2 Aralık 2016
Soğuk ve sert bir kış rüzgarı tenimi keserken bir yandan da eve doğru yürüyordum. Bu benim cezamdı. Ama neden ceza aldığım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sadece iki dakikalığını annem ve amcamı odada gördüm ve annem beni gördüğü gibi kolumdan sertçe tutup yakınlarda bir parka bırakılmam için hizmetçilere bağırdı. Bana baktı ve kolumu sıktı.
"Şimdi o parktan buraya kadar yürüyeceksin ve eğer bu gördüğünü başkasından duyarsam cezan çok daha kötü olur. Anladın mı!? "
Bense korku ve panikle sadece kafamı sallayabildim. Annem beni hizmetçilere verdi ve beni parka bırakıp gittiler. Hepsi annem ve amcamı odada gördüğüm için miydi? Onlar orda napıyorlardı? Peki ya babama anlatmalımıydım? Tenime vuran keskin soğuk rüzgara elimi siper ederek eve sonunda vardım. Eve geldiğimde annem beni odasına götürdü ve yatağa oturdum.
"Ne oldu? Beni neden soğukta yürüttün ve amcamla ne yapıyordun? "
Gülümsedi.
"Bak tatlım senle bazı şeyleri konuşmanın zamanının geldiğini düşünüyorum. Ama anlayışlı olmalısın artık büyüdün. "
Derin bir iç çekerek devam etti.
"Bak aslında. "
Cümlesini tamamlayamadan amcam içeri girdi.
"Söyledin mi? "
"Hayır."
"Sence burda yanında durmalımıyım? "
Annem omuz silkti.
"Sen bilirsin. "
Amcam içeri girdi ve pencereye yaslandı. Annem tekrar bana döndü.
"İlk önce senin baban Burak aslında baban değil. Senin asıl baban Atakan amcan yani aslında baban. "
Tahmin edilebileceği gibi şaşırmış bir şekilde anneme bakakalmıştım. Gözlerim dolu dolu amcama döndüm ve ikisinede bakıp
"HEPİNİZ PİSLİKSİNİZ HEPİNİZDEN İĞRENİYORUM! "
Diye bağırıp hızla dışarı fırladım. Dışarı çıkarken annem geri gel hemen diye bağırmaya devam ediyordu. İlk defa itaatsizlik etmiştim. Bi daha da kimsenin ne dediğine bakmayacaktım. Yolda yürümeye devam ederken parka gittim ve oturdum. Ellerimi yüzüme bastırdım ve ağlamaya başladım. Yıllardır babam dediğim adamın aslında amcam olduğunu öğrenmek benim yaşımdaki biri için çok ağır bir olaydı. Her zaman dediklerine uydum onları dinledim ama onlar karşılığında beni kandırdılar. Hepsinden tek tek intikamımı almak istiyordum. Ben ağlamaya devam ederken gülüşme sesleri duydum. Kafamı kaldırdığımda bi erkek grubu bana doğru yürüyerek gülüşüyorlardı. Ben onlara bakarken yanıma vardılar. Aralarından bir tanesi alaycı bir şekilde omzuma elini koydu.
"Naber küçük? Gelsene bizle gecelere akalım ha? "
Ben elimle elini ittirdim ve hiçbişey demeden kalktım ve yürümeye başladım. O sırada arkamdan gelerek bana seslenmeye devam ettiler. Yine aralarından biri onları takmadığımı fark edince hızla omzumdan tutup beni kendine çevirdi.
"Napıyosun bak bağırırım mal gibi kalırsınız gidin! "
"Haa öyle mii bağırsana bi duyalım. "
Diyerek sırıttı ve kolumdan tutup çekmeye çalıştı. Ben kolumu bırakması için bağırıp çırpınsamda işe yaramadı. Bir anda beş el silah sesi geldi ve beni tutan adamda dahil hepsi yere yığıldı. Üstüm ve yüzüme kan sıçraması dahilinde heryer kan gölüne dönmüştü. Ben titreyerek yere bakarken yerdeki adamların üstünden geçerek benden 2 3 yaş büyük bi erkek bana yaklaştı. İki eli cebinde takım elbiseliydi. Belli ki oda benim gibi soyluydu. Benim giyimimden oda anlamış olmalıydı benimde soylu olduğumu. Ben titreyerek hala önümde kanlar içinde yatan gruba bakarken elini yüzüme doğru salladı.
