Yarın olduğunda eşyalarımızı toplayıp yeni eve geçtik. Eve geçtiğimizde koltuğa oturup derin bir iç çektim. Sonunda sakin bir hayattı. Barın yanıma oturup bana doğru yaklaştı. Ellerini iki yanıma koyup beni sıkıştırdı. Bense ona ne yapıyorsun der gibi bakıyordum. Bu bakışlarıma karşılık konuştu.
"Neden öyle bakıyorsun? "
"Asıl sen ne yapıyorsun? "
Diyerek onu üzerimden ittim.
"Bişey yaptımda trip mi atıyosun yoksa naz mı yapıyosun?"
"İkiside değil. "
"Ne o zaman? "
"Sadece kendimi sevgili olmaya hazır hissetmiyorum. Evet belki haftaya evlenicez ama ben senin hala eskisi gibi olup olmadığını bilmek istiyorum. Sen benim bıraktığım karan mısın? "
"Evet. Ama illa emin olucam diyosan. Deneyebilirsin. İddaasına bile girerim."
Bişey demedim ve tekrar koltuğa yaslandım. Oda kumandayı aldı ve netflix açtı.
"Ne yapıyosun? "
"Film açıyorum. "
"Ne tür izliyosun. "
"Korku. Ama korkucaksın git. Yada ben varım seni korurum. "
Diyip göz kırptı. Bende sırıttım.
"Ooo en sevdiğim. Alasını açsan korkmam. Patlamış mısır olucaktı varya. "
Ayağı kalkıp mutfağa gitti ve elinde patlamış mısır dolu bir kaseyle geri döndü. Bir tane alıp ağzıma attım.
"Bir an sen yaptın sanmıştım. "
"Yok artık ben neyim sanki. 1 dk da döndüm. "
Sırıttım ve bağdaş kurup film açmasını beklemeye başladım. Açınca hemen doğruldum. Filmin 30. Dakikasında bir jump scare yedik. Ben korkmadım. Hatta seviyordum. Fakat barın için aynı şeyi söyleyemezdim. Jump scare yiyince bir anda elindeki kaseyle yerinden fırladı.
"Ananı yaaaa. Heryer mısır oldu senin yüzünden. "
Filmi durdurup konuşmaya devam ettim.
"Hani korkmuyodun? "
Cevap vermeden yerdeki mısırları topluyordu. Tekrar ettim.
"Hani korkmuyodun barın bey? "
Ağzımı bükerek taklit ettim.
"Bön sönö kororom."
Diyip gülmeye başladım. Onunsa hoşuna gitmemişti.
"Korkmuyorum zaten. "
"Aynen kesin öyledir. "
"Boşluğuma geldi yoksa valla böyle olmazdı. "
"Tabi canım anlıyorum. "
Diyip yerime geri oturdum. Oda mısırları toplayınca yanıma oturdu. Yine dalga geçmeye başladım.
"Korkuyorsan komedi açiyim sonra izlerim ben he? "
Sırıttım. Bir süre gözlerimin içine baktı. Bende meydan okurcasına onun gözlerinin içine bakıyordum. Bir anda bakışları değişti. Sanki yakınlaşmak ister gibi bir bakış atmaya başladı. Artık gözlerimi kaçırmaya başlayınca ayağa kalktım.
"Sen başlat ben içecek alıcam. "
Sırıtarak koltuğa yaslandı.
"Bana da getir. "
Hızla mutfağa yöneldim. İki bardak ve içecek çıkartıp bardakları doldurdum. Bana bakışları istemsizce aklımda dönüp duruyordu. O anki dalgınlıkla bir anda içecek bardaktan taştı.
"Hay ben senin. "
Sesim fazla çıkmış olucak ki barın bana seslendi.
"Bişey mi oldu? "
"Yok."
"İyi."
İçecekleri alıp salona döndüm. Bu evin farklı bir havası vardı. Anlayamadığım bir hava. İçeceği barına uzattım. Sonra oturup kendikimi içmeye başladım. Film sonunda bittiğinde uyku bastırmıştı. Bir anda horlama sesiyle irkildim. Barın horluyordu. En sinir olduğum şeydi. Sesini duymamak için üst kattaki odalardan birinde uyudum.Uyandığımda horlama sesi yoktu. Hatta baya bi sessizdi. Bu nedense bana huzur vermiyordu. Ne yalan söyliyim biraz sesi bende iyi buluyorum. Bence azıcık bile ses olması güven verici. Bu sessizlik üzerine üstümü bile değişmeden pijamalarla aşağı indim. Barın sessizce telefona bakıyordu. Geldiğimi duyunca gözleri bana çevrildi. Bir anda gülmeye başladı.
"Tipe bak allahım ya. "
Elleriyle yüzünü kapadı ve hala gülüyordu. Bense neden güldüğünü anlamıyordum. Üstüme baktım ama garip bişey yoktu. Kollarımı kavuşturulacak sordum.
"Ne gülüyosun yüzümde bişey falanmı var? "
Diyerek elimi yüzümde gezdirdim. Gülmesi bitince sırıta sırıta cevap verdi.
"Hiç. Bir an gözüme çok şirin gözüktün de. "
Bende bir an istemsizce gülümsedim. Fark edince yüz ifademi değiştim ama verecek cevabım yoktu. Sadece şunu diyebildim.
"Saol."
Sesim kısık çıkmıştı ama bu sessizlikte duyulmaması imkansızdı zaten. Hızla yukarı çıktım ve aynanın karşısına geçtim. Harbi çoh datluydum yaaa. Yerim kendimi. Neyse yinede o tatlı bulmasın. Yüzümü yıkayıp üstümü değiştim ve tekrar aşağı indim. Barın bu sefer yerinde değildi. Mutfaktan sesler gelince oraya yürüdüm. İçeri girince tost makinesinin önünde bekleyen varını gördüm. Konu açılsın diye konuştum.
"Ne yapıyosun. "
"Tost yapıyorum belli olmuyor mu? "
"Oluyoda konu açılsın diye sordum. Konuşmak istemiyosan gidiyim. "
Ellerini bana doğru uzattı ve salladı.
"Hayır hayır gitme. Konuşalım. "
Sandalyeye oturdum ve barını izlemeye başladim.
"Sen böyle izleyince elim ayağım birbirine dolaşıyo. "
"Havaya mı bakiyim o zaman barıncım? "
"Yok. Ama bana yardım edersen güzel olur. "
Gözlerimin içine baktı. Bende kabul ettim ve yanına geçtim.
"İyi ne yapayım şimdi? "
"Portakal suyu yap. Şu çekmecede portakal suyu için toz olucaktı. "
Bir sürahi ve soğuk su çıkarıp portakal suyunu hazırladım. Barınsa tostları bir tabağa koymuştu. İkimizde masaya geçtik ve yemeye başladık.
"Ooo en azından tostun iyiymiş. Umarım diğerleride iyidir de yemek yapmak zorunda kalmam."
Sırıttı.
"İstersen 7/24 yaparım. "
Bu sözü karşısında bişey demedim. Evet hoşuma gitmişti ama pas vermek istemiyordum. Daha onun bıraktığım gibi olup olmadığından emin değildim. Ben bişey demeyince arkasına yaslandı. Çapkın bakışlar atarak sordu.
"Neden cevap vermiyorsun? "
Sesi ciddiyetsizdi ama sorusu konusunda ciddiydi. Ellerimi çıtlattım. İstemsiz stres olmuştum. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Ben panikle bir ona bakıp bir yandan da gözlerimi kaçırınca stresimi gidermek adına şakalaştı.
