“Okumaya korkuyorsan sakın okuma” için sonuçlar
Arama sonuçları
Korkuyorum!
Aybüke Kuru
Dünya'da ki herkesin en az bir korkusu vardır. Yükseklik korkusu, büyük nesne korkusu, klostrofobi vb... Benimde büyük nesne korkum ve örümcek korkum var. Fakat bu seride karanlık korkusunu konu edineceğim. Özellikle küçük yaşta başlayan karanlık korkusu, gece yatağa yattıktan ve bir zamandan sonra tüm ışıkların kapanmasıyla gündüz izlenen, yaşanan olaylar beyinlerinde daha değişik bir şekilde kaydedilir. Bu kaydedilenler de zamansız bir şekilde beynin içinde tekrarlanır. Bu da çocukların korkmasına sebep olur. Dolaptan canavar çıkma, kapıdan uzun pençeli bir elin gelmesi, cam kırılma ve fısıldama sesleri, rüyalar, kabuslar...
korkuyorum!
Elif
Bazı şeylerden korkar mısın?
Korkuyorum
Wednesday
Bilmiyorum,değişik şeyler oluyor...
Korkuyorum...
Elif🤠
psikolojisi yerlerde bir kızın sonu bilinmeyen varlıklar ile yitirilmiş...
oku ya da okuma
Mona
Üni birinci sınıf bitti yaza girdik ve canım sıkıldı yazacağım şeyler sadece yaşadığım olaylar, alakalı alakasız şeyler ve kurduğum hayyaler falan filan
Okumanın önemi
Hatice
Birgün Ali okuldan eve gelirken demişki kendi kendine ben neden üniversiteye kadar okumak zorundayım ki okumayı yazmayı öğrensem yeter demiş Ve sonra Ali eve gelmiş babasına şöyle demiş _Baba ben üniversiteye kadar okumak zorundamıyım?Babası şöyle demiş _Oğlum ben senin zamanında telefon ne bilmezdim hırsla çalışıp hem ailemi geçindirirdim hem ders çalışırdım değerinin kıymetini bil ben sen sırf oku diye gece gündüz çalışıyorum sırf benim gibi olma diye o yüzden okumanın değerini bil oku oku ki benim gibi cahil olma sen şimdi böyle düşünüyorsun ya ilerki zamanlarda anlayacaksın hata yaptığını diyeceksin babam böyle dedi diye. _baba özür dilerim senin böyle diyeceğini bilmiyordum şimdi daha iyi anladım ne demek istediğini teşekkürler. _Hah şöyle ol oğlum benim 20 YIL SONRA _Baba senin dediğini şimdi iyi anladım ben sen olmasan buralara gelemezdim bugün yine bir dava kazandım mesleğimden çok memnunum adalet yerini buldu baba bugünde yarında her zaman 5 YIL SONRA _ Oğlum bu pazar geliyor musunuz ona göre hazırlık yapacağız _Evet baba Atlası hazırlayıp geliyoruz. _Tamam oğlum acele edin. _Esma hadi babamgil bekliyor eşyaları arabaya koyuyorum ben. _Tamam sen git bizde geliyoruz Atlasla SONRA KÖYE GELMİŞLER _Hoşgeldiniz oğlum _Hoşbulduk baba. Hadi oğlum koş dedeye. _Baba annem nerde? _İçeride oğlum kahvaltıyı hazırlıyor. _O zaman Esma sende anneme yardım et olurmu? _Tamam ben o zaman gidiyim. Esma: _Ali Atlasla gözün olsun bak kaybolmasın. _Tamam sen merak etme Baba: _Oğlum gel seninle bir el satranç oynayalım. Ali: _Olur baba oynayalım. (ATLAS BAHÇEYE İNER VE ELİ KESİLİR) (ATLAS AĞLAMAYA BAŞLAR) Esma: _Ali çocuk neden ağlıyor? _Bişey yok düşmüştür ya düşe kalka öğrenir hayatı. Ali: _Oğlum ne oldu neyin var? Atlas: _Baba elim çok acıyor. Ali: _Tamam oğlum geçicek ağlama. Esma: _Ali ne oldu çocuğa? Ali: _Eli kesilmiş arabanın anahtarını getir hemen Esma: _Ah Ali ah Ali ben sana demedimmi çocuğa bak diye. (SONRA HASTANEYE GİDERLER) Doktor: _Ben elini sarıyım siz isterseniz biraz dışarda hava alın. _Bencede Esma gel biraz yürüyelim. _Tamam olur. Doktor: _Hemşire sen çocuğun yanında dur ben geliyorum Hemşire: _Tamam hocam ben buradayım. Hemşire yokmu çocuğumun ayağı kırılmış hemşireler. Hemşire: _Hemen geliyorum hemen. Biri: _Ay oğlum ne ara buraya geldi benim (Çocuklar karıştı)
Beni sakla
Irmaknur Askmm
Bir ünlünün saplantılı bir fanı var o kızın adı Laçin. Laçin arkadaşıyla konsere gider fakat çıkışta ünlüye ölüm tehditleri gelmeye başlar ve fanlarından birini seçip onun evinde kalıyor.
