İçeriğe geç

•*¨*•.¸¸BÜYÜK DEĞİŞİM•*¨*•.¸¸

Bölüm 7 · 35 dk okuma

•*¨*•.¸¸BÜYÜK DEĞİŞİM•*¨*•.¸¸

Bölüm 7

BÖLÜM 7 : GERÇEK BİR HAYAT

Kendimi sakinleştirdikten sonra odadan çıktım. Barınsa koltuğa oturmuş eline yarabandı takıyordu. Barını görünce Karan gözümde canlandı. Onu uzun zamandır düşünmemiştim. Barında biraz sonra geldiğimi fark etti.

"Neden öyle dikiliyorsun otursana. "

Onun konuşmasıyla yürüdüm ve yan koltuğa oturdum.

"Dalmışım."

Alaycı şekilde konuştu.

"Hayır yani şuana kadar bu kadar olay yaşanmışken nasıl dalabilirsin ki. "

Ciddiyetle konuştum çünkü dalıpta düşündüğüm konu benim için çok önemliydi.

"Seni ilgilendirmez. Bilmediğin konulara yorum yapma. "

"Tamam tamam özür dilerim paşam papatya çayı yapıyım da sinirini alsın ha? "

Diyip güldü. Bende göz devirdim. Hiç de gülücek durumda değildim. Sarp ta hala bişey yapmamıştı. Tehtidleri sadece korkutmak için miydi? Yoksa planı işliyorduda ben mi habersizdim? Neredeyse 1 hafta geçmek üzereydi ve hiç hareket yoktu. Bu hareketsizlik beni istemsiz bir paniğe sürüklüyordu. Beni kaçırsa bi daha bırakmazdı kesin. Barın yarabandını yapıştırınca konuşmaya başladı.

"Ee planın ne? "

"Ne planı? Planım yok. "

"Peki biz Sarpın seni ne zaman kaçırmaktan vazgeçeceğini nasıl öğrenicez? Öğrenene kadar kaçıcak halin yok bi plan lazım. "

Biraz durdum ve düşündüm.

"Valla bir planım yok. Olmayacakta. "

"İyi o zaman seni kaçırsınlar sende kurtul bende. "

"Ya öyle deme. Allah korusun o adam bana neler yapar kim bilir. Ondan daha merhamet bekleme. "

"O zaman düşünelim bi planda kurtul. Yeter ki düğünümüze baskın yapmasın şu herif. "

"Hala düğünümüz diyo. Daha ona çok var yavaş gel. "

Biz böyle konuşurken bir anda annemden telefon geldi.

"Kızııım."

Şu kadın ölsede kurtulsak artık.

"Efendim."

"Size çok lüks bir yerde yemek ayarladım akşam 9 da orda olun. Görüşürüüüz."

"Ama bi daki-"

Ben daha cümlemi tamamlayamadan telefon yüzüme kapandı. Oflayarak telefonu yan koltuğuma fırlattım. Ahhh sinirlerimi bozuyo insanlar böyle yapınca. Neden beni Barınla yakınlaştırmaya çalışıyolar ki? Bi tane vurucam varya neyse. Barın doğruldu ve soru sormaya başladı.

"Annen ne diyo? "

"Bize saat 9 da yemek ayarlamış gidin diyo. "

"Güzel. Nerde? "

"Attı konumu. Ayrıca güzel mi? Görücü usulü evlenmeye bu kadar meraklı bir erkekde ne biliyim. Evde falan mı kaldın? "

Diyip sırıttım. Onunsa hoşuna gitmemişti yinede sırıttı.

"Evde kalmadım canım seni bekledim sadece. "

Beni mi bekledi? Cidden beni beklemiş miydi? Hala beklediğine inanmıyordum.

"Beni bekledin öyle mi? "

"Evet."

"İlk sorduğumda yalan söyledin dimi?"

"Yüzde elli yüzde elli. "

"Umarım karanlık işlerinle ilgili değildir. "

"Karanlık işlerle uğraşmıyorum ki öyle olsun. "

"İyi görürüz bakalım. "

Ayağa kalktım.

"Hadi ben gidiyorum. "

Oda ayaklandı.

"Nereye? "

"Sanane."

Kapıya doğru gittim ve kapıyı açıp ayakkabımı giymeye başladım. Barında arkamdan geldi ve ayakkabısını aldı.

"Sen nereye bende oraya. "

"Öfff bu ne aşık rollenmeleri yaa. Cringe olma bu kadar. "

"Seni kaçırırlarsa Barın beni kurtar diye yalvartırım ama haberin olsun. "

"Ne yapıyosan yap. "

Dedim ve merdivenlere doğru gittim. Aşağı inip yürümeye başladım.

"Ne geliyosun arkamdan. "

Cevap gelmedi. Artık vazgeçmişti heralde laf yetiştirmekten. Yakında bir market görünce oraya girdim. Kasaya doğru gittim. Kasa önünden bir lolipop aldım ve ödeyip çıktım.

"Allah Allah niye sen ödemedin paramı hayret nasıl adamsın sen? "

İç çekti.

"Öyle başına buyruk olup hemen çıkmasaydın bende yanıma bir para alırdım. "

"İyi zaten eve gidiyoruz bi dahakine yanında bulunsun. "

Eve çıkarken bir anda barın durdu. Elini kaldırdı.

"Bekle iki dakika. "

Gözlerini kapamıştı.

"Noldu yaşlılıktan nefesin mi kaldı. "

Diyip sırıttım.

"Hayır sadece gözlerim karardı. "

Bu konuda biraz kendimi suçlu hissediyorum çünkü benim yüzümden bişey yiyemedi.

"Geçtimi? "

"Hayır geçmiyo. Şekerim düştü heralde. Yanında şeker varmı? "

Lolipopuma baktım ama onu yemezdi heralde.

"Yok yanımda sen otur ben getiriyim. "

"Yardım et oturmama bari. "

Koluna girdim ve yavaşça çömeldim. O oturunca bende iki dakika durdum. Ağır adamdı yahu.

"Ver şu şekeri işte yalancıya bak. "

Diyip lolipopu elimden kaptı ve ağzına attı.

"YAA! Neden lolipopu mu yiyosun para verdim ona. "

"Burda gözlerim kararıyo ayakta duramıyorum diyorum sen hala iki kuruşluk lolipopunun peşindesin. Ağlama alırım sana. "

Diyip kafama hafifçe vurdu. Ayağa kalktım.

"Hadi kalk evde otur. "

"Beş dakika daha. "

"Sanki okula kaldırıyorum kalksana. "

Diyip kolundan tuttum. Oda duvardan destek alarak kalktı. Daha sonra eve çıktık. Barın hemen koltuğa uzandı ve televizyonu açtı.

"Bana hala konum atmadın? "

"Tamam benim telefonumdan bakarız. "

"At sen yinede belki bişey olur falan. "

"Ya gerek yok. "

"Kızım atsana konumu. "

"Üşendim al sen at kendine. "

Barının üstüne fırlattım telefonumu. Bu aralarda telefonum hep biyerlere fırlıyordu.

"Gitmek istemiyorum demiyoda. "

Evet haklı gitmek istemiyorum. Çünkü bi manası yok. Ben daha burda bir iş bulamadım. Bide bu adamla yemeğe mi çıkayım? Sabır sabıır. Derken bir anda kapı çalındı. Kalkıp kapıyı açtım ve bir adam elinde bir içecekle duruyordu.

"Merhaba? Kime baktınız? "

"Siz yeni komşusunuz sanırım? Ben karşı komşunuzum. "

"Ah tanıştığımıza memnun oldum."

Elimi uzattım. Adamsa benim arka tarafıma bakarak elimi sıktı.

"Sevgiliniz mi? "

Diyerek Barını işaret etti. Tam konuşacakken Barın arkama gelip araya girdi.

"Kocasıyım."

Diyip adama elini uzattı ve samimiyetsiz bir gülüş attı. Adamda elini sıktı ve konuşmaya devam etti.

"Sadece ihtiyacınız olursa karşınızdayım. Tekrar memnun oldum. "

Barın benim yerime devam etti.

"Emin ol ihtiyacımız olmayacak. "

Diyip kapıyı kapadı.

"Ne yapıyorsun sen? "

"Ne yapmışım. "

"Adam altı üstü kısaca tanışmak istemiş sen adama laf sokuyosun. "

Sırıttı.

