“şizofren” için sonuçlar
Arama sonuçları
Şizofren
Berfin
Merhaba, ben Ella. Benim bir şizofren olduğumu söylüyorlar. İlginç varlıklar görüyorum, onlar gerçekler!

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.
Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.
Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.

Şizofren
Ne kadar zaman geçtiği önemli değil, ne kadar değiştiğin önemli değil. Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek ve dehşetin soğuk penceresini hissedeceksin.
şizofren
Ömer
Rahatsız durumlar içerir
şizofren
Ömer
Rahatsız durumlar içerir
Şizofren
Kıvanç
Yetimhanede kalan bir çocuk bir gün yetimhaneden çıkma yolunu bulup yetimhaneden kaçar ve ormanda kaybolur çocuk koşar koşar ve önünde eski bir ev belirir çocuk bir umutla o evin içine girer ve evin kapısını örtüğü anda paranormal bir evrene ışınlanır
Şizofren
Rabia
Annesini trafik kazasında kayıp eden kız,hayattan hiç zevk almamaya başlamıştır. Rüyalarımda kabuslar görmeye başlamıştır...
Olmayan Şizofren
Ebrar and X
~Şizofren~
Duru Kayacı
Merhaba bu benim hikayem ilk kez yazıyorum kötü olabilir ama ben inanıyorum ki başaracağım hayat hikayeme siz de tanıklık edin...
Şizofren
Dora
Yedi yaşında ailesini kaybeden ve on yaşına bastığında şizofreni teşhisi konulan bir kızın hayali arkadaşıyla yaşadığı muazzam aşk 🔥🫀
Şizofren
Tayla
Şizofren kadın Emily,evlatlık edindiği bir çocuk. Bulaştığı cinayetler,evlerinin gizemi ve yaşantıları anlatılmaktadır.
şizofren
Nora
Herkese merhabalar bir çizgi roman yazma havas geldi bana bende yazıyorum. Roman da biraz kalp kırıklığı üzücü hadiseler bulunmaktadır. Ve.ana karakterin kendisine zarar vermesi gibi içerikler var.Ana karakterimiz zaman geçtikçe ailesi ondan nefret etmesi ile başlıyor.ve kiz sevdiği çocuk tarafından kazık yiyor.ve daha bir sürü hadiseler yüzünden ana karakterin psikolojik sorunları çoğalmaya başlıyor.hadi okumaya devam:)
Ölümün İntiharım
Pınar
(Gerçek hayattan kurgulanmıştır.) '111518' Ekin ve Meriç, çocukluklarından beri hiç ayrılmayan, her zaman beraber vakit geçiren bir çifttir. Peki bu hep böyle sürdü mü dersiniz? Her arkadaşlık gibi her dostluk gibi ya da hiç ayrılmayan çiftler gibi... Ekin ve Meriç, gayet normal giden bir arkadaşlıkları varken bu arkadaşlık zamanla sevgiye hatta aşka dönüşmüştür. Fakat bu aşk onlara hiç yaramayacaktır. Onların hayatı tam tıkırında giderken, felaketler peşlerini bırakmayacaktır. Sizce onların ilişkileri gayet normal giderken bir anda ne olacak da felaketler peşlerini bırakmayacak, Ekin ve Meriç, yollarına beraber devam edebilecekler mi dersiniz? İkisinden biri hayatta kalacak, fakat bu hayat ona fena bedeller ödetecek. Peki ne olacak?..
Duygudaş
Mark Mack Kanner
Harp kalkarmısın herkes çıkıyor Ama hemen bitti Ne hemen bitti Gün bitti. Bence gayet uzun bir gündü Ama haklisın sanırım Gittmesen Nasıl
Şizofren Hafıza
Dilara ÖZCAN
Sakin bir şekilde balık tutmaya başladım daha bir balık bile tutmadan silah sesi duydum"bam bam bam"dördüncü silah sesinde bir uluma çıktı.Sesle beraber tüylerim diken diken oldu.Büyük ihtimalle avcı, köpek ya da çakal vurmuştu, sinirlendim!, birçok kez insanları ve Avcıları uyarmıştım levha bile koymuştum neden bu kadar laftan anlamaz insanlar ki... Sandalımı gölün kenarına sürüp indim.Silah ve uluma sesine doğru koştum.Bir süre koştuktan sonra köpekle Avcı'yı buldum.Avcı köpeği tam vuracakken Avcı'nın önüne atlayıp tüfeğinin yukarı kalkmasını sağladım tüfeğin markası yoktu, İyi bir tüfeğe benziyordu,klasik ortalama gruplardan bir tüfekti sanırım,yeni otomatik yivsiz İtalyan yapımına benziyordu Neyseki kurşun köpeği sıyırmıştı köpek hafif yaralıydı...
