42.Bölüm
SELAM CANLARIM NASILSINIZ?
KEYİFLİ OKUMALAR DİLER VE BEN KAÇARIM CANLARIM ❤
🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟
🌸🌸🌸🌸ÖLMEM GEREK🌸🌸🌸🌸
"Melek ne kağıdı bak, bir daha sormayacağım!"
Melek Sinan'a baktı ve heyecanla ne diyeceğini ne yapacağını bilemedi. Derince yutkundu.
"Hiçç önemsiz bir kağıt. " Dedi umursamazca. Necla hanım kızının heyecanlı halini görünce merakla sordu.
"Kızım bu delikanlı kim?" Melek bu sefer de annesine döndü. Yüzünü umursamaz tutmaya çalışıyordu.
"Dediğim gibi, hiç kimse. "
Sinan Melekten duyduğu kelimelerle hayal kırıklığına uğradı ama en çok onu üzen şeyin Meleğin haklı olmasıydı. Sinan Melek için sevdiği adam ya da karnında taşıdığı üç can aşklarının meyvesi değildi. Oysa ne çok isterdi Meleği sırılsıklam sevdiği gibi onunda onu sevmesini ne çok isterdi..
Böyle karşılaşmamayı, bunları Meleğe yaşatmamayı ne çok isterdi..
Ama artık istemekle kalmayacaktı onu ve evlatlarını kazanmak için, onlara layık bir insan olmak için ne gerekiyorsa yapacaktı artık. Bundan sonra onları kazanmak için mücadele edecekti.
Onlarsız bir hayat düşünemiyordu. Yıktığı, mahvettiği, kırdığı şeylerin hepsini onaracaktı ölmesi gerekiyorsa bile ölecekti bu yolda, ama bir şerefsiz olarak değil adam olmak için mücadele ederken ölecekti.
Sinan Necla hanımın karşısına geçip derin bir nefes aldı. Bu iğrenç intikam planında ilk bir annenin canını yakmıştı, şimdi artık işe Necla hanımın yanan canını sararak başlaması gerekiyordu.
"Melek bizi biraz yanlız bırakır mısın?"
Melek kafasını iki yana olumsuz anlamda salladı.
"Ha..hayır!"
Sinan başını eğip Melek'le konuştu.
"Lütfen..Bize biraz zaman verir misin? Necla hanımla konuşmam lazım."
Melek annesini tanındığı için ve akşam yaşadıklarını hatırlayınca eliyle kapıyı gösterdi.
"Olmaz gider misin lütfen!"
Necla hanım olaylara yabancı kaldığı için hiç bir şey anlamamıştı. Karşısındaki delikanlı onunla ne konuşacaktı ki?
"Lütfen Melek Necla hanıma çok büyük bir özür borcum var."
Necla hanım akşam ki gelen delikanlıyı Sinan sanıp iyi haşlamıştı ve sonra salonda Yıldız ve haşladığı çocuğun dediği sözleri hatırladı.
Necla hanım kızını da alıp içeri geçti. Yıldızla Mertte yerden kalktı. Yıldız Merte dönüp sordu.
"Hayırdır niye geldin sen?"
"Yurt dışından yeni geldim bir öğreniyorum ki Meleği kurtarmışsın! Hani beni bekliyecektin?"
"Öyle olması gerekti öyle oldu. Sen gelip bana her şeyi anlatarak yardımcı oldun zaten. Senin bulduğun bilgiler ve ayarladığın arabayla Necla teyzeyi getirdik buraya, gerisi bendeydi. "
"Gece gece kadını tanıyamadım onun eli ne kadar ağırmış kafam zonkluyor."
"Eli değil kürekle kafana kafana vurdu."
"Kürekle mi ?! Ne zalimmiş be onun kızına kavuşmasında yardım edeyim o beni dövsün vayy adaletine dünya. "
"Daha az bile bu gerçekleri bildiğiniz halde kaç ay sustunuz. "
"Doğuru diyiyorsun her şeyi hakediyoruz biz...Zerda'nın ölümü çok şeyi değiştirdi, bundan en büyük payı da biz aldık. Değiştik. Böyle görüyorsa nasıl üzülüyordur.."
"Evet sizin için üzülüyordur. Beni tanımıyordu nede olsa..."