"Erkekleri hiç tanımıyosun. Herkese güvenme bence. "

"O zaman sanada güvenmemeliyim değil mi? "

Kafasını sağa sola salladı.

"Bana kesinlikle güvenebilirsin. Hatta seni en iyi ben tanıyorum. O yüzden zaten güvenmelisin."

Birşey demeden yanından geçtim ve oturdum. İki dk sonra telefonuma bir sürü bildirim gelemeye başladı. Bende hemen doğruldum ve telefonumu Barının elinden kaptım. Barınsa meraklı meraklı bana bakıyordu.

"O kim? "

Yazan Mertti. Nolmuştu ki?

"Bekle. Daha ben bakmadım. "

Mert bana bir sürü uyarı mesajı yağdırıyordu. Hızla girdim ve sordum.

"Noldu mert? "

"Miray acilen tüm planlarını iptal et her an Sarp yada adamları gelebilir. "

Bir an panikledim.

"Ne ne demek Sarp gelicek? "

Barın da sarp kelimesini duyunca oda soru sormaya başladı.

"Noldu miray? O kim? "

"Ya bi dakika bekle. "

Merte yazmaya devam ettim.

"Nerden öğrendin? "

"İşte duydum hatta biletleri bana ayarlattı. Bugün orda olur ama ne zaman harekete geçer bilmiyorum. Eğer tanımadığın bir adam senin yanına falan geldiyse sakın kimseye güvenme. Bil istedim. "

"İyi yapmışsın. Başka birşey öğrenirsen haber ver. "

"Tamam."

Telefonu bırakıp elimle yüzümü kapadım. Barın da hala meraklı meraklı bekliyordu. Karışmasa ölürdü zaten.

"Ne oldu söylesen mi artık? "

"Demin Mert yazdı. "

"Mert kim? "

"Ya şimdi onun sırası değil. Sarp bilet almış bugün İstanbula gelecekmiş. Heran adamları harekete geçebilirmiş onu söylüyo. "

"Hay ben o Sarp ın. "

Diye ağzında birşeyler geveledi.

"Ayrıca kimseye güvenme dedi. O demin gelende Sarpın adamı olabilir mi sence? "

"Ben dedim güvenme diye. Eğer Sarpın adamıysa onun gelmişini geçmişini. Neyse işte doğduğuna pişman olur. "

Ben daha yorum yapamadan ayağa kalktı ve kapıyı açıp ayakkabısını giydi.

"Dur nereye gidiyosun. "

"Şu karşı komşuya bir hesap sorup gelicem. "

Diyip karşı kapıyı tıktıkladı. Bense ayakkabımı giyip beklemeye başlamıştım. Sonra kapı açıldı. Kapıda bir kadın vardı. Barın afalladı. Bende kadını görünce konuşmaya daldım.

"Pardon hanımefendi birşey sorabilirmiyim? "

"Elbette ama siz kimsiniz? "

"Ben karşı komşunuzum. Demin kapıya bir adam geldi sizin kocanız falanmı? "

"Hayır. Ben tek yaşıyorum. "

Barınla birbirimize baktık. Demekki gelen adam sadece evimi öğrenmek için numara yapmıştı.

"Tamam teşekkürler memnun oldum. "

"Bende."

Kadın kapıyı kapattı bizde eve girdik. Barın bir sağa bir sola yürüyordu.

"Eşyalarını topla gidiyoruz. "

"İyide nereye. Kalıcak bi yer yok ben annemin evine geri dönmek üzgünüm yani. "

"O zaman benim evime gidiyoruz. "

Bir an durdum. Düşünmeye vaktim varmıydı ki? Bence en iyisi Barına gitmekti. Kaçırılmaya değmezdi burda kalmak aptallık. İsteksizce iç çektim.

"Tamam toparlıyorum bekle biraz. "

Barın tatmin olmuş şekilde konuştu.

"Hayret nasıl kabul ettin. Bekliyorum. "

Diyip koltuğa oturdu. Bende odama gittim ve çantama herşeyimi koymaya başladım. Toparlayınca iki çantayla odadan çıktım. Barın şaşkın şaşkın baktı.

"Oha bu kadar eşyayı ne ara getirdin. "

Omuz silktim.

"Önceden getirtmiştim. "

"Bana desen bende yapardım. "

"Hıhı kesin yapardın. Takmışsın yanında durucam diye. Mert senin gibi mi bak çocuğa ne güzel sadece yardım ediyo. "

"Ben ondan daha iyiyim emin ol. "

Alaycı şekilde konuştum.

"Öyle tabii canım. "

Çantaları aldım ve kapının önüne çıktım. Barında iki çantayı aldı ve aşağı indik.

"Ne çok eşyan var ya bu kadar gereksiz şeyle ne yapıyosun ki? "

"Yorulduysan ver. "

"Yok ya çok hafif. Hem sen taşıyamazsın. "

Diyip çantaları kaldırıp indirdi. Bu hareketi yaparken bileğinde çıkan damarları görebiliyordum.

"O zaman şikayet etme. "

Arabaya geldik. Barın çantaları arkaya koyarken bende öne oturdum ve telefonu açtım. Tüm bu olaylar olurken saat çoktan 6 olmuştu. Barında arabaya bindi ve arabayı çalıştırdı.

"İki dakika bir mağazaya uğrasana elbise alıyım akşam için. Hiç yanımda yok. "

"Ben sana getirtirim zaman kaybetmeye gerek yok. "

"O zaman bordo yada lacivert bir elbise olsun. "

"Söylerim."

Barın arabayı sürerken bende dışarı daldım. Nasıl daldıysam araba durdu. Bense hala geldiğimizi fark etmemiştim. Barın beni omzumdan sarstı.

"Miray ne duruyosun geldik. "

"Tamam iniyorum. "

Kapıyı açtım ve indim ve Barını beklemeye başladım. Çantalarımı aldı ve içeri girdi. Bende arkasından geldim. İçeri girdiğimizde yine asansöre girdik. Asansörü beklerken Barının bana baktığını hissedebiliyordum. Korkup korkmadığıma bakıyordu sanırım. Tabii benim düşünmekten fobilerime ayıracak 1 saniyem bile kalmıyordu. Sonunda asansör kapısı açıldı ve eve girdik.

"Neden evini şirketinin üstine yaptın? "

"İşlerimi önemsediğim için bu seviyedeyim."

"Tamam cevabımı aldım. Ben nerde hazırlanayım. "

Etrafına bakındı.

"Yaniii. Bi tane oda var oda benim. Sen bilirsin. "

Ters ters bakışlar attım.

"O zaman ben senin odanda hazırlanıyorum sende elbise gelince bana söyle seçiyim bi tane. "

"Ben ne olucam. "

İki elimi kaldırdım.

"Bilmem. Sen bulursun. "

Diyip odaya girdim ve çantamı boşaltıp hazırlanmaya başladım. Yarım saat sonra Barın kapıyı tıklattı.

"Müsait misin? "

"Gel"

"Elbiselerini getirdim. "

Diyip elindeki elbiseleri gösterdi. Bende yanına gittim ve elbiselerimi aldım. Oda takım elbisesini çoktan giymişti. Bir kaç adım geri gitti ve etrafında döndü.

"Olmuş mu? "

Barına şöyle bi bakıp süzdüm.

"Olmamış."

Gülüyordu ama yüzü düştü.

"Sen çok biliyosun. Anlamazsın zaten. Kör müsün bütün kızlar bana bakıyo nereye gitsem. "

Diye ukala ukala konuştu.

"İyi tamam ağlama olmuş olmuş. Şakadan da anlamıyosun. "

Diyip arkamı döndüm ve elbiselerimi Barının yatağına dizmeye başladım.

"Ee hangisini giyeceksin. "

"Giyince görürsün. Hem çıksana daha neyi izliyosun? "

"Tamam zaten minik bişeysin ciddiye de alamıyorum. "

Diyip sırıtmaya başladı. Sinirle yatağındaki yastığı ona fırlattım.