Sessizliğin sesi
Gamze
O kendi sessizliğin de ses bulan kızdı. 17 sene önce karıştırılmış bebeklerin ortaya çıkması . Gerçek ailesinde onu bekleyen 5 abi 1 kardeş.
brutto-jikook
Ecem
。Beni sevmiyor ama çok güzel bakıyor。 Jikook
Düş İçinde Kelebek
Sidelya
Küçük sokak çocukları güzel sokak çocukları ,sevgiye aç sokak çocukları ayakları yara içinde olan sevgi pıtırcıkları çok mu kırdılar sizi? tuzla eşelediler mi yaralarınızı?. küçük saf kalpler kirlendi mi ?artık küçük masum eller kana mı bulandı ? neredesin adaletin hükmü? nerede son sözün karar kıldığı dudaklar? nerede küçük aklın verdiği yemini veremeyen büyük akıllar. kırılmış her sokak çocuğu bir gün büyür ve kararlar alır çok canları yandı yakmak isterler yakmak üzereyim yanmak üzereyiz
üzgün şizofren
Gulnur
Aksiyon çok fazla var
brutto-jikook
Ecem
。Beni sevmiyor ama çok güzel bakıyor。 Jikook
Bir Şizofrenin Günlüğü
Tuğçe
Bir Şizofrenin Günlüğü ; Bugün hava güneşli . Tenimi yakacak derecede . Kendime bir dondurma alıyorum , sahile karşı oturmuş yiyorum. Arkamda çocuğun biri bir melodi çalıyor. Önümdeki denizi izliyorum , onu düşlüyorum. Kim bilir bu sular neler görmüştür? Hangi insanın yüreğini yakan yangını bu denize anlatmıştır. Keşke deniz bunları bana anlata bilse konuşa bilse diye içimden geçiriken. Önümden bir çift geçiyor , kızın attığı kahkaha ile bütün kuşlar uçuşuyor . Çocuk kızın şakağindan öpüyor. Kim bilir , kızın elindeki güller nasıl kokuyordur ? O da ne ? Dondurmam bitti . Çocuğun melodisi sesi uzaklaşmaya başladı . Kuşlar da gökyüzünde kayboldu. İki sevgilisi uzaklaşıp gitti . Denizin dalgaları hırçınlaşmaya başladı . Bir dalga hızla yükselerek bana doğru gelmeye başladı. Ve benimle konuşmaya yeltendi. Kim bilebilir ? Ne diyecekti ? Hangisine şaşırsam ? Denizin ağzı olduğuna mı ? Konuşuyor olmasına mi ? Gözleri olmasına mi ? Deniz konuşmaya başladı. Ne deseydim? Deniz bey mi ? Deniz hanım mi ? " Merhaba İnsanoğlu " dedi , boğuk bir ses . Sesi ne erkeğe ne de kadına benziyordu. Gözlerime inanamıyordum , gözlerimi buruşturup , tekrar açtım . Lakin hala karşımda durmaktaydı. " Az önce insanoğlunun bana anlattığı dertleri dinlemek istemişsin " deyiverdi . Cevap veremedim . Lâl oldum, sanki . Hızlıca oturduğum yerden kalktım ve hastane tarzı bir yere koşarak girdim .
brutto-jikook
Ecem
。Beni sevmiyor ama çok güzel bakıyor。 Jikook
Kaçış Çıkmazları
Naz
Şizofreni sanılan bir kız ya şizofreni değilse ve gerçekleri söylüyorsa? Bu durumu insanlara anlatmaya çalışırken bazı güçler tarafından alıkonulan sıradışı güçlere sahip bir kız. Ve bu kızı kendine safına çekmek isteyen güçler.
Şizofren Avukat
~DeLirtGen-
İda Eva Yalçın. Ya da Yağızoğlu. O diğerlerinden çok farklıydı...
