Gözüm barına kaydığında ellerini yumruk yaptığını görebiliyordum. Annemde mektubu kenara bırakmış bana bakıyordu. Etrafta bir ölüm sessizliği varken bir anda Barın ayağa kalktı ve beni kolumdan tutup sürüklemeye başladı.
"HOP NAPIYOSUN BARIN DELİRDİN Mİ!? "
Hiçbirşey demeden beni kapıya doğru sürükledi. Annemde hiç birşey yapmıyodu. ŞAKA BU KADIN YA YEMİNLE ŞAKA MANYAK MANYAK SÜZME MAL. Bir yandan kolumu Barından kurtarmaya çalışırken bir yandan da anneme sesleniyordum ama ne fayda.
"Anneee delirmişsiniz ikinizde bir olup beni nereye götüreceksiniz ya! YA BIRAKSANA KOLUMU SENDE BARIN! "
Bağırışlarımın pek faydası yoktu. Barın eliyle şoföre arabayı işaret etti ve beni arabaya bindirdi. Ardından yanıma kendiside bindi ve arka ile önü kesen camı tıklatıp.
"Eve sür. "
Dedi. EV!?
"TAM OLARAK HANGİ EV HANİ BEN BURALARI BİLMİYORUMYA Bİ BİLGİ GEÇSEN MÜKEMMEL OLUR ÇÜNKÜ! "
Bir anda ağzımı kapadı.
"Susar mısın birşey yapmıyorum benim evime gıdıcez sadece sus. "
Çok akıllı olduğum için yinede susmadım.
"Peki senin karanlık işler içinde olup olmadığını nerden bilicem sana nasıl güveniyim ben şimdi. He? "
Derin bir iç çekti.
"Bak ben karanlık işlere falan girmedim tamam mı? Eğer öyle birşey olsaydı ben zaten resmi bir şirkette kuramazdım."
Bir kaşımı kaldırdım.
"Kurabilirsin sen beni salak mı sanıyorsun? Ben 1 şirkete 5 yılımı verdim bu tür şeyleri bilmemem imkansız. "
"Hmm öyle mi olmuş anladım tamam doçent doktor Miray Kara. "
Bi an afalladım.
"Ne diyosun sen be benim soyadım Evrim bi kere. "
Sırıttı tipsiz.
"E nede olsa evlenince değişicek. "
Alaycı şekilde cevapladım.
"Evet evet zaten canım sen ne dersen o. Ölürümde değişmem. "
"Hm hm görücez o gün gelince. "
Biz bu saçma salak şeyleri tartışırken araba bi yerde durdu. Dışarı baktım ve bir şirket binasının önündeydik.
Barın beni keskin bakışlarıyla korkutmaya çalışır gibiydi ama hiç korkmamıştım.
"Bak benim evim bu şirketin en üst katında ve eğer şirkette biriyle konuşursan yada çıtını çıkarırsan. "
"Eee ne olurmuş çıtımı çıkarırsam? "
"Onuda çıkarırsan düşünürüz. "
Kafamı onaylayarak salladım ve arabadan indim. Biraz etrafa bakındım ve tam bir taksi görüp koşacaktım ki Barın elimi tuttu.
"Çıtını çıkarmayacaksan kaçmayacaksında. "
Diyip elimi sıktı. Bir an elim acıdı.
"Has tamam be elimi acıtıyosun. "
Elimi sıkmayı bıraktı ve içeri doğru yürümeye başladık. Biz içeri girince herkes bize bakmaya başladı. Ne olmuştu ki böyle bakıyorlardı. Bi kendime bide Barına baktım ama değişik bişey yoktu ikimizde dışarı çıkılacak kıyafetleydik. Ben hala kavrayamazken bi kadın gelip bana çarptı. O hızla bende kadında yere düştük. Ama kadının bilerek çarptığı çok belliydi. Sanki araba çarpmış gibi Barın bey diye kıvranıyordu. Barında salak gibi onu ayağa kaldırdı. Kadının yavşadığı çok belliydi. Bende kendim ayağa kalkmıştım. Yürümeye devam ettik ve asansöre bindik. Asansör kapanınca elimi hızla çektim ve uzaklaştım. Barın da tip tip bana bakıyordu.