"Çık yoksa elimde kalırsın sırık! "

Hızlıca kaçtı ve çıktı. Salak şey. Elbiselere bakmaya başladım. Bakarken o kadar güzel lacivert bir elbise gördüm ki. Tam bana göreydi. Simli bir elbiseydi. O elbiseye aşık olmuştum. Hemen giyindim. Gerçekten mükemmel olmuştu. Hemen oturdum ve makyaj yapmaya başladım. Son olarak ayakkabımı giydim ve çıktım. Kapıyı açınca Barının oturup birşeyler yediğini gördüm.

"Barın yemeğe gidiyoruz ve sen yemek mi yiyosun? "

"Evet."

Bide evet diyo ya sabır.

"Hadi kalk hazırsan gidelim. "

Yemeğinden son bir ısırık aldı ve ayağa kalktı. Durdu ve beni süzdü. Yan yan baktım.

"Neye bakıyorsun? "

"Hiiç komik olmuşsun sadece. "

Diyip alaycı alaycı güldü. Bende hiç önemsemedim. Bana bakan ilk erkeği görünce hemen o lafını ona yedirecektim.

"Boş yapma gidelim hadi. "

Asansöre bindik ve aşağı inip arabaya bindik. Restoranta yaklaşmışken annem aradı.

"Noldu yine? "

"Ayarladığım romantik yemeğe geldiniz miiiii!"

O cırtlak sesi yüzünden telefonu kulağumdan uzaklaştırdım.

"Geldik."

"Hayır gelmemişsiniz bana öyle dedileeerrrr. "

"Bide takip ettiriyo pislik. "

Diye ağzımda sessizce geveledim.

"Efendim anlamadım. "

"Yoldayız birazdan ordayız dedim. "

"Ha güzel. Görüşürüüüz. "

Hiç birşey demeden yüzüne kapadım. Barında duymuştu konuşmaları zaten bu yüzden bişey demedi. Bir süre sonra restoranta vardık. Barın inip benim kapımı açtı ve elini uzattı. Bense elini tutmadan kalktım.

"Eğer güzel oldun deseydin tutardım elini. "

Dedim ve restoranta doğru yürüdüm oda arkamdan geldi. Biz masamıza doğru yürürken bir kaç erkeğin bana baktığını gördüm. Barınında gördüğünü fark ettim ve hemen lafı yapıştırdım.

"Görüyormusun komik olmuşsun dediğin kıza her gören erkek bakıyo. "

Diyip göz kırptım. Barında etrafına bakındı ve elimi tutmak için hamle yaptı ama elimi çektim.

"Miray elini getirsene. "

"Olmaz."

"Nedenmiş o? "

"Bana düzgün davranmadığın için. "

Masaya geldik ve Barın sandalyemi çekip daha sonra kendi oturdu.

"Trip mi atıyosun sen şimdi? "

"Yok canım trip değil. Ders veriyorum ben sana. Köpekler eğitilmeli nede olsa. "

"Kaynanam şunu duysa görürüm ben seni. "

Diyip alttan alttan sırıtmaya başladı. Daha sonra garson geldi. Siparişlerimizi verip beklemeye başladık. Biz beklerken yan tarafta ki masada bir adamın tek başına beklediğini gördüm. Barına doğru eğilip.

"Şu adam gibi seni bekletsem alınır mısın? "

Diyip güldüm.

"Alınmam ama seni bulurum. "

"Hadi ya nasıl olucakmış o? "

"Aynı eve çıkalım görürsün. "

Geriye yaslandım.

"Görürüz."

Biraz sonra yemekler geldi. Benim için yemek çok önemliydi. Ellerimi hafifçe birbirine vurdum ve gülümsedim. Barınsa bana bakıyordu.

"Ne bakıyosun yemeğe mutlu olanı görmedin mi hiç? "

"Yani. Senin gibisini görmedim tabii. "

Omuz silktim ve yemeğe gömüldüm. Ben yerken Barının daldığını fark ettim.

"Nereye bakıyorsun? "

"Göğsüne."

"Ne! Sapık mısın be! "

Diye suyu alıp yüzüne döktüm. Yüzünü nefes nefese sildi.

"Üstüne yemek bulaşmış ona bakıyordum. "

Diyince üstüme baktım. Gerçektende bulaşmıştı. Sırıttım.

"Pardon ya. Yanlış anlamışım. "

"Saol yıkandım sayende. "

Etraftaki insanlarda bize bakıyordu.

"Sorun yok yanlış anlaşılma. "

Diyip gülümseyince herkes önüne döndü. Barına bir peçete uzattım.

"Yinede öyle denirmi salak. "

"Ben nerden biliyim böyle yapacağını. "

"Biliceksin işte. "

Diyip haline sırıttım. Islanmış köpeğe dönmüştü. Biraz sonra yemeğine geri döndüm. Oda yemeye devam etti. Yemek bitince hesabı ödeyip kalktık. Eve geçince hemen salona girmeyi beklemeden Barın ın ofisindeki gördüğüm ilk koltuğa oturdum. Barının ev dediği bayağı büyüktü. Sorun şuydu ki kapıyı açınca ilk gördüğümüz salon yada normal bir ev değil Barının çalışma ve anlaşma yaptığı ofisti. Yan tarafta bir kapı vardı ordan girince orası asıl evdi işte. Ben oturduğumda uyuya kalmıştım. Kalktığımda oturduğum koltukta değil Barının yatağındaydım. Hemen kalktım ve etrafıma bakındım. Neyse ki Barın yoktu. Derin bir oh çektim. Kalktım ve üstümdekileri değişip makyajımı çıkardım. Odadan çıkınca etrafa baktım ama hiçbir yerde Barın yoktu. Gitmiş miydi acaba derken ofisten seslerin geldiğini duydum. Büyük ihtimalle Barın bir anlaşma yapıyordu. Sırf onu rezil etmek için düzgünce giyindim ve tam misafirler içerdeyken içeri daldım. Misafirler benim odadan çıktığımı görünce ikiside şaşırıp Barına baktılar. Barında beni görünce panikleyip hemen kalktı ve beni geri içeri götürdü.

"Ne yapıyosun sen? "

Bende gülüyordum. O yüz ifadesi hala aklımdaydı.

"Hiiç. Fark etmemişim içerde birinin olduğunu. "

"Senin yüzünden başka bişey sanıcaklar. "

Bende hala gülüyordum. Hızla çıktı ve misafirlere açıklama yapmaya başladı. Bende kapıya yaslanıp dinlemeye başladım.

"Gerçekten çok özür dilerim. O benim nişanlım ve yakında evleneceğiz lütfen yanlış anlaşılma olmasın. Bazı sebeplerden dolayı bir süre burda. Onun adına gerçekten özür diliyorum. Lütfen devam edelim. "

Onun bu saçma ama ikna edici açıklaması üzerine hiçbir sıkıntı çıkmadan devam ettiler. Bense dolabı açtım ve yiyecek birşey aramaya başladım. Ama hiç güzel bişey yoktu. Hep sebze falan vardı. Sabah sabah sebzemi yenir ya. Zevksiz şey sabah yenicek şeyler de yoktu dolapta. Dolabı kapadım ve kendime waffel sipariş ettim. Sabah waffel yerdim ben açıkçası. Bir süre sonra içeri birisi daldı. Bu Barındı. Nerdeyse burnundan soluyordu. Hemen hesap sormaya başladı.

"Ne kadar ciddi bir şeye sebep olucaktın biliyomusun sen?"

"Bilmiyorum anlat bakalım neye sebep olucakmışım ben?"

Derin bir iç çekti.

"Az kalsın 1 milyonluk bir anlaşma elimden kayıp gidecekti. Sen bunu 10 yıl çalışsanda ödeyemezsin biliyosun değilmi? "

Ciddiyeti fark ettim ama yinede kendimi bozmadım. İki elimi çeneme koydum.

"Ama bu tatlı tipe kıyabilirmisin gerçekten? "

Diyip tip tip baktım. Bir süre gözlerime baktı. Ben istifini bozmayınca devam etti.

"Bu seferlik görmezden geliyorum ama bi dahakine ödetirim haberin olsun. "

"Ay iyi tamam yemedik sözleşmeni."

"Hem ne sözleşmesiymiş o bu kadar para ediyo? "

"Sponsorluk. Ama gerçekten çok tanındık bir marka. "

Bişey demedim ve koltuğa oturdum.