"Aman tamam cevap verme güzellik. İlkokul sözlüsünde değilsin merak etme. "
Sırıtıyordu. Bu şakasına bende sırıttım. Azda olsa stresimi gidermişti. Hatta baya gidermişti.
"Bu arada barın. Şirketinde boş yer varmı. Bana bir iş lazım. "
Biraz düşündü.
"Var ama. Senin okuduğun bölüme uygun mu bilmiyorum."
Biraz sessizlik olsada bu sessizlik barının konuşması üzerine bozuldu.
"İstersen sekreterim ol. "
Diyip göz kırptı. Buna karşılık göz devirdim.
"Dizilerdeki gibi olucağını düşünmüyosun heralde. "
Öyle düşünmüştü ki yüzü düştü.
"O zaman iş yok. "
"Tamam sekreter olurum. Ama yeni iş bulana kadar. Evde boş boş oturmak istemiyorum. "
Bir anda yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
"Gel gidelim o zaman. "
"Ben bi başvursaydım. "
"Ben aldım işe orda hallederiz başlarsın direk. "
Bu acelesi hoşuma gitmesede kabul ettim. Acele işe şeytan karışırdı nede olsa. Umarım şeytan karışmazdı. Hazırlanıp şirkete vardık. Hemen barının ofisine çıktık ve işe alım işlemlerini yaptık. Daha sonra barının karşısındaki koltuğa oturdum. Derin bir iç çektim.
"Sonundaaa. Ne uzun sürdü ya. "
"Ben hergün böyle uğraşıyorum sen benim işlerimle nasıl uğraşıcaksın? "
"O kadar değil. Eee şimdi ne yapıcam. Beni bilmediğim işlere soktun ya hani? "
Biraz düşündü. Sonra bilgisayarda bir şeyler yazmaya başladı. Bir süre sonra eliyle işaret etti.
"Yanıma gel. "
Kalkıp yanına gittim ve bilgisayara doğru eğildim. Bilgisayarda yapmam gereken bir kaç madde vardı.
• Toplantı ayarlamak.
• Görüşme ayarlamak
• Şirkette olmadığımda bekleyen misafirleri oyalamak.
Bu kadardı. Şu misafir oyalama işi absürttü ama olsun. Maddeleri okuyunca doğruldum ve koltuğa geri oturdum. Ben oturunca aniden ayağa kalktı ve el çırptı.
"Kalk kalk oturma toplantıya gidicez."
"Ne ben ne alaka ya? Ben sekreterim. "
"Evet ve öylesine yanımda durucaksın. Nedense böyle pek sorgulama olurmu canım. "
Diyip hafifçe gülümsedi ve göz kırpıp kapıyı açtı.
"Hadi hadi. "
Daha heyecanımı atlatamadan kendimi toplantı salonunda buldum. Ben barının arkasından toplantı salonuna gelince fısıldaşmalar başladı. Neden herkes bana öyle bakıyorduki? Sanki hiç sekreter görmemişlermiydi? Barının masaya kalemle vurmasıyla fısıldaşmalar kesildi.
"Evet. Şimdi yeni pazarlama planını anlatıyorum. Fikri olan izin alıp söyleyebilir. "
Diyerek planı anlatmaya başladı. Ben çok etrafa bakmamaya çalışsamda insanların bana garip garip baktığını hissediyordum. Birisi fikrini söylemek için kalkınca barın yerine oturdu. Tam dibimdeydi. Nefes alış verişlerini duyabiliyordum. Bende sanki çok birşey anlıyomuş gibi fikrini anlatan adamı dinlerken bir an barın elimi yakaladı. Benim anlık hareketlenişim üzerine herkesin gözleri bana çevrildi. Bende o stresle birlikte sadece barına bir bakış atıp kısaca açıkladım.
"Birşey yok özür dilerim devam edin. "
Herkes geri önüne dönünce elimi kurtarmaya çalıştım fakat barın ben çırpındıkça daha da sıkı tutuyordu. Bende toplantı bitene kadar kurtulmaya çalıştım. Sonunda toplantı bitince elimi bıraktı. Ona sinirle baktım. Oysa yüzünde zafer kazanmış bir ifadeyle önümde yürüyordu. Ofise girince hemen konuşmaya başladım.
"Neden elimi tutuyosun? Ya biri anlasaydı? "
Yerine oturdu ve sırıttı.
"Kim neyi anlayacak miray? Haftaya evleniyoruz ya hani? "
Yanına doğru yürüdüm.
"İşle aşk hayatını karıştırdığımızı anlayabilirler. Hem onlar neden bana öyle garip bakıyordu? "
"Hiç. Ben daha önce hiç sekreter almamıştım da ona şaşırdılar. Ha bide nişanlım olman yüzündende olabilir tabi. "
Bunu o kadar rahat söylüyordu ki benim stresim boşaymış gibi geliyordu. Ama tabii ki de değildi. Barın ben onun nişanlısıyım diye beni işe almıştı. Bu doğruydu. Evet kimsenin hakkını yememiştim ama işle aşk hayatını karıştırmış oluyorduk. Bu haberlere bir kere düşerse ne kadar büyürdü tahmin bile edemiyordum. Ama en azından haberlere düşene kadar devam edecektim. En hızlı şekilde iş bulmaya çalışacaktım. O sırada bir adam içeri girdi. Bende hemen pozisyonunu düzelttim. Barın adamı görünce ayağı kalktı ve elini sıkıp oturdu. Adamda oturunca beni süzdü daha sonra barına sordu.
"Sekreter aldığını bilmiyordum. Neden ihtiyac duydunki?"
"Öyle gerekti diyelim. "
Daha sonra anlaşma için konuşmaya başladılar. O sıradada adam arasıra bana bakıyordu. Ama
bakışlarından rahatsız olmaya başlamıştım. Adam resmen aç köpek gibi bakıyordu. Barında fark etmiş olacakki bana baktığı her an sözünü yarım bırakıyordu. Bunun üzerine barının kulağına eğilip fısıldadım.
"Dışarı çıkmam gerek. "
Barın hiç sorgulamadı ve başını salladı. Ben çıkarken adamla konuşmaya devam etti. Çıkınca derin bir nefes aldım. Daha sonra bir kaç kadın çalışanla göz göze geldim. Bana bakıp bakıp gülüyorlardı. Ama hiç umursayacak durumda değildim. Bir anda kapı açıldı. Adam bana sert bir bakış attı ve kravatını düzeltip gitti. Ben daha ne olduğunu anlamadan barın yanımda belirdi.
"İçeri gir. "
İçeri girince barın kapıyı kapayıp konuşmaya başladı.
"O adamın varya anasını bacısını ortaya çıkarmadan bırakmıycam. "
Demekki fark etmişti. Bir şey demedim. Ben susunca barın devam etti.
"Sen neden sessiz kalıyosun? "
"Bilmiyorum."
Sesim kısık çıkmıştı. O kadar rahatsız ediciydi ki boğazım düğümlenmişti. Bu çaresizlik beni yiyip bitiriyordu. Ama barın çaresiz değil gibiydi. Benim bu sessizliğim karşısında bana sarıldı. Saçımı okşadı ve kısık bir sesle konuştu.
"Seni çaresiz bırakmıycam. Ölümüne yanındayım. "
Bu sözü karşısında bende ona sarıldım. Bu güven verici hissin tarifi yoktu. Bu an anlatılmaz yaşanırdı. Kapının çalınmasıyla hemen birbirimizden ayrıldık. Hızla geri gittim ve hazır olunca barın seslendi.