Üzülmüştü. Kızına kavuşmasında geçte olsa Mertin de emeği vardı ve o bu iyiliğine karşılık olarak kürekle çok güzel teşekkür etmişti. Eğer şimdi karşısındaki delikanlıda bu yüzden özür dileyecekse aynı hataya düşmemek için konuştu.
"Oğlum ne için özür dileyeceksin?
Eğer Meleği o zalimin yanından kurtaramadım sustum bu durum karşısında pişmanım diye özür dileyeceksen önemli değil ben kızıma kavuştum. Mert oğlum ve Yıldız kızım sayesinde."
Sinan duydukları karşısında Necla hanıma bakıp gözleri dolu dolu konuştu.
"Evet ben kızınızı o zalimden kurtaramadım.. Özür dilerim. Ben pişmanım..Özür dilerim..Ben-"
Sinan konuşacağı zaman Yıldızın içeri dalmasıyla sözleri yarım kaldı.
"Abi senin burda ne işin var!..Çık git evimden!"
Yıldızın her zamanki gibi zamanlaması harikaydı.
Melek göz yaşlarını silip annesine dönüp baktı ama Necla hanım kaşlarını çoktan çatmış, çatık kaşlarıyla Sinan'a bakıyordu.
"Melek kızım karşımdaki kişinin adı Sinan mı!!?"
Melek ortamdaki negatif elektrikten iki adım geri giderek kaçmak isteti.
"Melek sana soruyorum cevap ver!!"
Necla hanım kızından cevap alamayınca Yıldıza sordu.
"Yıldız bundan kaç gün önce. Seninle dertleştiglğimizde. Benden ağlayarak özür dilediğin, üvey abin şuan karşımda duran cibiliyetsiz mi?"
Yıldız elindeki ekmekleri masaya bırakıp gözlerini kaçırdı şimdi ne demesi gerekiyor bilmiyordu. Melek demiyorsa vardı bir bildiği heralde bu yüzden cevap veremedi.
Necla hanım kızının ve Yıldız'ın sessiz kalışlarına bakarak konuştu.
"Yıldız Meleği ve Musayı al evden çık! Biz biraz konuşacağız"
Yıldız aklına gelen Musayla hemen odasına gidip kapıyı açtı okul formasını giyen Musayı alarak odadan çıktı.
"Nereye Yıldız abla?"
"Sonra Musa sonra şimdi doğru okula tamam mı?"
"Tamam Yıldız abla sen ne diyorsan o ."
"Afferim koçum sana."
Musa okul çantasını sırtına takıp, kasvetli havadan küçük boyunun yardımıyla sıyrılıp evden çıktı.
Yıldız Meleğin elinden tutup
"Hadi dışarı çıkalım ."
"Olmaz Yıldız.."
"Bırakalımda abim sana yaptıklarının hesabını versin."
"Annem... bir şey olursa?"
"Necla teyze konuşacağız dedi sende duydun. Bak dışarda olacağız tamam mı, kötü bir şey olursa hemen müdahale ederiz olur mu? "
Melek kafasını sallayıp Yıldızla dışarı doğru yürüdü kapıdan çıkacağı zaman arkasını döndü annesi Sinan'a bakışlarıyla burda değil gibiydi , Sinansa başını eğmiş suçlu bir çocuk gibiydi..
O da Meleğin ona baktığını hissetmiş gibi kafasını yerden hafif kaldırıp baktı gözünden bir damla yaş akarken..
Melek biraz sonra Sinan'ın kanlar içinde bulacağını bilseydi dışarı çıkmaz annesini yanlız bırakmazdı..
Annesinin o silahı Sinan'ın kalbine dayanmasına asla izin vermezdi..
Keşke bilseydi ama bilmiyordu..
Kalbinden geçen sözleri sessiz bir şekilde fısıldayıp dışarı çıktı.
Yaş gözden aksa da gönülden gelir. "
Artık biliyordu Sinan pişmandı. Onu affetmesi çok zordu imkansızdı belki, ama çocuklarına güzel bir baba olmak istiyorsa buna izin verecekti, ona çocuklar için baba olma fırsatını onun elinden almayacaktı. Buna karar vermişti babasız büyümenin ne kadar acı ve zor olduğunu biliyordu. Bu yüzden o yavrularının aynı acıyı yaşamalarını istemiyordu. Eğer Sinan ilk günkü tanıdığı zalim, acımasız, vicdansız Sinan olsaydı asla ona çocukları göstermezdi! Ama şuan karşısındaki Sinanla ilk günkü zalim adam karşısında dağlar kadar fark vardı. Bu yüzden bu kararı vermişti Melek vermesine ama Sinan biraz sonra kalbine alacağı kurşunla ölmezse bu fikrini ona da derdi tabi Sinan yaşarsa..
