“Merih” için sonuçlar
Arama sonuçları
MERİH İLE BEN
Damlanur
Lise de sevdiğim bir erkek çocuk vardı adı da Merih ti ona açılacağım gün o bana açıldı ve bana şunu dedi sen kayıp şehirsin herkes ararken ben buldum seni ve Artık benimsin Aşk gözü kör ediyor diyorlardı Ben inanmıyordum ama bence artık inanmalıydım ellerimi tutan elleri dünyanın tanımıydı bunu tabii ki de ailelerimizden saklıyorduk galiba Aşk gözümü kör etmişti Onun yakışıklılığından karizmasından başka bir şey göremiyordum dünya karşıma geçer ama o yanıma bana şunu dedi dünyanın öbür ucuna kadar seninle birlikteyim nereye gidersen git arkandayım nereye gidersen git yanındayım bir ömür günlüğümüze sığamayacak kadar bir ömrümüz olmuştu Meri ve benim bu Evrende bir araya gelmemiz yan yana gelmiş alakasız iki noktanın birlikte çıkardığı muhteşem bir ses gibiydi Artık biz diye bir şey vardı dışarıdaki milyarlarca insanın konuştuğu dil başka bizim konuştuğumuz değil başkaydı bize özel kelimeler bizden Türeyen sözler vardı artık biz vardık ikimiz Merih ile akşam yemeğine çıkacağız bunun için çok mutluyum elbise bir makyajımı yapıp evden çıktım Akşam yemeğimiz bizim bir sürü anlamlı sözlerimizle doldu size şimdi dediğimiz cümlesinden kelimesine kadar söyleyeceğim hayal et sanki dünya etrafında dönüyor çamurda Doğan ve tertemiz büyüyen tüm bataklık çiçeklerine Aşk diliyorum Bırak tutunmayı dünya bize sarmalar bazı yerlerinde evrenin ve bazı zamanlarında birileri çok kötü şey yaşadı ve hepsi geçip gitti kimse tutmayacak benim tutmadığım ellerini bize hiçbir şey yaşamaya hak görmeyen herkese bir çiçeğin bataklıktan da doğabileceğini göstereceğiz alsınlar her şeyimi Ben her şeyimi değil seni istiyorum Bunları bana dedi Nasıl bu aklında tuttu Onu anlayamıyorum Merih ile çok güzel aşkımız oldu balkonumun bir manzarası yoktu sen gelene kadar dünya yalnızca bizim için dönecek günler Bizim için birbirine bağlanacaktı sözlerim beni etkilemesi ile ona sarılman bir oldu beni evime bıraktıktan sonra benim de ona yarın söyleyeceğim bir sürü güzel laf olacaktı uyuduktan sonra Şöyle bir düşündüm Merih ölseydi mezarına gidip diyeceğim son şey şu olurdu eğer sana dokunabilseydim bil ki seni kimse benim yanımdan ayıramazdı Bu da benim güçsüzlüğüm işte Merih ne kadar istesem Dokunamam sana affet beni ve Yarım saat ağladım merih'i benden kimse alamazdı ve alamaz da Kapı çaldı bana bir mektup yazmıştı Merih -MEKTUP- Hani Sana içimdeki ormanın buzları Eridi demiştim ya o orman hayatındaki ilk defa yazı yaşıyor artık beni ısıttığın için teşekkür ederim eldivenlere ihtiyacım yok En azından ısınmak için bu arada Dışarıda fırtına var ama buna rağmen gökyüzünde parlayan yıldızlarla dolu Sen yıldızları izlemeyi seversin bil istedim MERİH... VE SON
PİLOT MERİH'İN MASALI
@alya-masal
Hep mi başı dertten kurtulmaz narin çiçeğin, tam nefessiz kalacakken nefesini paylaşmak ve ona dokunamamak .... Zaman her şeyin ilacıya hani, hadi bakalım ozaman ,ilaç mi deva ona, yoksa verende mi şifa
ARAZ
Nagihan