"O kadın seni kendiyle baş göz etmeye çalışıyor haberin olsun. "
Bir anda sırıttmaya başladı.
"Bu kadar önemli miyim ya senin için duygulandım şuan. "
Diyip olmayan göz yaşlarını sildi. Bense ona yan yan bakışlar atıyordum. Göz devirdim ve geleceğimiz katı beklemeye başladım. Ama giiit git bitmiyordu katlar. Yukarı çıktıkça benim yükseklik korkum azmaya başladı. Bende korkup gözlerimi yumdum ve ellerimi sıkıp sakinleşmeye çalıştım. Bir anda omzumda bir kol hissedince irkildim ve geri çekildim. Gözlerimi açmamla Barını görmem bir oldu.
"Ne yapıyosun sen be! Dokunma bana. "
Onuda korkutmuştum. Oh canıma değsin.
"Yükseklik korkun var dimi? "
"Sen bunu nerden biliyosun? "
"Öğrendim işte bi yerden bu önemli değil. Zaten hal hareketlerinden de belli oluyor. "
Ağzından birşey kaçırmış gibi bakıyordu ama yüz ifadesi çabuk değişti. Sonunda gelmiştik. Kapı açıldığında karşımızda demir bir kapı vardı. Önünde de iki silahlı adam. Barın önden gitti ve kapı açılınca kafasıyla gelmemi işaret etti. Bende yürüdüm ve içeri girdim. İçerisi ferahtı insanın iliklerine işliyordu evin sakinlik ve sessizliği. Arkamdan Barında içeri girdi ve koltuğa oturdu. Bende hızla karşı koltuğuna oturdum. Sorgular biçimde sordum.
"O çalışanlar neden bize öyle garip bişey varmış gibi bakıyordu? "
"Çünkü garip bişey vardı. "
"Garip olan bişey yok. "
"Garip olan şey bizim el ele içeri girmemiz. "
Anlamamıştım el ele içeri girmek mi garipti.
"E bizim evleneceğimizi bilmiyolar mı? "
"Sorun o değil. Ben daha önce hiç bir kadını bu şekilde şirketime sokmadım da ondan. "
"Nasıl yani şirketine kendin kadın getirmedin mi? "
"Getirmedim."
Bir anda kahkaha atmaya başladım. O ve bi kadını şirkete kendi getirmemek. Hala kahkaha atıyordum. O ise ciddi ciddi bana bakıyordu. Gülmeye devam ettim.
"Hadi canım dalga mı geçiyosun sen bana bilerek çarpan kadını bile buraya getirmişsindir."
Diyip kahkahalarla gülmeye devam ettim. O ise bu durumdan hoşlanmamış gibiydi.
"Sen onu boşver de Sarp seni gelip alırsa bende böyle gülücem. "
Bir an gülmeyi bıraktım.
"Bi kere sen eğer beni Sarp tan kurtarmak istemeseydin beni buraya getirmezdin."
Birşey diyemedi. Çünkü haklıydım.
"Madem ben seni Sarp tan koruyorum. O zaman senin nerde ne yaptığını bilmem lazım. "
Şaşırdım. Olamazdı öyle bişey. Ben çocuk muyum kendimi koruyamıyorum sanki?
"Yok ya başka isteğin? Bi de seni anahtarlık gibi yanımdada taşiyim o olsun ne dersin? "
İster gibi bakıyordu. Sabır diye mırıldandım.
"Telefonunu ver de bi takip uygulaması yükliyim."
Telefonumu göğsüme yapıştırdım.
"Hayatta vermem sanane benim nereye gittiğimden ne yaptığımdan. "
"O zaman beni anahtarlık gibi yanında taşırsın. "
Bi an durdum en kötü seçenek kararsızlıktan iyidir.
"Tamam al. Ama sakın başka yerlere giriyim deme. "
"Aman kalmadık senin değersiz gizli şeylerine sen bunu günlüğünede yazarsın şimdi. Ühü ühü sevgili günlük bugün çok yakışıklı bi adam benden telefonumu istedi ve bende verdim ühü ühü bay bay sevgili günlük ühü ühü."