Hayat işte böyleydi biz bir şeylere karar veririz "Tamam artık böyle yapacağım ,bu konuda böyle düşünüyorum." ya da bir karar veririz ama bu fikirlerimizi, kararlarımızı, hayallerimizi uygulamamıza izin vermezdi.
Bazı şeyler bazen nasip olmazdı..
Sinan bugün bir karar alıp buraya gelmişti, çocuklarını ve Meleği kazanmak için mücadele edecekti..
Melek ise Sinan'a çocuklarına iyi bir baba olması için bir fırsat verecekti..
Bazen bir şeyler bu dünya da nasip olmazdı..
Mutluluk bazen bazı insanlar için bu dünyada değildi.
Melek içindeki adlandıramadığı duygularla dışarı çıktı. Yıldız karşısında ona zoraki tebessüm etti Yıldız da abisine bir şey olmasından korkuyordu.
"Ayakta durma sandalyeye otur. "
Kafamı hayır anlamında sallayıp ellerimi karnıma sarıp içimdeki heyecandan dolayı bahçede yürüdüm biraz böyle heyecanımı atmaya çalıştım. Yıldız'a dönüp konuştum.
"Artık yeter konuşmuşlardır heralde, içeri girsek mi?"
"Şey daha 5 dk 30 saniye 45 salise oldu konuşmuşlardır demi?"
Yuh bu kızın kafa nasıl çalışıyordu elinde yada kolunda saat falan yoktu!
Oda benim gibi korkuyordu ama o abisine bir şey olmasından korkarken ben anneme bir şey olmasından korkuyordum yoksa bu içimdeki duyguların başka sebebi olamaz tek sebebi bu olabilir anneme yeni kavuştum ben şimdi tekrar ayrılmaktan korkuyorum..
Yıldız'a bakıp kafamı evet anlamında salladım .
"Evet bence konuşmuşlardır eğer annem kızarsa bana kızar ben daha fazla bekleyemeyeceğim içeri giriyorum."
Ben eve doğru yürürken Yıldızın dedikleriyle gerçeklerle yüzleştim !
"Sen bence kendine bile diyemiyorsun ama abimden hoşlanıyorsun farkında mısın?Çünkü bu yaşadıklarını ben yaşasam o gün seni villadan annene getirirken arkamı dönüp bana bunları yaşatan adama bakmazdım. Daha yeni de içerden çıkarken gene ona baktın annene o kadar uzun süreli bakmadın. "
Bunları çok hızlı bir şekilde söylemişti.
"Kusura bakma ben heyecanlanınca saçmalarım hadi içeri girelim. "
Ben hemen kendime gelip kapıyı açacağım zaman içerden gelen sesleri duyunca konuşmalarının devam ettiğini anladım
elim kapı kolunda öylece kaldı.
Annemin ve Sinanın söylediklerini duyuyordum.
"Ben pişmanım..affedin beni lüt-"
"Sakın benden af dileme! Kerem şu kapıdan gelse özür dilese ,af dilese kabul eder misin sen?"
" Bana bunu kaç ay önce sorsaydınız hayır ama şimdi Meleği üzmemek icin affeterim çünkü ben kızınıza aşığım. "
"Senin hiç bir sözüne inanmıyorum! Söyle kızımın peşini nasıl bırakırsın ne istiyorsun, !"
"Ben doğruları söylüyorum inanın..Ne Meleği ne de evlatlarımı bırakırım bir şans istiyorum sadece adam olmak için bir şans.."
"Sana şans falan yok! Kızımın hayatından çıkıp gitmen için ne gerekiyor söyle!"
"Ölmem.."
"Ne?"
"Ölmem gerekiyor Necla hanım..Ancak ölürsem, kızınızın yani sevdiğim kadının ve evlatlarımın peşini bırakırım.
Sinandan bunları duymayı beklemiyordum..
Beni kazanması imkansızdı ama çocuklarına iyi bir baba olacağı kesindi. Ben şaşkın bir şekilde öyle Sinanın sözlerine dalmışken şaşkınlığımı bölen şey içerden gelen silah sesi oldu!