Sakla Beni
Sevgi
"Neden bu kadar yaklaşıyorsun bana?" diye işaret etti Nesin, elleri titreyerek. Gözlerinde hem korku hem de yakıcı bir merak vardı. Teğmen Onur onun hareketlerini dikkatle izledi, her harfi kalbine kazıyormuş gibi. "Çünkü..." dedi, sesi boğazında düğümlenerek, "Çünkü ellerinle yazdığın her işaret, sanki ruhuma dokunan bir şiir gibi. Ben o şiirin son dizesi olmak istiyorum." Nesin gözlerini yere indirdi, parmakları yeniden işaret etti. "Bizi görürlerse... her şey biter." Teğmen Onur yaklaşarak, onun ellerini yakaladı. "Bitsin!" dedi kararlı bir sesle. "Senin olmadığın bir hayatı istemiyorum. Seninle yanmayı bile göze alırım." Nesin'in parmakları bu kez titreyerek işaret çizdi. "Ben yıllardır kimseye güvenmedim. Ama sana bakınca... içimdeki bütün yaralar konuşuyor." Teğmen Onur'un bakışları doldu, gözleri Nesin'in ellerinde sabitlendi. Fısıltıyla mırıldandı. "Ben seni yaralarınla, sessizliğinle, sırlarınla istiyorum. Yasaksa yasak, günahsa günah... Ama sensiz değil." Nesin son kez elleriyle yazdı. "Belki bu aşk bizi yakacak... ama ben yanmayı istiyorum." Ve Teğmen Onur, o titreyen, sessizliğiyle haykıran elleri dudaklarına götürüp öptü. O anda askeriyenin tüm sertliği, bütün yasakları yok olmuştu. Geriye kalan tek şey; sessizlikten doğan, ateşe dönüşen bir aşktı.
Oku...