Diyip gülmeye başladı. Sinirlendim ve koluna vurdum.
"Telefonumu vericektim ama şansını kaybettin. "
Diyip telefonumu elinden aldım. Pişman olsun biraz. Yakışıklıymış tipine tüküriyim senin. Bir anda bana doğru yürüdü ve telefonu almak için elini attı. Bense telefonu tişörtümün içine attım.
"Al bakalım şimdi alabiliyosan. "
Yürümeyi bıraktı.
"Sen görürsün sonra o telefonu elinde sonunda alıcam. "
Diyip dışarı çıktı. Bense sırıtarak telefonumu tişörtümden çıkardım. O salak azıcık akıllı dursaydı şimdi telefonumu almıştı. Şimdi bu işide hallettiğime göre artık arabamı almak için bilgi almalıyım. Diyip koltuğa oturdum ve anlaştığım şirketi aradım. Daha sonra arabamın bulunduğu geminin bi yere çarptığını ve arabamın denizi boyladığını öğrendim.
"Hay ben sizin şimdi ne olacak? "
"Merak etmeyin Miray hanım size yeni bir araba vericez yarın gelip arabanızı alabilirsiniz. "
"İyi olur. "
Diyip telefonu kapattım. Yani normalde hiç olmayacak olaylar nasıl benim başıma geliyordu anlamıyordum. Moralim yerine gelsin diye buzdolabına doğru ilerledim. Burdan çıkmaya pek niyetim yoktu çünkü eğer çıkarsam paparazziler beni soru yağmuruna tutabilirdi. Eminim ki beni Barının buraya getirdiği çoktan haberlere ulaşmıştır. Kariyerimi ve ünümü riske atmaya gerek yoktu. Buzdolabını açtım ve içeride bir sürü şey bekliyodunuz dimi. Evet aslında içi doluydu. Ama sebzelerle doluydu. Bi insan kendine hiç mi tatlı almaz ya. Benim canım o kadar. Çok tatlı çekiyordu ki şuan yani öyle böyle değildi. Kapıya doğru ilerledim ve kapıyı açtım. 2 adamda içeri girdi.
"Miray hanım çıkamazsınız. "
"Nedenmiş o? "
"Barın beyin emri. "
"Yemişim onun emrini çekilin geçiyim. "
Bi tanesi yolumu kesti.
"Miray hanım gerçekten çıkamazsınız. Eğer bir şey lazımsa söyleyin. "
"İyi o zaman bana 2 tane pasta getir. "
Aslında küçük bişey istiyordum ama madem beni kapalı tutucaktı onun malını bitirmesini iyi bilirim. Nede olsa deneyimim var. Adam 2 pasta yı duyunca Barın ı aradı. Barın ın şaşkın sesini duyabiliyodum.
"Tamam siz içeride bekleyin. "
Diyip kapıyı üzerime kapattılar.Bende oturup pastalarımı beklemeye başladım. Bir kaç dakika sonra Barın elinde iki pastayla girdi. Tam pastaları görünce mutlu olmuştum ki en küçük pastaları aldığını fark ettim. Hemen yüzüm düştü.
"Ben bunları pastadan saymıyorum yanlız. "
"Bildiğim kadarıyla pastanın boyutunu belirtmemiştin ama yinede sen bilirsin tabii. "
Diyip alttan alttan sırıttı. Gerçektende boyut belirtmedim. Keşke belirtseydim. Salak işte nerden anlasın. Trip atar gibi.
"İyi ver. "
Diyip iki pastayıda önüme aldım. Ama o bi tanesini kendine çekti. Ona dik dik baktım.
"E o kadar sana pasta aldım böyle şeker komasına girersin birini ben yiyim işte. "
"İyi ye ama bi şartla. "
"Neymiş o? "
"Bunu yersen beni bırakırsın. "
"Ha yani diyosun ki sen bunu ye karşılığında Sarp la İzmir'e döniyim. İyi sen bilirsin. Kapı orda. "
Diyip parmağıyla kapıyı işaret etti. Bense ona baktım.