Yerimde sıçradım!
Silahı kim ateşlemişti?
Ve kim vurulmuştu?
Ben öylece kaldım orda hareket edemedim..
Yıldız beni itip içeri daldı .Gözlerimle gördüğüm gerçeği Yıldızın bağırmasıyla kulaklarımın duyduğu kelimeler doğruladı.
"Abiiii!"
Koşarak yerde boydan boya kanlar içinde yatan abisinin yanına diz çöktü. Akan kanı görünce üstündeki siyah hırkayı çıkarıp abisinin kalbine bastırdı.
"Sen ne yaptın Necla teyze...N eoldu burda konuşacağım demiştin.."
Annem elindeki Silahı yere düşürüp göz yaşlarıyla dönüp bana baktı. Ben önce yerdeki silaha sonra anneme baktım.
"Anne bunu neden yaptın?.."
Kasıklarımdaki hissettiğim ağrıyı yok sayarak içeri girdim
Sinan'ın sesiyle ona hâlâ bakmamaya devam ettim.
"Be..nim..le..konuş..man.. için vurul..mam.. şart..mış..kü..çük..cadı.."
"Abi sus kendini zorlama."
"O ses nerden geldi ters bir durum mu va-"
Fatih'in arkamdan gelen sesi yerde abisini kanlar içinde görünce sözleri yarım kaldı.
"Ne oldu lan burda!!"
Fatih hemen Sinan'ın yanına gidip sol tarafında yere çöktü Sinan'ın yarasına baktı sinirli bir şekilde sordu
"Abi ne oldu burda, bunu kim yaptı!"
Fatih'in sorusuyla bakışlarımı anneme çevirdim Sinan'ın uzaktan yarasına bakıp bizim kaldığımız odaya gitti .
Sinan çektiği acıyla derin nefes alarak kan ve terler içinde konuştu Fatih'in söylediklerini cevap vermedi göz yaşları içinde kanı durdurmak için cebelleşen Yıldız'a bakıp konuştu
"Ağ.. ağlama unut..tun mu.. Ben Hur..şit Gümü..şün..oğ..luyum kötü..lere.. bir şey olmaz."
Yıldız donup kalmıştı öyle..Abisinin sözleriyle daha çok ağlamaya başladı.
"Sen onun gibi değilsin.."
Fatih Sinan'a sorusunu tekrar sordu.
"Abi ne oldu burda, bunu kim yaptı! Yıldız sen bir şey söyle kafayı yiyeceğim biri bir şey söylesin ?"
Fatih'in sorusuna karşılık daha yerdeki görmediği silaha doğru yaklaşarak ben yanıt verdim.
"Ben vurdum onu.."
Fatih benim sözleriyle bana dönüp yerden kalktı. Bakışlarını yerdeki silahtan çekip Kırmızıyı görmüş boğalar gibi bana bakarak karşıma geçerek tekrar sordu.
"Sen mi vurdun abimi!!"
"E..evet!"
"Niye lan niye..O pişmandı..O sana aşık olmuşken bunu ona sen mi yaptın?"
Annem elindeki çarşafla çıkıp bize bağırdı.
"Kesin kavgayı o..onu hastaneye götürmeniz gerekiyor."
"Yıldız al bunu bastır mikrop kapmaması için.."
Annem elindeki temiz çarşafı Yıldız'a uzattı ama Yıldız kendinde değildi. Fatihin yanından geçip annemdeki çarşafı aldım yere şiş karnımın izin verdiği sürede oturup Yıldız'a baktım.
"Yıldız üç dediğim zaman elini ve elindeki hırkayı çek tamam mı?"
Yıldız benim sözlerime karşılık kafasını sallayadı.
"Üç!"
Yıldızın elini ve hırkasını çekmesiyle kanama arttı sanki bahçe hortumunu son ayarda açmışsınız gibi yoğun bir şekilde kan akmaya başladı ben ilk kez böyle birşey görünce elim kolum dondu öyle hareketsizce kaldım Sinan'nın yarasını görünce anladım yarasının çok kötü olduğunu ben böyle bakarken Fatih hangi arda Yıldız'ın yanına oturmuştu ne zaman elimdeki çarşafı alıp kan gölüne bastırdı anlamadım o kadar hızlı gelişmişti her şey hiç bir şey anlayamadım.
