#özgürlük etiketli eserler
Arama sonuçları
İki Yabancının Şarkısı
Nisanur Küçükkapdan
Yaşama arzusunu tamamen yitiren ve gelecekten hiçbir beklentisi olmayan bir genç kız yeniden hayata tutunabilir mi? Karşısına gülümsemesiyle tüm yaraları sarabilecek biri çıkarsa, belki. Bu, aşka esir olan bedenlerin değil; aşkla özgürleşen ruhların hikayesidir.
Açık Prangalar
Aususdh
Yağan karın altında gözlerim kapalı dönerken bir kahkaha dudaklarımdan kaçtı. Şu an mutluydum. Hep bu anda kalamaz mıydım? Kapalı gözlerime tezat dudaklarım aralandı. "Bir gün özgürlüğüme kavuşacağım ve Pars Gümüşay'dan sonsuza kadar kurtulacağım!" sesim ne kadar yüksek çıktı bilmiyorum fakat arkamdaki adam duymuştu bunu biliyordum. Bilmediğim ise; ben kahkaha atarken beni tebessümle izleyen adam ve onun söylediği kelimelerdi. "Seni ne olursa olsun asla bırakmam Bal bebeğim..."
Kayıp Yıldız
Şevval
"Tanrım, lütfen ait olduğum bir yer olsun!" Bir anda kendini annesinin ona anlattığı efsanedeki Dokuz Dallı Ağacın önünde tanrıya yalvarırken bulmuştu. İstismar edilen yaşamında artık ipleri eline almak ve özgür olmak için evden kaçtığı bu yolculuğun tüm rotası, düşmüş bir meleği kurtarmasıyla değişecekti. Bu onun kaderi miydi? Yoksa kendisini başlangıcına getirecek bir tuzak mıydı?
ZERO: Buz ve Su sıfırda buluşur.
Mürvet Hafsanur TOK
Bir varmış bir yokmuş zamanın birinde âdemoğulları, havva kızları, devler, cüceler, periler bir arada huzur içerisinde yaşarlarmış. Birbirlerinden korkmaz ve gizlenmezlermiş. Lakin bu huzur dolu günler bir gün geride kalmış. Çünkü âdemoğullarından ve havva kızlarından bazıları büyüyü lanetli sayar olmuş. "Büyü taşıyan her ne varsa şeytan marifetidir." demişler. Kendilerinden olmayanları , onlara katılmayanları, kendilerine benzemeyenleri topraklarından sürmüşler, aşağılamışlar, katletmişler. Bu kıyımlar, ayrışmalar başlamadan çok önce bir peri kızı ve değirmenci arasında akıl almaz bir anlaşma imzalanmış. Birkaç damla kanla mühürlenmiş bir anlaşma...
MAHKÛMİYET
Hacer Özen
"Benden korkuyor musun?" Nefesi yüzüme vuruyordu, fazlasıyla yakındık ve bundan hiç rahatsız olmuyordum. Gözleri gözlerimde değil yüzümün diğer kısımlarında dolanıyor, arada ise vücuduma kayıyordu. Yakınlığının ve bakışlarının etkisinde olduğumdan dolayı sorusunu algılayıp cevap vermem gecikmişti ancak bunu sorun etmişe benzemiyordu. "Korkmam gerekiyor mu?" diye sorarak açık uçlu bir cevap verdiğimde dudaklarının kıvrıldığına şahit oldum. Çenemi tutan elini yanağıma doğru taşıdı. Elinin tersi ile yanağımı okşamaya başladığında gözlerimi kapatmayı istemiştim. "Hiçbir zaman," diye fısıldadı. "Çıplak ellerimle tenine dokunamayacak olmak öyle canımı yakıyor ki..." Yutkundu. "Ellerimde yüzlerce insanın kanı var ve bunun sebebi; ülkenin adaletsizliğe mahkûm oluşu." Kolunu yavaşça, acele etmeden belime sardı. Eli bel çukuruma yerleştiğinde başını hafifçe kaldırıp burnunu saçlarıma değdirdi. Derin bir nefes aldığında gözlerimi kapattım. "Ülkem için, adalet için yaptığım hiçbir şeyden ne pişman oldum ne utandım. Ancak bu kanlı, kirli ellerimle tenine dokunamayacak olmak içimde bir pişmanlık uyandırıyor. Aynı zamanda o kadar çok dokunmak istiyor olmak fazlasıyla utandırıyor, buna hakkım yok çünkü. Karanlık ruhumun temiz ruhunu yok etme ihtimalinden, kanlı ellerimle tenini kirletme ihtimalinden daha çok korktuğum bir şey yok. Sana olan mahkûmiyetim, hiçbir mahkûmiyet gibi değil. Bu mahkûmiyet; boyun eğeceğim tek ve asla son bulmayacak ebedî bir mahkûmiyet, sevgilim." --- HİKÂYENİN İÇİNDE GEÇEN OLAYLAR, HİKÂYENİN GEÇTİĞİ ZAMAN, GEÇTİĞİ MEKANLAR, KİŞİLER TAMAMEN KURGUDAN İBARETTİR.