"Daha 1 haftam var 1 kere o daha 1 hafta olmadan gelmez. "
Diyip ayağa kalktım ve elimde pastayla kapıyı açıp çıktım. Barın sa arkamdan baka kalmıştı. Ohhh canıma değsin salak işte. Diyip asansöre bindim. Asansörden indikten sonra herkes bana yine bakıyordu. Ama şuan umrumda değildi. Arkamdan da bir sürü insan girip çıkıyordu. Bense malikaneye doğru yürümeye başladım. Biraz yürüdükten sonra bir taksi görüp elimi salladım ve taksiye bindim. Daha sonra malikanenin yolunu tarif edip paramı verdim. Yaklaşık 15 20 dk sonra malikaneye geldik ve indim. Az önce de bir sokak ötemde bir araba durmuştu. Aslında garip gelen ben taksiye bindiğimden beri aynı arabayı görmemdi. Yinede bunun bir tesadüf olduğunu düşünmek istedim. Malikaneye girdim ve garip bi şekilde annem çok sakindi. Sanki 2 saat önce daha evlenmediğim ve eli karanlık işlerde olabilecek bir adam beni hiç kaçırmamış gibi davranıyordu. Bende onun sakinliğine ayak uydurdum ve odama çıkıp para aldım. Biraz değil. Yani bayağı bi para aldım ve tüm kredi kartlarımıda cebime doldurdum ve ben dışarı çıkıyorum dedim ve kimsenin konuşmasına fırsat vermeden kapıyı kapatıp çıktım. Bu sefer yanıma biber gazıda almıştım. Eğer düşündüğüm gibi tesadüf değilse diye. Ya Sarp ın adamlarından biriydi yada Barın ın. Aşağı doğru yürümeye başladım. Yürürken arkamdan birinin geldiğini hissedebiliyordum. Barın beni kaçırınca kaçırmak sayılırmı bilmiyorum ama Mert ı arayıp bana annemin yakınlarında bir ev tutup tutamayacağını sormuştum. Oda sağolsun bana bir ev ayarlamıştı. Şimdi ise o eve gidiyordum. Bu parayıda yol üstünde bankadan ona evin parasını yatırmak için almıştım. Bir bankamatiğin önünde durdum ve para transferi yaptım. Yoluma devam ederken ara sokağa girdim. Adamsa hala farketmediğimi sanarak arkamdan geliyordu. Beklemediği bir anda arkamı döndüm ve oda afalladı. Belli etmemek için yürümeye devam etti ama ben çoktan anlamıştım. O bana yaklaşınca çıkardığım biber gazını adamın yüzüne sıktım ve koşarak kaçmaya başladım. Adam yerde kıvarınırken ben çoktan ordan uzaklaşmıştım. Sonunda Mert ın tuttuğu eve geldim ve binanın kapısını açınca derin bir oh çektim. Yavaşça eve doğru çıktım ve ev hazırdı zaten. Kapıyı kapatıp koltuğa oturdum ve gözlerimi kapadım. 15 20 dk sonra telefonum çalmaya başladı. Bilinmeyen bir numaraydı. Ben normalde bilinmeyen numaraları açardım. Bu yüzden bu numarayı da açtım.
"Alo kimsiniz? "
"Sence? "
Barın mıydı o? Numarasını kaydetmediğimiz göre o olabilirdi.
"Barın sen misin? "
"Evet benim. Kızım sen neden benim adamıma biber gazı sıkıyosun adam 1 saattir kendine gelemiyo. "
Sırıttım.
"Peşime adam takmasaydın o zaman ayrıca o senin değil Sarpında adam mı olabilirdi. "
"Nerdesin peki şimdi gelicem oraya. "
"Seni ilgilendirmez. "
"Ne dem-"
Sözünü yarıda kesip telefonu yüzüne kapattım. Bi daha ararsa anlıyim diyede kaydettim. Sonunda rahatlamıştım.
