Sonunda şaşkınlığımı üzerimden atıp oturdum. Daha sonra yavuzu daha da dikkatle inceledim. Gerçekten oydu. Ama beni tanımamış gibiydi. Ya çok iyi rol yapıyordu yada... Başka bir sebep bulamıyorum. Ayşe yavuza dik dik baktığımı fark edince adımı seslendi.
"Miray. Dalgınsın sanki biraz? "
Kendime gelmek için kafamı sağa sola hafifçe salladım.
"Evet. Gözüm yol çekiyor önemli bişey yok. "
Yağızda o sırada bana bakıyordu. Umarım geberirdi de kurtulurduk. Ayşeye bir şekilde anlatmam lazımdı. Ayşe ve yavuz konuşuyordu. Bende onları dinliyor arasıra ayşeye karşı konuşuyordum ama yavuzla hiç iletişim kurmuyordum. Bir anda bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başladı. Ayşeyle birbirimize baktık. Ayşe yavuza döndü.
"Bence bugünü bitirmeliyiz. "
Bende başımı sallayınca yavuz da başını salladı. Daha sonra ayşe bana döndü.
"Barınla mı döneceksin? Taksi çağırabiliriz."
Ben başımı salladım.
"Barın alır beni. Asıl sen nasıl gideceksin. Sel olucak gibi yağıyor. "
Ayşe biraz düşündü. Sonra araya yavuz girdi.
"İstersen seni ben bırakayım ayşe. "
Ayşe bir bana bir yavuza baktı. Tereddüt ettiği her halinden belliydi. Yavuza karşılık Ayşe'nin bileğini yakaladım.
"Barınla onu bırakırım. Başka gün görüşürüz. "
Umarım asla görüşmeyiz. Geber. Ayşe başını salladı.
"Ben mirayla gitsem daha iyi. Konuşacaklarım vardı zaten."
Yavuz gülümsedi ve el sallayıp gitti. O gidince hemen barına haber verip beklemeye başladık. Biz beklerken ayşe kaşlarını çattı.
"Yavuzu neden görmezden geldin? Arkadaş olursunuz sanmıştım. "
Ayşe'nin biraz yakınına gelip konuştum.
"Kimseye söylemeyeceğine söz ver. "
Ayşe serçe parmağını uzattı. Bende serçe parmağını kavradım ve söz vermiş olduk.
"Yavuz. O beni kaçıran adamdı. "
Ayşenin gözleri kocaman açıldı.
"Ne? Nasıl? Ama hiç öyle biri değil gibi. Hem insan kaçıran biri neden kitap okusun. "
Omuz silktim.
"Nedense beni ilk defa görmüş gibiydi. Çok iyi rol yaptığı kesin. Ama saçı biraz değişik gibiydi. "
Ayşe başını salladı.
"Ne olduğunu tam olarak öğrenmeliyiz. Barına haber ver bence. "
Gözlerim yere gitti. Ona yalan söylemek istemiyordum ama doğruyu söylersem ne yapardı onu da bilemiyordum.
"Belki daha sonra. İlk önce kendimiz birşeyler öğrenmeye çalışalım. "
Ayşe isteksizce kabul etti. Sonunda barın gelmişti. Arabaya bindik ve ayşeyi bıraktık. Daha sonra eve döndük. Yol boyunca barınla hiç konuşmamıştım. Sonunda kendimi eve attığımda derin bir oh çekip güldüm.
"Sonunda. Asla eve gelemeyeceğim sanmıştım. "
Barın yanıma oturup güldü.
"Bende öyle sandım. Biraz dalgındın yolda ayşeyle bişey mi oldu? "
Gülümsedim.
"Hayır. Birşey olmadı. "
Barın başını salladı ve bir şey hatırlayıp hızla nefes aldı.
"Sana söylemeyi unutuyordum az kalsın. "
Doğruldum.
"Ne diyeceksin? "
"Hani şu yağız varya. O beklendiği gibi sarpa dadanmış. İzmir'de sarpın yüzü gözü mosmordu. Haberlerde verildi. Ama yağız yoktu. Hala İzmir'de olduğuna yemin edebilirim. "
Bir an kalbimin hızlandığını hissettim. Sıcak basmıştı. Rahat nefes alamıyordum. Eğer yağız izmirdeyse burda gördüğüm kimdi? Belkide barını kandırıp beni tekrar kaçıracaktı? Yada başka bir planı mı vardı? İki şehirde nasıl aynı anda olabilirdi ki? Barın benim halimi fark etmiş olacak ki elini omzuma koydu.
"Miray iyi misin? "
Başımı salladım.
"İyiyim."
Sesim kısık çıkmıştı. Barın yaklaştı ve ellerini yanaklarıma koydu.
"Yanıyorsun miray. İyi olduğundan emin misin? Kalk biraz hava al. "
Barından destek alarak kalktım. Bahçeye çıkınca barın bana baktı.
"Daha iyi misin? "
Temiz havayı içime çekip barına döndüm.