Şizofrenik hasta
Meryem
"Bir gün bana geleceğini biliyodum..." dedim sırıtarak O ise neden bahsettiğimi anlamamış bir şekilde bana bakıyordu "neyden bahsediyosun dedi" yüzüme bakarak... Çağla hayatın lona verdiği kötü geçmişle hiç bitmeyen bir gelecek sunmuştu çağlanın küçükken yaşadığı travma yüzünde kafayı yemesi ve bu hali git gide kötü bir hal aldığı için düzelemeyecigini düşündü kişiler çağlanın yeni doktoru hastaneye gelene kadardı... Çağla ve keremin akıl almaz hikayesi....
Bir Şizofrenin Günlüğü
Tuğçe
Bir Şizofrenin Günlüğü ; Bugün hava güneşli . Tenimi yakacak derecede . Kendime bir dondurma alıyorum , sahile karşı oturmuş yiyorum. Arkamda çocuğun biri bir melodi çalıyor. Önümdeki denizi izliyorum , onu düşlüyorum. Kim bilir bu sular neler görmüştür? Hangi insanın yüreğini yakan yangını bu denize anlatmıştır. Keşke deniz bunları bana anlata bilse konuşa bilse diye içimden geçiriken. Önümden bir çift geçiyor , kızın attığı kahkaha ile bütün kuşlar uçuşuyor . Çocuk kızın şakağindan öpüyor. Kim bilir , kızın elindeki güller nasıl kokuyordur ? O da ne ? Dondurmam bitti . Çocuğun melodisi sesi uzaklaşmaya başladı . Kuşlar da gökyüzünde kayboldu. İki sevgilisi uzaklaşıp gitti . Denizin dalgaları hırçınlaşmaya başladı . Bir dalga hızla yükselerek bana doğru gelmeye başladı. Ve benimle konuşmaya yeltendi. Kim bilebilir ? Ne diyecekti ? Hangisine şaşırsam ? Denizin ağzı olduğuna mı ? Konuşuyor olmasına mi ? Gözleri olmasına mi ? Deniz konuşmaya başladı. Ne deseydim? Deniz bey mi ? Deniz hanım mi ? " Merhaba İnsanoğlu " dedi , boğuk bir ses . Sesi ne erkeğe ne de kadına benziyordu. Gözlerime inanamıyordum , gözlerimi buruşturup , tekrar açtım . Lakin hala karşımda durmaktaydı. " Az önce insanoğlunun bana anlattığı dertleri dinlemek istemişsin " deyiverdi . Cevap veremedim . Lâl oldum, sanki . Hızlıca oturduğum yerden kalktım ve hastane tarzı bir yere koşarak girdim .
Okyanus Bataklığı
Selen
Ünlü bir iş adamı olan Tahsin Serez'in büyük oğlu Murat Sezer ile nişanlısı Seda Vurdem bir restaurantta yemekten dolayı zehirleniyorlar. Tahsin Serez oğlunun ve gelinin ölümünün suçunu restaurant sahibini suçluyor. Restaurant sahibi ise Atlas Koryeli'dir. Tahsin Serez'in minik bir sırrı daha vardır. Tahsin Serez'in kızı Neva Serez bir şizofreni hastasıdır. Atlas Koryeli'nin en yakın arkadaşı olan Burcu bir gazetecidir. Ve bu olayı araştırarak Neva'nın hayatına yavaş yavaş girmeye başlar
sizofren
Simge
Ayna
Bir Şizofrenin Günlüğü
Tuğçe
Bir Şizofrenin Günlüğü ; Bugün hava güneşli . Tenimi yakacak derecede . Kendime bir dondurma alıyorum , sahile karşı oturmuş yiyorum. Arkamda çocuğun biri bir melodi çalıyor. Önümdeki denizi izliyorum , onu düşlüyorum. Kim bilir bu sular neler görmüştür? Hangi insanın yüreğini yakan yangını bu denize anlatmıştır. Keşke deniz bunları bana anlata bilse konuşa bilse diye içimden geçiriken. Önümden bir çift geçiyor , kızın attığı kahkaha ile bütün kuşlar uçuşuyor . Çocuk kızın şakağindan öpüyor. Kim bilir , kızın elindeki güller nasıl kokuyordur ? O da ne ? Dondurmam bitti . Çocuğun melodisi sesi uzaklaşmaya başladı . Kuşlar da gökyüzünde kayboldu. İki sevgilisi uzaklaşıp gitti . Denizin dalgaları hırçınlaşmaya başladı . Bir dalga hızla yükselerek bana doğru gelmeye başladı. Ve benimle konuşmaya yeltendi. Kim bilebilir ? Ne diyecekti ? Hangisine şaşırsam ? Denizin ağzı olduğuna mı ? Konuşuyor olmasına mi ? Gözleri olmasına mi ? Deniz konuşmaya başladı. Ne deseydim? Deniz bey mi ? Deniz hanım mi ? " Merhaba İnsanoğlu " dedi , boğuk bir ses . Sesi ne erkeğe ne de kadına benziyordu. Gözlerime inanamıyordum , gözlerimi buruşturup , tekrar açtım . Lakin hala karşımda durmaktaydı. " Az önce insanoğlunun bana anlattığı dertleri dinlemek istemişsin " deyiverdi . Cevap veremedim . Lâl oldum, sanki . Hızlıca oturduğum yerden kalktım ve hastane tarzı bir yere koşarak girdim .