"Gel."
İçeri bir adam girdi. Kim miydi? Hiç bir fikrim yok. Bayağı temiz giyimli ve yalan olmasın uzun yakışıklı bir adamdı. Resmen bir modeldi. Adam içeri girince Barın onu hemen içeri davet etti. Adam oturdu. Barında önümden geçip oturdu. Adam hemen konuya girdi.
"Barın bey size gönderdiğim girişimciler işe yaramayınca bizzat sizinle iletişime geçmek istedim. "
Kimdi lan bu. Tanımadığım ünlü varmış demek. Barın arkasına yaslandı.
"Elbette. Girişimcileriniz mükemmeldi ama mükemmel ötesi değildi. En azından sizin onlardan öte olduğunuzu düşünüyorum. "
Adam samimiyetsizce gülümsedi.
"Ben zaten mükemmel ötesiyim fakat sizin bu teklifi kabul etmemeniz mükemmel ötesi olmadığınızı gösteriyor. "
Ne teklifiydiki bu? Adamda iyi laf sokuyodu. Sanki lise kavgası izler gibiydim. Barın aynı rahatlıkla devam etti.
"Asıl siz benim bu teklifi kabul edeceğimi düşünerek mükemmel ötesi olduğunuzun sözde olduğunu kanıtlıyorsunuz. Bu teklifi kabul etmek benim zararıma olur. Boşuna ayağıma kadar gelmişsiniz. "
Adam doğruldu ve sert bir bakışla cevap verdi.
"Barın bey bakın. Size vereceğimiz sponsorla milyonlar kazanacaksınız garanti ederim. Fakat kabul etmezseniz rakip şirketle anlaşacağız. "
Barın dişlerini sıktı.
"Umrumda değil. Emin olun sizden daha iyi sponsorluk verdiğim bir marka var zaten. Size ihtiyacım yok. Teşekkürler ama sizi dışarı almak zorundayım. Çünkü kararım kesin. "
Adam sinirle ayağa kalktı ve hızla kapıyı açıp çıktı. Bende hemen sormaya başladım.
"O kimdi? Ne anlaşmasıydı? Hangi markaydı? Rakip şirket kim? "
"Anlatıcam ama ilk önce sus. "
"Tamam."
"İlk önce o adam Bershka markasının CEO'su. İkincisi benim anlaştığım marka Zara. Nerde aratırsan arat Zara daha üstün emin ol. Adam benle anlaşma yapmak istiyo çünkü diğer ülkelerle de çalışıyorum. Fakat rakip şirket sadece bir ülkeyle çalışıyo oda Azerbaycan. Ben daha avantajlıyım yani. Anladın? "
"Anladım. Rakip şirket kim? "
"O da benim kuzenim. Yani yaşıtız. Bir önemi yok benden iyi olamadı nede olsa. "
Diyip güldü. Ben daha soru soracakken kapı tıklandı. Annemin sesini duyunca hemen masanın altına girdim. Annemin barının sekreteri olduğumdan haberi yoktu ama haberi olursa kavga çıkarırdı. Bu yüzden hemen masanın altına girdim ve ağzımı kapadım. Ben saklanınca barın kapıyı açtı. Annem hızla içeri girdi ve etrafa bakındı.
"Bir takım dedikodular duydum. "
Barın güldü.
"Neymiş o annecim? "
Koltuğa oturdu.
"Kızımı sekreter olarak işe almışsın? "
O oturunca barında yerine oturdu.
"Yok canım. Kim çıkardı onu. Ben hiç sekreter almadım. Hem ben karımı çalıştırırmıyım? Bana hizmet etsin yeter. "
Bu saçma sözüne gıcık kapıp bacağını cimcikledim. Oda bir anda komik bir ses çıkardı.
"Ah."
Eğildi ve bacağını tutarken göz göze geldik. Bana ne yaptın der gibi baktı. Bense sadece gülümsedim. Tekrar kalktı ve bahanesini sundu.
"Bacağımı çarpmıştımda bi an acıdı. "
"Hım.tamam neyse benim işlerim var. Sen çalış. "
Annem kalkıp gidince hemen masanın altından çıktım. Barınsa hemen konuşmaya başladı.
"Ne cimcikliyosun ya fark etseydi? "
"Ben sana hizmet etmiycem haberin olsun. "
Bu sözüm üzerine barın güldü.
"Öyle bişey yapma zaten. Annen eski kafadadır diye dedim. "
Soylularda da bir eski kafa vardı bakmayın okuduklarına. Annem fakir bir aileden geldiğinden bu konularda dışarıya belli etmesede bir hassasiyeti vardı. Eve dönünce hemen telefondan iş aramaya başladım. Ben ailenin tek çocuğu ve tek varisi olduğumdan gelecekteki işleri alabilmem için girişimcilik okudum. Yani onun gibi bişey. Çok umrumda değil. Ben oldum olası dansa meraklıyımdır. Ders yapmakta hiç istemezdim. Hatta şu varislik işi olmasa dersi bırakır dans dersi alırdım. Tabi ne yazıkki gelecekte elime geçecek paranın büyüklüğü daha ağır geldi. Beni paragöz gibi düşünmeyin. Sadece o parayla kafamı rahatlatacağım o kadar. Bir kaç iş ilanından sonra sonunda bir şirket buldum. Hatta her kriterinede uyuyordum. Fakat tek sorun bu şirket Sarpındı. Diğer iş ilanlarındada hep bir uyuşmazlık çıkıyordu. Çözüm bulamayınca telefonu koltuğun öbür ucuna fırlattım ve ellerimi yüzüme bastırıp seslice ofladım. Barın şöyle bi bana baktı ve telefonuna geri döndü.
"Noldu bulamadın mı? "
"Yok. Bana bir şirket uyuyo oda kimin biliyomusun? Sarpın. Gerçekten kafayı sıyırıcam az kaldı. "
Barın sırıttı.
"Bu gidişle karısını sekreteri yaptı diye adım çıkıcak. "
Şimdi neden barının şirketinde çalışmadığımı soracaksınız. Barının şirketine tereyağından kıl çeker gibi gırerım ama sorun bu değil. Sorun insanların benim hakkım olmadan torpille girdiğimi düşünmesi. Bu sebeple bende başka şirkete girmeye karar vermiştim. Barının bu sözüne sırıttım.
"Evet. Ama neden böyle oluyor anlamıyorum. Altı üstü bir iş ama neden bu kadar zor ki. "
Barın bir anda kalktı ve üst kata çıktı.
"Hop nereye! Barın? "
Ondan ses gelmeyince telefonu alıp tekrar aramaya başladım. Ama biraz daha bulamazsam kendi yerimi açıp kurtulacaktım. Elbette dalga geçiyorum şuan hesabımda öyle bir birikim yok. İşte bu yüzden iş bulmalıyım. O gün bulamayınca uyudum. Sabah kalktım ve hazırlanıp barınla şirkete gittik. Bu sefer kahvaltı yapamadığımdan karnım gurulduyordu. Ben kahvaltısız güne başlamadığımdan bu açlığa midem ne kadar dayanırdı bilmiyordum. Benim bu çektiğimin yanında barının hiç bişeyi yoktu. Karnımı tuttuğumu görünce merak etti.
"Niye karnını tutuyosun. "
"Sence? Açım çünkü. Tabi sen alışık olduğun için. "
Diyerek kollarımı kavuşturdum.
