“yargıç” için sonuçlar
Arama sonuçları
Adalet Tecelli Ettiğinde
Deniz Yılmaz
1952 yılında Washington’ın kasvetli ve entrikalarla dolu politik atmosferinde doğdum. Adım Matteo Clark. Çoğu insan için adalet kutsal bir teraziydi; benim içinse çocukluğum boyunca babam Andrea Clark’ın evimize taşıdığı ağır, ezici bir gölgeydi. Babam, Amerikan hukuk tarihinin karanlık sayfalarına adını yazdırmış, diplomatik sınırları çiğnemekten çekinmeyen, hırsları uğruna adaleti lekeleyen rezalet bir yargıçtı. Mahkeme salonundaki davalarını asla eve getirmezdi ama o davaların hıncını, sinirini ve baskısını her akşam soframıza koyardı. Çocukluğum, onun bu ezici figürünün ve öne çıkarılan kardeşlerimin gölgesinde, sessiz ama derin bir kinle geçti. Babamı hiçbir zaman sevmedim. Ancak kaderin garip bir cilvesidir ki, nefreti kadar hırsı da bulaşıcıydı. Onu izlerken içimde büyüyen o sessiz öfke, zamanla bir yemine dönüştü. Aynaya her baktığımda kendime aynı sözü fısıldardım: "Bir gün Amerika’ya adaletin ne olduğunu ben öğreteceğim. Babamın kirlettiği o teraziyi ben dengede tutacağım."
GRİ BÖLGE
Nur Çalış
Yargıç Ayça Bozkurt, yıllarca siyah cübbesinin ağırlığında doğruyu yanlıştan ayırmaya ant içmişti. Onun için dünya nettir Suçlu vardır, suçsuz vardır. Ta ki, duruşma salonuna Barlas Vezirhan içeri girene kadar... Adamın adı sabıkalıydı Sözleri kadar sessizliği de tehditkardı. Ve o yeşil gözleriyle Ayçanın bakışlarında, suçun tarif edilemeyen yeni bir biçimi Çünkü bazen bir adam sadece sanık değildir Bazen, seni sen yapan her şeyi çürüten bir karardır Artık Ayça, vicdanı ile arzusu arasında bir mahkeme kurmak zorunda. Ama bu kez ne savcı var... Ne de beraat ihtimali. Çünkü bazı hikayeler ne siyah, ne beyazdır. Bazıları sadece... gri bir bölge de yaşar.

