BÖLÜM 9: ZAMANLA YARIŞ
Dağ evinin koridorları çatışma sesleriyle çınlıyordu. Viktor ve kalan birkaç koruması, içeri girmeye çalışan onlarca silahlı adama karşı devasa bir direniş başlatmıştı.
Rachel, hard diski çantasına atıp çalışma odasının arkasındaki gizli ahşap kapağı açtı. Tünel, dağın içinden aşağıya, nehir yatağına uzanan karanlık ve rutubetli bir geçitti. Rachel tünelin soğuk merdivenlerinden aşağı koşarken, arkasından gelen patlama sesleri yeraltı tünelini sarstı.
Bacakları titriyor, akciğerleri patlayacakmış gibi yanıyordu ama elindeki delili korumak zorundaydı. Bura sadece Viktor’un özgürlüğü değildi; babasının katillerine giden tek yoldu.
Tünelin sonundaki demir kapıyı zorlukla açıp dışarı çıktığında, gece yarısının soğuk dağ havası yüzüne çarptı. Nehir kenarında, çam ağaçlarının arasına gizlenmiş siyah bir araba bekliyordu. Ancak sürücü koltuğunda kimse yoktu.
Rachel arabaya doğru koşarken, arkasındaki çalıların arasından bir ayak sesi geldi.
"Çantayı yavaşça yere bırak Avukat."
Rachel olduğu yerde donakaldı. Yavaşça arkasını döndü. Karşısında, Marco’nun adamlarından biri, elinde susturuculu bir tabancayla duruyordu.
"Viktor Seni koruyabileceğini sandı," dedi adam alaycı bir şekilde. "Ama buraya kadarmış."
Rachel derin bir nefes aldı. Geriye doğru bir adım atar gibi yaptı, ayağının altındaki ıslak çamurda kaymış gibi yaparak kendini yere bıraktı. Adam tetiğe bastığı an kurşun Rachel’ın başının hemen üstünden geçip bir ağaca saplandı. Rachel yerden aldığı ağır bir kaya parçasını var gücüyle adamın diz kapağına fırlattı.
Adam acıyla böğürerek yere düşerken, Rachel hemen doğrulup adama doğru atıldı ve yerdeki silahı tekmeleyip nehrin coşkun sularına gönderdi. Ancak adam doğrulup Rachel’ı omzundan yakaladı. Boğuşma sırasında adamın cebinden çıkan bıçak Rachel’ın sol omzunu sıyırdı.
Keskin bir acı Rachel’ın bedenini sardı. Kan, beyaz kazağını hızla kırmızıya boyamaya başladı.
Gecenin karanlığında tek bir el silah sesi yankılandı.
Adama isabet eden kurşunla birlikte saldırgan nehir yatağına yığıldı. Rachel omzunu tutarak arkasını döndüğünde, tünelin kapısında elinde dumanı tüten silahıyla Viktor’u gördü. Viktor’un yüzü kanda ve kurum içindeydi, gömleği yırtılmıştı ama gözlerindeki tek şey Rachel’ı canlı görmenin getirdiği devasa bir rahatlamaydı.
"Rachel!"
Viktor koşarak yanına geldi, dizlerinin üzerine çöktü. Rachel’ın omzundaki kanı gördüğü an gözlerindeki karanlık dehşet verici bir boyuta ulaştı.
"İyiyim... sadece sıyırdı," dedi Rachel zayıf bir sesle, elimdeki çantayı göstererek. "Deliller güvende."
Viktor, Rachel’ı kucağına aldı, onu sarsmadan arabanın koltuğuna yerleştirdi. Kendi ceketini çıkarıp Rachel’ın omzundaki yaraya bastırdı.
"Seni bu hale getirenlerin hepsini tek tek yok edeceğim," dedi Viktor, sesi pişmanlık ve intikam arzusuyla titreyerek.
"Hayır Viktor," dedi Rachel onun elini sımsıkı tutarak. "İntikamla değil... adaletle yok edeceğiz. Bana söz verdin."
Viktor, Rachel’ın kanlı parmaklarını öptü, sürücü koltuğuna geçti ve aracı kentin gizli kliniğine doğru son hızla sürdü. Zamanla yarış, artık sadece mahkeme salonunda değil, hayatta kalma mücadelesinde devam ediyordu.