"Artık sana sataşamazlar intikamın benden olsun. "
Dedi ve göz kırpıp gitti. İntikam diyince bir anda aklıma geldi. O giderken seslendim.
"Dur! Benim için bi intikam daha alır mısın? "
İki kaşı havaya kalkmış şekilde arkasını döndü.
"Bir intikam daha mı?"
Bir an düşündü. Beni süzdü.
"Benim için bişey yaparsan neden olmasın? "
"Neymiş o yapıcağım şey? "
"Onuda ben intikam alınca söylerim. Sen ne olursa olsun ben intikam aldıktan sonra isteğimi gerçekleştireceğine dair ses kaydı al bende intikamını alayım. "
Hiç düşünmeden kabul ettim.
"Güzel o zaman sonra konuşuruz."
Diyip elime bir kağıt tutuşturdu ve adamlarına işaret verdi. Adamları işaret aldığı gibi yerde yatan adamları alıp götürdüler. Benim demin yaşadıklarım gayet normaldi. Babam (yani babam sandığım adam) kendisine ihanet eden her adamı benim gözümün önünde öldürüp şöyle derdi hep.
"Sana ihanet eden herkesin sonu bu olmalı. Soyluların dünyasında kendi itibarını korumanın tek yolu bu. "
Çocuğun elime tutuşturduğu kağıdı açtım. Üzerinde bir numara yazıyordu. Heralde onun numarasıydı. Hemen eve döndüm ve kimseyle konuşmadan odama girip kapıyı kitledim. Telefonumu aldım ve çocuğun verdiği numarayı kaydedip yazdım.
"İntikam ne zaman? "
Birkaç dakika sonra mesaj geldi.
"Ne olduğunu bilmediğim plansız bir intikam yapmayacağımı tahmin etmişsindir diye düşünüyordum. "
"Planım var. "
Daha sonra uzun uzun planı konuştuk ve sonunda ortak bi plana vardık. Geriye planı uygulamak ve intikam almak kaldı. Uyumak için kafamı yastığa koydum ve gözlerimi kapadım. Ama gözlerimi kapatınca aklıma o çocuk geliyordu. O göz kırpışı sanki benim için bir uyarı gibiydi. Tüm tüylerimi diken diken eden bir uyarı gibi. Kafamı bi sağa bi sola çevirdim. Tersten bile yatmayı denedim ama o göz kırpışı benim beynime işlemişti bile. Uyuyamayınca yapacağımız planı düşünmeye başladım. Yavaş ama etkili bir plan olacaktı. Bir anda annemin sesini duydum ve ilgilenmek istemediğimden kafamı hemen yastığa koyup battaniyeyi çektim. Kapı açıldı ve bir süre bekledi. Yaklaşık 1 dakika sonra kapı kapandı. Bense dikkatim dağılınca uyuyakaldım. Sabah annemin bağırışlarıyla uyandım. Biriyle kavga ediyordu ama kimdi hala anlamış değildim. Yoksa o çocuk planı uygulamaya mı başladı? Benden habersiz mi? Yok canım. Telefonu elime aldım. Bir mesaj vardı.
"Plan başlamıştır."
Lan insan bekler bekler ya. Oof of. Neyse başlayacağız mecburen plana. Ayağa kalkıp kıyafetlerimi giydim ve aşağı indim. Salonda annem bağıra çağıra telefonla konuşuyordu. Tabii konuşmak denirse. Biraz sonra telefonu kapadı ve sinirle yanıma geldi.
"Bu çocuğu tanıyormusun! "
Diyerek telefonu yüzüme doğru çevirdi. Fotoğrafa bakınca feleğim şaştı. Lan bu o çocuk. Hay ben senin varya. Allah bilir ne demişti de annem böyleydi.
"Evet tanıyorum. "
"Peki sevgili misiniz! "
"Ne! "
Ne sevgilisi ya! Lan bunlarda mı başıma gelicekti. Bu salak plana uymuyo ki. Mecburen kabul ettim.
"Evet."
Diyip göz devirdim.