Sinan gözleri hafif açık baygın gibiydi
Yan tarafından beni görünce acısına rağmen tebessüm etmeye çalıştı.
"Me..Melek..Af.."
O konuştukça Fatih'in bastırdığı çarşaf daha çok kana bulandı.
"Kendini yorma."
"Pe..ri..kı..zı."
Ağzından kan kusmasıyla korkum ve kasıklardaki ağrım daha çok arttı.
"Tamam sen kendini yorma..Bunları sonra konuşacağız. "
Gözlerini kapatmadan önce son sözleri beni bitirdi.
"Af..fet..beni.."
Göz yaşlarım yüzünden gözümün önünde oluşan buğu ellerimle göz yaşlarımı silerek kurtuldum. Sinan'ın elini tutup konuştum.
"Lütfen canavar..Gitme bir yere.."
Elimle tuttuğum elini karnıma götürdüm artık beşinci ayımıza girmiştik arada bir hareketleri oluyordu küçük yaramazların ilk kendi ellerimle onun elini karnıma koydum evlatlarını hissetmesini istedim. Göz yaşlarımı silip konuştum baygındı ama duyduğunu düşünmek istedim . Duymayıldı çünkü bu söyleyeceklerimi.
" Onların sana ihtiyacı var..Onların babaya ihtiyacı var.. Artık onlar için yaşamalıyız onlar bu hikâyede en masum olan taraf..Onları babasız bırakamazsın..Onlara iyi bir baba olursan seni affederim..ama bizi böyle bırakırsan seni asla..asla affetmem duyuyorsun demi beni eğer şimdi gidersen bizi böyle bırakıp o zaman canları daha çok yanacak çünkü babasız büyümek çok kötü bir şey..Bunu sana babasız büyümüş biri olarak söylüyorum.."
Ben ağlarken içeri Annem yanında Sinan'ın iki adamı ile içeri girdi.
"En yakın hastaneye götürmeniz gerekiyor çünkü çok kan kaybediyor. "
Fatih annemin dediklerini onayladı.
"Doğuru..Kemal abi sen kollarından tut Cemal sen de ayaklarında tut hemen hastaneye götürelim.!"
Fatih bana bakıp sordu.
"Kaç saatidir kan kaybetti abim?"
"Bil..bilmiyorum.."
Zaman dilimi denilen lanet şeye şuan hakim değildim.
Yaşadıklarım bir kâbus olabilir miydi?
Yıldız ve ben şuan başka başka alemlerdeydik sanki. Yıldız'ın böyle olması normal abisini o iğrenç dediği babasına benzetmişti sonra annemle onları yanlız bırakmıştı..
Kendini suçluyordu, ama ben niye böyleydim..
Aklım yerinde değil gibiydi..
Fatih'in sorusuna Annem yanıt verdi.
"Üç dakikadır bu halde. "
Fatih annemin sözleriyle hemen Sinan'ı önümden kaldırıp götürdüler.
Üç dakika.
Üç dakikadır biz neler yaşamıştık öyle
Üç dakikada yangın yerine döndü dünyamız
Yıldızla biz birimize baktık göz yaşlarımız akarken Yıldız'ın kanlı ellerine baktım.
Göz yaşlarım daha çok arttı sesli bir şekilde ağlamaya başladım.
Sanki Sinan içimden bir şeyi de alıp gitmişti yanında ..
Yıldız ayağıya kalktı sallanarak yürüdü elini bana uzattı
"Geliyor musun?.."
Elini tuttum ayağıya kalktım salya sümük ağlarken kafamı salladım .
"Geliyorum! Burda bekleyecek halim yok! "
Yıldızla beraber hemen dışarı çıktık bizi bekleyen bir araba vardı .Annem ortalıkta yoktu nereye gitmişti beni böyle bırakıp..
Yıldız kırkların sonundaki şoföre bakıp konuştu.
"Kemal abi bizi hemen dört sokak aşağıdaki hastaneye götür. Fatih abim abimi oraya götürmüştür. En yakın hastane ora."
"Tamam Yıldız kızım hemen binin onlarda yeni gitti. "
****************
Yıldızla hastaneye gelmiştik biz geldiğimizde Sinan'ı hemen ameliyata almışlardı.