" Evinde hiç kahvaltılık yoktu bende yemek istedim. Sen hiç kahvaltı etmiyomusun ya? "

"Ben kahvaltı etmiyorum. "

"Allah Allah niye o zaman binada şekerin düştüde lolipopu mu yedin. "

Sırıttı. Ama cevap vermedi. Bir an dank etti.

"Bir dakika sen benim lolipopu mu yemek için şekerim düştü numarası mı yaptın? "

Hala birşey demeden sırıtıyordu.

"Pislik bana o lolipopu tekrar almazsan 2 dakika durmam burda. Git al gel hemen. "

Diyip kapıyı gösterdim.

"Tamam ne önemli lolipopmuş. Tadıda güzeldi bu arada. "

"Seni varya. "

Yastığa elimi atınca hemen kapıyı kapatıp çıktı. Bir süre sonra elinde waffle la Barın içeri girdi. Waffle kutusunu görünce hemen kalkıp Barının elinden kaptım kutuyu. Mutfağa gidip masaya koydum kutuyu. Barında yan tarafıma oturdu ve lolipopu yana bıraktı. Bende kutuyu açıp waffle ı yemeye başladım. Ben waffle yerken telefonum çaldı. Bilinmeyen numaraydı. Elime alıp açtım.

"Alo? "

"Miray."

Bir an dondum. O Sarpın sesi miydi? Numaramı nerden bulmuştu?

"Sarp!? "

Barın ben Sarp diyince hemen telefonu aldı ve aramayı kapattı.

"Ne yapıyosun?"

"Ne mi yapıyorum. Yerimizi bulabilirlerdi aramayı devam ettirseydin."

Haklıydı.

"Ya buldularsa?"

"O kadar kısa sürede bulamazlar. Sen en iyisi bilmediğin numaraları açma. "

"İyi açmam. "

Ben waffle yemeye devam ettim. Barınsa telefonda uğraşıyordu.

"Bu arada 2 hafta sonraya nikah tarihi aldım. "

Bir anda lokmam boğazımda kaldı ve öksürmeye başladım. Barın su verdi. Suyu içip omzuna vurdum.

"Aniden söylenir mi bu? "

"Ne biliyim sende hep ani tepki veriyosun. "

"Neden bu kadar erkene aldın? "

"Hemen evlenelim diye. "

"Hey Allahım ya. E ne ara hazırlanıcaz. Ev yok ortada ayrıca. "

"Ev var. Ben aldım monte ettim ev hazır. Yani hazır olmak üzere. "

Boş boş bakıyordum Barına.

"Yine de. "

"Valla bahane yok küçük hanım. Yani bahanen bile kalmadı gerisini sen düşün. "

Haklı bahanem kalmamıştı. Mecbur kabul edicektim. Neyse mirası versin de annem bakarız sonra. Annemin sözü geçince hemen annem aradı.

"Yine ne oldu? "

"Kızım sen neden kocanın üstüne su döküyosun? "

"Sen nerden biliyosun. "

"Biliyorum ben. Neden döktün? "

Telefonu yüzüne kapadım. Hiç uğraşamazdım valla şuan. Barınsa sırıtıyordu.

"Kaynanam beni savunuyo görüyomusun? "

Hala sırıtıyordu."Görüyorum. Hiç benim tarafımı tutmadı zaten. "

"Biliyorum."

Bir kaşım havaya kalktı.

"Nerden biliyosun? "

"Hiç. Bilmiyodum. "

"Neden biliyorum dedin o zaman? "

"Anladığımı göstermek için. Ayrıca beni sorguya çekeceğine kalk gidelimde yaptırdığım evi görelim. "

Konuyu dağıtmaya çalışıyordu belli ki. Bende çok üstüne gitmedim. Öğlen 2 gibi yola çıktık. Eve vardığımızda baya güzel bir müstakil evdi. Ama bu bizim için biraz büyüktü. Neden böyle büyük yapmıştı ki? Eve girdim ve etraf neredeyse tamamlanmıştı. Sadece benim ayarlayacağım bir kaç dekor vardı o kadar. Hatta taşınılmaya hazırdı.

"Neden sende kalıyoruzki burda kalalım. "

"Daha boyayalı bir gün oldu. Zehirlenelim istiyosan kalalım tabii. "

Etrafa bakındım. İlk kat güzeldi. Normal işlerini halledebileceğin herşey vardı. Salon tuvalet mutfak bahçe ilk kattaydı. İkinci katsa baya odalar içindi. 3 oda ve odaların banyosu vardı. Yeterince büyüktü. Hatta fazla büyüktü. Barına döndüm.

"Ne zaman taşınabiliriz. "

"Hani benle değil aynı odada aynı evde bile kalmam diyodun? Sözünden mi dönüyosun? "

"Sözümden dönmüyorum. Ön yargılı olmayıp fikrimi değiştiriyorum. "

"İşte asla asla demiyceksin. "

"Doçent doktor Filozof Barın Hoca konuştu. "

İkimizde gülmeye başladık.

"Hadi gidelim. "

"Tamam. Kahve ister misin? "

"Olur içerim. "

Arabaya bindik ve bir kafede durduk. Kafeye girdik. Açıkçası yeni bişeyler deneyesim yoktu.

"Bir tane mocha. "

Barın hala menüye bakıyordu.

"Bir tanee... "

"Barın seçsene artık. "

"Çok kolaysa sen seç. "

"O zaman bi tanede americano. "

Barın bana baktı.

"Seversin merak etme. "

"Umarım."

Cam kenarı bir masaya oturduk ve kahveleri beklemeye başladık. Kahve hazır olunca Barın getirmek için kasaya gitti. Bende dışarıyı izliyordum. Bir anda önümde biri durdu ve cama tıklattı. Cama baktığımda Sarpla göz göze geldim. Bana pis pis sırıttı ve gitti.

"Siktir."

Diyip ayağa kalktım. Barında kalktığımı fark edince kahvelerle yanıma geldi. Kahveleri masaya bıraktı.

"Betin benzin atmış iyi misin sen? "

"İyi değilim. Demin. Demin cama biri tıklattı ve o kimdi biliyormusun. Sarp. "

Bana bakıyordu. İki elini yumruk yapmıştı.

"Ben şimdi onun varya. "

Diyip gitmeye kalktı. Bileğinden tuttum.

"Yapma. Şuan benim hakkımda sandığımızdan çok şey biliyo belli ki. Ayrıca buda bi plan olabilir. Şuan sadece birbirimize güvenebiliriz."

Durdu ve arkasına baktı. Kimseyi göremeyince yanımdan geçip yerine oturdu.

"Madem o bizim ensemizde o zaman bizde ona damarından daha yakın olucaz. "

"Nasıl olucakmış o? "

"Kimseye güvenmeyiz. Eve gidelim anlatayım. "

Kahveleri alıp kalktık ve arabaya doğru yürüdük. Yürürken bizle aynı yolda yürüyen birini fark ettim. Barına hafifçe dokundum.

"Çaktırma ama sanırım arkadaki adam bizi takip ediyo. "

Barın önünden geçtiğimiz arabaların aynasından baktı.

"Evet olabilir. "

"Ne yapıcaz? "

"Sadece beni izle. "

Barın gördüğü ilk sokaktan döndü ve duvara yaslandı.

"Geri git. Sana bişey olmasın. "

Dediği gibi yaptım ve geri gittim. Adam sokağı dönünce Barın refleksle adamı duvara sıkıştırdı.

" Söyle lan kimin adamısın sen! "

Adam şok olmuştu. Tabii beklemiyordu böyle bir hamle.

"Sarpın adamısın dimi? He! Konuşsana! "

Yakasına yapışmıştı. Adamsa konuşmamak ta direniyordu.

"Bak oğlum. Bi daha seni yada Sarpın adamlarını arkamda 5 metre uzağımda bile görmiyim. Bak görürsem. O zaman Sarpın eski sayfalarını karıştırırım. O biliyo. Anladın mı!? Söyle o korkak patronuna bi daha karışırsa eskiler açılır. "

Diyip adamı yere fırlattı. Adam hemen kalkıp kaçtı. Eskiden ne olmuştu da Sarpı böyle tehdit ediyordu? Sarpın eski kirlilerini Barın nerden biliyordu? Benim kafamda böyle sorular dönerken Barın hızla yanıma vardı ve bileğimden tutup beni sürüklemeye başladı. Ben hızla arkasından gelirken sormaya başladım.