"O zaman büyüyünce evlenmek zorundasınız! Üzgünüm miray ama ben senin orospuluğun yüzünden itibarımı mahvedemen. Şükret çocuk soylu yoksa sonun çok kötü olurdu! "
Sırf intikam almak için bu sözlerin yarısını yuttum ama belli bi kısmı boğazımda kaldı.
"Asıl oruspu sensin ben en azından senin gibi evlendiğim birinin kardeşiyle onu aldatmıyorum! "
Bir anda yüzüme bir tokat indi.
"Seni varya! "
Diyerek beni saçımdan tuttu ve yere fırlattı. Bir anda kapıdan babam girdi. -Benim gerçek babam olmasada ben ona hep baba diyecektim-. Annem hemen masum rolü yapıp yanıma geldi ve ben düşmüşüm gibi yaptı. Hizmetçilerse kimisi anneme korkularından kimiside ek para alacağından söylemiyordu. Hızla bişeyim yok diyip dışarı fırladım. Hemen o çocuğu aradım.
"Hemen milliyet bahçesine gel."
Sesim hem ciddi hemde sert çıkmıştı.
"Tamam 2 dakikaya ordayım. "
Diyip kapadı. Bahçeye geldiğimde o çoktan gelmiş beni bekliyordu. Yanına geldim ve yüzümü gösterdim.
" Senin plana uymaman yüzünden bi tokat yedim. "
"Ben sadece daha kolay buluşmamızı sağlayacaktım canım. "
Diyip ciddiyetsizce sırıttı. Belli ki beni ve bu olayları dikkate almıyordu. Bir anda ona tokat attım.
"Nasıl güzelmiymiş!"
Bi anda ayağa fırladı. Vurmak ister gibiydi ama kendini tutuyordu. Resmen burnundan soluyordu.
"Bak evde ne oldu bilmiyorum ama bırak şu işi bitireyim de istediğimi ver. "
"Ne yaparsan yap ama beni karıştırma. Şu sevgililik işininde yalan olduğunu söyle. Yoksa senin istediğini ölürümde yapmam. "
Son cümlemi söyleyince tüm planları bozulacakmışcasına panikledi.
"Tamam seni karıştırmayacağım. Ama ben ne zaman istersem o zaman buluşucaz. "
"Kabul. Adını söylede nasıl sesleneceğimi bileyim. "
"Karan."
"Bende Miray. "
Dedim ve gittim. Artık ne yapacağımı bilmiyordum herşey sarpa sarmıştı. Telefonumu çıkardım ve evin kameralarından annemin evde olup olmadığına baktım. Görünürde evde kimse yoktu. Ama tuvaletin kapısı dikkatimi çekti. Kapının kitli olduğu anlaşılıyordu. Belliki annem tuvaletteydi. Eğer sadece tuvalet için girdiyse en fazla 15 dk sürerdi. Banyo için girdiyse 45 dk falan sürerdi. Ama eğer hem banyo hem bakım hemde saçı için aynı anda girdiyse benim 2 saat beklemem gerekirdi. Ve şuan ne için girdi ne zaman çıkar hiç bilmiyorum. Bende beklemeye karar verdim. Belkide gireli çok olmuştu. Ben yavaş yavaş eve yürürken bir yandan da kameraları kontrol ediyordum. Sonunda annemin çıktığını gördüm saçı yapılıydı belli ki bi yere çıkacaktı. Odaya gitti ne yazık ki odalarda kamera yoktu. Bir süre sonra yeni kıyafetleriyle çıkmıştı. Bende evinin önüne gelmiştim. Bizim olmayan bir arabanın arkasına saklandım ve annemin çıkmasını bekledim. Bi iki dk sonra dışarı çıktı. Arabasına bindi ve gitti. Bende kalkıp eve girdim. Hemen annemin odasına çıktım ve odasını karıştırmaya başladım. Bunlar planın parçasıydı. Çekmeceleri karıştırdım ama hiç bişey çıkmadı. Belli ki kolay bi yere koymamıştı. Biraz odaya göz gezdirdim ve şifonyerin biraz yamuk durduğunu gördüm. Bu bana garip geldi çünkü annem simetriye çok önem verirdi. Özellikle kendi odasında. Hemen şifonyeri kendime doğru çektim ve bingo! Bir kasa vardı. Elbette bu annemin paralarını sakladığı bir kasa değildi. Çünkü ailenin tüm paralarının konulduğu kasa babamın çalışma odasındaydı. O zaman bu kasa neydi? Kasa şifreliydi ama dijital bir şifreydi. Yani eğer dijital işlerle arası iyi olan birini bulursam hemen açabilirdim. Şimdilik şifonyeri simetrik çekilde koydum ve heryeri simetrik şekilde bırakıp odadan çıktım. Kamera görüntülerini değiştirmek için Karanı aradım.
