Gözlerimi açtığımda artık arabada değldim. Burası çok tanıdık... Minho'nun evi. Yavaşça doğruldum. Burası Mnho'nun odası. Yavaşça yatakta doğruldum. Belimde ve boynumda keskin bir ağrı vardı. Etrafa bakındım ortalıkta kimse görünmüyordu. Üstelik daha güneş bile doğmamıştı. Odada iki kapı vardı. Bunların biri lavabo diğeri ise canım ay pardon Minho'nun giyinme odasıydı. Bir süre daha yatakta yattıktan sonra yavaşça kalktım ve odadan çıktım. Ev iki katlı olduğu için merdivenden indim ve salona ulaştım. Minho koltukta yatıyordu. Elinde bir bira şişesi vardı ve muhtemelen sarhoş olup uyuyakalmıştı. Onu bu halde görmek içimi acıttı. Bu kadar içmesinin sebebi muhtemelen bendim. Saçma sebeplerden dolayı canını yakmıştım sanırım. Bir süre daha ona baktıktan sonra gitmeye karar verdim Kapıdan çıktım. Tam bahçe kapısından çıkacakken bir adam beni durdurdu ve gitmemi engelledi. Ben direnince hiç zorlanmadan patates çuvalı gibi sırtlayıp içeri getirdi. Kapıyı kapattı. arkamı döndüm ve Minho'nun bana hayal kırıklığı ile baktığını gördüm. "o adama söyle gidicem." dedim somurta somurta. "olmaz. Önce konuşucaz kalbimin katili." dediğinde kendimi çok kötü hissettim. Bana ciddi ciddi 'kalbimin katili' dedi... Bakışlarımı yerdeki bir noktaya sabitledim ve ayıcıklı pijamamın kenarıyla oynamaya başladım. Ağlamamalıyım... Kendimi söyleyeceklerine hazırlarken Minho bir anda yanıma geldi ve çenemden tutup başımı kaldırdı. Gözlerindeki ifade beni öldürüyordu. Yaklaştı yaklaştı ve yaklaştı.... kulağımda nefesini hissediyordum. "Gerçekten mi sincap surat. Gerçekten sevmiyor musun beni?" sesi şaşırtıcı derecede hüzünlüydü. Cevap vermek için ağzımı açtım ama cevap veremedim. Kendime yalan söylemeyi yasaklamıştı ve onu sevmediğimi söylemek de yalandı. Geri çekildi ve gözlerimin içine baktı. " Yasaklara fazla takıntılısın ve biliyorum ki yalan söylemeyi kendine yasakladın. Hadi söyle sincabım.O tatlı dudaklarından çıkan her kelimeye aşığım. Söyle hadi. Seviyorum de." Tatlı dudaklar mı?! Kaç jisung bu manyak seni yer. Hoş geldin içimde kira ödemeden yaşayan birey. Bazen değil hep gıcıksın ayrıca sana kim kimi yiyor göstereyim. Yavaşça Minho ya yaklaştım. Dudaklarım dudaklarına deydi. Kısa ve tereddütlü bir öpücük kondurdum ve ayrıldım dudaklarından. "Ben aldım cevabı sincabım." dedi yüzünde hafif bir sırıtışla. Şu an yanaklarımın kızardığından o kadar eminim ki. Saçmalama jis sen baskın karaktersin. Ayıcıklı pijama giyiyor olsan bile. Of ya ben baskın maskın olmayacağım bırakayım da Minho baskın oldun. Minho beni bıraktı ve koltuğa geri döndü. "Hala seviyor olmana sevindim çünkü artık burada yaşıyorsun" "Ne! Bu kadar ani söylenilir mi bu insan alıştıra alıştıra söyler." gerçi alıştırmasına gerek yoktu. Biz geçen hafta nişanlanmıştık.Bu bilgi bir anda vahiy yoluyla inince Minho'ya şaşkın bir şekilde baktım. "Lan biz nişanlıyız!!!" Benim bunu dememle kocaman bir kahkaha attı. "Günaydın Jisıng. Günaydın." Yutkundum. Minho'nun yanına koltuğa oturdum ve başımı boynunun kıvrımına gömdüm. "Bundan sonra seni partiye martiye götürmem sonra içkinin dozunu kaçırıp sarhoş oluyosun bir de yetmemiş gibi hafıza kaybı yaşıyorsun." başımı bunu söylemesiyle boynuna daha fazla gömdüm."Özür dilerim Minho. Sadece iki gün önce magazinde seni o sarışın afetle görünce gözüm döndü." tekrar güldü. Bunun nesi komikti. "Sarışın afet ha. Sen de beni onunla beraber sandın. O Felix'in kız kardeşi. Felix toplantıya gidince başı belaya girmesin diye yanındaydım ayrıca bunu sana yeni söylemiş olsam bile sana o kadınla yatmadım dediğimde bana inanman gerekirdi jis." Evet inanmamıştım ama bunu şimdi söyleyip beni kendime rezil etmek yerine bana en başta söyleyebilirdi. Başımı hafifçe kaldırıp içinde kaybolduğum gözlerine baktım. "Arabadayken... ağladın mı min?" duraksadım. "evet" dedi. düz ve duygusuz bir sesle." Eğer ben sana senin söylediklerinin yarısını söyleseydim sen komaya girene kadar ağlardın hatta sana cevap bile vermememe rağmen bayılana kadar ağladın jisung." sesi hala duygusuzdu ve bu duygusuzluk içimi acıtıyordu. Ellerim titriyordu. Titrememin sebebi soğuk değildi. Bende atak başlangıcı vardı.Minho ellerimin titrediğini fark ettiğinde ellerimi ellerinin arasına aldı. "soğuk değilsin. üşümüyorsun. Neden titriyorsun jis?" ellerimi tutan ellerine baktım. Bu daha fazla titrememe sebep olmuştu. Titrememin sebebi o değildi geçmiş anılarımdı. Bakışlarım bakışlarıyla buluştuğunda neredeyse fısıldayarak "Bende panik atak başlangıcı var. Ama sadece başlangıç önemli bir şey değil merak etme iyiyim." Hafifçe gülümsedi ve saçlarımın arasına küçük bir öpücük kondurdu.İstemsizce gülümsedim. Hala uykum vardı ki zaten saat gece 2 civarıydı. Uykuya dalmaya başlayınca bir anda havalandığımı fark ettim. Minho beni kucaklamıştı.Merdivenlerden çıktığımızı anlamıştım. Bir süre sonra sırtım pek de yumuşak olmamasına rağmen rahat olan yatakla buluştu. Minho'nun da yanıma yattığını hissettiğimde başımı göğsüne koydum. Ellerini belime sardı ve beni kendine çekti. Bir an zaman dursun istedim. Şu an benim için dünyanın en güzel anıydı. Gözlerim yavaşça kapandı ve uykuya daldım...
Bölüm 2
2. Günaydın
Bölüm sonu
2 yorum
Yasaklara fazla takıntılısın ve biliyorum ki yalan söylemeyi kendine yasakladın hadi söyle sincabım o tatlı dudaklarından çıkan her kelimeye aşığım söyle hadi sevmiyorum de " burda kalbim durdu
1YanıtKeşke Minho'm red flag olsaydı be tadından yenmezdi
1Yanıt