"Sarp eskiden ne yapmış? "

"Neden öyle söyledin? "

"Sadece korkutmayamı çalışıyordun yoksa gerçekmi? "

Ben böyle sorarken Barın hiç cevap vermiyo burnundan soluyordu. Sorularıma daha fazla dayanamayıp beni kenara çekti.

"Bak Miray şuan ya susarsın yada ben seni sustururum."

"Aman iyi sormadım var say. "

Yürümeye devam ettik ve bir süre sonra arabaya vardık. Eve geldiğimizde ikimizde uyumaya gittik ama yinede uyku tutmadı. Düşünmekten uyuyamıyodum. Bana söylediklerine gıcık oldum. Keşke o sırada laf soksaydım. Offf. Hep böyle oluyo zaten. Derken karnım guruldamaya başladı. Boş boş kalınca acıkıyorum tabi. Birşeyler atıştırmak için mutfağa gittim. Dolabı açtım ama yine birşey yoktu. Dolabı kapatıp arkamı döndüğümde bir anda korkuyla sıçradım.

"A! Barın neden sessiz geliyosun ödüm koptu ya. "

"Hiç. Akşam diye. "

Yanımdan geçti ve balkona çıktı. Akşam akşam bulmuşken bırakmazdım onu. O dediklerini ona yedirmeliydim. Balkona çıkıp sigara yaktı. Bende arkasından balkona girdim.

"Neden sigara içiyosun? "

Dumanı dışarı üfleyip bana döndü.

"Alışkanlık. Hem neden soruyosun? Git uyu. "

"Sanane istediğimi sorarım. Hem yavaş yavaş kendini öldürmek yerine bıraksan daha iyi bence. "

"Dediğin gibi sence öyle ama bence değil. "

Bu sözü üzerine elimle sigarasına vurdum ve sigara aşağı düştü. Bir an göz göze geldik. Bana ne yapıyosun der gibi baktı. Bir sigara daha çıkardı. Bense gıcıklığına yine sigarayı attım.

"Gıcıklık yapma Miray. "

"İstediğimi yaparım sanane. Ayrıca bi daha benle öyle sert sert konuşmaya kalkma. "

"Anlaşıldı senin sorunun. Sinirliydim takılmana gerek yok."

"Her sinirli olduğunda bana böyle yapamazsın. "

Bişey demedi. Diyemezdi de zaten. Her sinirlendiğinde böyle olamazdı. Buna hakkı yoktu nede olsa. Kollarımı kavuşturdum ve beklemeye başladım. Özür bekliyordum ve bir süre sessiz kaldıktan sonra sonunda cevap verdi.

"Tamam özür dilerim. Seni kırmak istememiştim. "

"Tabii tabii. Özrün kabul edildi. "

Gülümseyip göz devirip gittim. Şu adama karışmak çok hoşuma gidiyordu. Zaten açlığımda gitmişti. Yukarı çıktım ve uyudum. Sabah olduğunda telefonuma bir sürü bildirim gelmişti. Tabi telefonu sessizde bırakınca böyle oluyo. Bildirimler bilinmeyen numaraydı. Mesajları okuduğumda ağzım açık kaldı. Bir sürü tehdit mesajı vardı. Onun Sarp olduğunu biliyordum. Sakin kaldım ve sadece ekran görüntüsü aldım. Şikayet etmeyipte ne yapacaktım ki? Kıyafetlerimi değişip salona gittim. Barın ortalıkta yoktu. Dışarı çıkmak için kapıyı açtım fakat korumalar beni durdurdu.

"Miray hanım lütfen zorluk çıkarmayın. "

"Niyeymiş o? Ben köpek miyim beni zorla burda tutuyosunuz? "

"Estağfurullah Miray hanım. Biz sadece Barın beyin emirlerini uyguluyoruz. "

"Barın beyin beynimi var ona uyuyosunuz. "

Koruma tam konuşacakken asansörün kapısı açıldı. Barın bize doğru yürüdü.

"Ne oluyo? "

"Hiiç korumaların beni bırakmıyo. "

"İyi yapıyolar."

Korumalara döndü ve devam etti.

"Aferin maaşınıza zam yapıcam böyle devam. "

Diyerek korumaların omzuna vurdu. Daha sonra bana döndü.

"Hadi içeri gir. "

"Karakola gidicem. "

"Niyeymiş o? Beni mi şikayet ediceksin. "

Sinirle telefonu çıkarıp ekran görüntülerini gösterdim.

"Bunları sana kim yazdı? "

"Sence? "

Anlamışa benziyordu. Bişey demedim.

"Şimdi çekil önümdende şu pisliğe haddini bildireyim. "

Hızla yanından geçtim ve asansöre doğru yürüdüm.

"Bekle bende geliyorum. "

Diyip yanıma koştu tam asansörün kapısı kapanıcakken kapıyı tuttu ve sırıtarak içeri girdi.

"Ne geliyosun senin işin yok burda."

"Sen nereye ben oraya. "

"Iyyy şu klasik laflarından vazgeç rüküş olmaya başladı. "

"Siz nasıl isterseniz sultan hazretleri. "

Diyerek eğildi. Görmezden geldim. Sonunda asansörden indik. Bir taksi durdurdum ve bindim. Arkamdan barın bindi.

"Sen insene araban var zaten. "

Omuz silkti.

"Abi sen sür. "

Adam sürünce sinirle ona döndüm.

"Ya benle bu kadar ilgilenmesen olmuyomu. "

"Millete ilgisizlik batıyo sana ilgi batıyo. Ters misin kızım sen. "

"Tersim sanane. "

"Taktın sende şu kelimeye ikidebir böyle yapıcaksan işimiz zor. "

Bişey söylemedim. Sonunda karakola vardık. Arabadan indik. Barın parayı ödedi ve karakola doğru yürüdük. Karakola girip şikayet ettim fakat pek işe yaramadı. Kimse bizi ciddiye almadı. Belli ki Sarp önlemini almıştı. Oruspu herif. Sevgiliside kendiside oruspu. Barın birşeyler yapmaya çalışırken ben içerde sinirden nefes alamayıp dışarı çıktım. Kapı önünde durmak yasak olduğundan biraz ileri gidip durdum. Sonra karşı tarafımda birkaç maskeli kapşonlu adam gördüm. Bir hareketlenme vardı. Bir anda omzumda bir el hissettim. Arkamı döndüğümde derin bir oh çektim. Elini atan Barındı. Bir yere kitlenmiş bakıyordu. Onun baktığı yöne baktım. Bir kaç maskeli kapşonlu adam bize doğru bakıyor arabadaki biriyle konuşuyordu.

"Onlar Sarpın adamı olabilir mi? "

"Başka ne sandın. Karakolda bekle geliyorum. "

"Bekle bende gelicem. "

"Gelmemelisin. Bu konular seni ilgilendirmez. Belli ki benimle konuşucak. "

"Ya bişey olursa. "

"Olmayacak."

Konuşması bitince arabaya doğru yürüdü. Tabii ben burda öylece durmayacaktım. Gizlice arabaların arasından olanları izlemeye başladım. O gelince arabanın etrafındaki adamlar geri çekildi ve beklemeye başladılar. Arabanın içindeki Sarptı. Konuşmaları çok anlaşılmasada birşeyler çıkarabiliyordum. İlk başlarda çatışsalarda sonra ciddi şeyler konuşulmaya başlanınca sesleri daha net duymak için daha yakın bir arabanın yanına gittim ama hala yeterince duyamıyordum. Biraz daha yaklaşacakken ayağım bir taşa takıldı ve Barının yan tarafına kapaklandım. O sırada Sarpla göz göze geldik.

"Vay vay vaay. Demekki doğruyu anlayıp yanıma gelmeyi seçtin ha? "

Ayağa kalktım.

"Hayır tabii ki de senin gibi oruspu ya artık bi aysel bakar zaten. "

Bir şey demedi sadece ellerini yumruk yaptı. Barınsa bana bakıyordu ama bişey demiyordu. Düşmemle Barının sözü yarıda kesilmişti. Duyduğum kadarıyla onu seviyorum ve dedi. O kişi ben olabilirdim ama yinede başka ihtimalleri de göz önünde bulundurarak bu fikri çoktan unuttum. Barın Sarp a döndü.

