Keyifli okumalar canlar ❤
🌸Yapma🌸
Herkesin hiçbir şey olmamışçasına hayatına devam ettiği bu evde yıkıntıların altında kalmış bedenim ve geleceğim kimsenin umrunda değildi. Hizmetçiler her gün yaptıkları gibi odaları temizliyor, çamaşırları yıkıyor ve akşam yemeği için hazırlıkları yapıyordu. Güvenlikler kapılarda ve bahçede beklerken kendilerince muhabbet ediyor ve arada hizmetçilerin getirdikleri ikramları kabul ediyorlardı.
Ev, anladığım kadarıyla üç katlıydı ve sayamayacağım kadar odaya sahipti. Evin garajı bulunduğum odanın penceresinden az da olsa görünüyordu. Garajın yanındaki kulübe benzeri yerde şoförler duruyordu. Saydığım kadarıyla bu evde; altı hizmetçi, dört şoför ve on iki koruma vardı ama görmediğim birçok noktada daha fazlası olduğuna emindim.
İlk düşündüğüm şey bu Sinan denen adamın kim olduğuydu. Ben kimin çocuğunu taşıyacaktım böyle ?! Hangi tür insanların bu kadar çok korumaya ihtiyacı olur diye sordum kendime. Elbette en çok nefret edilen insanların. Ne kadar çok düşmanın olursa o kadar çok korunmaya ihtiyaç duyarsın.
Abim uzun zaman sonra aklıma tekrar düşmüştü. Cebinde beş kuruşsuz gezen, kahvehaneden çıkmayan ve her yere borcu olan abim, bu tür insanların hayatına nasıl ulaşmış da onları bu denli nefretle doldurmuştu ?
Soruların cevaplarını defalarca kez kendime sorsam da elimde soru işaretlerinden başka bir şey yoktu. Alt katta, mutfakta kadınların yanında oturuyordum. Sinan son sözlerini söyledikten sonra yukarıya çıkarak kendimle baş başa kalmak istememiştim. Zihnime daha ne kadar hâkim olabilirdim emin değildim.
Elimdeki suyu yudumlarken Meryem teyze'nin torunlarını ve çok özlediği köyünün anlattığı hikâyeleri az çok duymuş ve bana baktığı her seferinde gülümseyip başımı sallamıştım. Gözüm camın kenarındaki sürekli yanıp sönen kırmızı ışığa takıldığında merakla kaş çattım.
"Yusuf Can'da torunlarımdan en küçüğü. Ah ben hayatımda öyle çocuk görmedim. Öyle uslu öyle akıllı bir şey ki görsen bayılırsın."
"Allah bağışlasın,"
"Amin amin, hepimizin evladını."
"Meryem teyze ?"
"Ha yavrum,"
"Camın kenarındaki şu şey ne ?" Dedim bir yandan elimde işaret ederken. Dönüp baktığında güldü.
"Bende çok anlamıyorum ama güvenlik içinmiş. Eğer cam kırılırsa anında ötmeye başlıyormuş. Allah korusun hırsız falan girerse diye,"
"Ah, anladım."
"Bu zamanda insanların hiçbir şeyden korkusu yok ki kızım..."
Meryem teyze sürekli konuşurken aklım bu evden kaçacak delik arıyordu. Eğer boydan camlarda alarm varsa bu demekti ki kapılarda da vardı. Üst kattaki küçük camların kendi odamda gördüğüm kadarıyla alarmı yoktu. Benim bulunduğum odanın camından atlamak ise bana ikinci ve hatta daha fazla kırıktan başka bir şey kazandırmazdı, ki bir şekilde çıkmayı başarsam bile nöbetleşe yedi yirmi dört çalışan bir koruma ordusu vardı.
Aklımda her türlü tilkiler dolanırken göze alabileceğim her şeyi yapmaya hazırlıyordum kendimi. Alçının içindeki silahımı kaybetsem bile bıçaklar ikinci çekmecede duruyordu. Bankonun üstündeki kettıl'da sürekli sıcak su bulunuyordu.
"Kızım ?" Meryem teyze'nin sesiyle kendime gelirken endişeyle bana bakan gözlerine döndüm.
"Hı...efendim ?"
"Daldın gittin, sana sesleniyorum ikidir. Ne düşünüyorsun öyle ?"
"Dalmışım," dedim yalandan gülümsemeye çalışarak.
"Kurabiye ister misin ? Az önce çıkardım bak fırından." Elindeki tepsinin üzerindeki kurabiyelere bakış attım. Benim tek istediğim annemdi. Onun yemekleri, onun kokusu, onun sesini istiyordum ben. Daha fazla bu tiyatronun da parçası olmayacaktım. Eğer ben çıkamıyorsam, o zaman onlar gelirdi.