"Evet. Daha iyiyim. "
Rahatlamıştım. Ama sorular hala kafamda dolaşıp duruyordu. Hiç durmayacak gibiydi. Bir anda aklıma mochi geldi. Onu neredeyse hiç görmemiştim.
"Barın mochi nerede? "
Eliyle çiçeklerin olduğu tarafı işaret etti.
"Senin aklından çıktı sanırım ama ben ona baktım merak etme. "
Hızla barını bırakıp mochinin yanına koştum. Onu kucaklayıp sarıldım. Öptüm. Yemek üzereydim. Barının yanına vardığımda barında kediyi elimdeyken sevdi. Mochiyi barına doğru uzattım.
"Sevsene."
Barın eline aldı ve mochinin karnını okşamaya başladı. Bir süre sonra telefonum çaldı. Arayan mertti. Biraz barında uzaklaşıp telefonu kulağıma koydum.
"Vayy mert bey unutuldum sanmıştım. "
Mertin gülüşünü duydum.
"Unutulmadın. Seni şirketin için aradım. Ne yazık ki yerime başkasını atamalısın."
"Nasıl yani? "
"Ben İstanbul'a geliyorum. "
Bir anda kısa bir mutluluk çığlığı attım.
"Gerçekten mi? Neden İzmir'de düzenin vardı. "
Mert derin bir iç çekti.
"Evet. Ama istanbul'daki imkanlar buraya göre benim için çok daha iyi. "
"Anladım. Yerine senin gibi birini koymak zor olacak. "
Mert güldü. Bu arkadaşça konuşma sona erdiğinde barın bana seslendi.
"O kim? "
Gülerek barına döndüm.
"Bir arkadaş. "
Barın mochiyi yere bırakıp kollarını kavuşturdu.
"Ben erkek sesi duymuştum ama? "
Barının dediğini garipser bir ifade takındım.
"E yani? Senin yokmu kız arkadaşın? "
Barın dudaklarını birbirine bastırıp başını sağa sola salladı. Güldüm.
"Boşver olmasada olur. Ayşeye izin veriyorum ama. "
Barın da güldü.
"Ee kimdi söyle artık. "
"Sarpın sekreteri vardı ya. Şirketi ona devretmiştim. Buraya taşınacakmış. Yerine başkasını bulamamı söyledi. Eğer bulamazsam birkaç günlüğüne İzmir'e gitmek zorunda kalacağım. "
Barın başını salladı.
"Mert iyi birine benziyor. Ama kesinlikle İzmir'e gidemezsin Adamlarımdan buluruz bi yönetici. O iş bende."
Alaycı şekilde konuştum.
"Mert elbette iyi biri. Hatta hala evlenmemiş olması bile garip. Gelince tanışırsınız artık. "
Barın göz devirerek başını salladı. Bende gülerek içeri girdim. Barınla konuşmamız bitince aklımdaki tüm sorular tekrar kafamda dönmeye başladı. Ahhh hepsine cevap bulmadan rahat edemezdim artık. Unutmak için kulaklığımı takıp listemi açtım. Rastgele çalan şarkılarla kafamdaki düşünceleri susturuyor bazen beğendiklerimi listeme ekliyordum. Bir anda kenarda kıvrılıp uyuya kalmış barını fark ettim. Yağmur tekrar çiselemeye başlamıştı. Ardından gök gürültüleri gelince korkup barını sarstım.
"Barın. Barın. Uyansana. Korkuyorum uyan. "
O kadar sarsmama rağmen uyanmıyordu. Kış uykusuna mı yattı anlamadım ki. Biraz sonra dayanamayıp bağırdım.
"Barın uyan dedim! "
Barın bir anda doğrulunca bende korktum.
"Noldu miray? "
Diyerek gözlerini ovuşturdu. Koluna sarıldım ve kafamı omzuna yasladım.
"Yağmur çok kötü yağıyor. "
Barın dışarıya bakıp devam etti.
"Ee yani? "
Bir anda gökyüzü aydınlandı daha sonraysa gök gürültüsüyle irkildim.
"Yani mi? Korkuyorum böyle yağmurmu olur? "
Barın sırıtarak eliyle saçlarımla oynamaya başladı.
"Seni ilk gördüğümdede yağmur yağmasada hava fırtına gibi esiyordu. O zamandan korkmuş muydun? "
Bayağı eskiden bahsediyordu. O zaman korkup korkmadığımı hatırlamıyordum. Omuz silktim.
"Bilmem. Belki korkmuşumdur."
Barının kolunu bıraktım ve ayağa kalktım. Ellerimi belime koydum.
"Artık korkmayacağım."
Bir anda şimşek çaktı.
"Ananı! "
Diyerek yerimden sıçradım. Barında gülerek ayağa kalktı ve bir anda beni bacağımdan ve belimden tutup kucakladı. Bende refleksle barının boynunu kavradım.
"Barın ne yapıyorsun? "
Diyerek güldüm. Barında güldü.