"Miray a da söylemek istermisin pis işlerini. "

Sarp bana baktı ve devam etti.

"Evet. Senin salaklığın yüzünden olanları anlatıcam. "

"Durun bi dakika siz birbirinizi bu kadar yakın nereden tanıyorsunuz? "

Sarp gülmeye başladı.

"Oha Barın hala söylemedin mi? Sen varya benden daha pisliksin. "

Kaşlarımı çatıp Barına döndüm. Barınsa hemen cevap verdi.

"Evde."

Evde mi? Bu kadar mı?

"A aa niye böyle yapıyosun barın söylesene Miray da bilsin bu kadar utangaç olma. "

Barın bir adım ileri gelip sesini yükseltti.

"Sen sussana lan. Seninkileri de biliyoruz. "

"Barın bak senin kodumun hayatınla hiçbir ilgim alakam kalmadı. Ver Mirayı sen yoluna ben yoluma. "

"Lan bak mal mal konuşma. Miray benim eşim. "

Diyip elimi tuttu. Gıcıklık olsun diye mi yapıyordu? Yada kışkırtmak için falan. O sırada Sarp peşimi bırakır belki diye bende Barına katıldım.

"Düğünümüze gelirsin artık şahit olarak. "

Sarpın sinirlendiği belliydi.

"Miray bak beni hala sevdiğini biliyorum. Bu adam senden bir sürü şey saklıyo. Seni neden yıllardır beklıyo sanıyosun? "

Bir an durdum. Barının eli gevşedi. Benimde öyle. Yine de Barının elini sıktım. Barın da bu hamleyi beklemiyordu ki şaşkınca yüzüme baktı. Elimizi Sarp'a doğru kaldırdım.

"Bak. Bu elleri görüyo musun? Ben Barına güveniyorum. Eğer anlatırsa anlatır. Anlatmıyorsa benim iyiliğim içindir. Şimdi peşimi bırak siktir git anladın mı? "

Barının bana bakışları değişmişti. Sarp sinirle arabadan çıktı ve bana doğru yaklaştı. Barın elimi daha da çok sıkıyordu. Sarp yeterince yaklaşınca konuştu.

"Miray o adam senin ba-"

Sarp daha cümlesini tamamlayamadan Barın adamın yakasına yapıştı.

"Kes lan sesini. Ben öyle bişey yapmadım! Siktir git ölümün elimden olur! "

Bende şaşırmıştım. Barın neye sebep olmuştu? Benimle ilgili neye sebep oldu? Hiç bişey anlamıyordum. Bir kaç polis gelip Barın ve Sarp ı ayırdı. Tabi haber hemen yayıldı. Bir sürü haber vardı. Magazinlerde haberlerin alt yazısında. Ben karakolda beklerken haberlere bakıyordum. Sonunda Barını bıraktılar. Barın araba çağırdı. Eve gidene kadar konuşmadım. Asansöre binip yalnız kalınca konuşmaya başladım.

"Eee? "

"Ne ee si?"

"Şakamı yapıyosun? Bana bi açıklama yap. "

"Hala zamanı değil. "

"Asıl şimdi zamanı."

"Şimdi değil. "

"Peki ne zaman? "

"Sadece şimdi değil. "

"Şimdi."

"Olmaz."

"Olur."

Derin bir iç çekti.

"Olmaz."

Sinir oldum. Benle ilgili birşeyi bilmeme hakkını kim onlara vermiştiki? Üstüne yürüdüm.

"Öyle mi? "

Oda üstüme yürüdü.

"Öyle."

Önüme döndüm.

"Peki o zaman bende Sarptan öğrenirim. Neden kendimi yorayım ki? "

Telefonu çıkardım. Barın hemen telefonu elimden kaptı.

"Napıyosun ver şunu. "

"Hiç bişey öğrenemezsin. Şimdi olmaz. "

"Ben öğrenmenin yolunu bulurum. Sen beni tanımıyosun. "

"Öyle iyi tanıyorum ki. "

Telefonu açtı.

"Şifreyi söyle. "

"Öldürsen de söylemem. "

"İyi ben açtırırım. "

Diyip telefonu cebine attı.

"Lan ver telefonu. "

"Yio. Sende uslu dur o zaman. "

"Usluluğunu sikiyim ver telefonu elimden bi kaza çıkacak."

"A a ne küfür ediyosun senin gibi nazik bir soyluya yakışmıyo haberin olsun. "

Asansörün kapısı açılınca hızla çıktım ve ofis deki masaya baktım. Barında ne yapacağıma bakıyordu. Hızla gittim ve masayı dağıtmaya başladım. Eşyalar havada uçuşunca haliyle güvenlikler içeri girdi. Barın onlara bir şey olmadığını işaret edip gönderdi. Nasıl bişey yoktu ya burda ofisi darma dağan etmiştim. Sinirim geçmesede masayı dağıtıp odaya gittim. Kapıyı kapadım ve kitledim. Ayyy sabır ya sabır. Sinir oldum ya. Telefonumu açamaz inşallah. Salak mal tuvalet böceği. Umarım tuttuğu her sigara aşağı düşer yada yanmaz. İçinde kalsın. Ben kendimi ordan oraya hırpalarken barından hiç ses çıkmıyordu. Hızla odadan çıktım ve salona gittim. Barının önünde durdum.

"Telefonumu ver. "

"Olmaz."

"O zaman ben Sarpın yanına gidiyorum. "

Bir an şaşırdı. Ayağa kalktı.

"Gidemezsin."

"Gitmem. Tabii telefonu verirsen. "

Elimi uzattım.

" Tamam vericem ama bir saat sonra. "

"Neden 1 saat sonra? Şimdi ver. "

"Vericem hadi 30 dk olsun. "

Biraz durup düşündüm. Ne yapacaktı ki?

"Ne yapıcaksın? "

"Hiç bişey. Telefonunu açmayı deniycem. Verdiğimde bir değişiklik fark edersen söylersin. "

"Tamam. 30 dk başladı. "

Yanımdan geçti ve çıktı. Bu salak ne işler karıştırıyo? O çıktıktan bir 20 dk sonra kafama dank etti. O benim telefonuma takip uygulaması yükleyecekti. Ben o uygulamayı silmezsem varya. Oturup beklemeye başladım. 10 dk sonra kapı açıldı. Barın içeri geldi ve telefonumu uzattı.

"Al kavuş telefonuna. "

Ona şüpheyle bakıyordum.

"Takip uygulaması yükledin dimi? "

"Yo. Yüklemedim."

"Yalancı."

Koltuğa oturdum ve telefonumu karıştırdım. Gizlilik ayarlarından gizli uygulamalara kadar baktım fakat hiç bişey yoktu. Ama takip uygulaması değilse ne yapmıştı?

"Ne yaptın o zaman. "

"Dedim ya hiç bişey. Şifreni açmaya çalıştım ama olmadı."

Görünürde birşey yoktu. İçimde bir şüphe olsada birşey diyemedim.

"Söyle artık şu olayı yeter. "

"Hani anlatmıyosam iyiliğin içindi? "

"Sarpın inadına yaptım onu. Hemen anlat. "

"İyi ne anlatayım. "

"İlk önce ben düşmeden önce bişey söylüyordun. Sanırım onu seviyorum ve dedin. Kimi seviyosun? Ve daha sonra ne diyecektin? "

"Kimi sevdiğimin önemi yok. Ve daha sonra söyleyeceğimde... "

Biraz durdu. Sanki eskiler aklında birbir canlanıyordu. Bana bakışlarını hiç böyle görmemiştim. İçinde tuttuklarını söylemek istediğini bağırıyordu gözleri ama kalbi tutuyordu ağzını. Biraz durup devam etti.

"Onunla geçiremediğim yılları telafi edeceğim. "

Bu neydi şimdi. Bunun gizli sevgilisi falan mı vardı? Bir oruspu ya daha katlanamazdım. Valla şurda bırakıp giderdim.

"Senin sevgilin falan varda ben mi bilmiyorum? "

"O kişi sensin Miray. "

"Ya yalan söyleme ya dalga mı geçiyosun? "

"Miray tanısana artık ben senin ilk aşkınım. "

"Şakaysa komik değil. O öldü. Hatta adınız bile aynı değil ki? "

"Soyadımız aynı ama. "

Nolur dalga geçmiyo olsun. Gözlerim dolmaya başlamıştı.

