İçeriğe geç

•*¨*•.¸¸BÜYÜK DEĞİŞİM•*¨*•.¸¸

Bölüm 9 · 25 dk okuma

•*¨*•.¸¸BÜYÜK DEĞİŞİM•*¨*•.¸¸

Bölüm 9

BÖLÜM 9 : HERŞEY FAZLA HIZLI

Barın ayağa kalktı ve bir adım yaklaştı.

"Miray nereye geç kaldın?"

Sesi hayal kırıklığı ve sorgu doluydu. Ben orda neredeyse stresten dudağımı kanatacaktım. Derken bir anda aklım yerine geldi. Herşey birleşti.

"Ben. Ayşeye gidicektim. "

"3 gün üstüste ne yapıyosunuz? "

"Hiç öyle kız kızayız işte. "

"Yalan söyleme miray. "

"Yalan söylemiyorum. "

"5 saniye veriyorum. 5,4,3,2"

"Tamam! Tamam psikoloğa gidiyordum."

Bir an afalladı.

"Ne alaka psikolog miray. Biri sana bişey mi yaptı. "

"Sen bana cevap için süre verince bende belki bişeyler bulabilirim diye gittim. Ama şimdi anlıyorum ki sorun sarpın bana yaptıkları yüzünden oluşan güvensizlik. Bu yüzden gerçekten psikoloğa gitmeliyim. "

"Bana güvenmiyormusun?"

"Tabi ki güveniyorum ama sevgili olacak kadar da cesaretli değilim şuanda. Bırak düğüne kadar psikoloğa gideyim. "

Yüzü çok ciddiydi. Bu ifadesi beni hafiften terletmeye başlamıştı.

"Peki ya dün? "

"Sevgili olacak kadar cesaretim yok ama o derece yakın duracak cesaretim var. Kendime her ne kadar kabul ettiremesemde."

Barın sırıttı. Ben bunu diyince diğerlerini unutmuştu sanki. Ben neden sırıttığını anlamaya çalışırken sarıldı. Hemde sımsıkı. Seni bırakmak istemiyorum dercesine. Bende ona sarıldım. Hala bırakmıyordu.

"Ayşeye gidicem şimdi bırak beni. "

"Olmaz."

"Ama geç kalıyorum barın. "

Bişey demedi ve daha sıkı sarıldı. Neden böyle sarıldı ki? Bişey yapacaktıda ben mi bilmiyordum? Biz hala sarılırken sonunda bıraktı.

"Sadece kokunu sesini duymak saatlerce bakıp gözlerine dalmak seni hissetmek istiyorum miray."

Başımı salladım. Sanırım benimle yıllardır yaşayamadığı aşk artık daha fazla içinde bekleyemeyip ortaya çıkmaya başlamıştı. Barın elini saçıma koyup okşadı. Bende acaba kırgın mı diye düşünüyorum. Acaba kırılmış mıdır? Yalan söyledim sonuçta. Ama iyiliğimiz için söyledim. Bu yalanlarda kötü sayılıyormuydu?

"Sana kırılmadım miray anlıyorum. "

Bu sözü üzerine gözlerimi ona çevirdim. Hala elleri saçlarımda dolaşıyordu.

"Yalanının kötü niyetli olmadığını biliyorum. Eğer gerçekten böyle olması gerekiyorsa gidebilirsin tabii ki de."

Diyip elini saçlarımın arasından çıkardı. Ona hafifçe gülümsedim. O an bana o kadar samimi gelmişti ki. Gülümsemem de hiç olmadığı kadar samimiydi.

"Teşekkür ederim beni anladığın için. "

Başını salladı ve gülümsedi. Bende bunu bir izin sayarak yanından geçtim ve kapıyı açtım. Göz kırpıp kapıyı kapadım ve ayşeye gittim. Neyseki psikolog geleli 5 dakika olmuştu. Ayşe beni görünce şaşırmış şekilde ayağa kalktı. Yanıma gelip ellerini yüzüme götürdü.

"Yüzüne noldu miray? "

Elimi yüzüme koydum.

"Nolmuş yüzüme? Bişey yok. "

Ayşe telefonunun kamerasını açtı ve yüzüme tuttu. Kıpkırmızıydı yanaklarım. Barının bana öyle sarılması yüzünden mi? O kadar heyecanlandığımı düşünmemiştim.

"Bişey yok ayşe geçer birazdan. Senin evin serin dışarısı gibi sıcak mı? "

Ayşe başını salladı ve mutfağa gitti. Biz psikologla yalnız kalınca anlatmaya başladım. Kendi fikrimi ve nedeninin ne olabileceğinide anlattım. Sonra oda konuştu ve bitti. O gidince ayşeyle sohbet etmeye başladım.

"Ee ne dedi senin fikrine psikolog? "

"Olası olduğunu söyledi ve haklı olabilirmişim. Yinede yarın ki seansta sonra kesin bişey söylemek istediğini söyledi. Bence haklıyım. Başka ne sebebi olucakki? "

Ayşe bilmezcesine başını salladı.

"Bencede sen haklısın ama eğer başka sebebi varsa öğrenmeye değer. Yarın bakıcaz bakalım."

"Evet. Bakıcaz. "

Bir kahve birde çay içip kalktım. Saat 4 e geliyordu. Eve vardığımda koltuğa oturup telefonumu açtım. Barından araba alıcımdan ve mertten mesaj vardı. İlk önce araba alıcımı açtım. Arabamı neredeyse orijinal fiyatıyla almayı kabul etmişti. Bende hemen bugün buluşmayı planladım. Daha sonra barına baktım. İşe gidip 7 gibi döneceğini söylemişti. Tamam yazıp merte baktım. Mertde Sarp ile ilgili bişey yazmıştı. Bir anda ayağa fırladım. Nasıl? Ne demek sarp geri dönmedi? E hala burdaysa ne yapıyo ki? Tehdit işe yaramadımı yoksa? Ben böyle bir sağa bir sola yürürken buluşma saati yaklaşınca buluşmak için çıktım. Hala stresliydim. Ya bişey olursa. Şuan ne olacağını kestiremiyordum. Adeta boşluktaydım. Bir süre sonra buluşma yerine vardım ve adamı gözlerimle aradım. Bana el salladı ve bende gülümseyip karşısına geçtim. Oturunca hemen ibanını aldım ve para transferi yaptık. Onu arabanın yanına götürdüm ve anahtarı teslim ettim.