"İyi gidip ye. "
Diyerek eve açılan kapıyı işaret etti. Bende kapıyı açtım ve mutfağa ilerledim. Dılabı açtığımda az şey kalmıştı. Tabi artık burda yaşamadığı için normaldi. Bulduklarımdan sevdiklerimi yedim ve hızla ofise geri döndüm. Ben kapıyı açınca barınla göz göze geldik. Bakışları hala eskisi gibiydi. Ama sadece bana mı böyleydi bilmiyorum. Yanına doğru yürüdüm ve sordum.
"Dün ne konuştun? "
Başta anlamadı ama sonra jeton düşünce yine kıvırmaya başladı.
"Hiç. Önemsiz bişeydi. "
Ama bu sefer zorlamadan bırakmayacaktım.
"Önemsiz şeylerde benim için önemli."
Birşey demedi. Önüne döndü ve kapıyı izlemeye başladı. Bu sessizliği karşısında yinede devam ettim.
"Demekki önemli bişeyki söylemiyosun."
Hala cevap vermiyordu. Zorlamaya devam ettim.
"Benle ilgili değil mi? "
Bir an bişey söyleyecek gibi olmuştu ama tık yoktu. Yinede konuşacağını hissedebiliyordum.
"Bende artık gizli saklı yok sanmıştım. "
Bu cümleyle bir anda ayağa kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Bense bu anı hareketine şaşıp kalmıştım. Kapıyı kitledi ve hızla yanıma yürüdü. Bana yaklaştıkça adımları yavaşladı. Bense geri geri gidiyordum. Duvarın arasında kalmamak için sağa döndüm ama bu seferde masaya denk gelince barın daha da yaklaştı. O durunca bende durdum. Bana bakışları masum değildi. Gözlerinden okunuyordu masum olmadığı. Ama masum değilse neydiki? Bişey söylemesini bekledim. Gözlerinin içine bakıyordum. Oda öyleydi. Sesli olmayan bir tonda sonunda sessizliği bozdu.
"Gizli saklı olmayacak zaten Ta ki bana aşık olduğunu kabul edip evlendiğimiz zaman. "
Allahım ya takmıştı evliliğe. Zaten ona aşık olduğumu ikimizde biliyorken hala böyle yapması hoşuma gitmiyordu. Aşkı duymak değil yaşamak istiyordu ama ben hazır değildim. Bu sözü üzerine birşey demedim. Bir anda kapı kolu zorlandı. Biri kapıyı açmaya çalışıyordu ama kitliydi. Bu anı ses karşısında irkildim ve yanlışlıkla kafamı barına çarptım. Oda hafif geri gidince hızla fark edip özür diledim. Oda başını salladı ve tekrar dibime geldi.
"Dibime kadar girmesenmi acaba? "
Hiç umrunda değildi. Ne kapı zorlaması neden benim dediğim cümle. Sadece kendi dediğine ve benim onun dediğine vereceğim cevaba bakıyordu.
"Soruma cevap vermedin miray. "
"Adam kapıyı zorladığı için olabilir mi? Git aç kapıyı. "
Barın bir süre gözlerimin içine baktı ve bıkkın bir şekilde beni bırakıp kapıya doğru ilerledi. Kapıyı açtığı gibi bir kadın içeri daldı. Bu kişi ayşeydi. Bir anda ayşeyi görünce bende barın gibi şaşırdım ve Ayşe'nin yanına gittim.
"Ayşe noldu bu ne acele? "
Ayşe nefes nefeseydi. Bende onun bu haline panik olmuştum. O cevap vermeyince onu hemen koltuğa oturttum ve bende yanına oturdum. Barınsa karşımızda dikilmiş Ayşe'nin haline bakıyordu. Ayşe nefeslenince konuşmaya başladı. Eliyle barını gösterdi.
"Bu kim? "
Barın ağzını açacakken yanlış bişey söyler diye araya girdim.
"O barın. Sana anlatmıştım ya. "
"Memnun oldum. "
Barın sadece hafifçe gülümseyip gözlerini kapayıp açtı. Tabi işi bozulmuştu ya morali bozuktu arkadaşın. Ayşe'nin kolundan tuttum ve hafifçe sarstım.
"Hadii anlatsana noldu neden nefes nefesesin?"
Elini göğsüne bastırdı.
"Bi tane adam. Ben ara sokaktan geçerken aynı yoldan gelmeye başladı. Uzun süre gelince bende en yakında barının şirketi var diye buraya geldim. Panikledim."
Gözleri dolunca sarıldım.
"Sorun yok. Bu gece bizde kal. "
Sarılmamız bitince başını salladı. Barın araya girdi.
"Ben bir araba çağırayım sizi götürsün. "
Biz aramızda konuşurken barında araba çağırdı. Araba gelince ayşeyle arabaya bindik ve bize gittik. Eve gelince derin bir nefes alıp oturduk. Bir süre sessizlik oldu ve birbirimize baktık.
"Eee? "
"Eee? "
"Ne yapalım? "
"Bilmem. Yeni taşındığımız için bence birşeyler yapmak sıkıntı olmaz. "
Düşünürken bir anda lisede yaptığımız bir aktivite aklıma geldi. Heyecanla doğrulup ayşeye döndüm. Ayşede bu anı hareketim üzerine bana baktı.
"Aklıma şimdi geldi. Hatırlıyormusun lise bittiğinde bir tişört boyamıştık. Bahçede tekrar yapalımmı? "
Ayşe hiç düşünmeden fikrime katıldı.
"Harbiii! Çok güzeldii bi daha yapalım. Hadi kalk. "
Ayağı kalktık ama hemen durduk.
"E kıyafeti nerden bulucaz? "
Biraz düşündüm.
"Barının bir beyaz tişörtünü alalım bişey demez zaten. "
Ayşe şüpheyle sordu.
"Emin misin? İzin almadan yapmak. Bilmiyorum. "
"Kızsada sana kızmaz zaten boşver. Benimde çok umrumda değil. Kendi kıyafetimi mahvedemem."
Diyip yukarı çıktım. Elimde barının bir tişörtüyle geri döndüm. Ayşe kıyafete baktı.
"Büyükmüş."
"Ne güzel işte daha çok şey çizeriz. "
"Haklısın. Hadi çizelim. "
Markerları alıp aklımıza geleni bazende pinterestten gezip güzel bulduklarımızı çizmeye başladık. Kıyafetin yarısını doldurmak 2 saat sürmüştü. O sırada kapı açıldı. Barının işten dönmüştü. Bizi yerde boyalarla çizim yaparken görünce sırıttı.
"Evde kağıt mı kalmadı? "
Doğruldum ve bende güldüm.
"Evet kalmadı. Ama neyseki kıyafetin çok işe yaradı. "
Barının sırıtması bir an düştü yerini şaşkınlık aldı.
"Nasıl? Hangi kıyafetim bu? "
Omuz silktim. Elime ilk geleni almıştım.
"Hangisi bilmiyorum. Elime ilk geleni aldım ama yeni gibi iyi bakmışsın aferin sana. "
Hızla yanımıza varıp tişörtün etiketine baktı. Bir anda başını ellerinin arasına alarak konuştu.
"Hayııır bu benim yeni aldığım tişörttüü. Daha bi kere bile giymemiştim miray. "
Biraz üzülsem de unutacağını düşünerek teklifte bulundum.
"Tamam ben sana daha iyisini alıcam merak etme. "
Ayşe bu sözüme sırıttı. Barın bir bana bir tişörte baktı.
"Güzel olmuşta. Neden benim kıyafetim? Yada neden kumaş değilde tişört? "
Ayşeyle birbirimize baktık.
