İçeriğe geç

"SIRALARIN GÖLGESİ"

Bölüm 4 · 4 dk okuma

"SIRALARIN GÖLGESİ"

Bölüm 4

SIRLARIN GÖLGESİ

Sabahın ilk ışıkları Leyla’nın mahallesine düştüğünde, kapının önünde duran devasa iş makineleri ve siyah lüks araçlar mahalleliyi ayağa kaldırmıştı. Leyla, annesinin feryadıyla yataktan fırladı.

Münevver: "Leyla! Kızım kalk! Evimizi yıkıyorlar, sokağa atıyorlar bizi!"

Leyla dışarı fırladığında, karşısında Hanzade Araslı’nın özel avukatını ve korumalarını buldu. Avukat elindeki kağıtları sallıyordu.

Avukat: "Leyla Hanım, bu arsa Araslı Holding tarafından satın alındı. Kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılması gerekiyor. Buyurun tahliye emriniz."

Leyla: (Bağırarak) "Bu imkansız! Bizim tapumuz var, burası bizim yuvamız! Hanzade Hanım mı gönderdi sizi?"

Avukat: "Karar kesin Leyla Hanım. Akşama kadar vaktiniz var."

Leyla’nın gözü o sırada sokağın başında duran Kerem’in arabasına takıldı. Kerem, arabadan inmiş, şaşkınlıkla olan biteni izliyordu. Leyla, hırsla yanına koştu ve Kerem’in gömleğinin yakasına yapıştı.

Leyla: "Mutlu musun Kerem Araslı? Sonunda başardınız! Önce babamı suçladınız, şimdi de evimizi elimizden alıyorsunuz! Bu mu senin adalet çekicin?"

Kerem: (Kızgınlıkla ellerini kaldırdı) "Dur! Haberim yoktu diyorum! Annem... Annem benden habersiz bu hamleyi yapmış olamaz."

Leyla: "Hala onu savunuyorsun! Git buradan, sakın bir daha karşıma çıkma!"

Kerem bir şey demeden arabasına bindi ve doğruca holdinge, annesinin odasına daldı. Kapıyı çarparak açtığında Hanzade Hanım sakin bir şekilde kahvesini yudumluyordu.

Kerem: "Anne ne yapıyorsun sen? O mahalleyi yıkmak ne demek? Leyla’nın evini neden boşaltıyorsun?"

Hanzade Hanım: "O kız senin aklını karıştırıyor Kerem. On beş yıl önceki o yangının tek tanığı babasıydı. Eğer Leyla burada kalırsa, o sırlar mezardan çıkar. Ben sadece ailemizi koruyorum."

Kerem: "Ailemizi mi koruyorsun yoksa kendi suçunu mu saklıyorsun? O gece fabrikada sadece Ahmet Yılmaz yoktu, değil mi anne? Sen de oradaydın!"

Hanzade’nin elindeki fincan masaya sertçe çarptı. O an Kerem, annesinin gözlerindeki o saf korkuyu ilk kez gördü.

GİZLİ BULUŞMA - ESKİ FABRİKA KALINTILARI

Gece yarısı, Kerem Leyla’yı arayıp onu eski fabrikanın olduğu harabeye çağırdı. Leyla önce gitmek istemedi ama Kerem’in "Babamın günlüğünü buldum" demesi her şeyi değiştirdi. İkili, yanmış beton yığınlarının arasında buluştu.

Leyla: "Neden buradayız? Burası her şeyin bittiği yer."

Kerem: "Hayır Leyla, burası her şeyin başladığı yer. Bak bu babamın günlüğü. Yangından günler önce yazmış."

Kerem, elindeki feneri günlüğün sayfalarına tuttu.

Kerem (Okuyor): "Ahmet’le yeni ortaklığımız bazılarını rahatsız ediyor. Fabrikadaki sigorta bedelini almak isteyen bir el var üzerimizde. Hanzade bile bu paranın hayalini kuruyor. Ahmet’e güveniyorum, o benim tek dostum."

Leyla: (Gözyaşları içinde) "Yani babam suçsuzdu... O sadece fabrikayı korumaya çalışıyordu."

Kerem: "Evet. Ve o gece yangını çıkaran baban değil, annemin tuttuğu o karanlık adamlardı. Babam içeride kalınca, annem suçu Ahmet amcanın üzerine attı. Onu parayla ve tehditle şehirden kaçmaya zorladı."

İkili birbirine bakarken, harabenin karanlığından bir alkış sesi yükseldi. Selin ve Hanzade’nin korumaları etraflarını sarmıştı.

Selin: "Vah vah... Ne kadar romantik bir keşif. Ama üzgünüm Keremciğim, bu günlük asla gün yüzüne çıkmayacak."

Kerem: (Leyla’yı arkasına alarak) "Selin, çekil yolumuzdan. Bu iş burada bitti."

Selin: "Bitti mi? Daha yeni başlıyor. Hanzade Hanım’ın emri kesin. O günlük ve siz... Bu harabede yok olacaksınız."

Selin’in yanındaki adamlar silahlarını çektiğinde, Kerem bir hamleyle adamların üzerine atıldı. Leyla o sırada elindeki günlüğü sıkıca kavradı. Arbede sırasında bir silah sesi patladı!

Leyla: "KEREM!"

Mermi Kerem’in omzunu sıyırıp geçmişti ama Kerem pes etmedi. Tam o sırada sokağın başından polis sirenleri ve Mert’in sesi duyuldu. Leyla, Mert’e haber vermişti.

Mert: "Leyla! Buradayız!"

Selin ve adamlar polisleri görünce kaçmaya çalıştı ama polisler etraflarını sardı. Mert, Kerem’in yanına geldi, önce ters bir bakış attı ama sonra elini uzattı.

Mert: "Kalk hadi. Kız seni seviyor, ölme başımıza."

Polis merkezinden çıktıktan sonra Kerem, omzu sargılı bir halde Leyla’yı yanına aldı. Doğruca Araslı Köşkü’ne gittiler. Hanzade Hanım salonda onları bekliyordu. Valizleri kapının önündeydi.

Hanzade Hanım: "Kerem... Oğlum, açıklayabilirim."

Kerem: "Neyi açıklayacaksın anne? Babamı nasıl ölüme terk ettiğini mi? Yoksa masum bir adamın hayatını nasıl kararttığını mı?"

Leyla: "Sizin gücünüz bitti Hanzade Hanım. Elimde hem günlük hem de Selin’in itirafları var. Yarın sabah her şey basına sızacak."

Hanzade Hanım: (Mağrur bir edayla) "Ben Araslıyım! Beni kimse yıkamaz!"

Kerem: "Sen artık hiçbir şeysin anne. Bu evden, bu şehirden gideceksin. Eğer gitmezsen, bizzat ben şikayetçi olacağım."

Hanzade Hanım, hayatı boyunca kurduğu o sahte imparatorluğun yıkılışını izlerken ilk kez yaşlı ve güçsüz görünüyordu. Leyla ve Kerem, köşkün devasa kapısından beraber çıktılar.

Leyla: "Evimizi kurtardık... Ama babamın onuru hala iade edilmedi."

Kerem: "Yarından itibaren tüm dünya Ahmet Yılmaz’ın kahraman olduğunu öğrenecek Leyla. Söz veriyorum."

Güneş doğarken, İstanbul boğazı her şeye rağmen pırıl pırıl parlıyordu. Ama asıl fırtına finalde kopacaktı. Çünkü Ahmet Yılmaz’ın aslında ölmediği ve bir yerde gizlendiği bilgisi, Kerem’in cebindeki isimsiz bir notla gelecekti...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.