Yıldız Fatih'e sorduğunda doktorların pek iç açıcı konuşmadığını, çok kan kaybettiğini söylemişler şuan Fatih herkese haber salıyordu şuanda olduğu gibi
"Timuçin çabuk bizim çocuklardan kim AB Rh(-) kan grubu olanlar sana atacağım hastaneye gelsinler.Acil bak Sinan abi için etrafa haber sal. "
Telefonunu kapatıp bu sefer başka bir numarayı çevirdi.
Gene aynı konuşmaya benzer bir konuşma yaparak koridorun sonuna doğru yürüdü.
Ben bakışlarımı üstü kan içinde öylece ellerine bakan anneme çevirdim. Fatihle arabada buraya gelmiş.
Annemi burda görünce şaşırmıştım onu burda bulmayı düşünmüyordum ortalıkta bulamayınca hastaneden çıkacağını tahmin etmemiştim.
Kasıklarımdaki ağrıyla ayağıya kalktım bir hemşireye sorsam iyi olacaktı galiba
Karşımda beliren polis memurlarla onlara baktım.
"Sinan Gümüşün yakını sizler misiniz?"
Yıldız Ameliyathane kapısına sırtını yaslamış bir şekilde yerde otururken polis memurunun sorusuyla yerden kalkıp yanıma geldi.
"Evet biziz memur bey, niye sordunuz?"
"Bize gelen bilgilere göre Silahla yaralanmış, daha doğrusu vurulmuş. Kimin yaptığını biliyor musunuz?"
Yıldız göz yaşlarını silip
"Hayır bilmiyorum. "
Dedikten sonra tekrar kalktığı yere gidip oturdu bu hali benim göz yaşlarımı daha çok akmasına sebeb oldu.
Annemin yaptığını bilmesine rağmen annemin ismini vermemişti.
Boğazımdaki gitmeyen yumruyu yutmaya çalıştım, bir şey orda kalmıştı gitmek bilmiyordu sanki. Polis memurlar bana bakıp sordu.
"Sinan Gümüşün siz nesi oluyorsunuz?"
"E..eşi. "
"Geçmiş olsun tekrar, iyi gözük müyorsunuz ama bizde sormak zorundayız, Eşinizin bu durumda olma sebebini biliyor musunuz, kim vurdu eşinizi gördünüz mü?"
Annemin ismini veremezdim ona kavuşmuşken tekrar ayrılığa katlanamazdım. Hele onu parmaklıklar arkasında görmek beni öldürürdü..
Yumruğum sıkıp tam onlara
"Ben ya-"
"Buyrun memur bey ben yardımcı olayım size."
Fatih'in sözleri ile memurlar ona sordular aynı soruyu. Fatihten duymayı beklemediğim sözler ile şaşırmıştım.
"Hayır bizim bu konuda bir bilgimiz yok. Kim yaptı, Niye yaptı bir şey bilmiyoruz."
Ondan bunları duymak galiba kıyamet alameti, dünyanın sonu gelmiş olabilir.
Ben yaptım demiştim ona şimdi niye polislere bunu söylememişti .
Polisler memurlar gidince ,ona bakışlarımı çevirip sordum.
"Niye benim yaptığımı söylemedin?"
Bana bakıp konuştu.
"Sen iyi gözükmüyorsun !
"Senden niye iki tane var? Şimdide dört tane oldun.Bu ülkeye bir Fatih bile fazlayken hemde.."
"Hemşire!! Acil biri buraya baksın!"
Annem ve Yıldızın niye yanıma gelmişlerdi ki?
Onlar niye yere bakıyordu öyle?
"Annem sen iyi degilsin!"
Annem koluma girdi. Eliyle yüzüme dokundu. Artık göz kapaklarımı bile açmaya gücüm yoktu. En son yer ayaklarımın altından çekilip alınırken, yerde oluşan kan sızıntısıyla gözlerimi kapatım.
Selammm Okur canlarım bu sağlık sıkıntısı geçirdigim süreçte bölüm atamadım kusura bakmayın lütfen ama size upuzun ve tek bölümle gelmedim 🤩yazamadığım günlerde hep girip bir iki kelime yazıp çıktım .
Oylarınızı ve yorumlarınızı esirgemeyin lütfen ♥️
Şimdi siz bunları okurken diğer bölümüde çoktan yayınladım 🤩
Sizin okumanızı bekliyor 😍🤩
Hadi bende sizi orda bekliyorum




