bir kabusa dönüşmüştü. Jinsu bir haindi. Jeju Tapınağı, bir sığınak değil, bir tuzaktı. Ve Yağmur, şimdi Aksoy'un elindeydi. Kuzey, nihayet ayağa kalktığında, öfkesi Jeju'nun sisini dağıtacak kadar güçlüydü. Artık kaçak değildi. Artık bir sevgilinin koruyucusu da değildi. O, intikam ateşiyle yanan bir savaşçıydı. Yerde yatan Jinsu'nun fırlatıp attığı eski uydu telefonunu aldı. Aklına, Mi-Young'un son sözleri geldi: "Aşkın seni zayıf kılabilir, ama aynı zamanda senin en büyük gücün de olabilir. Ama unutma, görev her şeyden önce gelir. Yağmur'un hafızasındaki sır, dünyayı kurtaracak tek şeydir." Kuzey, aşkının onu zayıflattığını kabul etti. Ama şimdi, o aşkın ihanetle birleşen acısı, onu durdurulamaz bir güce dönüştürecekti. Yağmur'un kaçırıldığı arabanın bıraktığı tozlu tekerlek izlerine baktı. Aksoy'un üssü nerede olabilirdi? U.D.S.'in o "arındırma formülünü" biyolojik silaha çevireceği gizli laboratuvarı neresiydi? Kuzey, tapınağın girişinde durdu. Artık tek bir amacı vardı: Yağmur'u kurtarmak ve Jinsu ile Aksoy'a, yasak aşkın bir zayıflık değil, bir felaket getirebileceğini göstermek
Bölüm 25
Tuzak
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.