Ayşe
Yerde, dizleri ve elleri üzerine çömelmiş, emekler gibi duran şişman kadın yavaşça kafasını kaldırdı. Yüzünü örten yağlı uzun saçları tutamlar halinde yanaklarının üzerinden sanki örülmüşler gibi sarkmaktaydı. Göğüslerinin ve kollarının altından gelen ekşi ter kokusu bütün odayı doldurdu. Çürük ve aralık dişlerini göstererek sırıttı. Anne korku içinde bebeğini göğsüne sımsıkı yasladı. Bağırmak istedi ama olmadı. İçinden dua etmeye çalışıyor, başladığı hiçbir duayı bitiremiyor, kelimeleri unutuyordu. Yerdeki kadın siyah gözlerini anneye dikti. Yavaşça ağzını açmaya başladı. Kadının gri dudakları aralandıkça anne daha karanlık bir dünyaya adım atar gibiydi. Yerdeki kadın anneye doğru emeklemeye başladı. Gözlerinin akı görünmüyordu. Beklenmedik bir çeviklikle bebeğin yatağına tırmanıp, anneye değil ama bebeğe doğru çatlak sesiyle fısıldadı; ‘Hoşgeldin’.” Sevgili okur,bugüne kadar ki en korkunç korku filmi senaryosunu yazacağına inanan kendini bilmez ve psikopat bir mizah yazarıyla karşı karşıyasın. Henüz tamamlanmamış korku öyküleri kitabımın orta yerinde, kendi kurguladığım öyküden bir fena olup senaryolaştırmaya karar vermem yaklaşık birbuçuk dakikamı aldı. Ancak kendi yazdığından ürken bir vatandaş olarak çeşitli sıkıntılar da yaşamıyor değilim. Ben: Zeynep bizde elektrikler kesik sizde var mı? Zeynep: Yok biz de de kesik Ben: Yıkanıcaktım ya amaaaaaan Zeynep: Yıkan ne var? Ben: Karanlıkta? Zeynep: Ne var, mum yak Ben: Hatta bir kadeh de şarap koyiim. Hani “kuentin tarantino” böyle sapıklı katilli bi film çekmek için uğrarsa bi bardak bişi içsin Zeynep: Ne diyosun ya? Ben: Elektrik kesikken duş yapılır mı üşütük? Cinler nolcak? Zeynep: Harbi hastasın Mehtap. Çocuk musun kızım sen, ne cini ya Ben: Öyle deme Kuran’da yeri var. Psikopat, musallat, gitmiyor Zeynep: ……. Ben: Gece üstümüzden örtü çekiyor, aynaya adını yazıyor falan Zeynep: ……… Ben: Ben Sarhan’da gözü olduğundan şüpheleniyorum, aklı sıra beni delirtip tımarhaneye yollayacak, Zeynep: ……… Ben: Sonra kocamla halk oyunları di mi? Bana bak kadın, ben senin “los encılısta” ürküttüğün simelteklere benzemem, adamı oyarım, Karadenizliyim ben! Zeynep: ………….. Ben: Var mı öle aniden cam açıp, kapı kapayıp adam ürkütmece, düdük Zeynep: Hala benle konuşmuyorsun sanırım Ben: Yok. Cin’e konuşuyorum. Korktuğumu anlamasın. Bu işlere meraklıysanız size süper bir kitap adı vericem ‘Karanlıkta 33 Yazar, Korku Öyküleri Antolojisi’. Piyasada birkaç çeşidi var. Benim kastettiğim özel basım, ciltli ve 720 sayfa olan. Pahalı bir kitap çünkü üç cilt birarada. Bu kitabın en hoş taraflarından biri eski korku öykülerine de yer vermiş olması. Yani eskiden insanlar nelerden korkardı şimdi daha çok nelerden korkuyorlar gibi bir tarihte korku yolculuğunun mümkün. Bunu okuyun, üzerine senaryo yazma tekniklerine dair Robert Mc Kee tarafından yazılmış ‘STORY’ isimli kitabı okuyun. Sonra senaryoları kapıştıralım sevgili okur. Benim oyuncular tamam (bence tamam yani). Esas kızı Bahar (Kader) oynar. Esas oğlan’ı da Yenal (Bilgici). Murat (Yalnız) dan da süper kötü adam olur. O sarı kafa ve sarı kirpiklerle çok alternatif bir seri katil karakteri çıkar ondan bence. Ben de polis olurum. Hani kötü adam sırf polisle