"Çünkü eskidende öyleydi. "
Barın anlamaz gözlerle bakınca kestirip attım.
"Boşver sonra anlatırım. "
Başını salladı ve kalkıp içeri gitti. Bizde ayşeyle boyamaya devam ettik. Ben boyarken ayşeye kısık sesle seslendim.
"Ben demiştim kızmaz diye. "
Ayşe başını salladı.
"Aferin ona. "
İkimizde güldük. Artık gece yarısı olmuştu. Bizimde tişörtü bitirmemize az kalmıştı. 4 de 3 ü bitmişti. Saat 1 ı biraz geçerken sonunda kalan yerlerde doldu ve tişört bitti. Çok şirin olmuştu. Sevdiğimiz müzikler sözler film diziler resimler renkler hobiler rengarenk olmuştu. Ayşe tişörtü kaldırdı ve gösterdi.
"Mükemmel olmuşş! "
Ayşede başını salladı.
"Peki kimde kalıcak? "
"Sende kalsın. Lisede ki bende. "
"Tamam. Hala yanında mı? Bakalım. "
"Yanımda. Tişörtü bırak kurusun. Yarın alırsın. "
Ayşe tişörtü bıraktı ve benle içeri girdi. Yukarı kata çıktık ve valizimden o meşhur tişörtü çıkardım. Hala eskisi gibiydi. O kadar güzeldi ki. Ayşe tişörtü görünce eline aldı ve dokundu.
"Hala o yaptığımız zaman ki gibi hissettiriyor. "
Bende tişörte dokundum.
"Evet hala eskisi gibi. "
Yavaşça katlayıp valize geri koydum. Ayşeyle yatağa oturduk.
"Ee senin şu sarp işi bitti mi? "
"Ayyy evet çok şükür. Kurtuldum. Ha bide. Ben haftaya pazartesi evleniyorum. Geliceksin değil mi? "
"Tabii ki de gelicem. Şahitler varmı? "
"Daha 1 hafta var. Onu en son hallederiz. Hatta bi şahit te sen ol. "
"Olurr. Ee gelinlik ne olucak? "
Bir an sustum. Bunu hiç konuşmamıştık.
"Bilmem. Daha hiç bahsi geçmedi. "
"Barın ayarlamıycakta kim ayarlayacakki? Adım atmasını mı bekleyeceksin? "
"Yarında konuyu açmazsa beklemeyeceğim tabii ki. "
Ayşe başını sallarken bir anda kapının ardından bir çarpma sesi geldi. Ardındanda barın göründü. İkimizde barına tiptip bakıyorduk. Barında bize bakıyordu.
"Noldu barın? Bi yerini mi çarptın? "
"Evet. Bişeyim yok. Geçerken oldu. "
İyide bu odadan sonrasına geçiş yoktu ki. Tam olarak nasıl geçerken olmuştu bilmiyordum ama yalan söylüyordu. Yinede çok umrumda değildi. Kesin bizi dinliyordu.
"Burdan sonra oda yok nasıl geçiceksen artık. Neyse iyiysen güzel. "
Benim cümlem bitince iyi geceler dileyip gitti. Bizde ayşeyle yatmaya hazırlandık.
"Sen yan odada uyu. O oda boş kimse kullanmıyo zaten. "
Ayşe gitmek istemezcesine baktı.
"Ben senle uyusam olmaz mı? "
Yatağıma baktım. Çift kişilikti.
"Yani tabii ki de olur. Ama neden böyle bişey istedin anlamadım. "
"Ya geçen bir psikolojik korku filmi bitirdim. Sonra aklımda kaldı. "
Başımı salladım ve yatağa girdim. Ayşede yanıma kıvrıldı. İkimizde hemen uyuya kaldık. Sabah olduğunda ayşe yanımda yoktu. Kalktım ve lavaboya girmek için yürüdüm fakat kapı kapalıydı. Biraz kapının önünde bekledikten sonra kapı açıldı. Ayşe beni görünce yerinden sıçradı.
"Ay ödüm koptu. Öyle sessiz durulur mu? "
Sırıttım.
"Pardon bilerek olmadı. Yeni mi uyandın? "
"Evet."
Başımı sallayıp lavaboya girdim. Elimi yüzümü yıkayıp çıktım. Bende çıkınca barının gördüm ve irkildim.
"Ay barın neden öyle bekliyosun korktum. "
Sırıttı.
"Seni bekliyorum. "
Diyerek yanıma yaklaştı. Hemen yanından sıyrılıp merdivenlere yürüdüm.
"Misafir vaaar. "
Barınsa sadece arkamdan baka kaldı. Aşağı indiğimde ayşe buzdolabıyla bakışıyordu. Yanına gittim ve buzdolabına umutsuzca baktım.
"Hiç kahvaltılık yok. "
"Evet."
"Ee ne yiycez? Ben çok açııım. "
Diyerek karnını tuttu.
"İsteriz."
Başını salladı ve birlikte salona geçtik. Barın aşağı inince oturmasını bekledim. Oturunca konuşmaya başladım.
"Barın bize yemek istesene. Biz çok açıız. "
Diyerek karnımı tuttum. Barın bi bana bi ayşeye baktı.
"Sabah sabah mı? "
Başımı salladım.
"Sen acıkmıyosun diye bizde mi acıkmayalım? "
"İyi ne istiyorsunuz? "
Ayşeyle biraz istişare ettikten sonra kararımızı açıkladık.
"WAFFLEEEEEEEEE! "
Barın bu konuşmama güldü ve yemeği istedi. Yemek gelince aldık ve hemen ayşeyle gömdük. O sırada barın çoktan işe gitmişti.
"Bak gördün mü hiç konusunu açmadı düğünün. Anca hatırlatsın gıcık şey. "
"Öyle deme belki işlerle kafası doludur."
Bişey demedim. Kahvaltıdan sonra ayşeyi eve bırakıp eve geri döndüm. Telefonumu çıkarıp düğün elbisesi satan yerlere bakmaya başladım. Birkaç tanesini ss aldım. Daha sonra tekrar iş ilanlarına bakmaya başladım. Yine akşama kadar bakıp yorulunca biraz uyudum. Kalktığımda 1 saat geçmişti. Barın neredeyse gelmek üzereydi. Yaklaşık yarım saat sonra barın hala yoktu. Trafik vardır diye düşünüp pek önemsemedim. Biraz müzik açıp kafamı dinlemek istedim. Tabi kafamı değil müziği dinliyordum da neyse. Barının sesini duyunca yerimden fırladım.
"Ne zaman geldin be! Ödüm koptu. "
"Son ses müzik açarsan benim sesimi zor duyarsın zaten."
Sanırım müziğin sesi biraz fazlaydı. Ama müzik böyle dinlenirdi. Amaan ne anlayacak o arkadaş.
"Neyse ee noldu? "
İki elinin arkasında olduğunu fark ettim.
"Ne var elinde? "
Ellerini ileri getirdi. Elinde bir sürü farklı davetiye ve bir sürü düğün salonu numarası vardı. Öylece elindekilere bakıyordum. Elindekileri bana uzattı.
"Al bak. "
Davetiyeleri elinden aldım ve oturdum. Hepsini incelemeye başladım. Hepsi mükemmeldi. Ama içlerinden biri beni cezbetmişti. Barın o davetiyeye uzun uzun baktığımı görünce sordu.