"İsterseniz sizi bırakayım boşuna yürümeyin. "

Kabul etmedim.

"Hayır gerek yok. Ben giderim. "

Diyip gülümsedim. Adam biraz ısrar etsede ben kabul etmeyince sürüp gitti. Bende yavaş yavaş yürümeye başladım. Sonunda eve vardığımda saat 7 ye geliyordu. Ama görünürde barın yoktu. Üst kata çıktım ve biraz uyumaya karar verdim. Üstümdekileri çıkarıp pijama giydim ve uzandım. Bir süre sonra barının kokusuna benzer bi koku hissedip uyandım. O sırada belimde bir kol gördüm. Bir an irkildim ve arkamı döndüm. Bu barındı zaten! Onu uyandırmadan kolunu kaldırmaya çalıştım ama ağırdı. Bende koluna dokundum.

"Barın uyan. Barıın. Kolunu kaldır üstümden. "

Hiç hareket yoktu. Bir anda beni daha çok kendine çekti. Şimdi kolunu hayatta çıkaramazdım zaten. Neden gelip yanımda uyuyoduki? Odası vardı zaten. Ayy miray malmısın kızım ya adam sana aşık. Karı koca olucaksınız. Sende ona aşıksın. Hala mal mal sorular soruyorum ya. Ama kurtulmak istiyordum. Bir an barının elinin oynadığını hissettim ama uyanmadı. Derin bir nefes alıp kolunu kaldırmak için son kez gücümü kullandım ama kalkmadı. Ya öküz bu ya insan bu kadar harekete uyanmazmı ya. Aslında ya uyanıktı ama beni bırakmıyordu yada gerçekten öküz gibi uyuyordu. Uyanık olup olmadığını anlamakla uğraşamazdım. Kolunun altından çıkarım diye düşünüp denedim. Sonunda kurtulmuştum. Ne sıkı sarılmış ya. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve aşağı indim. Etrafta yiyecek bişey aradım. Kendime bi elma aldım ve doğramaya başladım.

"Elmayı yıkadın mı? "

Bir an barını duyunca korktum ve bıçağı yere düşürdüm.

"Barın ödüm koptu insan bi ses verir. "

"Sende hep korkuyosun. Neyse. Yıkadın mı? "

"Yok. Yıkanmış değilmi zaten. "

"Yani yıkanmışta ben yinede sordum. "

Başımı salladım ve bıçağı yerden aldım. Barında yanıma gelip izlemeye başladı. Tabak aldım ve kestiğim elmaları doldurdum. Tabağı alıp gitmek için adım attım ama barın durdurdu.

"Noldu barın? "

"Neden yanımdan kaçtın? "

"Yanından kaçmadım. Uyanınca kalkıp gittim. "

"Ben uyanmamıştım ama. "

"Eeee beklemeli miydim? "

"Yanına boşuna uzanmadım. "

"Peki o zaman sende ben izin vermeden odama girdin yatağıma yattın hemde ben varken ve bana sarılıp benden izinsiz birlikte uyudun."

"Nolmuş? Hoşuna gitmese evi inletirdin. "

Bu dediğine cevap vermedim.

"Barıncım demem o ki sen benden izinsiz bunları yaptın bende senden izinsiz bunu yaptım. Kapiş? "

"Kapiş değil miraycım. "

"Hey allahım ya çekil önümden yoruldum ayakta durmaktan. "

"O zaman bende gelicem odaya. "

"İyi gel. Bişey demedim hadi geçiyim artık. "

Önümden çekildi ve arkamdan gelmeye başladı. Ben yatağa oturdum oda karşıma oturdu.

"Eee? "

"Ee si yok ben elmamı yicem. Sen ne yapıyosan yap. "

"Ne istersen mi? "

Evet diyecektim ama onun ne istersesini bilemediğim için vazgeçtim.

"Ne istersen ama bana dokunma. Yemek yiyorum burda hani. "

İstediği buydu heralde o yüzden planları bozulmuş gibi ayağa kalktı ve kendi odasına gitti. Bende elmamı yedim ve hazırlandım. Barın bayadır odadan çıkmayınca bakmak için kapısının önüne geldim. Kapı kapalıydı. Kapıyı yavaşça araladım.

"Barın? Girebilir miyim? "

Ses gelmeyince tekrar ettim. Ama yine ses gelmedi. Demekki içerde biri yoktu. Kapıyı açtım ve içeri girdim. Kısa bir etrafa bakındım ama görünürde barın yoktu. Etrafa bakınca en çok gözüme çarpan şey siyahtı. Neden böyleydi bilmiyorum ama odanın dizaynı güzeldi. Sadece çok siyahtı. Ben hala odaya göz gezdirirken bi anda kapı kapandı. Arkamı döndüğümde kapı kapanmıştı. Ceryan olmuştur diye düşünüp kapıyı açtım. Açtığım gibi barınla karşılaştım. Kapının kenarına yaslanmış sırıtıyordu. Ben kapıyı açınca hemen içeri girdi ve kapıyı kapadı.

"Bende kendi odama geldim sanmıştım. "

Diyerek sırıttı. Kapıya yaslandı.

"Ben sadece sana bakmaya gelmiştim. Sonra bi an dalmışım. Çekil gideyim. "

"Çıkamazsın."

Kollarımı kavuşturdum ve ciddiyetsizce sordum.