Beşinci günün ardından artık her şeye alışmıştım tek alışamadığım anne özlemiydi. Mutfakta otururken rüya telefonunu masada unutup bahçeye çıktı. Annemi arayıp sesini duymak istedim ama deli anneme bir şey yaparsa bunu göze alamadım..
Ama deli yoktu ki 2 gün sonra gelecekti
Sadece arayıp sesini duyar sonrada kapatırdım yanlış aradım kusura bakmayın diye mesaj çekerdim...ama ya ararsa tekrar Rüya' nın başını yakmak istemezdim, ama gizli numaradan ararsam tekrar dönüş yapamazdı..
Biraz daha düşününce fikir mantıklı geldi hemen telefonu elime aldım iyiki şifresini bir kaç kez yanımda girerken görmüştüm, ayarlardan telefonu gizli yaptım hızlıca annemin numarasını tuşladım kulağıma yasladım bir yandan da bahçe kapısına bakıyordum rüya gelirse hemen telefonu kapatmak için çaldı çaldı açan olmadı tekrar aradım çaldı çaldı ve açıldı.
"Alo kimsiniz?"
Annemmm sesini nasılda özlemişim...
"Alo arıyorsun konuş kimsin ? "
Keşke konuşa bilsem anne gel yavrunu kurtar diye bilsem..
Sesini dinledim.. o günkü sesinden bu yana biraz daha iyiydi.. sonra arkamdan gelen sesle yavaşça arkamı döndüm karşımda deliyi delirmiş bir şekilde bana bakarken beklemiyordum telefon elimden düştü.
Sinirli bir şekilde yanıma geldi vuracak sanıp gözlerimi kapattım ama o yerdeki telefonu alıp duvara çaldı çıkan sesten dolayı yerimde geriye doğru sıçradım Rüya'da içeri girdi yerdeki telefonunun parçalanmış halde görünce şaşkınlığı bir tık daha arttı.
Deli parmağını rüyaya doğru sallayıp
"Bunun hesabını sonra vereceksin anneni de al eve git burayı terk etin!" Diye kükrediğinde olduğum yerde titredim.
Onu bu kadar kötü görmemiştim alnından damarları patlayacaktı resmen bana dönüp kolumu tutup beni yukarıya sürükledi beni yukarı kata çıkartıp bir odaya fırlattı sonra kendi gitti. Ben yerden yavaşça kalktım etrafa baktım bu oda kimindi ?
O sıra deli içeri girdi ben hemen konuşmaya başladım.
"Ö..özür dilerim bir daha yapmayacağım böyle bir şey "
"Evet karıcığım birazdan sana yaşatacaklarımdan sonra istesen de bir daha yapmayacaksın." Daha ben konuşmadan yanıma gelip beni yatağa doğru itip konuştu.
"Ne yapıyorsun korkuyorum. "
deli üstündeki gömleğini çıkarttı kafamı hayır anlamında sallayarak. "Hayır..hayırrr lütfen tamam bir daha kimseyi aramayacağım"
Göz yaşları içinde ona baktım ama o farklı bir frekanstaydı şuan bir tür kriz halinde gibiydi.
"Karıcığım ben sana dedim ama pişman olacağın şeyler yapma demiştim.. artık çocuk çalışmalarına başlayalım doktora gitmemize gerek yok."
Bu sırada üstüme çıkıp ellerimi tutup elbisenin düğmelerini tek tek açmaya başladı.. Ben çırpınmak ve ağlayarak ona yalvarmaktaydım o ise başka bir alemdeydi sanki beni görmüyor yalvarışlarımı duymuyordu.
O kadar çırpınıyordum ki ona bağırmaktan yalvarmaktan boğazım tahriş olmuştu artık üçüncü düğmemi açarken mücadele etmekten pes etmiştim. Gözlerimi sıkıca yumup açtım. Karşımda bana gözleri dolu dolu bakıyordu ,baktığı ben değil de başka biriydi. Sadece son kez hıçkırıklarımın arasında ona tek bir şey söyledim.
"Söz vermiştin bana te..teca..tecavüz etmeyecektin.. bana zo..zor..la dokunmayacaktın.."
Ben hıçkırarak ağlamaya devam ettim
Sonra birden üstümden kalktı. Gözyaşlarını silerek;
" Kardeşimde böyle yalvardı mı ona...Ben özür dilerim ben ben böyle bir şey yapmak istemedim sana.", dedi kesik sesiyle nefes alarak göz yaşlarını silerek sinirle yataktan kalkıp üstüne gömleğini giyip kapıyı çarparak çıktı.
.
.
.
.
.
. Yeni bölüm en kısa zamanda gelecek insAllah
Okuma fazlayken oylar niye bu kadar az..
Lütfen okuduktan sonra oy verin 🌸
ozlem_okatan takip etmeyi unutmayın









