İçeriğe geç

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 14 · 2 dk okuma

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 14

O benim yağmurum

Kuzey, başucundaki komodinden kaptığı ağır metal tepsiyi ilk adamın yüzüne fırlatırken, yataktan yuvarlanarak yere atladı. Çıkan gürültü, koridordaki diğer adamların dikkatini çekmişti. Hızlıca, yaranın acısını hiçe sayarak yatağın altındaki kuyu suyu tüpünü aldı ve onu sırtına, ceketinin altına sıkıca sabitledi. Tüp, artık vücudunun bir parçasıydı. Koridorda silah seslerinin şiddetlendiğini fark eden Kuzey, kaçışın sadece kendi güvenliğiyle sınırlı olmadığını biliyordu. Aklı, tünel ağzındaki çatışmada gözden kaybolan ve muhtemelen ağır yaralı olan Yağmur’daydı. Hastaneye sızmış olan bu tehlikeli grup, sadece kendisini değil, Yağmur’u da hedef alabilirdi. Kuzey, odadan fırlayarak merdivenlere yöneldi. Birkaç kat yukarı çıktıktan sonra, telsiz konuşmalarından Yağmur'un yoğun bakımda olduğunu çözdü. Bu, riskli ama tek seçenekti. Kendi canını hiçe sayarak, acil kaçış merdiveninden hızla Yoğun Bakım ünitesinin bulunduğu kata indi. Yoğun Bakım kapısında duran bir güvenlik görevlisini sessizce etkisiz hale getirirken, içeriye sızan Aksoy’un adamlarının henüz buraya ulaşmadığını fark etti. Şimdilik burası, hastanenin en az baskın yiyen noktasıydı. Yağmur'u bulmakta zorlanmadı. Kalabalık olmayan bir köşede, yüzü solgun, kolları serumlarla çevrili bir yatakta yatıyordu. Kuzey, hemşire çağırma düğmesine basıp panik yaratmak yerine, kararlı bir şekilde yatağa yaklaştı. “Beni duyuyor musun Yağmur?” diye fısıldadı. Yağmur’un gözleri hafifçe aralandı. “Kuzey… gitmelisin…” diye zorlukla mırıldandı. Kuzey, “Gitmiyorum. Gidiyoruz,” dedi ve hızla hareket etti. Yanındaki serum askısından bir parçayı kopardı, Yağmur’un en hayati damar yolunu koruyacak şekilde hızlıca bağladı ve onu kucağına aldı. Yoğun bakımdaki personelin şaşkın bakışlarına aldırmadan, “Acil nakil! Hazır olun!” diye bağırarak, bir kriz anı yaratıp dikkat dağıttı. Kuzey, kucağında Yağmur ve sırtında tüple hastanenin arka kapısına doğru ilerlerken, arkasından gelen telsiz sesleri ve bağırtılar artmıştı. Hastane koridorları, artık tam anlamıyla bir çatışma alanına dönüyordu. Kapıdan dışarı fırladığında, yağmur hafifçe çiseliyordu. Şans eseri, köşede bekleyen eski, gri bir taksiyi durdurdu. “Hemen hareket et. Şehirden çıkıyoruz, sınır kapısına!” diye emretti. Şoför, Kuzey’in yaralı hali ve kucağındaki hasta kadın karşısında şaşkına dönse de, silahlı çatışmanın sesiyle korku içinde gaza bastı. Taksi, gece karanlığında hastane ışıklarını arkasında bırakırken, Kuzey arkasına yaslandı. Kucağında bilinci yarı açık Yağmur, sırtında ise tüm bu karmaşanın sebebi olan tüp vardı. Yaranın acısı dayanılmazdı ama artık sadece tüpü korumak değil, Yağmur’u da kurtarmak zorundaydı. Onların peşindekiler, her an izlerini bulabilirdi, ancak Kuzey için artık geri dönüş yoktu. Tek amaç vardı: Bu ülkeyi ve peşlerindeki gölgeleri arkalarında bırakmak.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.