"Nedenmiş o? Odana 2 dk göz attım diye mi? "

"Diyelim ki evet. Nolmuş? "

"Ne demek ne olmuş benim işim var gitmem lazım. "

"Hatırlatırım 2 gün sonra evleniyoruz ve senin işin şuan düğün. "

"Ama psikolog var. Ondan sonra başlarım düğün işlerine. "

"Ben beklicem o zaman. "

"Nerde."

"Ayşe'nin evinin önünde. "

"Of barın of. Ben dönerim eve gideriz işte uzatma. "

Eliyle kapıyı kitledi.

"Sanırım bugün burdayız inatçı kedim. "

"Ben inatçı da değilim kedi de değilim. İyi bekle Ayşe'nin evinin önünde. Aç kapıyı. "

"Ben hazırlaniyim öyle çıkıcaz. "

"Tamam kaçmıyorum bi yere aç şu kapıyı."

Kapının kilidini açtı ve hızla çıktım odadan. İnatçı kedim ne ya? Kafasından atınca güzel olmuyodu. Odama gittim ve oturdum. 5 10 dk sonra barın geldi.

"Kalk gidelim. "

Kalktım ve Ayşe'nin evine vardık. 2 saat sonra çıktığımda barın hala arabayla bekliyordu. Arabaya yürüdüm ve camı tıklattım. Kapıyı açtı ve bindim.

"Ee şimdi nereye? "

"Düğün salonununun dekorasyonu için eşyalar seçeceksin. Sonra onlara göre dekorasyon yapılacak. "

Başımı salladım. Düğün için barın büyük bir bahçe tutmuştu. Bayağı kişi sığabilirdi. İçeri girdik ve dizilmiş süslere bakmaya başladık.

"Sen seç ben birazdan gelicem. "

Diyip yanımdan ayrıldı. Bende eşyaları seçip bir masaya ayırıp koydum. Yaklaiık yarım saat geçmişti ben ayıklarken. Sonunda bitince derin bir oh çekip yandaki koltuğa oturdum. Bir süre sonra barında yanıma geldi ve seçtiklerime göz attı. Sonra yanıma gelip oturdu.

"Güzel seçimler yapmışsın. Başka varmı? "

"Yok. Sen nereye gittin? "

Gözlerini kaçırdı.

"Hiç. Bir arkadaşın işi düşmüş ona yardım ettim. Şirket işleri falan işte boşver sen önemi yok. "

Başımı salladım. Sonra gözleri bana döndü.

"Gidelim."

"Nereye? "

"Sen nereye istersen. "

"O zaman eve gidelim. Çok yoruldum sabahtan beri ayaktayım. Bu trafik çekilmiyo zaten. "

Başını salladı. Kalkıp arabaya doğru yürüdük. Biz yürürken gözlerim barının adem elmasına takıldı. Bir aşağı bir yukarı gidiyordu. Bir anda ayağım takıldı ve yere kapaklandım. Barın hemen beni yerden kaldırdı. Dizim kanıyordu. Baya kötü yarmıştım. Durum böyle olunca yavaş yavaş yürümeye başladım. Ben yavaş yürüyünce barın koluma girdi. Bir süre böyle yavaşça gittik ama böyle 5-6 metre uzaktaki arabaya 5 yılda anca varabilirdik. Ben bunu düşünürken barın bir an durdu.

"Böyle olmayacak. "

Diyip beni kucağına aldı. Kolumu boynuna doladı ve arabaya doğru yürümeye başladı. Benimse kalbim yerinden çıkacakmışcasına atıyordu. Barınsa arasıra bana kısa bakışlar atıyordu. Neyseki kısa sürede arabaya vardık. Beni yere indirdiğin de hala kalbim hızla çarpıyordu. Umarım kıpkırmızı olmamışımdır. Aynayı açtım. Neyseki yüzümde bir değişiklik yoktu. Biraz sonra barında yan tarafıma direksiyona geçti ve arabayı çalıştırdı. Eve doğru giderken sonunda konuştu.

"O kadar heyecanlanmana gerek yoktu aslında. "

Bir an gözlerim şaşkınlıkla ona döndü. Nasıl fark etmişti ki? Neredeyse hiç dikkatli bakmıyordu bile. Benim şaşkın bakışlarım üzerine devam etti.

"Yani hissedebiliyordum. Nefes alış verişlerin o kadar hızlıydıki çok rahat duyabildim."

Yinede birşey demedim. Önüme döndüm. Bir süre sonra geldik. Hemen arabadan indim ve önden eve girip koltuğa oturdum. Benden hemen sonra barın geldi. Ama bu sefer yanıma gelmedi mutfağa girdi. Biraz bekledim ama gelmedi. Bir bacağımı sallıyordum. Neden gelmiyordu. Amaaan banane canım ne yapıyosa yapsın. Sanki ne yapıcam. Bir süre sonra merakıma yenik düşüp mutfağa gittim. Yavaş ve sessiz adımlarla kapının önünde durdum ve yavaşça eğildim. Mutfakta oturmuş bardakta bir şeyler karıştırıyordu. Ben onu sessizce izlerken bakışlarımı hissetmiş olacakki gözleri biliyormuşcasına bana kaydı. Onunla göz göze gelince bir an ne yapacağımı bilemedim.

"Neden gizlice izliyosun gelsene. "

Yavaşça yanına gittim. Bardakta turuncu bir içecek vardı. Sanırım portakal suyuydu. İçeceği karıştırmaya devam ederek bir bana bakıyordu bir içeceğe.

"Yarın evleniyoruz biliyorsun değilmi? "

"Evet."

Başını salladı.

"Heyecanlı değil misin? "

Biraz düşündüm. Sarptan sonra sonra bir başkasıyla evlenecek olmak elbette büyük bir değişimdi. Yani sanırım heyecanlıydım. Nedense heyecanımı hissedemiyordum.

"Heyecanlıyım."