"Oh be dünya varmış. "
Diyip kafamı yastığs koydum ve günün yorgunluğuyla uyudum. Gece saat 2 gibi uyandım çünkü erken uyumuştum. Belli ki yarın uyku düzenimi bozmamak için uyumayacaktım. Yavaşça doğruldum ve koltuktan kalkıp banyoya doğru ilerlerken bir anda neyden olduğunu bilmediğim ama çoğu kişide olan göz kararmasını yaşadım. Ama bu seferki biraz ağır olmuştu ki bir an dengemi kaybedip yere kapaklandım. Hay ben senin diye söylenerek ayağa kalktım ve elimi yüzümü yıkayıp salona geçtim. Bir anda kapım alacaklı gibi çalınmaya başladı. İrkildim ve kapı deliğinden baktım. Bu Barın dı. Hiç sesimi çıkarmadım. Sadece gitmesini bekleyecektim. Barın kapıyı tıklatmayı bırakıp içeri seslendi.
"Miray içerde olduğunu biliyorum aç yoksa kırarım. "
Kıramazdı bi kere. Ben buna inanarak açmamaya ve sessiz kalmaya devam ettim. Bir anda kapıyı gerçekten kırmak için geri geri gidip kapıya vurmaya başladı. Bende 2. Vuruşunu yapacakken kapıyı açtım ve oda bir anda hızla içeri girip koltuğumun üstüne düştü. O an o kadar komikti ki. En azından Barının o afallamış saf salak suratını görmenizi isterdim. Daha sonra ben kapıyı kapatırken ayağa kalktı ve koltuğa oturdu. Bende yan koltuğa oturdum.
"Ee ne istiyorsun? "
"Ne mi istiyorum? Sen ilk önce benim sorularımı cevapla. Sonra seninkilerede geliriz. İlk önce bu evi bir günde nerden buldun? "
"Bu seni ilgilendirmez kaldığım bir evim varmı var. Endişelenmenede gerek yok demek ki. "
"Peki benim adamımın gözleri ne olucak? "
"Senin adamın beni bi daha takip etmeyecek. Buda öbür adamlarına ders olucak. Ve sende bir daha peşime adam takmayacaksın. Bu kadar sorun çözüldü. "
Tatmin olmamış gibiydi. Oturduğu koltuğa uzandı.
"Madem ben senin peşine adam takamıyorum o zaman bugün burdayım. Biz evlenene kadar.
"Ne olmaz öyle bişey biz evlenene kadar senle değil aynı odada aynı evde bile kalmam. Şimdi kalk ve git. Evsiz köpekler gibi de iki de bir yanıma gelip durma. "
Diyip kapıyı işaret ettim. O ise gözlerini kapadı.
"Bir örtü örtersin heralde. "
"Örtüm falan yok benim sadece bana yetecek kadar var. Azıcık adamsan benim örtümüde almazsın heralde. "
"İyi ama ben burdayım burda kalıcam. "
"Ne halin varsa gör. "
Diyip odama gittim ve kapıyı kitledim. Bu öküze gram güvenim yoktu. Zaten bi türlü bırakmıyordu peşimi. Sanki yıllardır beni arıyodu da şimdi bulmuş gibiydi. Salak şey. O gece sabaha doğru tekrar uyumuştum. Saat 1 gibi uyandım. Kapını kilidini açıp tuvalete gidip yüzüme soğuk su çarptım. Salona girdiğimdeyse bıraktığım manzarayla karşılaştım. Öküz gibi uyuyordu.
"Aman neyse uyandıriyim de gitsin. "
Diyip Barını sarsmaya başladım.
"Barın uyan sana kaçırıyolar beni Barın! "
Bir anda korku ve panikle doğruldu. Yüzündeki şapşallık ve panik o kadar komikti ki. Etrafına bakınıp kimseyi görmeyince yüz ifadesi değişti. Bense kenarda kahkahalarla gülüyor kendimi koltukta bi sağa bir sola savuruyordum.
"Komik mi? "
"Değil mi? "
Diyip kahkaha atmaya devam ederken Barın ayağa kalktı.