"Alo Karan hemen güvenlik kameralarından az önceyi bul ve o saatlerde ben odaya girmişim gibi değiştir. "
"Tamam tamam. Yapıyorum şimdi. "
"Ha bide. "
"Bide? "
"Sana bir dijital şifre göndericem bana o şifreyi vericeksin."
"Neymiş o? "
"Planın önemli bi parçası kanıtlar kesinlikle orda. "
"Tamam işim bugün çok demek. Bana büyük bir zaman borçlusun. "
"Halledersen bakarız. "
Diyip kapadım. Şimdi amcamın odasına girmeliydim. Ama amcamın kameralarına erişim yoktu. Herşeyi yedek leyen bir belleğe sahip bir kameraydı. Bu sebeple o kameraya başka bişey yapıp bozmalıydım. O sırada aklıma bi fikir geldi. Hemen uygulamaya koyuldum. Bir hizmetçinin yanına gittim.
"Napıyosun? "
"Yemekleri hazırlıyorum hanımım. "
"Güzel sana bi teklifim var. "
Cevabı beklercesine bakıyordu.
"Şimdi sen amcamın kamerasının görüntülerini kapatıcaksın bende sana 100 bin TL vericem. Ama eğer beni birine ispiyonlarsan."
Elimi kaldırıp bıçağı gösterdim.
"Sonun bu olur. Anladın mı? "
Kadın hiç düşünmeden kabul etti. İşin içinde para varsa herkes parayla iş yapardı nede olsa. Odama doğru yürüdüm amcamın odasını sonra karıştıracaktım. Odama gittiğimde Karan dan mesaj geldi.
"Şifreyi çözdüm şifre Gk_30-bç"
Bu nasıl şifre lan iyi ki Karan varmış yoksa bu iş bok yoluna giderdi.
"Nasıl buldun bunu ya ne saçma şifreymiş."
"Sorma sadece işini yap. "
"İyi tamam tamam. Sormam bi daha. "
Yine her zaman ki gibi soğuktu. Acaba bu işin sonunda benden ne isteyecekti. Derken annem eve geldi. Odamdan çıktım ve anneme baktım. Para teklif ettiğim hizmetçi annemin yanına gidiyordu. Boğazımı temizledim onu uyarmak amacıyla. Bi an bana baktı ve hiçbirşey demedi. Planını bozmuştum belli ki. Ben ona ne yapıcağımı biliyorum ama bunu sonraya bırakıcam. Annemin yanına indim ve konuşmaya başladım.
"Aslında o çocukla sevgili değilim sadece şaka yapmıştım."
Annem inanmaz gözlerle baktı. Bense kendimi kanıtlamak için Karanı aradım.
"Karan anneme yaptığımız sevgili şakasını söylemedin mi hala? "
Annem durmuş bana bakıyordu. Karan devam etti.
"Evet unutmuşum tabii ki de sevgili değiliz şakaydı. "
Annem inanmış gibiydi. Bunu duyduktan sonra zaten inanmaması için bir sebep kalmazdı. Annem yanımdsn geçip gidecekken bilerek eteğine bastım ve yere kapaklandı.
"Ay annee özür dilerim gerçekten yanlışlıkla oldu. "
Annem hemen ayağa kalktı ve hızla odasına gitti. Giderken elinde bir belge vardı. Acaba o belge neydi? Herneyse buna daha sonra bakarım. Şimdi o ciddiyetimi hala anlamamış hizmetçiye ciddiyetimi gösterme zamanıydı. Cebime kelebek bıçağı sakladım ve hizmetçinin yanına gittim. Bu normalde kendimi korumak için yanımdaydı ama hem itibarım hemde planımın işlemesi için kullanman gerekliydi. Hizmetçi beni görünce afalladı. Hızlı adımlarla yanına gittim ve onu dolaba yaslayıp bıçağı boğazına dayadım.