"Hiç öyle gelmedi ama. "

Evet bana da öyle gelmiyordu. Bazen oluyordu bana bu. Yaşamadan heyecanlanmıyordum. Bazen sınavlarda bazen hediyelerde vesaire vesaire. Sadece bir kaç dakika kalınca aşırı heyecan yapıyordum. Belkide yine öyle olacaktı. Çünkü aşık olduğum adamla evlenecektim. Nasıl heyecanlı olmayacaktım ki? Hayatımın doğru adamını bulmuşken heyecanlı olmamam anormaldi.

"Gerçekten heyecanlıyım. Sadece bir kaç dakika kalınca aşırı belli olacak heyecanım merak etme. Sen heyecanlımısın? "

Sırıttı. İçeceği karıştırmayı bırakıp elinde bardakla ayağa kalktı.

"Elbette heyecanlıyım. Evlendikten sonra tamamen birbirimizin olacağız. Detaylı düşünürsen sende heyecanlanırsın. Belkide hoşuna gider. "

Diyip göz kırptı. Ağzım hafif açık barına bakıyordum. Dediklerini kısa bir idrak edemedim. O cümleler öylesine anlam yüklüydü ki başta anlayamamıştım. Bir süre sonra kafamda oturtunca cevap verdim.

"Hoşuma gidermi bilmem. Tabi sen başka şeyler düşünmüyorsan. Ama detaylı düşünmeme gerek yok çünkü elinde sonunda evleneceğiz. "

Söyledikten sonra o kadar anlamsız bir cümle gibi geldiki. Zaten barında anlamamış gözlerle bana bakıyordu. Söylediğimi dağıtmak için devam ettim.

"Sen onu bunu boşverde biz düğünden sonra ne yapıcaz?"

Sırıttı ve manalı manalı baktı. Ne demek istediğini anlayınca omzuna vurdum.

"Öyle bişey yok. Daha birlikte olalı neredeyse 1 ay bile zor oldu. Ayrıca ben istemezsem senin istemenin faydası yok."

Haklıymış gibi bir tavır takındı.

"Peki o zaman neden evlendik? "

"Barın eğer sevişmek için evleniyorsak ben evlenmem haberin olsun. "

Diyip kapıya doğru yavaşça yürüdüm. Ben tam mutfaktan çıkacakken seslendi.

"Ben seni her saniye hatta her salise görmek için evleniyorum. Sen evlenmekten kaçsanda seni elde ederim. Yeter ki sende aşık ol. Ki aşıksında zaten. "

Bunu duyunca ona fark ettirmeden sırıttım. İşte bu istediğim gibi bir sebepti. Tam olarak olmasada idare ederdi. Arkama dönüp memnun bir şekilde barının gözlerine baktım ve gülümsedim. Daha sonra mutfaktan çıktım ve odama gittim. Yakında odaları birleştirecektik. Çünkü evlendiğimizde gelen misafirler evi gezecekti ve karı koca olan iki kişinin ayrı odalarda uyuması pek mantıklı değildi açıkcası. Yatağa oturunca biraz etrafıma baktım. Benim odam aşırı büyük değildi. Ama barının odası kocamandı. Heralde barının odasını çift oda yapardık. Ben böyle düşünürken ayşe aklıma geldi. Acaba elbise almışmıydı? Telefonu elime alınca arama geldi. Tam bekleneceği gibi ayşe arıyordu. Hemen açtım.

"Nolii? "

"Seni sormak için aradım. Yarın düğünün var ya. Heyecan falan he? "

"Evet bende tam seni arıyacaktım. İyi yapmışsın. Heyecanlıyım gerçekten de. Çok kendimi heyecanlandırmak istemiyorum ama durduramıyorum kendimi. "

Ayşe hafifçe güldü. Kızın gülüşü zengin gülüşüydü. Gerçi zaten ikimizde zenginiz ne diom ben ya. Yinede gülüşü çok havalı geliyordu. Hem içten hemde havalıydı.

"O zaman ben senin heyecanını gideremem."

"Neden? "

"Ya kızım farkında mısın? Bilmem kaç yıldır öldü sandığın sevgilinle hayatının aşkıyla yarın evleniyosun ve heyecanlanmak istemiyorum ama tutamıyorummu diyosun. "

Bişey demedim. Kız haklıydı tabii. Devam ettim.

"Haklısın sanırım. "

"Ha bu arada benim o barına söyleyeceğim iki çift lafım var. Görüşürüm onunla düğünde. "

"Ne diyeceksin? Kötü bişey mi yaptı yoksa? "

"Yok canım beyefendi adam ama yinede ayağını denk alsın diye bişeyler söyleyeceğim. Miroşumu kimse üzemez yani. "

Dedi ve ikimizde güldük. Sonra telefonu kapadık ve

Telefonu kenara koydum. Acaba barına ne söyleyecekti. İyi birşey miydi kötü birşey mi? Ben böyle düşünürken barın içeri girdi. Başımı kaldırdım.

"Miray. Bunu görmen lazım. "

"Neyi? "

Yanıma vardı ve bileğimden tutup kaldırdı.

"Bahçedekileri."

Merakla aşağı indim. Bana dokunmak için rol mü oynuyordu yoksa doğru mu söylüyordu. Bahçeye çıkınca kısa bir çığlık attım.

"Aaaayyyy bunlar neeeee!"

Karşımda bir tane yavru kedi vardı. Hatta cinsti. O kadar şekerdikiii. Hızla gidip kucağıma aldım. Ben onu severken barın karşıma geçti. Ellerini omzuma götürdü.

"Beğendin mi? "

"Ayy evet barın şuna baksana beğenmeyip ne yapacağım bu şeker şeyiii? "

Ona göstermek için kedinin patisini tutup barına değdirdim. O sırada eli yanlışlıkla göğsüne değdi. Bir anlık barına baktım. Fark etmiş olacakki oda bana bakmıştı. Hemen elimi çektim ve kediyi sevmeye devam ettim.

"Bu bizim mii? "

Başını salladı. Hemen içeri götürdüm. Kediyi koltuğun üstüne bıraktım. Kedi usulca kucağıma uzandı. O kadar tatlıydı ki kafayı yiyecektim. Barın da bana bakıp gülüyordu. Nereden almıştı. Neden almıştı. Hepsi aklımda dönüyordu.

