Kuzey, Aksoy'un sözlerini dinlerken beyninde bir şimşek çaktı. Doğruyu söylerse, Aksoy hem Yağmur’u rehin tutmaya devam edecek hem de tüpteki bilginin tüm kontrolünü ele geçirecekti. Yanlış bilgi vermeliydi, ama bu yanlış, Aksoy'u kısa bir süreliğine meşgul edecek kadar ikna edici olmalıydı. Tek şansı buydu: Kaos yaratmak için zaman kazanmak. Kuzey, yutkundu ve Aksoy'a baktı. Gözlerinde ne korku ne de itaat vardı, sadece kararlı bir öfke parıltısı vardı. "Tüpün içindeki bilgi... Sadece bir şifre. Araştırmanın tamamı değil," dedi Kuzey, sesi zorlukla çıkıyordu ama inanılır olması için uğraşıyordu. "Annemin asıl araştırması, Kuyu Suyu Projesi’nin final verileri, başka bir yerde." Aksoy'un kaşları çatıldı. "Nerede?" "O tüpteki şifre, bizi annemin son veri setini sakladığı yere götürecek bir coğrafi koordinat dizilimi içeriyor," diye devam etti Kuzey. Hızla uyduruyordu ama her kelimesi mantıklı geliyordu. "Annem, bu bilgiyi korumak için çok katmanlı bir sistem kurmuştu. O koordinatlar, İstanbul'daki eski Bizans Sarnıcı'nın altında, sadece belirli bir sıcaklıkta çözülen bir kriptografik kilit ile korunuyor." Aksoy, Dr. Murat'a baktı. Dr. Murat, elindeki tüpe dikkatlice bakarak onayladı. "DNA dizilimi, belirli bir sayısal ve harf dizilimine dönüştürülebilir. Kripto-kilit mantıklı." Aksoy, Kuzey'e yaklaştı. "Neden bana yalan söyleyesin ki? Yağmur'un hayatı tehlikedeyken?" "Çünkü o bilgi elimde olsa bile sana vermem," diye tısladı Kuzey. "Ama Yağmur'un yaşaması için pazarlık yapabilirim. Bana güvenli bir geçiş sağla ve Yağmur'un tedavisine hemen başla. Karşılığında, sana o kriptografik kilidi çözme yöntemini vereceğim. Ama sadece bana anlattığım koordinatlara ulaşmanı sağlayacak kadarını." Kuzey'in planı basitti: Aksoy'u İstanbul'a, kalabalık ve kontrolün zor olduğu bir yere göndermek. Bu, kaçmaları için değerli saatler kazandıracaktı. Kuzey'in kararlılığı ve uydurduğu karmaşık hikaye, Aksoy'un hırsını tetikledi. Tüm ilaç endüstrisini altüst edecek bilginin peşindeydi ve İstanbul'daki bir sarnıç altındaki "final verisi" fikri, ona inanılmaz derecede cazip geldi. "Pekâlâ, Kuzey. Oyununu oynayalım," dedi Aksoy. "Ama unutma, en ufak bir yanlışlıkta Yağmur'a tıbbi yardım kesilir. Dr. Murat, onun yanından ayrılmayacak." Aksoy, adamlarına emir verdi. Kuzey'in kelepçeleri çözüldü ve bacağına basit bir ağrı kesici ile antibiyotik iğnesi yapıldı. Ardından, Kuzey'i Yağmur'un bulunduğu odaya götürdüler. Yağmur, yarı baygın bir şekilde sedyede yatıyordu. Kuzey, onu gördüğünde tüm acısını unuttu ve hemen yanına koştu. "Yağmur, iyileşeceksin, söz veriyorum." Aksoy, hızla İstanbul'a gitmek üzere hazırlanırken, tesiste geçici bir karmaşa oluştu. Bu, Kuzey'in beklediği andı. "Dinle," dedi Kuzey, Dr. Murat'a. "O şifreyi çözmek için bir araca ihtiyacın var. Annem, bu özel dizilimi sadece belirli bir frekansta çalışan bir spektrum analizörü ile çözebileceğinizi söylemişti. Burada var mı bilmiyorum, ama depo odasında özel bir kimyasal karıştırıcı makinenin içinde gömülü olduğunu biliyorum. Hatta sana yerini gösterebilirim." Dr. Murat, bilimsel hırsla gözleri parlayarak Kuzey'e inandı. "Hemen göster!" Kuzey, topallayarak Dr. Murat'ı tesistenin arka koridorlarına, kimyasal ve tıbbi malzemelerin yığılı olduğu loş bir depoya götürdü. "Tam şurada," dedi Kuzey, büyük, eski bir karıştırıcı makineyi işaret ederek. Dr. Murat makineye yöneldiği an, Kuzey son gücünü topladı. Arkasındaki duvarda duran ağır metal bir manivelayı kaptı ve tüm gücüyle Dr. Murat'ın boynuna indirdi. Doktor, tek bir ses bile çıkaramadan yere yığıldı. Hızla Yağmur'un yanına dönen Kuzey, onu kucağına aldı. Yağmur çok hafifti, ama ateşi yakıcıydı. Koşması imkansızdı. Ancak Kuzey, depoda gördüğü şeyi hatırladı: Aksoy'un adamlarının kullandığı, tesisten çıkışa en yakın olan küçük, beyaz bir nakliye kamyoneti. Yağmur'u kamyonetin arkasına nazikçe yerleştirdi. Kapıyı kapattı ve sürücü koltuğuna atladı. Kamyonetin anahtarı üstündeydi. Aksoy ve ekibinin büyük bir kısmı İstanbul'daki hayali bir hazinenin peşindeyken, tesiste kalan son birkaç nöbetçi, kamyonetin hızla fırlayıp ana kapıyı kırarak dışarı çıkışını şaşkınlıkla izledi. Kuzey, Aksoy'a yalan söyleyerek kritik bir zaman ve kafa karışıklığı yaratmıştı. Artık yoldaydı. Ama biliyordu ki, Aksoy gerçeği anladığında peşlerine düşmesi an meselesiydi. Şimdi, tek yapması gereken Yağmur'u bir hastaneye ulaştırmaktı
Bölüm 18
Yanıltıcı bilgi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.