kapışmak için masumlara musallat olur ya, Murat ve benden o model çıkar (çıkar çünkü Murat sürekli benimle uğraşıyor zaten). Mesela şöyle bir telefon konuşması hayal edelim senaryo için; Murat (kötü adam): hıs-hıs-hıs (telefona derin derin nefes alır) Ben (polis yani): Orda olduğunu biliyorum Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Bahar ve Yenal’ın suçu yok. Onları serbest bırak Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Beni duyduğunu biliyorum. Bak, bunu birdaha tekrarlamıycam. İstersen (Selçuk) Tepeli’yi alabilirsin, vatandaşta biraz kafa dinlesin Murat: Anlaştık, Tepeli’yi elleri ve ağzı bağlı bir şekilde köprüye getirirsen Yenal’la Bahar’ı serbest bırakırım. Ben: Eller tamam da ağız biraz zor olabilir adamım Murat: En çok çalışan uzvunu bağlamadan getirirsen anlaşma bozulur Ben: Haklısın! Konuşmalardaki abukluğun farkındayım (mantık hatası yok da cümleler dandik). Ama Türk senaristler İngilizce’den çok kötü çeviri gibi diyalog yazdıkları için benim yanımda moralleri bozulmasın diye (ho-hoyt) onlar gibi yazayım dedim. Hatta gözümle gördüğüm bir sır vereyim size. Bunların çoğu konuşma kısmını boş bırakıyor. Çünkü o kadar kötü diyalog yazıyorlar ki, o cümlelerle senaryo berbat görünecek. Oyuncuya,“abi bak konu bu, sen de kendinden bişiler ekle, şöyle bir konuşma çıksın” diyorlar. Şahidim. Oyuncu da dünden razı, ezber yapması gerekmeyecek. Rezalet! Bu bilgiden sonra (bir de çok baba kitap tavsiye ettim) benim yazdığım senaryodan hatırım için korkarsınız diye umuyorum. Korkup da korkmaz gibi yapana bizim evdeki cini yollarım ona göre.
Okuma
Talha
Sakın okuma
Oku...
Ayşe
Yerde, dizleri ve elleri üzerine çömelmiş, emekler gibi duran şişman kadın yavaşça kafasını kaldırdı. Yüzünü örten yağlı uzun saçları tutamlar halinde yanaklarının üzerinden sanki örülmüşler gibi sarkmaktaydı. Göğüslerinin ve kollarının altından gelen ekşi ter kokusu bütün odayı doldurdu. Çürük ve aralık dişlerini göstererek sırıttı. Anne korku içinde bebeğini göğsüne sımsıkı yasladı. Bağırmak istedi ama olmadı. İçinden dua etmeye çalışıyor, başladığı hiçbir duayı bitiremiyor, kelimeleri unutuyordu. Yerdeki kadın siyah gözlerini anneye dikti. Yavaşça ağzını açmaya başladı. Kadının gri dudakları aralandıkça anne daha karanlık bir dünyaya adım atar gibiydi. Yerdeki kadın anneye doğru emeklemeye başladı. Gözlerinin akı görünmüyordu. Beklenmedik bir çeviklikle bebeğin yatağına tırmanıp, anneye değil ama bebeğe doğru çatlak sesiyle fısıldadı; ‘Hoşgeldin’.” Sevgili okur,bugüne kadar ki en korkunç korku filmi senaryosunu yazacağına inanan kendini bilmez ve psikopat bir mizah yazarıyla karşı karşıyasın. Henüz tamamlanmamış korku öyküleri kitabımın orta yerinde, kendi kurguladığım öyküden bir fena olup senaryolaştırmaya karar vermem yaklaşık birbuçuk dakikamı aldı. Ancak kendi yazdığından ürken bir vatandaş olarak çeşitli sıkıntılar da yaşamıyor değilim. Ben: Zeynep bizde elektrikler kesik sizde var mı? Zeynep: Yok biz de de kesik Ben: Yıkanıcaktım ya amaaaaaan Zeynep: Yıkan ne var? Ben: Karanlıkta? Zeynep: Ne var, mum yak Ben: Hatta bir kadeh de şarap koyiim. Hani “kuentin tarantino” böyle sapıklı katilli bi film çekmek için uğrarsa bi bardak bişi içsin Zeynep: Ne diyosun ya? Ben: Elektrik kesikken duş yapılır mı üşütük? Cinler nolcak? Zeynep: Harbi hastasın Mehtap. Çocuk musun kızım sen, ne cini ya Ben: Öyle deme Kuran’da yeri var. Psikopat, musallat, gitmiyor Zeynep: ……. Ben: Gece üstümüzden örtü çekiyor, aynaya adını yazıyor falan Zeynep: ……… Ben: Ben Sarhan’da gözü olduğundan şüpheleniyorum, aklı sıra beni delirtip tımarhaneye yollayacak, Zeynep: ……… Ben: Sonra kocamla halk oyunları di mi? Bana bak kadın, ben senin “los encılısta” ürküttüğün simelteklere benzemem, adamı oyarım, Karadenizliyim ben! Zeynep: ………….. Ben: Var mı öle aniden cam açıp, kapı kapayıp adam ürkütmece, düdük Zeynep: Hala benle konuşmuyorsun sanırım Ben: Yok. Cin’e konuşuyorum. Korktuğumu anlamasın. Bu işlere meraklıysanız size süper bir kitap adı vericem ‘Karanlıkta 33 Yazar, Korku Öyküleri Antolojisi’. Piyasada birkaç çeşidi var. Benim kastettiğim özel basım, ciltli ve 720 sayfa olan. Pahalı bir kitap çünkü üç cilt birarada. Bu kitabın en hoş taraflarından biri eski korku öykülerine de yer vermiş olması. Yani eskiden insanlar nelerden korkardı şimdi daha çok nelerden korkuyorlar gibi bir tarihte korku yolculuğunun mümkün. Bunu okuyun, üzerine senaryo yazma tekniklerine dair Robert Mc Kee tarafından yazılmış ‘STORY’ isimli kitabı okuyun. Sonra senaryoları kapıştıralım sevgili okur. Benim oyuncular tamam (bence tamam yani). Esas kızı Bahar (Kader) oynar. Esas oğlan’ı da Yenal (Bilgici). Murat (Yalnız) dan da süper kötü adam olur. O sarı kafa ve sarı kirpiklerle çok alternatif bir seri katil karakteri çıkar ondan bence. Ben de polis olurum. Hani kötü adam sırf polisle kapışmak için masumlara musallat olur ya, Murat ve benden o model çıkar (çıkar çünkü Murat sürekli benimle uğraşıyor zaten). Mesela şöyle bir telefon konuşması hayal edelim senaryo için; Murat (kötü adam): hıs-hıs-hıs (telefona derin derin nefes alır) Ben (polis yani): Orda olduğunu biliyorum Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Bahar ve Yenal’ın suçu yok. Onları serbest bırak Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Beni duyduğunu biliyorum. Bak, bunu birdaha tekrarlamıycam. İstersen (Selçuk) Tepeli’yi alabilirsin, vatandaşta biraz kafa dinlesin Murat: Anlaştık, Tepeli’yi elleri ve ağzı bağlı bir şekilde köprüye getirirsen Yenal’la Bahar’ı serbest bırakırım. Ben: Eller tamam da ağız biraz zor olabilir adamım Murat: En çok çalışan uzvunu bağlamadan getirirsen anlaşma bozulur Ben: Haklısın! Konuşmalardaki abukluğun farkındayım (mantık hatası yok da cümleler dandik). Ama Türk senaristler İngilizce’den çok kötü çeviri gibi diyalog yazdıkları için benim yanımda moralleri bozulmasın diye (ho-hoyt) onlar gibi yazayım dedim. Hatta gözümle gördüğüm bir sır vereyim size. Bunların çoğu konuşma kısmını boş bırakıyor. Çünkü o kadar kötü diyalog yazıyorlar ki, o cümlelerle senaryo berbat görünecek. Oyuncuya,“abi bak konu bu, sen de kendinden bişiler ekle, şöyle bir konuşma çıksın” diyorlar. Şahidim. Oyuncu da dünden razı, ezber yapması gerekmeyecek. Rezalet! Bu bilgiden sonra (bir de çok baba kitap tavsiye ettim) benim yazdığım senaryodan hatırım için korkarsınız diye umuyorum. Korkup da korkmaz gibi yapana bizim evdeki cini yollarım ona göre.