"Bunu nerden aldınn? Neden aldın? "

"Pet shoptan aldım. Düğün hediyesi. "

Düğün hediyesi diyince cevap vermedim. Düğün hediyesi istememiştim bile ondan. Yinede düşünüp alması hoşuma gitmişti. Ben kediyi okşarken barın da beni izliyordu. Gözlerini üzerimde gezdirdiğini hissediyordum.

"Adını ne koyacaksın? "

Gerçekten adı ne olacaktı? Kediciğe şöyle bir baktım. Gri beyaz kabarık tüylü uysal sakin bir kediydi. Tabi yorgun olduğu içindi sanırım. Enerjisini alınca oynamaya başlardı. Biraz düşündüm. Duman çok sıradandı. Başka bir şey bulmalıydım.

"MOCHİ! "

"Ne? "

"Kedinin adını diyorum. Mochi olsun. "

Kediyi hafifçe sıktım.

"Baksana yumuşacıkkk. "

O kadar sevmiştim ki. Yiyecektim neredeyse. Benim sevme merasimim bitince uzandım ve mochi yi üzerime koydum. Biraz sevdim ve gözlerimi barına çevirdim. Elini çenesine koymuş bizi izliyordu.

"Neye bakıyorsun? Sevmek istiyorsan sev. "

Başını iki yana salladı.

"O kedinin yerinde olmak istiyorum. "

Ben kediyi severken cümlesine çok odaklanmadım. Hatta o bunu söyledikten 2 saniye sonra söylediğini unutmuştum. Biraz sonra barın devam etti.

"Hayret bişey demedin."

"Ne dedin ki bişey diyeyim? "

"Ha duymadın demek. O zaman hiç duyma boşver kedi çok tatlı dedim diye düşün. "

"Söyle sevmeye dalmışım. Merak ettim. "

"Yok boşver. Duyarsan güzel olmayacak gibi. "

Omuz silktim.

"Sonra öğrenirim. "

"Söylerim uyumadan önce. "

"Neden uyumadan önce? "

"Uyku sersemliğinden idrak edeme diye. "

Başımı salladım. Sırf o yüzden zihnim açıkken yatağa gidecektim.

"Kedinin evi yok. Maması yok. Kabı yok. Oyuncağı yok. Tasması yok. Kumu yok? Kum kabı yok? "

Ben böyle sayarken barınss öylece bakıyordu.

"Ben aldım hepsini. Yukardaki boş odaya koydum. "

"Ha sen o odayı kedi için mi yaptın? "

"Yok."

"E kedi kullanıyo. "

"Ben onu çocuğumuza yaptımda sen kabul etmeyeceksin gibi. "

Göz devirdim.

"Ya sabır ya. Uyuycam ben. "

"Daha erken. "

"Uykum var hem yarın çok iş var hiç oturmayacağız. "

Barın başını salladı.

"Bende uyuyacağım. Hadi gidelim. "

Yukarı çıktık ve mochi yi yerine koyduk. Mochi hemen uyudu. Bende odama doğru giderken barın seslendi.

"Kedinin yerinde olmak isterdim. "

Sadece güldüm. Kedinin önemli işleri olmadığı için ve bedava yaşadıkları için böyle düşünmesi normaldi. Hemen ışığı kapatım yatağa girdim. Biraz yarını düşündüm. Yorucu bir gün olacaktı. Nede olsa evlenecektik. Bir süre sonra uyudum.Sabah bir sürü insan sesiyle uyandım. Kahkahalar tabak çanak sesleri arada gelen müzik sesleri. Saçım karman çorman halde yataktan hızla kalkıp aşağı indim.

"Ne oluyo ya? "

Bir anda sessizlik oluştu. Herkes bana bakıyordu. Benim halime mi yoksa bu soruyu sormamamı bakıyorlardı bilmiyorum ama yarım bıraktığım merdivenlerden indim. Barınla göz göze geldik.

"Bugün düğün var miray? "

Bir anda herşey kafama dank etti.

"Ben onu unutmuşum ya. "

Dedim alt dişlerimle gülerek. Herkes bana garip garip bakmaya devam ediyordu.

"Yani. Unutmuşum derken. Şey anlamında. "

Birkaç kişi aynı anda kısa konuştu.

"Ney? "

"Hani bir an kalkıp o sesleri duyunca. Uyku sersemliği işte."

Herkes bir ağızdan heee diyerek işlerine geri döndü. Bu anksiyetemi son seviyeye çıkaran olaydan sonra barına baktım. Herkes söylediğime inanmıştı. Barınsa hiç öyle bakmıyordu. Ne yani düğünümü unutmuş olabilirim? Barına kısa bir gülüş atıp yukarı çıktım. Yüzümü yıkadım hazırlandım ve aşağı indim. Bir süredir ses yoktu. Ama herkes hala evdeydi. Birkaç kişi gitmişti o kadar. Barının konuştuğu birkaç kişide büyük ihtimalle şarkı ekibiydi. Sabahtan beri çalan elli tane şarkıdan sadece bunu çıkarabiliyordum. Koltuğa oturdum. Hiçbir şeyi ben ayarlamadığım için hiçbirşeyden de haberim yoktu. Ne olduğu hakkında ne zaman olduğu hakkında hiçbir fikrimde yoktu. Ben öylece oturmuş boş boş barına bakıyordum. Bir süre sonra barın beni fark etti ve adamlarla konuşması bitince herkesi uğurladı. Bana doğru döndü ve beni süzdü.

"Hadi gidelim. "

"Nereye? "

"Sen evlenecek misin yoksa davetli olarak falan mı gideceksin? "

Bir şey diyemeyip başımı salladım ve ayağa kalkıp barının arkasından dışarı çıktım. Çok ciddi konuşmuştu. Gerçekten o kadar mı ilgisiz davranıyordum? Ben böyle düşünürken sonunda barın bir yere park etti. İndik ve barını takip etmeye başladım. Kuaför salonuna girdik. Burası kapatılmıştı. Barın beni bir masanın önüne oturttu ve sonra biraz yanıma doğru eğildi.

