İçeriğe geç

*907 |Yarı texting|

Bölüm 5 · 5 dk okuma

*907 |Yarı texting|

Bölüm 5

*907

Birine aşık olmak nasıl bir histi? Nasıl hissettirirdi? Nasıl hissettirmesi gerekiyordu? Bunun doğrusu nasıl olurdu? Bana ölüm gibi hissettiriyordu her şeyi ile bunun nasıl olması gerektiğini bilmiyordum. Böyle hissettirmesi doğru muydu yoksa yanlış mıydı? Bildiğim bir şey vardı o da sezgilerimin beni doğru yolda olduğumu haykırmasıydı. Onların yerine mantığım çırpınan bir balık gibiydi ona inanmam için yalvarıyordu.

Taksi durduğunda gök parçalanırcasına yağmur yağıyordu. Düşmemek için ücreti ödedikten sonra koşar adımlarla - artık bu topuklularla nasıl koşacaksam- binanın içine girdim. Burası tüm okulun davetli olduğu bir partiydi. İnsanlar eğleniyordu.

Kimse kimsenin umrunda değildi yarın yokmuşcasına dans ediyorlardı. Onca ışık yüzünden önümü bile göremiyordum. Su ve Berk nerdeydi kim bilir. İçimden hızlıca bir nefes alarak içeceklerin olduğu bölüme gittim. Alkolsüz kokteyllerden birini alarak boş olan bir koltuğa yerleştim.

Arkamdan biri kolunu omzuma attığında hızlıca kafamı o yana çevirip fazlasıyla alkol kokan bir nefesle konuşan Berki gördüm.

" KIZIM! ne ara geldin sen?" Dedi eğlenceli bir tavırla "ben bir şekilde geldim de senin bu halin ne ?" Dedim ona su uzatarak.

"Ben mi?" Dedi Berk kaşlarını kaldırdı. Dudaklarını büzerek ağlayacakmış gibi baktı "Her şeyim yerin de diyil mi?" Dedi bana çaresizce bakarak.

"Ya gerizekalı ben onu mu diyorum! Alkol almışsın ya !" Dedi bağırarak.

"Ha" dedi aydınlanmış gibi.

"Yok ben zaten hep sarhoşum alkol de yardımcı arkadaş." Dedi gereksiz savunmasını yaparak. Kafamı kaldırdığım da Suyun yanımıza geldiğini gördüm. "Ooo kadro birlikte bakıyorum" dedi ve yanımıza oturdu. Başımı salladım "bir kişi kendin de değil ama" dediğimde Berke baktı.

"Ona o kadar içme dedim ama anlamadı." Dedi ona kızar gibi bakarak.

"Of üstüme çok geliniyor benim!" Diyerek sitem etti ve oturduğu yerden kalkıp dans pistine giderek gözden kayboldu.

Su bana bakıyordu. Kafamı ona çevirirsem beni kesinlikle sorguya çekerdi o yüzden buna cesaret edemezdim. "Anlat bakalım sende bir haller var bu aralar ne oluyor?" Dedi.

Göz göze gelmeden "Yok bende bir şey ya" dedim konunun kapanması için.

"İzel ne oldu söyle bana" dedi Su eliyle kafamı çevirdi.

Bütün olanları kimseye söyleyemezdim. O bir.... Kahretsin bunu gerçekten kimsenin bilmemesi gerekiyordu.

Suya yavaşça kafamı çevirdim" sorun okulum ve ailem inan ki başka bir şeyim yok ben iyiyim. " Dedim inanmasını umarak. " Pekala yarın akşam üçümüz benim evde toplanıyoruz ve bunu konuşuyoruz tamam mı? " Dedi. Kafamı salladım. İnanmamıştı bunu biliyordum ama beni zorlamak istemedi.

Su birden ayağa kalkıp beni kalkmam için kendine çekti" Hadi dans edelim!"

" Ne ben mi? Ben ve dans mı? Ben dans edemem ki! " Dedim kalkmak istemediğimi belirterek.

Suyun daha fazla tahammülü kalmamıştı ki bu belliydi beni tutup sürüklercesine piste götürdü.

Beni karşısına alıp alıcı gözle bir baktı "elbise gerçekten çok yakışmış bunu ne zaman aldın?" Dedi beni süzerek "Öylesine dışarı çıktığım da." Dedim.

Kafasını sallayıp çok fazla kurcalamayınca bedenini ritmin akışına bıraktı beni ne kadar zorlasa da anksiyetem buna izin vermiyordu.

Berk bir kaç dakika sonra yanımıza geldiğin de onları yanlız dans etmeye bırakarak nefes alabileceğim bir yere çıktım. Bura binanın üst katında olan bir balkonlu odaydı. Telefonumu alıp çantamı demirliğin altında olan mermere koydum. Yabancı bir numara vardı ekran da tam tamına yirmi dört cevapsız arama... Bu fazlaydı değil mi? Beni gerçekten öldürecekti. İnsan sevdiğini öldürür müydü?

Kafamı sallayıp gelen bildirime baktım.

Kötükatil: Sen beni engelledin mi?

Kötükatil: Şu telefonlarımı aç! Nerdesin şuan?

Kıvırcık: Evet ne olmuş? Hem sen nasıl yazabiliyorsun ?