"Ayy evet nasıl anladın hadi git benide kendimle baş başa bırak lütfen ev benim ya hani. "
"Bi yere gitmiyorum. Hatta sırf senin inadına burdayım. "
Diyip tuvalete doğru ilerledi. Bende göz devirdim ve telefonumdan haberlere bakmaya başladım. Hemen de haberlere verilmiştik. Çoğu magazin bizi de konuşuyodu. Tabii diğerlerinin yanında sönük kalsakta vardık işte. Altta bir yazı okudum. Başlıkta şöyle yazıyordu. ' Barın Kara ve Miray Evrim evlenmeden bu kadar yakınlaştılar mı? '
Bir başlıkta şöyleydi ' Barın Kara açıklama yaptı! ' gözlerim fal taşı gibi açıldı bunun gibi bir sürü benzer başlıkta vardı.
"NE! "
Çığlığım evin içinde yankılandı. Hemen haberi açıp okumaya başladım. O sırada Barın da hemen salona geldi.
"Ne bağrıyosun be. "
Daha haberi okumadan hesap sordum.
"Sen ne açıklaması yaptın? "
"Neye? "
Bilmemezlikten geliyordu belliydi.
"Magazine ne açıklaması yaptın? "
Sakin bir şekilde sırıttı.
"Sadece doğruları söyledim. "
Sinirle ayağa kalktım.
"Senin doğruların tam olarak ne? Bana kısa bi özet geçsene. "
Bacak bacak üstüne attı ve konuşmaya başladı.
"Sadece en yakın zamanda evleneceğimizi söyledim. "
"Emin misin? "
Bir an durdu. Sanki bir şey saklıyordu ama söylemiyecekti.
"Eminim. Hem azıcık oturda sakinleş ya. Sanki ne söyliycem adamlara. "
Tabii canım ne söyleyecekti ki adamlara. Ben konuşsaydım varya. Neyse. Telefonu alıp gezmeye devam ettim. Barın ise benim birşey yapmamı bekler gibi bakıyordu.
"Ee bişey yemiycez mi? "
Ayağa kalktım ve mutfağa gittim. Birkaç salatalık peynir ceviz ve meyvesuyu koyup tepsiyle Barının önünden geçip odama gittim. Barın şaşkın şaşkın baktı.
"E bana yok mu? "
Odadan seslendim
"Evlenecek olsak bile biz ciddili karı koca değiliz. Ne yapıyosan yap."
Barının kalkıp buraya doğru geldiğini duydum. Kapının önüne geldi ve kapı kenarına yaslandı.
"İki parça ekmek peynir koysan ölürdün dimi. "
Ağzıma ceviz atıp konuştum.
"Evet."
İç çekti ve mutfağa gitti. Oh canıma değsin ne yapıyosa yapsın. Mutfakta bir anda birşeyin kırıldığını duydum. Merakla ayağa kalktım ve mutfağa koştum.
"Ayy noldu öldün müü? "
Ay inşallah.
"Yok ölmedim ama al sen öldür istersen. Çok istiyo gibisinde."
Diyip bir cam parçası uzattı. Ama ellerinden kan akıyordu. Kanı görünce bir an afalladım.
"Salak mısın git elin kanıyo bide hala cam uzatıyosun bana git elini mi yıkıyosun pansuman mı yapıyosun ne yapıyosan yap hemen. "
Diyip yerdeki camları toplamaya başladım.
"Tamam bırak ben toplarım. "
"Sus da elinin kanamasını durdur. Biraz daha kan görmek istemiyorum. "
Elini suda yıkamaya başladı.
"Niyeymiş o? "
Bir an durdum. Aslında baya kötü bi anısı vardı. Ama bu oduna anlatsamda anlamazdı zaten.
"Seni ilgilendirmez. "
Diyip camları çöpe atmak için kalktım. Bir anda gözlerim doldu. Hemen odaya gittim. Barın anlamamış ve şaşkın şaşkın bana baka kalmıştı. O işini hallederken bende kendimi sakinleştirdim. Aslında kanla ilgili çok kötü bi anım var. Ne zaman kan görsem bu ölümü hatırlarım. Her ne kadar unutmak istesemde beynin çalışma mekanizması buna izin vermiyor malesef...
~ Hayatta öğrendiğin her bir aldatmaca zaman fark etmeksizin peşini bırakmaz. Emin ol ki bu anları hatırlatacak birçok etken hayatının her anında olacak. Senin yapman gereken ise bunlarla savaşmak ve olup biteni kabullenip yeni aldatmacaları engellemek... ~