"Ben üst kattayım. Senin işin önce biterse yukarı gel. "

Başımı salladım ve yukarı gidişini izledim. Barın gidince derin bir nefes aldım ve önceden seçtiğim saç ve makyajı gösterdim. İki kadında başını salladı ve başladılar. Ben makyaj ve saçı yapıp nasıl giyinecektim ki? Aslında elbisem üstten giyilmediği için sıkıntı yoktu. Yaklaşık 3 saatlik yorucu süreçten sonra barın geldi. Ayakta durup bana baktı ve daha sonra arkadaki bekleme koltuğuna oturdu. Telefonla uğraşıyordu. Neye bakıyorduda hiç gözünü ayırmıyordu ki? Makyaj yapılıyor diyede hareket dahi edemiyordum. Amaan banane canım neye bakıyosa baksın. Yaklaşık yarım saat sonra benim de işim bitince büyük bir rahatlamışlıkla ayağa kalktım ve barına döndüm.

"Kıyafetleri nerde giyeceğiz? "

"Burda."

Ben ona anlamaz gözlerle bakarken ayağa kalktı ve yürümeye başladı. Arkasından geldim ve bir odada gelinlik ve damatlık duruyordu.

"İlk sen giyin bende senden sonra giyineyim."

"Tamam."

Gelinliği giyip çıktım. Barın beni görünce kısa bir sırıttı ama hemen yüzünü ciddileştirdi. Hemen yanımdan geçip odaya girdi. Bense sadece ona baka kalmıştım. Neden böyle yapıyordu? Düğünü unuttum diyeyse kendimi affettirme şansım zaten sıfırdı. Çünkü o kadar haklıydı ki. Ona hak vermemle birlikte kendimi oflayarak koltuğa attım. Düğün çok yorucu bir işti ama barını üzmemek daha yorucuydu. Ne yalan söyleyeyim bazen onu üzmemek için her istediğini yapmakla benim üzülmemem için bencil davranmam gerektiği arasında gidip geliyordum. Bu hayatta bazen bencil olmazsam üzülürdüm ama barını da her şeyden çok seviyordum. Ben bunları düşünürken barın sonunda çıktı. Ayağa kalktım ve barın parayı ödeyince çıktık. Arabaya bindik ve barın sürmeye başladı. Ona sormak istiyordum. Neden böyle davranıyosun? Demek ona içimi açmak gerçekte hissettiklerimi bir bir söylemek istiyorum. Fakat bu sadece daha fazla kavgaya sebep olacağından sessiz kalmaya karar verdim. Bazen kendimi anlatmazsam sevdiklerimle devam edebilirim diye düşünüyorum. Ben bu kararı veripte öylece beklerken barın sessizliği bozdu.

"Gerçekten uyku sersemliğimiydi?"

"Ne? "

"Dedim ki gerçekten uyku sersemliğimiydi? "

Ona tabii ki de gerçekleri söylemeyecektim. Kavga çıkmasın diye elimden gelen her yalanı söyleyecektim. Kendimden emin şekilde cevap verdim.

"Evet. Dün uyuyamadım da. "

"Neden? "

Hala inanmamıştı.

"Düğünde aksilik çıkar diye endişelendim. Neyse ki sen herşeyi mükemmel yapmışsın. Hiç endişem kalmadı. "

Diyip gülümsedim. Ağzıma gelen her yalanı söylüyordum. Bir anda yüzü yumuşadı. İstemsiz gelen sırıtmama oda sırıttı. Gülerek başını salladı.

"Öyle olmadığına çok sevindim. Bir an hayal kırıklığına uğrayacağım sanmıştım. "

Elini elime götürdü. Sıkıca tuttu. Ona gülümsedim.

"Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım. "

Bunun empati yapılarak ortaya çıkan çevirisi ise seni kaybetmemek için herşeyi içime atarım demekti. Hatta farklı insanlar düşünürse bu çok farklı gerçeklere de dönüşebilirdi. Bir süre sonra yeşillik açık bir alana vardık. Etraf mermerdi. Mermer'in çevresi çimenlik çiçekler ve süslerle doluydu. Düğünede yaklaşık 2 saat falan kalmıştı. Misafirlerde 2 30 saat sonra falan gelirlerdi. Gelinliği neyseki hafif seçmiştim. Kabarık seçseydim bu yaz sıcağında havale falan geçirirdim heralde. Bir süre sonra barın elinde iki buzlu suyla döndü. Birinde pipet vardı. Pipetli bardağı bana uzattı. Pipete baktım.

"Rujun gitmesin diye. "

Dedi ve gülümsedi.

"Sen bunu nerden biliyorsun? "

"Annem hep yapardı. Ben küçükken. "

Başımı salladım ve gülümsedim. Düşünceli olması hoşuma gidiyordu. Ama benim ona olan sevgim ilgisine miydi yoksa kendisinemiydi? Her ne kadar bunu sorgulamak istemesemde onun doğru kişi olduğunu çoktan kendime inandırmıştım. Barın kalkıp bazı şeylere bakmak için gidince bende buzlu suyu içerken etrafı izlemeye başladım. Sanırım giriş yapacağımız yer karşımızdaki küçük konteyner evdi. Çok belli olmasa da fark etmiştim. Su bitince ayağa kalktım ve konteyner evin kapısını araladım. İçerisi karanlıktı. Kapıyı tam olarak açınca anahtarı gördüm ve ışığı açtım. Oda hiçte büyük değildi. Sadece bir ayna karşısında 2 koltuk ve bu kadar. Ben daha dolu beklerdim açıkcası. Biraz daha ilerleyip aynaya baktım. Gerçekten mükemmel olmuştum. Hafifçe yüzüme dokundum. O sırada arkadan gelen kapı sesiyle irkildim ve sesin geldiği yöne döndüm. Kimse yoktu. Hızla kapıya ilerleyip dışarıyı kontrol ettim. O sırada siyah giyimli bir adamın etrafına hızla bakarak uzaklaştığını gördüm. Ben iki dakika gözümü ayırınca yok olmuştu bile. Tekrar arkamı döndüm. Neyi kaçırdığımı düşünürken yan tarafta barın belirdi.

