İçeriğe geç

“When Silence Holds Us”

Bölüm 11 · 2 dk okuma

“When Silence Holds Us”

Bölüm 11

"Yanlız Değiliz"

Kampüsün büyük çınar ağacının altında toplanan öğrenciler, sosyal medyada yayılan fotoğraflar ve videoların ardından gergin bir atmosferdeydi. Herkes fısıldaşıyor, kimileri öfke dolu bakışlar atıyor, kimileri ise sessizce Minho ve Han’ın yanında duruyordu. Minho, Han’ın omzuna koruyucu bir şekilde kolunu atmıştı. Han’ın gözleri hâlâ biraz kızarık, dudakları titriyordu. Ama bu sefer yalnız değillerdi. Seungmin, Changbin, Felix, Hyunjin, Bang Chan ve Jeongin hepsi yan yana durmuş, adeta bir duvar örmüşlerdi. Tam o sırada, kampüsün diğer ucundan yüksek sesli kahkahalar eşliğinde Yeonjun ve arkadaşları belirdi. Elinde hâlâ telefonu vardı, sanki yeni bir şeyler paylaşmış gibi memnun bir ifade taşıyordu. Felix öne çıktı, sesi normalden daha sertti: — Yeter artık, Yeonjun. Bu yaptığın sadece onlara değil, hepimize saldırı .Changbin kollarını kavuşturdu: — İnsanların özel hayatıyla uğraşmak ne zamandan beri eğlence oldu? Yeonjun umursamaz bir tavırla omuz silkti. — Haklı olduğum bir şey yok mu? Sonuçta herkes gördü artık. Bu sözler kalabalığın sabrını taşırdı. Arkadan gelen öğrenciler bağırmaya başladı: — Yeter artık! — Onlara dokunamazsın! — Kampüsümüzde nefret yok! Kalabalık hızla büyüdü, üniversitenin sosyal medya kulübü bile canlı yayın açmıştı. Minho, Han’ın elini sıktı, göz göze geldiler. Bu sefer korku yerine kararlılık vardı bakışlarında. Bang Chan, sesi bütün kampüse yayılacak şekilde bağırdı: — Burada birbirimizi koruyacağız. Eğer biri hedef alınırsa, hepimiz hedef alınmış sayılırız!Kalabalık coşkuyla bağırdı. Hyunjin yan taraftan Yeonjun’a yaklaşıp sert bir tonla, ama bağırmadan konuştu: — Bu kadar insan karşısındayken hâlâ gurur mu yapacaksın, yoksa özür mü dileyeceksin? Yeonjun ilk defa etrafına bakındı, yüzündeki ifade değişmeye başladı. O ana kadar kendine güvenen tavrı yerini huzursuzluğa bıraktı. Minho, Han’a doğru eğilip fısıldadı: — Bu sefer yalnız değiliz. Han hafifçe gülümsedi, gözlerinden yaşlar süzüldü. Arkalarında yükselen destek sloganları, onların kampüste ilk kez gerçekten kabul gördüklerini hissettirdi. Bu kez sadece yakın arkadaşlar değil, okulun farklı bölümlerinden öğrenciler de yanlarına geliyordu. Kampüs bahçesinde toplanan kalabalık gitgide büyüdü. Seungmin eline megafonu aldı. — "Herkes duysun! Burada yaşanan şey bir aşk hikâyesi, utanç değil!" diye bağırdı. Kalabalık alkışladı. Han başını kaldırıp kalabalığa baktığında, yüzlerde gülümseme ve destek dolu ifadeler vardı. İlk defa, yalnız olmadığını hissetti. Tam o sırada, Yeonjun ve birkaç arkadaşı uzaktan alaycı bakışlar fırlatıyordu. Minho’nun gözleri Yeonjun’un gözlerine kilitlendi. Yanına gidip bir şey söyleyecek gibi oldu, fakat Bang Chan kolunu tutarak durdurdu. — "Sakin ol, Minho. Bunu onların seviyesine inmeden çözeceğiz." Öğrenciler, sosyal medyada #HanveMinhoYalnızDeğil etiketiyle paylaşımlar yapmaya başladı. Okulun panolarına destek mesajları asıldı, bahçede gökkuşağı renkli kartonlarla “Aşk suç değildir” yazılı dev bir pankart açıldı. Yeonjun bu dayanışma karşısında daha da öfkelenmişti. Ancak bu kez kampüsün havası değişmişti. Artık Minho ve Han yalnız değildi; tüm okul onlarla birlikteydi. Han, Minho’ya fısıldadı: — "Bunca zamandır saklanıyordum… ama artık saklanmak istemiyorum." Minho hafifçe gülümsedi. — "O zaman beraber, ne olursa olsun birlikteyiz." Ve o an, kampüs bahçesinde toplanan yüzlerce öğrencinin ortasında el ele tutuştular. Alkışlar, tezahüratlar ve destek sözleri havada yankılanıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.