İçeriğe geç

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 15 · 2 dk okuma

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 15

Kritik karar

Taksi, hastaneden hızla uzaklaşırken Aksoy’un adamları geride bıraktıkları karmaşayı kontrol altına almaya çalışıyorlardı. Hastane güvenlik kameralarının kesildiğini fark eden başları, telsizden Kuzey’in tahmini kaçış yönünü bildiriyordu: "Kuzey ve ağır yaralı bir kadın, kuyu tüpüyle birlikte. Muhtemelen bir taksiyle sınır kapılarına yönelecekler. Tüm çıkışları ve ana yolları kontrol altına alın!" Taksici, dikiz aynasından Kuzey’in sırtına sıkıca sarılmış tüpü ve kucağındaki baygın kadını görse de, arka koltuktan yayılan o gerilim onu konuşmaktan alıkoyuyordu. Kuzey, bir elinde tüpü sıkıca tutuyor, diğer eliyle Yağmur’un bileğindeki zayıf nabzı kontrol ediyordu. Ateşi yükseliyordu. “Ne kadar hızlı gidebilirsin?” diye sordu Kuzey, sesi yorgun ama keskindi. “Beyefendi, bu eski bir araç. Hız sınırlamalarını zorlasam bile… sınır kapısına üç saatten önce varamayız. Ayrıca bu gece etrafta çok fazla kontrol var gibi görünüyor,” diye mırıldandı şoför, endişeyle gaz pedalına yüklendi. İki saat süren gergin bir yolculuğun ardından, Kuzey’in korktuğu şey oldu. Yolun ilerisinde, aydınlatılmış bir alanda polise ait olmayan, ancak üniformalı kişilerin kurduğu bir kontrol noktası belirmişti. Bunlar kesinlikle Aksoy’un adamlarıydı. Kaçmak için zaman yoktu. “Hemen sağa çek. Işıkları söndür ve araçtan inmeyeceksin!” diye emretti Kuzey. Taksi, kontrol noktasından yaklaşık yüz metre önce, yol kenarındaki sık ağaçların arasına gizlendi. Kuzey hızla hareket etti. Yağmur’u taksinin arka koltuğunda dikkatlice yan yatırdı ve üzerini kendi ceketiyle örttü. Ardından, kuyu suyu tüpünü taksinin motor kaputunu açarak motor ve akü arasındaki dar bir boşluğa, kirli bezlerle kamufle ederek sıkıştırdı. Kontrol noktasındaki adamlar, taksinin yol kenarına çekildiğini fark etmişlerdi. Birkaç kişi, ellerinde fenerlerle taksiye doğru yaklaşmaya başladı. Kuzey, son bir hamleyle, aldığı yarayı ve kan izlerini kapatmak için Yağmur’un serumundan kalan bir miktar sıvıyı ceketine döktü ve yorgun bir halde sürücü koltuğuna geçti. Adamlar taksinin yanına ulaştığında, Kuzey bitkin bir sesle konuştu: “Beyler, bir kaza geçirdik. Karım ağır yaralı, en yakın hastaneye yetiştirmeye çalışıyorum. Lütfen izin verin.” Adamlar, Kuzey’in yaralı halini ve arka koltuktaki hareketsiz kadını görünce şüphelendi. Arabayı didik didik aramaya başladılar. Bagajı, koltuk altlarını kontrol ettiler. Tüp, motorun sıcak ve karmaşık yapısının arasına ustaca gizlendiği için bulunamadı. Adamların başı, telsizden gelen bir uyarı üzerine taksiden uzaklaştı. Telsizdeki ses, "Ana yolda büyük bir kaza olmuş, tüm birimler oraya yönlendiriliyor. Kontrolü bırakın!" diyordu. Aksoy’un adamları, mecburen kontrol noktasını hızla dağıttılar. Kuzey, taksiciye yola devam etmesini söyledi. Kalbi göğüs kafesinde gümbürdüyordu. Ancak tehlike geçmiş değildi. Sınır kapısına yaklaştıkça, Kuzey’in yüz ifadesi sertleşti. Yağmur’un durumu kötüleşiyordu; sınır geçişi için bekleyecek zamanları yoktu. Tek resmi kapıdan geçmek, büyük ihtimalle Aksoy’un adamlarının ikinci bir kontrolü demekti. Kuzey, taksiciye son emrini verdi: "Sınır kapısına gitmiyoruz. Buraya en yakın, kimsenin kullanmadığı, yasa dışı geçiş güzergahını biliyor musun? Bizi oraya götür." Taksici, Kuzey’e korku dolu gözlerle baktı. Bu yolculuk, artık sadece bir kaçış değil, uluslararası bir yeraltı operasyonuna dönüşüyordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.