"Neye kitlendin öyle? "

Artık eskisi gibi davranamazdım ona. Yalan söylememeliydim. Ona ölümüne güvenmeliydim.

"Demin bu odadan biri çıktı hızla ama ben fark etmedim. Sanırım o endişeyle giden adamdı ama bir anda yok oldu."

Barın gösterdiğim yere uzunca baktı. Daha sonra bana döndü.

"Dün uyuyamadım demiştin ya. Uykusuzluktan heralde. İstersen biraz uyu. "

"Ben ne za- ha evet evet belkide ondandır. Merak etme o kadar da uykum yok. "

Az kalsın söylediğim yalan ağzımdan kaçıyordu. Gerçekten yalan uydurmakta iyi olsam da iyi bir oyuncu değildim. Ve bu hafta söylediğim yalanların listesi çin seddini aşarmı bilinmez. Barın başını sallayıp gidince bende konteyner e geri girip koltuğa oturdum. İçeride vantilatör ü kendime çevirip gözlerimi kapadım. Anında ertelediğim tüm düşünceler üst üste kafamda dolaşmaya başladı. Evlendikten sonra ne olacak? Ya o adam sarpın adamıysa? Vesaire vesaire. Hiçbirinin cevabını bilmediğim için sadece kafamda döndürüp duruyordum. Bu susturamadığım baskıya daha fazla dayanamayıp gözlerimi açtım. Bir anda karşımda barını görünce çığlığı basıp herkesi etrafa topladım. Hepsi izlediğim korku filmleri yüzündendi.

"Barın öyle sessiz gelinir mi ya!? "

Herkes tek tek ne oluyor diye bakmaya gelirken barınsa biraz sesini kısıp bana eğildi.

"Sorunu kısa bir bekleticem güzelim. "

Güzelim mi? Öğk. Gerçekten üzgünüm ama güzelim sadece wattpad karakterlerine gider. Barının ağzından duymaksa ayrı bir garipti. Hemen ayağa kalkıp ellerini salladı.

"Millet hiç bir sıkıntı yok. İşinize bakın yoksa paranızdan keserim. "

Herkes parasının azalacağını duyunca odayı hızla boşalttı ve barın arkalarından kapıyı kapadı. Başımı bana doğru gelen barına çevirdim.

"Cevabımı bekliyorum. "

Diyerek kollarımı kavuşturdum.

"Evet o cevap. Şu bahsettiğin adam. Belki sarpın adamıdır diye seni yalnız bırakmayayım diye gelmiştim. Ama haline bakınca tam kaçırılmaya hazırsın. "

Diyip sırıttı. Doğruldum.

"O zaman kaçırsalardı."

Barın birşey demedi. Bir süre sessizlik olunca devam ettim.

"Kameralara baktın mı? "

"Yok. Düğünden sonra bakıcam."

Gözlerimi daha çok açtım.

"Ya beni düğünde kaçırırlarsa? "

"Çok dizi izliyorsun miray. Azıcık azaltsanmı?"

Göz devirdim ve oflayarak arkaya yaslandım. Sarptan herşeyi beklerken barın nasıl bu kadar rahattı? Hayır yani kaçırılsam imajı bozulmasın diye arkamdan sonra gelirdi heralde. Ben böyle düşünürken kapı açıldı. Gelen ayşeydi. Onu görünce hemen gülümseyerek ayağa kalktım ve ayşeye sarıldım.

"Erken gelmişsin. "

"Evet arkadaşımı bu zorlu günde yalnız bırakmayayım dedim. "

Başımı salladım. Ayşe bana yaklaştı. Biraz bizi yalnız bırakırmısın? Barına söyleyeceklerim varda. Barın bunu duyunca şaşkınlıkla doğruldu ve işaret parmağıyla kendini işaret etti. Ayşe başını sallayınca konteyner den çıktım. Biraz sonra barın hızla dışarı çıktı ve yanımdan fırlayıp gitti. Sinirli gözükmüyordu ama memnunda gözükmüyordu. Barın bu halde çıkınca merakla içeri girdim ve hemen ayşeye sorular yağdırmaya başladım.

"Noldu? Ne dedin? Neden öyle hızla gitti? Kötü bişey mi dedin? "

Ben çok soru sorunca ayşe elini dur anlamında kaldırdı.

"Senin soruların bitmez gibi o yüzden ben sana baştan anlatayım. Barın a şey dedim. "

"Ney dedin? "

"Eğer evlendikten sonra miray ın istemediği tek birşey yaparsan. "

Devamını bekledim ama gelmedi.

"Eee? Devamını getirecek misin artık? "

Ayşe mırınkırın ederken bende iki elimi belime koymuş onu bekliyordum. Tam o sırada hızla bir çalışan içeri daldı.

"Miray hanım misafirler gelmeye başladı lütfen dışarı çıkmayın. "

Başımı salladım. Çalışan çıkınca hemen arkasından barın girdi. Bana ve ayşeye biraz baktı.

"Ayşe çıkman lazım misafirler gelmeye başladı. "

Ben daha ağzımı açamadan ayşe kaçarcasına yanımızdan geçip çıktı. Barını neyle tehdit etmişti bu? Yarım yamalak anlatışı yüzünden kafamda bin türlü senaryo dönüyordu. Barınla koltuklara oturduk. Barın arasıra benden gözlerini kaçırıyordu. Şuan tam zamanı olup olmadığı umrumda değildi. Herşeyi bilmek zorundaydım.