"Hala ciddiyetimi anlamadın galiba? Reşit değilim diye yapamam sanma. Çünkü yaparım. "
Hizmetçi sadece kafasını salladı. Kolumu biraz daha üstüne bastırdım.
"Anladın mı beni?! "
"A-anladım."
"Güzel."
Diyip bıçağı cebime attım ve mutfaktan çıktım. Telefonumdan o kamera görüntülerini sildim ve odama gittim. İntikamımın 1 hafta sonra olan baloya yetişmesi lazımdı. O balonun baş rolü bendim ve partnerimle dans edip bir konuşma yapacaktım ve bu konuşma intikamım için çok işe yarayacak bir fırsattı. Tabii partnerim kim bilmiyordum. Ama benim için pekte bir önemi yoktu nede olsa altı üstü bir danstı. Daha sonra akşam oldu ve uyudum. Babamı gördükçe içim gidiyordu. Yıllardır sevdiğin ve evli olduğun kadının sana ihanet etmesi ve başkasının çocuğunu senin çocuğunmuş gibi yedirmesi çok acı birşeydi. Ama babam için annemide o babam olmayı haketmeyen adamıda o gün o magazinin tüm soyluların toplandığı baloda rezil edicektim. Sonunda yarın oldu. Kalkıp kahvaltımı ettim. Genelde hafta içi kimse vede olmazdı herkes çalışırdı bu sebeple bu 5 gün aşırı rahat olacaktım. Telefonumla annemin odasına bakan kamerayı kapadım ve annemin odasına girdim. Evet okulun yok mu diyeceksiniz ama yok. Ben istediğim mesleği seçtiğinden sadece 7 ay ağır bir eğitim görerek önceden eğitimimi tamamlıyorum her sene. Odaya girdim ve yine şifonyeri çektim. Karanın verdiği şifreyi girdim ve kasa açıldı. Kasada annemin babama açacağı boşanma davası vardı. Hemen fotoğrafını çektim. Birkaç belgeye daha baktım ve boşanma belgesi dışında bir yazı buldum. Bu benim amcam dan olduğuma dair belgeydi. Hemen onuda çektim ve kasayı kapatım herşeyi eski haline getirip çıktım. Daha sonra odaya girerken kamerayı açtım ve telefonumdaki çektiğim belgelere bakmaya başladım. Bunlar gibi birçok kanıt topladıktan sonra hepsini belleğe aktaracaktım. Şimdi amcamın odasına girme zamanıydı. O hizmetçi işini yapmıştı bende hesabına parayı güzel bir notla aktarmıştım. Amcamın odasına girdim. Onun annem gibi simetri benzeri takıntıları yoktu hatta nerde hangi eşyası yok olmuş yada yeri değişmiş hiç fark etmezdi bile aklı beş karış havada gezerken nasıl bu kadar zengin oldu hala anlamıyordum doğrusu. Odada çekmeceleri karıştırmaya başladım. Daha sonra kitli bir çekmeceye denk geldim. Anahtarın nerde olabileceği hakkında pek bir fikrim yoktu. Yine odaya göz gezdirdim ve aramaya başladım. Halının altına dolaba dolabın altına örtülere koltuklara baktım ama yinede bulamadım. En son yatak kalmıştı. Oradada değilse mecburen kilit açmayı öğrenecektim. Yatağın altını üstüne getirdim ama bulamadım. Son kez yatağın altına tekrar baktım ve yatağın iskeletinin olduğu yerde bir anahtar gördüm. Hemen anahtarı aldım ve çekmeceyi açıp açmadığını denedim. Tabii ki açtı. Bu çekmece baya karışıktı. Herşeyi koymuş gibiydi. Belgeleri karıştırdım ve amcamın annemle çekindiği birçok fotoğraf buldum. Bazıları çok arkadaşça göründüğünden sevgili olduklarının belli olduğu fotoğrafları çektim ve çekmeceyi kitleyip anahtarı da yerine bırakıp çıktım. Bu kadar kanıt yeterli olsada şuana dair kanıtlarda gerekliydi. Yarın babamın 2 günlüğüne iş seyahatine çıkması amcamla annemin birlikte olduğuna dair kanıtlar alabilmem için iyi bir fırsat olacaktı. Bu yüzden sadece yarını bekleyecektim. Babam sabah erkenden bavulunu alıp çıktı. Bende camdan gidişini izledim. Şu aralar hava geçen haftaki gibi soğuk değildi. Artık havalar ısınmaya başlamıştı. Bende intikamımı almaya yaklaşmıştım. Herkes işe gittiğinde bende dışarı çıktım. Bir yerden gizli kamera bulmalıydım ki videolu kanıtlarımda olsun. 2 saat boyunca etraftaki tüm marketleri gezdim baktım fakat gizli kamera satan hiç bir yer yoktu. En son başka çarem kalmayınca Karanı aradım.