Bir Şizofrenin Günlüğü
Tuğçe
Bir Şizofrenin Günlüğü ; Bugün hava güneşli . Tenimi yakacak derecede . Kendime bir dondurma alıyorum , sahile karşı oturmuş yiyorum. Arkamda çocuğun biri bir melodi çalıyor. Önümdeki denizi izliyorum , onu düşlüyorum. Kim bilir bu sular neler görmüştür? Hangi insanın yüreğini yakan yangını bu denize anlatmıştır. Keşke deniz bunları bana anlata bilse konuşa bilse diye içimden geçiriken. Önümden bir çift geçiyor , kızın attığı kahkaha ile bütün kuşlar uçuşuyor . Çocuk kızın şakağindan öpüyor. Kim bilir , kızın elindeki güller nasıl kokuyordur ? O da ne ? Dondurmam bitti . Çocuğun melodisi sesi uzaklaşmaya başladı . Kuşlar da gökyüzünde kayboldu. İki sevgilisi uzaklaşıp gitti . Denizin dalgaları hırçınlaşmaya başladı . Bir dalga hızla yükselerek bana doğru gelmeye başladı. Ve benimle konuşmaya yeltendi. Kim bilebilir ? Ne diyecekti ? Hangisine şaşırsam ? Denizin ağzı olduğuna mı ? Konuşuyor olmasına mi ? Gözleri olmasına mi ? Deniz konuşmaya başladı. Ne deseydim? Deniz bey mi ? Deniz hanım mi ? " Merhaba İnsanoğlu " dedi , boğuk bir ses . Sesi ne erkeğe ne de kadına benziyordu. Gözlerime inanamıyordum , gözlerimi buruşturup , tekrar açtım . Lakin hala karşımda durmaktaydı. " Az önce insanoğlunun bana anlattığı dertleri dinlemek istemişsin " deyiverdi . Cevap veremedim . Lâl oldum, sanki . Hızlıca oturduğum yerden kalktım ve hastane tarzı bir yere koşarak girdim .
Bir Şizofrenin Günlüğü
Tuğçe
Bir Şizofrenin Günlüğü ; Bugün hava güneşli . Tenimi yakacak derecede . Kendime bir dondurma alıyorum , sahile karşı oturmuş yiyorum. Arkamda çocuğun biri bir melodi çalıyor. Önümdeki denizi izliyorum , onu düşlüyorum. Kim bilir bu sular neler görmüştür? Hangi insanın yüreğini yakan yangını bu denize anlatmıştır. Keşke deniz bunları bana anlata bilse konuşa bilse diye içimden geçiriken. Önümden bir çift geçiyor , kızın attığı kahkaha ile bütün kuşlar uçuşuyor . Çocuk kızın şakağindan öpüyor. Kim bilir , kızın elindeki güller nasıl kokuyordur ? O da ne ? Dondurmam bitti . Çocuğun melodisi sesi uzaklaşmaya başladı . Kuşlar da gökyüzünde kayboldu. İki sevgilisi uzaklaşıp gitti . Denizin dalgaları hırçınlaşmaya başladı . Bir dalga hızla yükselerek bana doğru gelmeye başladı. Ve benimle konuşmaya yeltendi. Kim bilebilir ? Ne diyecekti ? Hangisine şaşırsam ? Denizin ağzı olduğuna mı ? Konuşuyor olmasına mi ? Gözleri olmasına mi ? Deniz konuşmaya başladı. Ne deseydim? Deniz bey mi ? Deniz hanım mi ? " Merhaba İnsanoğlu " dedi , boğuk bir ses . Sesi ne erkeğe ne de kadına benziyordu. Gözlerime inanamıyordum , gözlerimi buruşturup , tekrar açtım . Lakin hala karşımda durmaktaydı. " Az önce insanoğlunun bana anlattığı dertleri dinlemek istemişsin " deyiverdi . Cevap veremedim . Lâl oldum, sanki . Hızlıca oturduğum yerden kalktım ve hastane tarzı bir yere koşarak girdim .