Parmakları arasında yıldızlar, gözlerinde dolunay, gülüşünde kızgın bir güneş saklıydı. * Kışkırtıcı bir rüzgar tenini yalayıp geçerken aynı anda titreyip ısındı. Üzerindeki karanlık sıcaklıkla birlikte artıyor bedenini dört bir yandan kuşatıyordu. Karanlığın içine açtı gözlerini, ürperdi. Sisli bir karanlık ruhuna usulca sızarken uzaklardan bir uğultu duyuldu. Acı dolu uğultu kulaklarına dolup yüreğine işledi ve binlerce yaş volkanik bir dağ misali patladı gözlerinden. Lav misali değdiği yeri yakan yaşlarının arasından kıpırdamaya, nefes almaya, yardım çağırmaya çalıştı ama başarılı olamadı. Uğultular gittikçe yaklaşıyordu. Kurt. Kurt ulumasıydı bu. Konuşuyor, bağırıyor, onu çağırıyordu sanki. İki yanına mıhlanmış elini hava kaldırmaya çalışırken keskin buz mavisi gözlerini gözlerine dikmişti. Aç bir hırlama çıktı burnundan, sivri dişleri uzun ağzının kenarında parladı ve uğultu şiddetlendi. Şimdi acı değil korku veriyordu. Dudaklarını aralayıp gittikçe yaklaşan kurdun yüzüne karşı çığlık atmak üzereyken uzaklardan bir kükreme duyuldu. Kurdun vahşice açılmış ağzı ve aç gözleri yüzüne daha fazla yaklaşamadan keskin ve hızlı bir pençe girdi aralarına. Uluma ile kükreyiş birbirine karıştı. Kurt aslana, aslan kurda karıştı. İsli gökyüzü toza dumana karıştı, susuz gökyüzünden kan damlaları sıçradı ıslak yüzüne. Sıcak damlalar dudaklarına, dudaklarından gerdanına dağıldı. Korku ve öfke tüm bedenini ele geçirdi, mıhlanmış elini bütün gücüyle havaya kaldırdı ve parçalanmış bileğinden süzülen kanlar havadaki kan zerrelerine karışırken titreyen boğazından şiddetli bir çığlık yükseldi. Savaşa, binlerce yıldıza, bir araya gelmiş güneş ve aya karşı uzun soluksuz acı dolu bir çığlığı semanın açıklarına bıraktı. Zemin sarsıldı, gök uğuldadı, kurt sustu, aslan irkildi... Ay ve güneşi ise gören olmadı.
GÖÇMENKUŞLAR
Ebrar
İlk görüşte aşk gerçekmiydi sahiden? Belki... Aşk nasıl bukadar değişebilirdi. İnsanlar nasıl bukadar degistirebilirlerdi bu hissiyatı. Birbirinin gözlerinin içine bakmaya kıyamayan iki insanın şiir tadında naif ve sakin bir aşk hikayesi... Onların aşklarına şahitlik eden, onları daima kavuşturan otobüs durağı bu sırrı göçmen kuşlarla paylaşıyor... " Düşünüyorum da sınanmasaydık eyer birbirimizle, kolay olsaydı seni sevmek, yetseydi sadece seni sevebilmek. Aşık olurmuydum sana bu kadar. Yine bukadar değerli olabilirmiydin benim için. Evet imkansız değildik belki ama yaraliydik, yorgunduk, ve birbirimizin durağı olmuştuk."
GÖÇMENKUŞLAR
Ebrar
İlk görüşte aşk gerçekmiydi sahiden? Belki... Aşk nasıl bukadar değişebilirdi. İnsanlar nasıl bukadar degistirebilirlerdi bu hissiyatı. Birbirinin gözlerinin içine bakmaya kıyamayan iki insanın şiir tadında naif ve sakin bir aşk hikayesi... Onların aşklarına şahitlik eden, onları daima kavuşturan otobüs durağı bu sırrı göçmen kuşlarla paylaşıyor... " Düşünüyorum da sınanmasaydık eyer birbirimizle, kolay olsaydı seni sevmek, yetseydi sadece seni sevebilmek. Aşık olurmuydum sana bu kadar. Yine bukadar değerli olabilirmiydin benim için. Evet imkansız değildik belki ama yaraliydik, yorgunduk, ve birbirimizin durağı olmuştuk."