"Ne var yine Miray? "
"Ne mi var? Şu gizli kamera işini hatırlıyor musun? Heryeri aradım ama gizli kamera bulamadım. Senin bildiğin bi yer varmı? "
Kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
"Şuan nerdesin? "
"Evin yakınlarındayım ama gerçekten yeri söylesen yeter ben bulur-"
Ben daha cümlemi tamamlayamadan telefonu yüzüme kapadı. Ben yavaş yavaş yürürken yanımda bir motor durdu. Bu Karandı. Kaskını açtı.
"Bin."
"Yok niye biniyomuşum gelmek isteyen sensin yürümek istemiyosan gelmeseydin. "
"Yürüyerek zaman harcama diye motorla geldim o beynini azıcık kullansan 3 dakikamız boşa gitmezdi. "
"Öff tamam ölme hemen en beyin sensin tamam mı? "
Oflaya puflaya motorun arkasına bindim ve beklemeye başladım.
"Hadi sürsene. "
Karan arkasını döndü.
"Elini belime koy yoksa düşersin. "
"Düşmem sen sür. "
"Koysana Miray mızıkçılık yapma. "
"Ben mızıkçılık yapmıyorum. Koymicam."
"Koyucaksın."
"Koymam."
"Koy."
"Bana emir mi veriyosun? "
Derin bir iç çekti.
"Koyar mısın Miraycım. "
"Çok samimiyetsiz oldu daha kibar olabilirsin. "
"Koymuyo musun? "
"Koymuyorum."
Bir anda gaza bastı neredeyse düşecektim.
"Napıyosun mal mısın?! "
"Tutun demiştim. "
Diyip sırıttı. Bende mecburen tuttum. Sürmeye başladı. O hızlandıkça belini daha sıkı kavradığımı fark etmemiştim. Mediamarkt ın önünde durduk. Hemen indim orada motoru sabitledi ve belini tutarak bana döndü.
"Omurgam yer değiştirdi Miray neden sıkıyosun? "
Afalladım.
"Ne? Ben senin belini sıkmadım bi kere. "
"Sende hiç bişeyi kabul etmiyorsun böyle olmaz haberin olsun. "
Göz devirdim ve markete girdim. Oda arkamdan geldi.
"Ee nasıl bi kamera olucak? "
"Böyle araya bişeylerin içine koyabileceğim yada kolay saklanabilen bişey işte. "
"Tamam o zamaan."
Diyip yürümeye başladı. Bende arkasından geldim. Sonunda elini bir kutuya attı ve bana uzattı.
"Bu en iyisi. "
"O zaman ver. "
Kutuyu elinden aldım ve kasaya doğru gittim. Oda arkamdan gelip sıraya girdi. Kasiyer kutuyu geçti ve fiyatı söyledi. Bende kartımı çıkarırken bir anda Karan kartını kasaya koydu.
"Temassız."
Kasiyer kafasını salladı.
"Hayır hayır burdan alın. Ne yapıyosun Karan? "
Kasiyer anlamadı.
"Hiç bişey yapmıyorum. "
Diyip kartı kadının uzattığı post cihazına okuttu. Kadın post cihazına baktı.