"Sarpın cümlesini de tamamlayayım mı? O senin babanın ölümüne sebep oldu. Ben böyle bi şeye sebep olmak istemedim. Ben sadece seni yaşatmak istedim. Sevdiğim hayatta olmayacaksa ben zaten ölüyümdür."

Onunda gözleri dolmuştu. Bense sessizce ağlıyordum. Omzuna vurmaya başladım.

"Neden! Neden beni bırakıp gittin! Seni ne kadar özlemiştim biliyormusun!? "

Ben vururken oda sarılıp beni göğsüne bastırdı. İkimizde ağlıyorduk. Kimse diyecek birşey bulamıyordu. İkimizde pisliğimizde boğuluyorduk. Ama birbirimizi bu pislikten çıkaracaktık. O sarılmayı bırakınca ayrıldım. Göz yaşlarımı sildim.

"Tamam. Şimdi ne yapıcaz. "

"Geçen yılları telafi edicez. Ama ilk önce o Sarp piçini bitiricem. "

"Nasıl olucak? "

İkimizde sustuk. Gözlerimiz birbirine kenetlenmişti.

"Bulucam. Onu doğduğuna pişman edicem. "

Başımı eğdim. Sesim titriyordu.

"Ben artık intikam almak istemiyorum. Bu riski almak istemiyorum. Bir adam tut gitsin. Lütfen. "

Barın istemeyen gözlerle baktı.

"O pis işlerin neydi peki? "

"Seni izledim. Yıllarca. İzini takip ettim. Sonunda anneni ikna edince de. Sen zaten o piçle evlenmiştin. Sarpı öldürmeye vazgeçirmeye çalıştım. Sonra Ayseli parayla tuttum. Sarpı ayartsın diye. "

Sözünü böldüm.

"Ne demek sarpı ayartsın diye. Ben ne kadar acı çektim biliyomusun sen? "

"Biliyorum. Her şeyinden haberdardım. Hastalığından başarılarından başarısızlıklarından. Her şeyden. Ama başka yolum yoktu. "

"Neden bana gelip söylemedin?"

Başını öne eğdi.

"Artık beni unutup Sarp'a aşık olduğunu sandım. Haklıydımda. Aşıktın. Ama sadece 2 yıl boyunca. Gerisinde hep kendini kandırdın. "

Başını elimle tutup kaldırdım.

"Artık bunlar yok. Artık uyandım. "

Ayağa kalktı ve birini aradı.

"Alo abi bak çok iyi biri lazım. Evet evet. Onu benim kapanan şirkete getirin. Ödemeyi yarın elden yapıcam. "

Telefonu kapadı.

"Bu son intikam olucak. "

İstemesemde başımı salladım.

"Ne zaman gidicez? "

"Haber gelince. "

Yaklaşık 2 3 saat sonra haber geldi. Bense o zamana kadar Barının dibinden hiç ayrılmamıştım. Onu bulmuşken bırakmak istemiyordum. Oda beni bırakmak istemiyordu. Umarım bir daha ayrılmazdık. Gelen telefonla ayağa kalktık ve arabayla Barının kapanan şirketine gittik. Şirket tenhadaydı. İçeri girdik. Barının elini sımsıkı tutuyordum. Açıkçası biraz gerici bir yerdi. Tabii terk edilmiş yerden ne bekliyorsam bende. İçeri geldiğimizde Sarp bağlıydı. Ama baygındı belliydi. Sarpın soluna baktığımda şaşkınlıkla barına döndüm.

"Aysel de mi burdaymış? "

"Evet. Bende beklemiyordum. "

Yanda duran adama eliyle işaret etti. Adam yanımıza geldi.

"Bu kadını neden getirdiniz? "

"Sarpın arkasından gelmişti. Bizde Sarpın adamlarına yerimizi söyler diye getirdik. "

Barın başını salladı ve bana döndü.

"Ayseli sana bırakıyorum. "

O ayselin varya ağzına sıçmadan rahat edemezdim zaten. Başımı salladım ve önüme döndüm. Sarp hareketlenmeye başlamıştı ama Aysel de tık yoktu. Sarp uyanınca barın yanına gitti. Elini sarpın omzuna koydu.

"Oo sonunda güzellik uykundan uyandın ha? "

"Ne istiyorsun lan! Adamlığın bu kadar mı? "

"Adamlığımı sorgulamak sana düşmez. Hıncımı almaya geldim kötü mü? "

Sarp bana bakmaya başladı. Bende ona bakıyordum. Barın fark edince Sarpın iki yanağını kavrayıp kendine çevirdi.

"Bakma lan karıma. Senin onla aynı havayı solumaya bile hakkın yokta şükret merhametliyim."

Sarp gülmeye başladı. Barın Sarptan elini çekti ve doğruldu. Sarp bana bakıp konuştu.

"Evleneceğin adamın senin babanın ölümüne sebep olduğunu bilmek nasıl bir duygu miray? "

Beni manüpüle etmeye çalışıyordu. Ama ona şans vermedim. Yanına gittim ve sert bir tokat indirdim.

"Senin tek lafına bile inanmıyorum artık. Evet belkide sebep oldu. Ama buna sebep olmasaydı ben olmazdım. "

Barına döndüm.

"Bunun için ona minnettarım. "

Sarp sinir olmaya başlamıştı. Barınla konuşmaya başladı.

"Lan korkuyormusun seni döverim diye ha? Böyle adam bağlayıp laf atmakla adam olunmaz. Aç ipleri bakalım kim kazanıyo. "

Barın ikna olmuş gibiydi. Tam yanına gidip açacakken onu durdurdum.

"Sakın yapma. "

"Bırak şuna haddini bildireyim. "

"Hayır. Ona istediğini vermeyeceğiz. Artık kaybetmiycez. Akıllıca düşün. "

Biraz durdu. Bir bana bir Sarp'a baktı. Sarp benim sözlerimi dinlemesin diye kışkırtıcı bakışlar atıp sırıtıyordu. O sırada aysel bağırmaya başladı.

"Noluyo! Neden burdayım! Burası neresi! Bana ne yapıcaksınız! Sarp sen ne yapıyosun burda! "

Sarp bir an bağırdı.

"Bi sus be kadın ne boş yaptın ya Allah allaa! "

Sarpın rahatlığı komikti ama bir yandan da şüpheliydi. Birisi onu kurtarıcakmıydı? Birilerinin haberi vardıda o yüzden mi böyle rahattı. Bir anda aysel ve Sarpın kavgasını izlemeye başladık. Barınla bir sağa bir sola konuşan kişiye bakıp duruyorduk. Sanki tenis maçı izliyorduk. Barın daha fazla dayanamayıp bağırdı.

"Susun lan! Sizi saçmalıklarınızı izlemek için burda tutmuyoruz. "

Sarp söze atıldı.

"Ee niye tutuyosun o zaman? "

Barın bişey demedi. Zaten vericek kesin bir cevabıda yoktu. Buraya getirtmişti ama kesin olarak ne yapıcağımıza dair hiçbir fikrimiz yoktu. Sarpın dudağı kıvrıldı.

"Yani hiçbir sebep yokmu? Hah! "

Barına yaklaşım konuştum.

"Buraya getirilirken kafasına darbemi aldı bu? "

"Hiç bilmiyorum. "

Barın derin bir iç çekti ve büyük bir sakinlikle Sarp'a doğru yürüdü. Sarp hala sırıtarak konuşuyordu.

"Noldu olmayan planlarını yapamıyo mus-"

Bir anda Barın ona bir yumruk patlattı. Ayselse bir çığlık attı. Kadını dövesim geldi ya. Bi dakika lan. Dövebilirim. Hızla ayselin yanına vardım.

"İyi ki sizin gibi oruspuları bırakıp sevgilime dönmüşüm. Senin o çirkefliğini varya. "

Elimi saşına dolayıp yolmaya başladım. Bir anda nasıl olduysa ayselin ipleri gevşedi ve oda benim saçıma yapıştı. Biz orda saç baş girmişken Barın hemen müdahale etti ve beni tuttu. Adamlarıda geldi ve ayselle beni ayırdılar. Bense hala Barının kollarında çırpınıyordum. Hırsımı alamamıştım.