"Ayşe sana ne dedi? "

"Anlatmadımı?"

Bana şaşkın bakıyordu. Başımı salladım.

"Anlatmadı değil de anlatamadı. O yüzden senden duyalım. "

Dedim ve barına bakmaya başladım. Barın parmağındaki yüzükle oynayarak aynen ayşe gibi mırın kırın etmeye başladı.

"Ha demek gizli birşey var ha? "

Barın hemen söze girdi.

"Hayır hayır ne gizlisi. Sadecee. "

Kaşlarımı hafifçe çatarak baktım.

"Sadece? "

"Hiç boşversene. İlk önce evlenelim. Sonra anlatırım. "

Herşeyi sonraya ertelemesinden sürekli gizli bir şeylerin olmasından bıkmıştım. Hızla ayağa kalktım.

"Ne demek sonra. Herşeyi sonraya atamazsın barın. "

Oda ayağa kalktı ve ellerini cebine atıp rahat bir dille konuştu.

"Eğer öyle gerekmeseydi şimdi söylerdim. "

Bu rahatlığı beni daha da sinir ediyordu.

"Yani bir cümle nasıl bu kadar gereksiz olupta gizli olabilir ki? "

Barın başını salladı ve beni omzumdan tutup yerime geri oturttu. Kendisinde benle oturdu. Onu gerçekten şuracıkta pataklayasım geliyordu şuan. Benim için güvenin ne kadar önemli olduğunu fark etmemişti heralde. Burnumdan soluyordum resmen. Ondaysa tık yoktu. Ben karşısında sinirden dört köşeyken o neden bu kadar sakindi? Sonunda bir çalışan içeri geldi.

"Giriş yapabilirsiniz. "

Biraz sonrası sinirimi yatıştırmak için çok güzel bir andı. Sakince ayağa kalktım ve kapıya doğru yürüdüm. Barında yanımda durup kolunu uzatınca koluna girdim. Kapı açıldı ve herkes alkışlamaya başladı. Adeta bir masalın mutlu sonu gibiydi. Ama tabi benim masalımın sonu değildi. Hatta benim hayatım masala biraz zor dönüşürdü. Sonunda masaya gelince oturduk. Herkes sessiz olunca hakimde geldi. İlk önce bana sordu. Klasik bilinen soru işte. Önemli olan benim cevabımdı. Acaba diğerleri gibi evet diye 3 kere bağırmalımıydım yoksa şiir okur gibi mi cevap vermeliydim. Hepsini boşversene kendin ol yeter.

"Masal gibi bi hayat için evet! "

Herkes alkışlarken barında bana bakıyordu. Bakışlarına kapılmıştım ki gözlerini benden ayırdı.

"Aşkımın hayatını masala çevirmek için evet! "

Aah ah. Kendi olacağına benim sözüme ekleme yapmayı seçmiş. Yinede. Hayatım boyunca yaşayacağım tek düğün bu olmalı. Başkasını istemem. Derken barın yumuşadığımı fark etmiş olucakki bana doğru yaklaştı.

"Siniriniz geçti sanırım prenses."

Bir anda aklıma geldi. Ne çabuk yumuşadım ya.

"Bana şöyle lakaplar takmayı kes. "

Başını sırıtarak salladı. Alkışlar eşliğinde platformdan aşağı indik ve dans müziğiyle ilk dansımızı yapmaya başladık. Ben sadece ellerimi onun boynunun arkasında birleştirmişken o ise ellerini belime götürdü ve aramızdaki mesafe sıfıra indi. Bazı çiftler bize eşlik edip dans ederken bazılarıysa oturup etrafı çekiyordu. Ben sürekli etrafa bakarken barın sadece benimde ona bakmamı bekliyordu. Sonunda gözlerim ona çevrildiğinde konuştu.

"Dansa hiç çalışmamıştık."

Başımı salladım. Gerçekten kaçırdığım tek şey sanırım buydu.

"Bildiğim yerden geldi. "

Oda başını salladı ve bilmiş bir ifade takındı.

"Ben seçtim."

Omuzlarında o kadar yük varken birde bunu düşünmesi beni yiyip bitiriyordu. O kadar şeyin arasında o bana öylesine zaman ayırıyordu ki. Kendimi onun altında kalmış hissediyorum.

"Eee ben seçtim ne tebrik ne aferin ödül falanda yok zaten."

Güldüm. Ben daha cevap veremeden şarkı bitti. Bir anda erik dalı çalmaya başladı. Belli ki cevabını sonraya bırakacaktım. Erik dalı uzadıkça uzadı. Yada bana öyle geliyordu. Çok susayınca ara vermek için insan kalabalığından ayşeyi buldum.

"Ahh ayşe susuzluktan ölüyorum. "

"Ee sen gel iki dakika otur san getireyim. "

Hemen ellerimi kaldırdım.

"Hayır hayır. Sen benim gittiğimi belli etme yeter. "

Ayşe den onay alınca ayağa kalkıp hızla konteyner e girdim. Vantilatörü açıp önceden koltuğa bıraktığım suyu alıp kafama diktim. Terim soğuyunca kalkıp gitmek için ayağa kalktım fakat kapı kitliydi. Sanırım çalışanlar kitlemişti. Neyse ki arka kapı vardı. Hızla arka kapıya yöneldim ve kapıyı açtım. Sonunda çıktım derken bir anda iki adam gelip ağzıma bir bez bastırdılar. Gözlerim yavaş yavaş kapanırken arabaya doğru götürüldüğünü fark ettim. Son gördüğüm şey ise barının o yüzünde ki gülümsemeydi. Gözleri etrafa bakıyordu ama kimseye belli etmiyordu. Gözlerim kapanınca herşey bitti sandım.

~Hayatta herkesin korktuğu şeyler vardır. Korktuğumuz şeyler hepimizin başına gelebilir. Önemli olan sizi kurtaracak birileri olması. Sizi bırakmayacak sizin için her şeyi göze alacak biri... "

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.