"Bunu mu seçtin? Ben hepsine okeyim beni düşünme. "
Başımı salladım ve diğerlerini masaya bıraktım. Elimdeki davetiyeyi evirip çevirdim. Davetiye kapalı çimen yeşili bir zarfın içindeydi. Zarfın üzerinde altın renkte bir çiçek çizimi vardı. İçindeyse davetiye vardı. Yazıları el yazısıydı. Ama bi yer boştu. Barına davetiyeyi göstererek sordum.
"Bura neden boş? "
"Oraya düğünün konseptini yazdırıcaz. Aklında varmı bişey? "
Biraz düşündüm. Daha önce hiç aklıma gelmemişti konsept. Sonra aklıma bir fikir düştü.
"Konsept kadınların pembe erkeklerin beyaz lale alması olsun. Hepsini girişte verelim. Davetlileri sen seç olurmu?"
"Senin çağıracakların yok mu? "
"Bi ayşe var. Diğerlerini tanıyosun annem falan filan. Çağır gitsin işte. "
"İyi yarın erken kalk. "
"Neden? "
"Düğün için gelinlik ve damatlık almaya gidicez. Ordan çıkıştada yüzük alalım sonraki günlerde daha çok işimiz var. "
Başımı salladım. Akşam yemeği yedik. Ben biraz tv izleyip uyudum. Barında benden yarım saat sonra uyudu. Sabah alarmımın rahatsız edici zırlamasıyla uyandım. Kalkıp lavaboya doğru yürüdüm. Elime yüzüme su çarptım ve aşağı indim. İndiğimde barınla karşılaştım. O kıyafetlerini giymiş saatini bileğine takıyordu. Bende hala pijamalarla yarı ayık dolaşıyordum. O yarı uykulu halimle barına baka kaldım. Yüzü ne kadar pürüzsüzdü hiç fark etmemiştim. Kendimi hiç barının yüzüne bakmamış gibi hissettim. Hala eskisi gibi çekiciydi. Bu düşüncelerimi fark edince kafamı iki yana salladım ve düşünmemeye çalıştım. Ama elimde değildi. Bu benim kontrol edebileceğim bir şey değildi. Barınla göz göze gelmemle o yarı kalan uykumda gitti.
"Saatimi takarbilir misin? "
Ben cevap vermeyince elini salladı.
"Miray? Ayakta mı uyuyosun sen? Hala uykun varsa başka gün gidelim. "
İrkildim. Gözlerine dalmıştım. O koyu ormanında kaybolacaktım neredeyse.
"Ha? Yok. Uyumuyorum tabi ki de. Dalmışım. Ne diyodun?"
"Saatimi takarmısın diyodum. "
Başımı salladım ve taktım. Teni buz gibiydi. Bu yaz sıcağında o kadar ferahlatıcıydı ki. Bileğini tuttum.
"Tenin çok serin. Nasıl oluyo ya ben burda pişiyorum."
Omuz silkti.
"Bilmem. Ben hep öyleyim. Sende gerçekten çok sıcaksın."
Bende her yaz böyleydim. Sıcaktan geberiyordum.
"Ee sen neden hazırlandın hemen ben uyurken? "
"Hiç. Uğraş olsun diye. "
Başımı salladım ve odama gidip hazırlandım. Rahat çıkarıp giyebileceğim bir elbise giydim ve saçımı tarayıp çıktım. Allah'tan saçım düzdüde çok uğraşmıyordum hazırlanırken. Barın beni görünce kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Arabaya bindik ve ilk önce damatlık için geldik. İçeri girdik ve hemen karşılandık. Zaten zengin bir yerdi. Ama insanların çok büyük onlardan üstün insanlarmışız gibi davranmaları pek hoşuma gitmiyordu. Barınınsa pek umrunda değil gibiydi. İçeri geçtik ve koltuğa oturdum. Barınsa ilk takımı denedi. İlk takım o kadar komik gelmiştiki.
"Barın bune Allah aşkına ya. "
Gülüyordum ama barın bir arkasına bir önüne dönüp aynada kendi kendine bakıyordu.
"Beğenmedin mi? "
"Beğenmedim tabi ki. Bu ne kırmızı balıkmısın sen barın? "
Bu sözlerim üzerine başka bir takım elbise giydi. Bu seferki de lacivertti. Ama cırtlak bir lacivertti bence.
"Ya barın senin yüzünden lacivertten soğumak istemiyorum. Git siyah bir takım elbise giy lütfen. "
Bir takım elbise denedi. Bir tane daha ve bir tane daha sonunda denediği bir takım elbise o kadar güzel olmuştu ki. Görünce ayağa kalkıp alkışladım.
"Vay be. İşte bu. Bir takım elbise böyle olmayacaksa nasıl olacakki? "
Barın sırıttı.
"Beğendiysen alalım. "
Sanki hiç konuşmayıp dalga geçmemişim gibi cevapladım.
"Yok ya sen beğendiysen alalım. Bana bakma sen. "
"O zaman ilki olsun. "
Ellerimi salladım.
"Hayır hayır o olmaz. Tamam bu olucak evet hadi alalım. "
Sırıtarak devam etti.
"Bende beğenmemiştim onu zaten dalga geçiyorum. "
Gidip damatlığı aldık ve gelinlik için başka bir yere gittik. Gelince hemen elime birkaç gelinlik tutuşturdular ve deneme kabinine götürdüler. İlk gelinliği denedim ve açıkça söylemek gerekirse hayatımdaki en rüküş gelinlik buydu. Kabarık ve dantelliydi. Barının önüne gelince barın gülmeye başladı.
"Eskiden anneannem dantellerini gösterip gösterip ben bunlara 5 yıl uğraştım derdi bunlara 1 asırını vermiştir yapımcı. "
Diyip kahkahalarla gülmeye başladı. Bende buna sırıttım. Gidip başka bir gelinlik denedim. Bu seferki de sadeydi ama önü rahat edemeyeceğim kadar açıktı. Barın bunu görünce hemen ayağa kalktı.
"Öldürselerde bu gelinlik olmaz. "
Geri döndüm ve başka bir gelinlik denedim. Başka bir tane başka başka derken sonunda bir gelinlik o kadar güzel olduki. Barın görünce sadece şunu dedi.
"Bunu alıyoruz. "
Gerçekten de mükemmel bir elbiseydi. Beyaz sade düz ve kabarık değildi. Tam istediğim gibiydi. Bunuda hallettikten sonra kuyumcuya gittik. Artık hava kararmaya başlamıştı. İçeri girdik ve modeller önümüze serildi. Hepsine göz attım ama hepsi aşırı ihtişamlı göze batan türdendi. Adeta elmasımı görün der gibiydi. Bense son modellerden biri olan zarif ama detaylı bir tek taş seçtim. Barında onun takım olan yüzüğünü aldı ve taktı. Bana baktı.
"Ee oldu mu alalımmı? "
Başımı salladım ve ödeyip çıktık. Bugün ki işimiz bitmişti. Eve döndük ve salonda oturmaya başladık. İkidebir oflayıp pufluyordum.
"Oof of. "
"Noldu."
"Sıkıldım."
Doğruldu ve bağdaş kurup bana döndü.
"E tamam bişey yapalım. Senin sevdiğin bişey olsun ne yapalım? "
Biraz düşündüm. Ne yapsam sıkılmazdım.
"Buldum. Sana izlediğim k dramaları anlatıyım mi? "
"İyi bir dinleyici miyim bilmiyorum ama anlat. Herşeyi denerim senin için. "
Son cümlesine bişey demedim. İlk k dramamı anlatmaya başladım.
