Taksici, Gediz, Kuzey'in emri karşısında dehşetle yutkundu. Yasa dışı geçiş güzergâhları, sadece kaçakçıların ve umutsuzların kullandığı, ölümcül yerlerdi. "Beyefendi... O yollar tehlikelidir. Sınır devriyeleri, kaçakçılar... Orada hastane falan bulamazsınız," diye itiraz etti Gediz. Kuzey, kucağındaki Yağmur'a baktı. Alnından terler akıyordu. "Biliyorum. Ama resmi kapı, bizi öldürecek adamlarla dolu. Yağmur’un yaşaması, o tüpün içindeki bilgiden önemli değil. Bizi oraya götür, sana ihtiyacın olandan fazlasını vereceğim." Gediz, Kuzey’in kararlı bakışlarında bir ölüm kalım mücadelesinin ciddiyetini görüyordu. Derin bir nefes aldı. "Pekâlâ. Çakal Deresi diye bir yer var. Sınırın en zayıf noktasıdır ama geçiş zordur. Karşılığında, hayatım boyunca kazanacağım parayı isterim. Ve kimseye beni buraya sizin getirdiğinizi söylemeyeceğim." Kuzey, başıyla onayladı. "Anlaştık. Sür." Taksi, ana yoldan ayrılıp sarsıntılı, toprak bir yola daldı. Yolculuk karanlık ve ıssızdı. Kuzey, arka koltukta Yağmur'u sarsmamaya çalışırken, yaranın neden olduğu titremeyi bastırmak için dişlerini sıkıyordu. Önlerinde, dar ve sarp bir vadi olan Çakal Deresi'nin silueti beliriyordu. Tam o sırada, Gediz dikiz aynasından fırlayan ışık huzmeleriyle irkildi. Arkalarında iki siyah minibüs belirmişti. Aksoy'un adamları, hastaneden yola çıkan her aracı takip etmiş ve eski model taksiyi nihayet yakalamışlardı. "Geldiler! Peşimizdeler!" diye bağırdı Gediz panikle. Kuzey’in aklına hemen tüp geldi. "Gazla! Yavaşlarsan bizi parçalarlar!" Minibüsler hızla yaklaşıyordu. Önlerindeki yol, dar ve kayalık bir geçide dönüşüyordu. Minibüslerden birinden fırlayan bir kurşun, taksinin arka camını paramparça etti. Cam kırıkları, Kuzey ve Yağmur’un üzerine yağdı. Kuzey, Yağmur’un başını korumak için üzerine kapandı. Taksici Gediz, inanılmaz bir beceriyle aracı dar patikada hızla kullanıyordu, ancak minibüsler daha güçlüydü. Geçidin sonunda, dikenli tellerin arasından geçen, küçük ve ürkütücü bir geçit görünüyordu: Sınır. Kuzey, ceketinin altındaki kuyu suyu tüpünü sertçe kavradı. "Gediz, tam sınır geçidine geldiğimizde hızı kesme, minibüsler geçişi engellemek için önümüze atlayacaklar. Sen de sağdaki kayaya doğru sürtünerek geçmeye çalış." Taksici, Kuzey'in emrini aynen uyguladı. İlk minibüs, geçidi kapatmak için yanlamasına taksinin önüne kırmak üzereyken, Gediz tam gaz verip taksinin sağ tarafını kayalara sürterek feci bir gürültüyle aracı geçitten içeri soktu. Minibüs, geçidi kapatmaya çalışırken kendi hızının kurbanı oldu ve kayalara çarparak takla atmaya başladı. Kuzey, arabanın sarsıntısından kurtulup kucağındaki Yağmur ile birlikte araçtan fırladı. Hemen ardından ikinci minibüs olay yerine varmış, içinden silahlı adamlar iniyordu. Kuzey’in artık kaçış için saniyesi kalmamıştı. Yağmur'u sınırın hemen ötesindeki çalılıkların arasına dikkatlice yatırdı. Ardından, bir elinde tüp, diğer eliyle tabancasını çekerek, kendisini takip eden adamlara ateş etmeye başladı. Amacı tüpü korumaktı, ama artık asıl hedefi, Yağmur’un hayatta kalması için yeterince zaman kazanmaktı. Sınırın öte yanında, Kuzey hayatının en kritik siper mücadelesine girerken, yaralı bedeni ve tüpün ağırlığı altında son gücünü kullanıyordu. Geriye tek bir soru kalmıştı: Tüpü feda etse bile, Yağmur’u güvenli bölgeye taşıyacak kadar direnebilecek miydi?
Bölüm 16
Sınır
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.