Dokuz oğuz
Ecrin Derin
Oğuz kağan'ın oğulları
Bunları oku!
Saliha Yıldırım
Şifreleri bul
Sadece oku
mahsum temel
Birgün küçük bir kız varmış adı ela yaramaz bir kızmış bir annesiyle tarlaya gitmiş ela biraz yurlmuş ve uya kalmış sonra bi adam onu yolun ortasına çekip gitmiş ela hiç keyfini bozmamış ve bir kaç saat sonra araba üstünden geçmiş ama ölmemiş annesi kahr olmuş ve ela büyümüş büyümüş 15 yaşına gelmiş ve çok zengin olmuş annesinin komşusu olmuş annesi onun kızı olduğunu bilmiyormuş taki ela açıklayana kadar Birkaç gün sonra ela gebe olmuş ona annesinin adını koymuş ela doğumda annesine kızı olduğunu söylemiş annesi mutlu olmak yerine ela'yı dövmüş ela'da evisinde taşınmış gitmiş Almanya'ya Almanya da vilası olmuş ve kızı Zeynep o günler 2-3 yaşındaymış zeynep zeki ve güzel bir kızmış annesi ela söz vermiş onun hayatı çok güzel olacak diye ve ordan Rusya'ya gitmişler ve Rusya'da savaş çıkmış ve hatını kaybetmiş ela ama kızı zeynep yaşıyormuş zeynep annesinin tüma varlığına sahip olup yeni bir hayat kurmuş
SIR DİYE KORKUYORUM
Elizee
Karakterler 1. Derin Yalçın – Ana Karakter Yaş: 28 Meslek: Gazeteci Kişilik: Meraklı, takıntılı, yalnız. Geçmiş: Çocukken yaşadığı bir olay hafızasında silik ama derin izler bırakmış. Rüyalarında sürekli ormanı ve bir çığlığı görüyor. Amacı: Kendi geçmişindeki gizemi çözmek ve bir köydeki gizemli kaybolma vakalarının peşine düşmek. 2. Ayda Tunç – Psikolog Yaş: 35 Meslek: Travma uzmanı Kişilik: Soğukkanlı, sezgisel, zeki. Geçmiş: Derin’in üniversite arkadaşı, ona destek olmak isterken olayların içine çekilir. Özellik: Kendi karanlık geçmişi de Derin’inkiyle iç içe geçmiştir. 3. Mahir Kara – Emekli Polis Yaş: 59 Meslek: Emekli dedektif Kişilik: Sert mizaçlı, paranoyak, alkol problemi var. Geçmiş: 1997’de aynı köyde yaşanan bir toplu kayıp olayını araştırmış ama üstü kapatılmış. Şimdi Derin'le yolları kesişiyor. 4. Elif Ateş – Kaybolan kızın kız kardeşi Yaş: 21 Meslek: Üniversite öğrencisi Kişilik: Korkak ama cesaretini bulmaya çalışan biri. Geçmiş: Kız kardeşi Gizem 2 yıl önce köyde kayboldu. Kimse açıklama yapamadı. Bağlantı: Derin'le yolları bu dosya sayesinde kesişir. 5. Muhtar Aziz – Köyün muhtarı Yaş: 67 Meslek: Muhtar Kişilik: Ketum, tehditkar, çok konuşmaz. Geçmiş: Olaylar başladığında da görevdeydi. Köylüler ondan çekinir. Gizemi: Çok şey biliyor ama söylemiyor. Sırrı korumakla yükümlü. ---
Okuldan korkuyorum
Simge
Kız okula gitmek istemiyorum
Okumanız gereken kitaplarım
Hülya Avon🌺
Kitaplarımı aratıp bulabilirsiniz
Çeşitli Saçmalıklar Kitabı (Sakın okuma bence)🤗
Lucy Jackson
Okumazsan okuma bana ne 🤓
Sakın BAKMA
Yeliz
M.Ö 103 yılında sadece 8 yıl süren küçük bir felaket oluşmuş fakat küçük derken sadece bir yerde var olan bir küçük fakat bakınca öldüren bir kafatası varmış.Ve 1 ayda 800 insan vakası oluşmuş bu kafatası kimseye belli etmeden tüm dünyanın istediği yerine gidebilirmiş.Ve 8 yıl süren bu felaket 8 yılda 9.987.654 insanı öldürmüş.9.yıl ise çürüyerek yok olmuş ve artık insanların aklına bile gelmeyen bir felaket haline gelmiş.Ve Artık YOK.SAKIN BAKMA.(TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR.)