"Bak şimdi ne oluyo biliyomusun? Bir tane kız var..... Sonra işte o ikinci erkek kendini feda ediyo ve onun en yakın arkadaşıyla olmasını istio ve o en yakın arkadaşı ve kız birlikte oluyo. Böyle. Bu çok güzeldi. İzle bi ara. "
"Aga bee. Çok üzüldüm ikinci erkeğe yazık ya. Tiplerine bakiyim. "
Telefonumu açıp oyuncuları gösterdim.
"Abicim ikinci erkek daha yakışıklı nasıl diğerini seçer ya? "
"İşte böyle olması gerekiyomuş senarist miyim ben allahallaa."
"Ee başka ne var? "
"Başkaa. Heh bi tane adam var tamam mı?... İşte bu kızda sonda sihirbaz oluyo. Ama varya adam aşırı yakışıklı. Tüm dizilerini izledim. "
Barın sadece bana baktı.
"Benden de mi yakışıklı. "
Şöyle bir barının süzdüm.Evet yalan yok oda yakışıklıydı ama o adamı geçemezdi. Yine de kırmak istemedim.
"Hayır."
Gülümsedi. O zaman neden hala sevgili olamıyoruz? "
Diyerek yaklaştı. Ayağa kalktım.
"Çünkü hala emin olmaya çalışıyorum. Bana zaman ver. "
Diyerek mutfağa gittim. Barınsa kalkıp arkamdan geldi.Ben buzdolabını açıp kendime su doldurdum ve içtim. Bardağı lavaboya bırakınca bir anda belime barının kolları sarıldı. İrkildim ve barından uzaklaşmaya çalışarak hafifçe çırpındım.
"Neden hala beni deniyorsun miray? Ben benim. Bana aşıksın. Neyden korkuyorsun? Evlendiğimizdede mi böyle olacak. Ha? "
Bunları söylerken kollarını belime daha da sıkı kavrayıp beni kendine çekiyordu. Her hareketinde kalbim daha hızlı çarpıyordu. Beni kendine çektikçe nefes alış verişlerim hızlanırken devam etti.
"Cevap vermezsen benim yapacaklarımı durduramazsın. "
Diyerek dudaklarını boynuma daha da yaklaştırdı. O anki stres panik ve heyecanla onun kollarını tuttum ve gözlerimi sıkıca kapadım.
"Tamam cevap vericem ama beni bırak. "
Kolları yavaşça gevşedi ve ellerini tezgaha koyup gitmemi engelledi. Ona döndüm ve ne diyeceğimi bilmeyerek gözlerine baktım. Birşey demeliydim ama diyecek bişeyim yoktu. Ben bile neden böyle davrandığımı bilmiyordum. O ise benden bir cevap bekliyor ve istemediğim şeyler yapmakla korkutuyordu. Ben cevap vermeyince yüzünü bana yaklaştırdı.
"Beni mi oyalıyorsun? Nedenini bilmiyorsan anlarım ama lütfen dürüst ol. "
Gözlerimi kaçırarak konuştum.
"Evet. İlla bir cevap bekliyorsan o cevabı ben bile bilmiyorum. Yemin ederim neden böyleyim hiçbir fikrim yok. "
Başını salladı. Hala beni bırakmamıştı. Bense önümden çekilmesini bekliyordum.
"O zaman kendini sorgula ve bana bir cevapla gel sonraki günün sabahı. Sana bu kadar süre yeter heralde. "
Önümden çekildi ve içeri gitti. Bende kenara geçip sandalyeye oturdum. Ben neden böyle davranıyordum ki. Cevabı bulamama ihtimaline karşı bir yalan bulmalıydım. Sabah erkenden hazırlanıp barın uyurken çıktım. Ayşe'nin evine geldim ve kapıyı çaldım. Ayşe beni görünce şaşırdı ama hemen içeri aldı. Koltuğa oturduk.
"Noldu sabah sabah erkenden bana yolun düştü? "
Ona dün ki olanları anlattım.
"Barına ne desem bilmiyorum. Oda haklı yıllardır beklediği aşkıyla evlenicek ama aşkı ondan hoşlanmıyomuş gibi davranıyo ve sebebi o bile bilmiyor. Kendimi suçlu hissediyorum. "
Ayşe başını salladı.
"Evet. Gerçekten neden böyle bilmiyormusun? Belkide hiç kafa yormadığın için fark edemedin he? "
"Hayır ben dün akşam hiç olmadığı kadar bu sorunu düşündüm ama bir sebebi yok. "
"Belkide sarpın sana davranışları yüzünden barınında öyle olacağını düşünüyorsun istemsizce. Olabilir mi? "
Bir an çok mantıklı gelsede buna inanmak istemiyordum. Ben barına herşeyden çok güveniyordum. Sadece iş aşka gelince dizlerimin bağı çözülüyordu. Her saniyemi onunla yaşamak istesemde bundan neden korktuğumu anlamıyorum. Kafayı yiyecektim. Gerçekten istemediğim birşey yaparmıydı? Bu düşüncelere daşmışken ayşe cevabını alamadığı soruya döndü.
"Miray. Eğer kendini hazır hissetmiyorsan barını 3 gün oyalayalım her gün 2 saat psikolog getirelim konuş benim evimde. Belki birine anlatınca anlamaya başlarsın. "
Başımı salladım. Bana 3 gün yeticek bir yalan lazımdı. Ayşeyle ne kadar düşünsekte aklımıza fikir gelmiyordu. Eğer yalan bulamazsak ne yapardım bilmiyorum. Aradan geçen uzun bir sessizliğin ardından ayşe bir anda bağırdı.
"BULDUM! "
"NE BULDUN!? "
Diyerek ayağa fırladım.
"Şimdi hani barın diyo ya evlenene kadar böylemi olacak diye. Sende evet de ben evlenmemizi bekleyeceğim de. O zaman rahat edicem de onu 5 gün oyalarız. Sende hergün ayşeye gidiyorum diyip gelirsin bana bende psikologla beklerim seni. Ne dersin? "
"Tamam tamam mükemmel plan. Olur bu çok teşekkürler ben kaçtım! "
Diyip öpücük attım ve hemen eve döndüm. Eve dönünce barını evde bulamadım. Şirkete gitmişti heralde diye düşünüp odama çıktım. O sırada merdivenlerin sonunda barını görünce irkildim.
"Barın ne yapıyosun burda sessiz sessiz ödüm koptu. "
Barın bana bakıyordu ama ben bişey yapmışımds yakalamış gibi bakıyordu. Oysa ki bişey de yapmamıştım. Yada yaptımmı?
"Ne bakıyosun tip tip bişey desene? "
"Nerdesin sabahtan beri? "
"Ayşeye gittim. "
"Neden? "
"Ohooo sen böyle herşeyi sorucaksan ben gidiyorum odama. "
Ben yanından geçecekken kolumdan tuttu ve hafifçe çekti.
"Gidemezsin çünkü anlatıcaksın. "
Sırıttım. Dalga faln geçiyodu heralde.
"Neyi anlatıcakmışım? "
"Ayşeyle ne konuştuğunuzu. "
"Oldu bide PDF olarak atiyim arasıra okursun ha? "
Bu ciddiyetsizliğim karşısında beni tutup odasına çekti ve yatağa nerdeyse fırlattı. O anlık hareketle birşey diyemedim. Karşımda ayakta bekliyordu.
"Anlat."
Sesi ciddi geliyordu. Sanırım dalga geçmiyordu. Ama ben çocuk değildim ki herşeyimi bilecekti? Ne yapacağını kestiremediğimden kafamdan attım bişeyler.