"Odaya gidip uyuyalım. Korkmamış olursun. "
Odaya çıkınca barın beni nazikçe yatağa bıraktı. Daha sonra camı kapadı ve yanıma uzandı. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar huzurlu hissediyordum. Barın bana sarıldı bende barına arkamı dönüp barının elini tuttum. Gök gürleyince barının elini sıktım. Barının güldüğünü hissediyordum. Bir süre sonra sonunda uyumuştum. Uyandığımda barınla hala aynı pozisyondaydık. Barının kolunu üzerimden çektim ve aşağı indim. Ben koltukta oturup telefonla uğraşırken yukarıdan gelen bildirimle ayağa fırladım. Ayşe yazmıştı. Mesajda yavuzun ona geldiği yazıyordu. Hızla yazmaya başladım.
"Ne? Nasıl oldu? Hangi ara geldi ve onu neden içeri aldın?"
Ayşe kısa süre sonra yazdı.
"Ne yapacağımı bilemedim. Çok zamanım yok hemen acil birşey varmış gibi gel ve onun gitmesini sağla! "
Hızla yukarı çıkıp dolaptan bir kaç kıyafet aldım. Tam çıkacakken barının uykulu sesi duyuldu.
"Miray? Ne bu acele? Nereye apar topar? "
Yerinde duramayarak net ve kısa cevap verdim.
"İki dakika ayşeyi alıp geleceğim sonra herşeyi anlatacağım arabanın anahtarını da alıyorum saol! "
Diyip hızla giyindim ve barının arabasına binip çıktım. Ayşenin evine vardığımda kapıyı çalacakken durdum. Ne diyeceğimi panikten düşünmemiştim bile. Ben panikle bir bahane bulmaya çalışırken evden gelen gülüşme sesleri ile duruldum. İkisi de kahkahalarla gülüyorlardı. Kapıyı usulca çaldım ve şaşkın halde beklemeye başladım. Kısa süre içinde kapı açıldı ve ayşe beni görünce afalladı. Yavuza birazdan geliyorum diye seslenip kapıda az bir aralık bırakıp dışarı çıktı.
"Seni unutmuşum. Neler oldu sana anlatsam bitmez. "
Ben ne olduğunu anlatmasını beklerken arkadan yavuz belirdi. Yavuza baktığımda yüzünde utangaç garip bir ifade vardı. El salladı.
"Merhaba miray. "
Diyerek garip bir gülümseme takındı. Bende karşılık vermeden ayşeye ve yavuza baktım. Gözlerimi kıstım ve içeri daldım. Ayşe beni durdurmak ister gibi arkamdan hızla geldi ama durdurmadı da. Salona girdiğimde ayşenin asla yapmayacağı şekilde yastıkların hepsi karşı koltuktaydı ve halı hafifçe kaymıştı. Bir gariplik sezdim çünkü ayşenin simetri takıntısı onu ele veriyordu. Gözlerimi kısarak ayşeye ve yavuza döndüm.
"Ayşe lütfen olmadı de. "
Ayşe utançtan yerin dibine girmek istercesine kendi çapında çırpındı havuzuna aböyle garip davranmasından belliydi zaten. Yavuza yaklaştım ve elimle kapıyı işaret ettim.
"Şuan çıkmalısın seninle sonra konuşacağım. "
Diyerek kartımı yavuzun eline tutuşturdum ve onu kapı dışarı ettim. Daha sonra hızla ayşenin itiraz etmesine izin vermeden ayşeyi koltuğa kendimle oturttum. Ayşe gözlerini kaçırarak ayağıyla halıyı düzeltti.
"Ayşe. Gerçekten onunla el elemi tutuştun?"
Ayşe bir anda ellerini savurdu ve konuştu.
"Hadi ama o gerçekten çekici. Aramız mükemmel ve adeta ruh eşi gibiyiz. "
Kollarımı kavuşturdum.
"Bu onun beni kaçırdığı gerçeğini değiştirmez. "
Ayşe suçlulukla aşkı karışık halde başını salladı. Daha sonra başını kaldırdı ve bana umutlu gözlerle baktı.
"Ama belki sen sondun? Hem onun yağız olup olmadığını bile bilmiyoruz? O nasıl hem İzmir'de hem de burada olabilir ki? "
Başımı salladım. Gerçekten de... O olmaya da bilirdi. Ama herşeyi aynıydı. Nasıl o olamolmaya ben böyle düşüncelere dalmışken ayşe elini omzuma koydu.
"Bak biliyorum. Gerçekten sana ihanet etmişim gibi hissettiriyor ama ona aşık olduğumu hissediyorum. Kesinlikle o doğru kişi. "
Ona karşı nasıl tepki vereceğimi bilmiyordum.
"Tamaam. Senin hayatını yönetmeyeceğime göre... Ne istersen onu yap seni desteklerim. "
Mutlulukla başını salladı ve sıkıca sarıldık. Daha sonra eve dönüp kendimi koltuğa attım.
"Sonundaaa. Gerçekten artık ayağa kalkamayacağım."
Bir anda barın belirdi ve gülerek yanıma gelip oturdu. Elinde soğuk bir kahve vardı.
"Yaşanan herşeyin bir sonu vardır. Yada o sonlar sadece devam eden bir hikayenin parçasıdır. Bazı yaşananlar bilinç altı bazılarıysa yaratıcılıktır. "