Kötükatil:Benim bağlantılarım var istediğin kadar engelle her türlü yazarım.

Kıvırcık:Burda yoksun.

Kötükatil: Sana görünemem

Kıvırcık: bu bir haksızlık! Ben seni görmeden..

Kötükatil: Nasıl mı seveceksin?

Kıvırcık: evet

Kötükatil: Elbise çok yakışmış ama orda üşüyeceksin

Telefonun ekranına gözlerim kilitlenmiş olarak kalmıştı. Yanımda mıydı beni görüyor muydu ? Kahretsin düşüncesi bile kalbimi çarptırıyordu.

Kafamı kaldırıp ayağa kalktım. Sağıma soluma aşağıya yukarıya tam olarak sayamadığım şekilde bakmıştım ama hiç kimse yoktu.

Tekrar telefonu açtım ve hayalkırıklığı ile yazmaya başladım.

Kıvırcık: Seni göremiyorum

Kötükatil: burda olduğumu nerden çıkardın?

Kıvırcık: sen söyledin beni gördüğünü

Kötükatil: benim bir gözüm ve kulağım her zaman senin yanında yani ben orda olmasam bile seni görebiliyorum

Kıvırcık: sen büyücü müsün? Mistik bir yaratık falan?"

Kötükatil: hayır ben sadece bir katilim

Kıvırcık: bir şey sorabilir miyim?

Kötükatil: sor

Kıvırcık: Adın ne ?

Kötükatil: bunu-

Kıvırcık: evet bunu söylüyebilirsin bari bunu yap

Kötükatil:Talay

Kötükatil: adım yani

Kıvırcık:Talay

Kıvırcık: güzelmiş

Telefonu kapattım ve derin bir nefes aldım. Aklımda iyi bir plan vardı bu işleyebilirdi. Buna emindim yani umarım.

Üst kattan inip partinin o gümbürtülü havasından uzaklaşmak için arka bahçeye çıktım. Siyah deri ceketli dört beş adam duruyordu. Bunu yapmak büyük cesaret isterdi. Aklımı kaçırmış olabilirdim. Ben bir manyak olabilirdim ama günün sonunda o adamı görmek istiyordum.

Çimlerde yürürken adamların önünden geçtim ve ayağımı bürkmuş gibi yaptım. İki tanesi yanıma gelip beni kaldırdı.

"Vay vay hatuna bak fişek!" Dedi nefesini kulağıma vererek.

Öbürü de diğer kolumdan tutarak "Bu karanlık yerde ne arıyorsun küçük tavşan" dedi.

"Bırakın beni! Çek elini üstümden!" Dedim bütün gücümle.

Yanımdaki adam hoşnutsuzlukla mırıldandı. "Hiç eğlenceli değilsin tatlım ama biz nasıl seni eğlendireceğimizi biliyoruz." Dedi arkadaki adamlara göz kırparak. Adamın dudakları boynuma kaydı. Derince nefes aldı.

Tiksindim. Hala gelmemişti. Ya hiç gelmezse diye içimi bir korku kapladı ya gerçekten burda değilse. Bu adamlar kahretsin ben bir aptaldım. Tüm gücümü çırpınarak harcadım

"Bırakın beni size yemin ederim öldürürüm!" Dedim onlardan kurtulup bacağımdan çakı çıkardım. Adamlar şok olmuş gibi baktılar. Biri öne çıkıp sertçe bileğimi tuttu. Belimden tutup beni kendine yasladı. "Sakin tatlım daha hiç bir şey yapmadık." Ellerim titriyordu.

Gelmeyecekti burda böylece...arkadan hışırtı ve çığlık sesleri yükseldi. Arkada duran adamlar şimdi yerdeydi. Beni belimden tutan adam sertçe yere savruldu. Erkek sesi sinirlice kükredi "Piç herif sen kimin olana elini sürüyorsun!" Dedi tükürürcesine. Sonrası kanlıydı...bakmak istemedim oydu. Gelmişti gelmiyecek diye çok korkmuştum.

Adamları tek tek öldürmüştü. Yer kan gölüydü. Ne ara yere oturup dizlerimi kendime sardığımı bilmiyordum.

Gözlerimi açıp baktım beni belimden tutan adamı biri tutup yumrukluyordu.

Sonra kafasını kaldırdı ve gitmek için hareket etti. Ayağa kalktım gitmesine izin veremezdim bütün riski onun için almıştım. Siyah kafasını ve yüzünü kapatan kapşonludan kolunu tuttum durdurmak için.

~

Herkese merhaba uzun bir araydı ama geri döndüm. Artık ilhamım var hayata yeni bir başlangıç yaptım ve yazmaya karar verdim. Herkesin hayatın da duraklama dönemleri olur bende onlardan birinin içindeydim ama şunu öğrendim ki önemli olan duraklamadayken bile bunun farkına varıp harekete geçmek için uğraşmaktır. Demem o ki ipin ucunu bırakmayın düğüm varsa farkına varın çözmeye çalışmayın üstünden atlayın kabul edin ve devam edin çünkü hayat

çok kısa çözmek için belki de bir ömür yetmeyecek. Hayat çok kıymetli onu yaşamaya çalışın ve takılmayın.

Bölüm sonu

5 yorum