"Ayşe'nin eski bir sevgilisi vardı onu konuşmak istedi bende gittim yanına. Bişey yok yani. "
O kadar hızlı konuşmuştum ki kabullenmiş gibiydi. Bişey demedi ve odadan çıktı.
"Hey nereye ya! Barın! Sabır ya. "
Bişey demeden gitti ve dışarı çıktı. Yaklaşık 1 saat sonra geri döndü. Elinde bir sürü davetiye vardı. Yanıma geldi ve hepsini önüme bıraktı. Bir davetiyelere birde barına baktım. Barın birşey demeden yanıma oturdu. Bir davetiyeyi elime aldım ve inceledim. Tam istediğim gibiydi.
"Nasıl dağıtıcaz? "
"Adam tuttum birazdan gelir. "
Başımı salladım ve telefonu elime alıp Barından uzak bir koltuğa geçtim. Arabayı satmak için bir alıcıyla konuşmaya başladım. Barında diğer koltuktan yakın bir koltuğuma geldi.
"O kim? "
"Alıcı."
"Nasıl? "
"Arabamı satıcam. "
"Neden çok pahalı o. "
"Elimde para olsun diye. Kullanmıyorum nede olsa. "
Barın başını salladı ve evde sessizlik hakim oldu. İkimizde hiç konuşmuyorduk. Geçenki gerginlikten olucakki barın bana darılmıştı. Ciddiyetide ondandı. Bi ara ayşe'den mesaj geldi.
"Psikolog buldum. "
"Tamam. Yarın saat kaçta? "
"13:00"
"Tamamdır. Tekrar teşekkürlerrrr. "
Telefonu kapadım ve gülümsedim. Barınsa yerinde oturmuş anlamaz gözlerle bana bakıyordu.
"Favori grubum ödül kazanmış. Ona sevindim. "
Bu açıklama üzerine telefonuna geri döndü. Sonunda davetiyeleri dağıtmak için 5 tane adam kapıya geldi. Barın hepsine tek tek davetiyeleri verdi ve yolladı. Yarın olunca hemen seans için hazırlanmaya başladım. Makyaj masasında dönen sandalyede bir oraya bir buraya dönüyor sürekli aynaya yaklaşıp uzaklaşıyordum. Bir anda sandalyem sertçe döndü ve karşımda barını buldum. Bana adeta bakalım şimdi ne yapıcaksın der gibi bakıyordu. Bu anı hareketi karşısında ona çıkıştım.
"Ne oluyo ya? "
"Unuttun mu? Bugündü. Açıklamanı duyalım. "
Diyip beklemeye başladı. Bir an böyle sorunca hatırlayamadım ama sonra ayşeyle konuştuklarımız aklıma geldi.
"Ben evlenmemizi bekleyeceğim. O zaman rahat hissedeceğim. Evlenmeden böyle yapmak doğru gelmiyo."
Barın istemediği bir cevap alsada cevabını almıştı. Bu yüzden başını salladı. Ama biraz yaklaşıp sordu.
"Emin misin? "
Sesi öyle değişik çıkmıştı ki. Arzulayıcı ama ikna etmeye çalışır gibi bir sesti. Tarif edemiyorum.
"Evet eminim. "
Ben böyle diyince bana bir sırıtış atıp doğruldu ve gitti. Bende hemen hazırlanıp saat 12 30 gibi evden çıkmak için kapıya yürüdüm.
"Nereye yine? "
"Ayşeye. Nereye olucakki? Hem işine bak sen benim yüzümden çok boşladın şirketi. "
Barın başını salladı. Hayret bende gelicem dememişti. Evden çıkıp vardığımda daha psikolog gelmemişti. Benden 15 dk sonra oda geldi ve derdimi vesaire anlattım. İlk seansta bişey yoktu. Kadın bir sürü not almıştı. Kesinlikle 2. Seansta bir şeyler çıkardı. Bunu düşünerek eve döndüm. Kapıyı açınla büyük bir sessizlikle karşılaşınca garipsedim. Etrafımdan hiç ses eksik olmazken bir anda böyle olması garip gelmişti açıkçası. Barınla olan konuşmalarımızı istiyorum. Yine benim yanımda olsun. Onu göreyim duyayım kokusunu hissedeyim ona dokunayım istiyorum. Sanırım ben sessizlik sakinlik istemiyordum. Eğer istiyorsam da barın yanındayken olsun. Bu düşüncelerle evin içinde dönüp dolaşırken baktım ki yapamıyorum bende barını aradım.
"Alo? "
"Barın kaçta eve dönüceksin?"
"Bilmem. İşler çok ne zaman biter bilmiyorum. Neden sordun? "
"Hiç. Öylesine. "
"Tamam görüşürüz. "
"Görüşürüz."
Telefonu kapatınca ne kadar geç geleceğini düşünmemiştim. Gece yarısıydı ve artık uyku bastırıyordu. Yinede barını bi kerede olsa görüp öyle uyuyacaktım. Ben koltuktan uykulu uykulu otururken kapı açıldı. Baktığımda sonunda barın gelmişti. Ayağa kalktım ve saatlerce beklemenin sıkıntısı ile barına doğru yürüyüp hafifçe sarıldım. Bir an şaşırdı ve bişey yapmadı. Ben sarılıp ona kendimi hafifçe bırakınca bana sarıldı. Bu sarılmaya o kadar ihtiyacım varmışki. Onu hiç bırakmak istemiyordum. Sabaha kadar böyle sarılmış durabilirdim.
"Miray. Bırak artık sonrada sarılırsın. "
Başımı sağa sola salladım.
"Şuan çok iyi. "
Barının kalbinin hızlandığını duyabiliyordum. Bana sarıldı ve bir süre böyle durduk.
"Hadi miray ben oturayım öyle sarıl. İkimizde yorgunuz. "
Başımı salladım ve koltuğa oturdum. Barında yanıma oturduğu gibi ona sarıldım. Ben onun üstünde uyumamak için kendimi zor tutarken ellerini saçımda gezdirmeye başladı. Onun bu hareketi üzerine istemeden uyuyakalmıştım. Sabah uyandığımda ikimiz dünle aynı pozisyondaydık. Yani kısmen. Biraz yakınlaşmış olabiliriz tabi. Ama o kadar huzurluydu ki bu yakınlık umrumda değildi. Sarılınca insan istemeden yakın oluyordu nede olsa. Ben böyle düşüncelere dalmışken barın uyandı. Eli hala saçlarımın içindeydi. Ben onun uyandığını hissedince doğrulacakken barın kolunu üstüme attı. Kısık ama anlaşılır bir sesle konuştu.
"Bekle. Biraz daha böyle kalalım miray. "
Bu isteğine karşı gelemedim ve biraz daha böyle kaldım. Bir süre sonra saati sorma isteği duydum.
"Saat kaç barın? "
"12:00"
"Geç kaldım! "
Diyip ayağa fırladım. Pot kırmıştım. Bende bu pot kırışım üzerine şaşkınlığımı gizleyememiştim. Barında bana değişik bakıyordu.
"Nereye geç kaldın miray? "
Ne deseydim ki? Ben sana verecek cevabı bulmak için Ayşe'nin evinde psikolog ile buluşuyorum mu deseydim? Tam bi açıklama yapamazdım. Yoksa herşey mahvolurdu. En azından ben öyle sanıyordum...
~Hayatında seni herkesten çok tanıyan birinden sürekli birşey saklayamazsın. Denemenin faydası yok. Onun için yapabileceğin en iyi şey kendin hakkında dürüst olmak. ~