"Ya Barın bıraksana şu kadında saç bırakmıycam bırak beni! "

"Miray dursana amacımız bu değil. "

Hala çırpınıyordum. Ben durmayınca Barın beni odadan çıkardı ve önüme geçti.

"Ne yapıyosun? "

"Hıncımı alıyorum! "

"Hıncını sonra al. Şimdi Sarptan al hıncını sana ayselide bırakıcam. "

Dudağımı büzdüm.

"Ama hani ayseli bana bırakmıştın? "

Biraz durdu.

"Zamanımız var zaten. Sarptan al hıncını hadi. "

İçeri girdik. Sarpın dudağı kanıyordu.

"Miray dudağımdaki kanı siler misin? "

Hala kur yapıyodu amına koyduğumun piçi.

"Ne diyosun lan sen! "

Bir tane tokat indirdim. Daha sonra ardı arkası kesilmedi. Tekme yumruk tokat tekrar tekme tokat ve tekrar ve tekrar. Tamamen kontrolden çıkmıştım. Ben durmayınca Barın tekrar müdahale etti.

"Ya neden müdahale ediyosun dönek misin sen ya! Hani hıncımı alıcaktım?! "

Ben bağıra bağıra konuşurken Barın beni hızla dışarı çıkardı.

"Böyle olmayacak eve gidiyosun. "

"Ya hayır gitmiyorum. "

"O zaman kendini durdurmayıda bil. Her seferinde ben seni durduramam ya. "

Başımı öne eğdim. Ellerimi birleştirip ikna etmek için biraz yaklaştım.

"Tamam nooolur valla ayarlı olucam hadi nolur gitmiyim. Lütfeeen. "

Bir an içeri baktı.

"Tamam."

"Yaşasınn."

"Ama bi şartla. "

"Söyle hazırım. "

"Sen hıncını aldın bence. Artık alma. "

"Ama ya. O zaman niye burdayım? "

"Bizim peşimizi bıraksınlar diye burdasın. "

"İyide hala bişey bulamadık. "

"Evet. Ama bulucaz. İçeri gidelim. "

İçeri girdik ve sarpın içinden geçmiştim. Gerçek anlamda değildi tabi ama umarım bir gün onuda yaparım. Barınla hala haber bekliyoduk. Sarp ve ayselin peşimizi bırakmasını sağlayacak bişeyler. Bir an aklıma gitmeden çektiğim kanıtlar geldi. Hala galerideyse bu kurtuluşumuz olurdu. Barının kolunu tutup sarstım.

"Barın benim aklıma bişey geldi. "

Fısıltıyla konuşmaya başladım.

"Söyle."

"Hani biz Sarp gitsin diye çözüm arıyoruz ya. "

"Ee? "

"İşte benim gitmeden çektiğim kanıtlar vardı. Biz evliyken sarpın beni aldattığına dair kanıtlar. Onları kullanalım. "

"Denemeden bilemeyiz. "

Sarp'a doğru yürüdü. Yara bere içindeydi ama aklı yerindeydi nede olsa.

"Sarp bak eğer peşimizi bırakmazsan senin ayselle olduğuna dair tüm kanıtları yayarız. "

Güldü.

"İstediğin kadar söyle. Ben Mirayı istersem kaçırıp öldürürüm. Hatta kaçırmadan öldürürüm. Ben magazine çıksam ne olur ki. Ben kurtulurum ama sen yalnızlığınla kalırsın. "

Barın ellerini yumruk yapmıştı. Arkasını dönüp yanıma geldi.

"Ne yapıcaz? "

"Bilmiyorum."

Biz durup düşünürken telefonum çaldı. Arayan ayşeydi. Kendisi benim liseden beri en yakın arkadaşımdı. Görünce hemen açtım.

"Naber."

"İyi. Ne oldu? "

"Hiç. Hal hatır sorayım dedim. "

"Ha öyle mi? Şey ben senden bişey isteyecektim."

"Tabii nedir? "

"Sen siber güvenlik analistiydin değilmi? "

"Evet? "

Kapıya doğru yürüyüp sesimi alçalttım.

"Sarpın bilgilerini alabilirmisin? Kaçak belgeler yada yaşa dışı olan yaptığı herhangi bir bilgi. Şifreleri çözüp bulabilirmisin?"

"Tabi ama bana en az 2 saat gerekli. Acele mi? "

"Evet. Ama 2 saat te yeter. Teşekkürler. "

"Rica ederim. "

Barın hemen yanımda bitti.

"Noldu? "

"Sende bugün çok noldu dedin he. "

"Söylemiyorsun ki ne yapayım ben? "

"İyi iyi. Bir arkadaşım var. Siber güvenlik analisti. Ondan yardım istedim. Öyle. "

"Bu arkadaşa güvenebilir miyiz? "

"Tabii ki de o benim ahiretliğim."

"Öyle olsun bakalım. "

Biz ayşeyi beklerken sarp ve aysel sussun diye onları tekrar bayılttık. Yaklaşık 2 saat sonra ayşe bana birkaç belge gönderdi. Belgeleri açıp baktım. O kadar işe yarayacak bilgilerdi ki.

"Bunlar işine yararmı? "

"Elbette çokkk teşekkür ederimmm. Sana akşam anlatırım neler olduğunu olur mu? "

"Akşam konuşuruz. Rica ederimm. "

Telefonu kapatıp barına belgeleri gösterdim. Barın etkilenmiş şekilde belgelere baktı.

"İyi. Sen eve git. Ben onlar kalkınca tehditimi yapar gelirim. Tamammı? "

"Ama bende görmek istiyordum. "

"Olmaz. Gerçekten gitmelisin. Artık önemli bişey yok. "

"Tamam o zaman son bi kez aysele vuriyim."

"İyi vur. "

Hızlıca ayselin yanına gittim ve makyajını dağıtıp bir tokat attım ve arkamı dönüp dışarı çıktım. Arabaya bindim ve eve döndüm. Eve gelip akşama kadar ayşeye herşeyi anlattım ve kapattığımda barın geldi. İçeri girdiğinde kaşının yara olduğunu gördüm. Ayağı kalktım ve hızla yanına gittim. Elimi kaşına götürdüm.

"Kaşına ne oldu? "

Kaşına hafifçe dokundum. Yüzü hafifçe ekşidi. Hemen elimi çektim.

"Hiç bişey. Önemli değil."

"Hıı aynen. Dürüst ol azcık. "

"İyi sarp yaptı. "

"Ne. E tehdit? Lütfen işe yaradı de. "

Başını öne eğip salladı.

"İşe yaradıda. Biraz kışkırtiyim derken ben yaklaşınca kafa attı. "

"Bekle bi yarabandı aliyim."

Ben gidince koltuğa oturdu. Bende bir yarabandı alıp geldim. Yanına oturdum ve yarabandını uzattım. Bana baktı.

"Ee? "

"Ne bakıyosun alsana bandı. "

"Haa. Ben sen takarsın sanmıştımda. "

Bir ona bir yarabandına baktım. Bana lütfen der gibi bakıyordu.

"İyi tamam hadi takıyım. "

Bir anda gözleri parladı. İnsanlar böyle olunca çok mutlu oluyordum. Yarabandını taktım ve kalktım.

"Nereye? "

"Odama. Ha oda demişken. Biz taşınmicakmıyız? "

"Haaa o iş. Ben onu unutmuşum ya. "

Diyerek elini başına koydu.

"E yani? "

"İstersen yarın taşınalım. Zaten Sarp işide bitti. "

Tüm bu eskileri ve barın hakkındaki şeyleri öğrenmeseydim kesinlikle bu durumdan hoşlanmazdım. Ama barınla kaybettiğimiz yılları telafi etmek istiyordum açıkcası. Sonunda yarın gerçek bir hayat yaşamaya başlayabilecektim. Tehlikesiz, sakin, saklı şeyler kalmamış, yeni bir gerçeklik.

~Bazen düşünüyorumda hayat tehlikesiz, sakin, saklı şeyler olmadan çok sıkıcı oluyor. Neyse ki insanların doğasında var. Eminim ki kimse ömrü boyunca tehlikesiz sakin saklı şeylerin olmadığı bir hayat geçirmemiştir. Hayatı canlandıranda bu tehlike heyecan ve saklı şeylerdir. Onlar olmadan rahata eremezsin. ~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.