Bir Şizofrenin Günlüğü
Tuğçe
Bir Şizofrenin Günlüğü ; Bugün hava güneşli . Tenimi yakacak derecede . Kendime bir dondurma alıyorum , sahile karşı oturmuş yiyorum. Arkamda çocuğun biri bir melodi çalıyor. Önümdeki denizi izliyorum , onu düşlüyorum. Kim bilir bu sular neler görmüştür? Hangi insanın yüreğini yakan yangını bu denize anlatmıştır. Keşke deniz bunları bana anlata bilse konuşa bilse diye içimden geçiriken. Önümden bir çift geçiyor , kızın attığı kahkaha ile bütün kuşlar uçuşuyor . Çocuk kızın şakağindan öpüyor. Kim bilir , kızın elindeki güller nasıl kokuyordur ? O da ne ? Dondurmam bitti . Çocuğun melodisi sesi uzaklaşmaya başladı . Kuşlar da gökyüzünde kayboldu. İki sevgilisi uzaklaşıp gitti . Denizin dalgaları hırçınlaşmaya başladı . Bir dalga hızla yükselerek bana doğru gelmeye başladı. Ve benimle konuşmaya yeltendi. Kim bilebilir ? Ne diyecekti ? Hangisine şaşırsam ? Denizin ağzı olduğuna mı ? Konuşuyor olmasına mi ? Gözleri olmasına mi ? Deniz konuşmaya başladı. Ne deseydim? Deniz bey mi ? Deniz hanım mi ? " Merhaba İnsanoğlu " dedi , boğuk bir ses . Sesi ne erkeğe ne de kadına benziyordu. Gözlerime inanamıyordum , gözlerimi buruşturup , tekrar açtım . Lakin hala karşımda durmaktaydı. " Az önce insanoğlunun bana anlattığı dertleri dinlemek istemişsin " deyiverdi . Cevap veremedim . Lâl oldum, sanki . Hızlıca oturduğum yerden kalktım ve hastane tarzı bir yere koşarak girdim .
Bir Şizofrenin Günlüğü
Tuğçe
Bir Şizofrenin Günlüğü ; Bugün hava güneşli . Tenimi yakacak derecede . Kendime bir dondurma alıyorum , sahile karşı oturmuş yiyorum. Arkamda çocuğun biri bir melodi çalıyor. Önümdeki denizi izliyorum , onu düşlüyorum. Kim bilir bu sular neler görmüştür? Hangi insanın yüreğini yakan yangını bu denize anlatmıştır. Keşke deniz bunları bana anlata bilse konuşa bilse diye içimden geçiriken. Önümden bir çift geçiyor , kızın attığı kahkaha ile bütün kuşlar uçuşuyor . Çocuk kızın şakağindan öpüyor. Kim bilir , kızın elindeki güller nasıl kokuyordur ? O da ne ? Dondurmam bitti . Çocuğun melodisi sesi uzaklaşmaya başladı . Kuşlar da gökyüzünde kayboldu. İki sevgilisi uzaklaşıp gitti . Denizin dalgaları hırçınlaşmaya başladı . Bir dalga hızla yükselerek bana doğru gelmeye başladı. Ve benimle konuşmaya yeltendi. Kim bilebilir ? Ne diyecekti ? Hangisine şaşırsam ? Denizin ağzı olduğuna mı ? Konuşuyor olmasına mi ? Gözleri olmasına mi ? Deniz konuşmaya başladı. Ne deseydim? Deniz bey mi ? Deniz hanım mi ? " Merhaba İnsanoğlu " dedi , boğuk bir ses . Sesi ne erkeğe ne de kadına benziyordu. Gözlerime inanamıyordum , gözlerimi buruşturup , tekrar açtım . Lakin hala karşımda durmaktaydı. " Az önce insanoğlunun bana anlattığı dertleri dinlemek istemişsin " deyiverdi . Cevap veremedim . Lâl oldum, sanki . Hızlıca oturduğum yerden kalktım ve hastane tarzı bir yere koşarak girdim .