Sakin Kız
Şewal
O efsanenin adı "Sakin Kız" herkes onu umursamaz, sevmez, dışlar ama o GÜÇLÜ durdu! ŞİMDİ HİKAYEMİZE GEÇELİM. 2011'de bir efsane doğdu o doğduğunda her şey tersine döndü ama kızın olanlardan haberi dâhi yoktu. Kız 5 yaşına kadar televizyondan çizgi film izlerdi kimseyle konuşmazdı annesiyle bile konuşmazdı en fazla beden diliyle cevap verirdi ama kimse onun böyle yapmasini hiç düşünmeyip normal bir şey gibi karşıladılar. ve o gün gelmişti, okul'a başlama zamanı! O zamanlar 5 buçuk yaşındaydı, okula başlamak istiyordu ve başladıda okulun ilk günü, çok heyecanlıydı. İlk gün güzel geçmişti ama 1 hafta sonra... Bir kız ona karışmıştı o da çok sakin oldugu için korkmustu ve o eve geldikten sonra bir daha okula gitmek istemedi. Annesinede söylemedi ama annesi bir şeyler olduğunu anlamıştı. Sakin kızın annesi onu okula gönderdi kız ise okulda ağlamaktan gözle şişmişti ama annesi evde idi. Öğretmeni onun annesini aradı annesi ise hamileydi ama haberi yoktu betonlarda oturuyordu kızını görmek için... ŞİMDİLİK BU KADAR 2 BÖLÜM İÇİN BEĞENİN.
Sağım ve solum
Aria
İnsanların farklı güzelliklerini zıtlığını anlatmakta olan bir kitap
MASKARA SAKSA
Türkan Horuz
Maskara Saska adındaki bir köyde ana karakter Fadime pehliban'ın başına gelen mistik olaylar
tut-sak
Elif Sümer

SAKIZ☠️
Eftelya
Çok sakız çineyen bı kız varmış her zaman sakız çinermiş özliklede gecelri ...
Gerçek yüzüm
Melek Yatar
Gece sesler geliyordu ürktüm çok tuvaletim vardı gitmek zorundaydım kalktım başım döndü bir anlık bayılmıştım annem evde yoktu ve aynı şekilde babamda uyandığımda birinin yatağımda olduğu gördüm yatağın altına saklandım aynadan varlık yansıyordu varlık orda olduğu için bende yatağın altında uyuya kaldım sabah yatağım kırık olduğu için tamire geleceklerdi ben daha uyanmamıştım Yatağı üstüme kırdılar aynı zamanda kanlar camlar elektrikli eşyalar üzerime saplanıyordu o varlık yoktu gece o varlığa bakmak için mutfağa gittim yoktu odama geri dönerken tuvalette siyah görünümlü bir şey vardı ben koşarak odama geldi oda odamda belirdi bu seferde yatağın altına girmiştim varlık bir anda yatağın altındayken karşımda bir anda belirdi üstüme atladı bağırıyordum ama sesim çıkmıyordu hareket ediyordum edemiyordum oysaki karabasan yaşamamıştım önümde ağzı yırtık kadın Momo teke teke gibi şeyler üzerime geliyordu uyandım yani uyandırıldı ama annemin ruhu tarafından takip ediliyordu daha doğrusu onun ölen düşmanları tarafından annemin ölümünden sonra yani 6 dakika sonra bende öldürüldüm onlar tarafından(...)