"Onaylandı beyefendi. "
"Kolay gelsin. "
Karan önümden geçti bende ona sinirli şekilde bakıyodum. Yavaşça yanına gittim ve koluna sertçe vurdum.
"Neden ödedin benim param yok mu? "
"Centilmenlik yapalım diyoruz oda olmuyo Allahallaa. "
Arkamı döndüm ve çıktım. Elimi yola salladım ve bir taksi durdurdum. Karan kolumdan tuttu.
"Hop hop nereye ya? "
"Senle gelmiyorum ben. "
"Niyeymiş o? "
Bişey demedim. Bir anda çocukmuşum gibi davranmaya başladı.
"Ay sen üzüldün mü üzülme hadi gel gidelim. "
Diyip sırıtarak kafama elini uzatırken eline vurdum.
"Şu intikamı bi alıyım sana ne yaparım biliyorum ben. "
"Hımm ne yapıcaksın? "
Sinirlerim hopluyordu. Biraz gözünü korkutmaya değerdi. Bıçağı çıkardım ve alttan alttan gösterdim.
"Saplamamı istermisin? "
Sırıttı.
"İstemem ama insanlar böyle güzel bir bıçağı görmek ister. "
"Ne demek istiyorsun? "
Derken hiç beklemediğim şekilde bıçağı tuttuğum bileğimi tuttu ve havaya kaldırdı. Bunu kimse görmemeliydi. Panikle elimi indirmeye çalıştım.
"Karan bıraksana başımıza iş açıcaksın. "
"Bana bişey olmazda sana ne olur bilmem. "
"Bırak elimi. "
"Biniyomusun binmiyomusun? "
"Of tamam biniyorum bırak artık. "
Sonunda bileğimi bırakmıştı. Şu çocuk varya başıma bela oldu başkada bişey olmadı. Neyse ki sadece birkaç kişi görmüştü görenlerde anlamamıştı zaten. Yine oflayarak motora bindim ve ellerimi belinde birleştirdim. Eve vardığımızda evin önünden geçti ve durmadan devam etti.
"Karan evi geçtik nereye gidiyosun? "
"Bekle."
"Ya söylesene nereye! "
"Ya bi bekle! "
"Ooof of Karan of! "Biraz ilerledikten sonra durduk. Hemen indim ve Karan'a döndüm.
"Ne oldu neden geçtik evi? "
"Ya bi sakin ol kaçırmıyoruz seni. "
"Dinliyorum."
"Umarım. Bak şimdi bu kamerayı nasıl kullanıcağını nasıl kayda başlayacağını nasıl belleğe atacağını falan filan biliyor musun? "
"Eee belleğe atmayı biliyorum ama nasıl kayda başlanır bilmiyorum. "
"Bak şimdi şuraya basınca kayda başlıyo buraya basıncada bitiriyo. "
"Tamam verse gidip kurayım şunları. "
"İyi bin bakalım. "
Motora bindim ve beni evin önünde bıraktı. Eve girdim ve hemen annemin odasına çıktım. Çıkarken kameraları kapattım ve annemin odasına girdim. Kamerayı her yarı gören bir açıya koymalıydım. Biraz etrafa göz attım ve annemin hiç dokunmadığı orada süs gibi duran rafına koymaya karar verdim. Kamerayı koydum ve çıkıp amcamın odasına ilerledim. Odaya girdiğimde ilk dikkatimi çeken şey tablo oldu. Hemen tabloya koydum ve ordanda çıktım. Ben çıktıktan hemen sonra annem ve amcam eve döndü. Bende planım çabuk işlesin diye dışarı çıktım. Daha sonra gezmeye başladım. Akşam eve döndüm ama evde hiç ses yoktu. Bende odama çıktım ve uyudum. Sabah olunca hemen kalktım ve herkesin evden gitmesini bekledim. Herkes çıkınca bende kamera görüntülerine baktım ve mükemmel kanıtlar elde ettim. Şimdi tek gereken bunları belleğe aktarıp Pazar gününü beklemekti. 4 gün sonra baloda çok güzel şeyler yaşanacaktı.
~ İnsanlardan intikam alırken bizi seven insanları kaybetmemeye dikkat etmeliyiz. Çünkü onları kaybedersek intikamımızın bir anlamı kalmaz... ~