Toplum için
Soykan
Yoksa o mağaradan hiç çıkmamalı mıydık?
Özgürlük
Begüm
İnsanlar, ancak alışkanlıklarına gem vurabilecekleri nisbette, hürriyete hak kazanırlar.
Ben Özgürüm
Melisa Seydim
Kendime çevirdim pusulamın yönünü. Bugün emekliyorum ama belki yarın yürüyecek, kim bilir belki sonra koşacağım. Sınırlarımın ötesini keşfedecek, yeni limanlar bulacağım. Bugün zihnime esirsem bile bir gün mutlaka özgür olacağım.
Kuş Uçuşu
İsimsiz_yazar
Ormanın en derin köşelerinde, güç ve özgürlüğün dansı devam ediyor… Tahtını korumak için savaşan bir aslan ile özgürlüğe uçan bir kuşun hikayesi bu. Güçlü, yenilmez görünen aslan her adımında yalnızlığını ve kendi içindeki savaşı hissederken, ormanın kuralları onu sınamaya devam ediyor. Avcı mı olacak yoksa kendi içindeki huzura kavuşabilecek mi? Gücün bedelini ödemeye hazır mı? Kuş uçuşunun çağrısı ona başka bir yol sunar; kuralların ötesinde, özgürlüğün ve doğanın kabul ettiği bir yol. İktidar, korku ve yalnızlık arasında sıkışmış bu aslan, gücü kadar kalbine de yenik düşebilir mi? Bu sürükleyici hikaye, güç arayışının, içsel çelişkilerin ve doğayla kurulan derin bağın izini sürüyor. Aslanın zorlu yolculuğu, bir kral olmanın sadece yetenek değil, içsel bir irade ve direnç meselesi olduğunu anlatıyor. Her adımda, her savaşta, aslanın kendi doğasına olan bağlılığı sınanıyor.
Aradığınız kişiye ulaşılamıyor
Halime dofan
Küçükten beri özgür bir ruha sahip olup, atlara aşık olan bir kadın ve bu kadına özgür ruhunu teslim edip aşık olan bir adamın romantik aşk hikâyesi Bu hikaye diğer şımarık ergen aşık kitapları gibi değil aksine gerçek aşkı temsil eden bir kitap Bu kitabı okuduktan sonra yalnız kalırsanız ben suçlu değilim çünkü bu kitapda gerçek aşkı güveni ve fedakarlığı gözlerinizle görüp, kalbinizle hissedeceksiniz Aşk;3 harften oluşan bu kelime insanların kalbine ekilmiş nurdan bir tohum gibidir. Allah bizim kalbimize aşk tohumu ekti bizim kalbimize hayat vermek için Aşk belki hiç anlatılamaz yada anlanılamaz çünkü aşk terimi olmayan bir kelimedir Fakat aşkı yaşadığınız da aşkı bazı durumlara benzetiriz mesela Cenneti görüp cehenneme sürgün edilmek gibi İnsanları genç yaşta öldüren bir katil Gibi Daha bir çok şey Bu kitabı okuduktan sonra yalnız kalırsanız ben suçlu değilim çünkü bu kitapda gerçek aşkı güveni ve fedakarlığı gözlerinizle görüp, kalbinizle hissedeceksiniz🖤🖤
ÖZGÜRLÜK
Yazar Hanım☘️
Nereden bilebilirdim ki, hayatımı mahfeden adamın hayatım olacağını... Nereden bilebilirdim ki, sönmüş kalbimin alevini bulacağımı... Nereden bilebilirdim ki, kaçmak isterken bağlanacağımı... Nereden bilebilirdim ki, yaşamak isterken öleceğimi!..
HAYALLERİN ARASINDA
gülsüm
Kasabanın sessiz kafesinde göz göze geldik. Kalbimin hızlandığını inkar edemedim ama yazmaya devam ettim. Bazı hisler, sessizliğin içinde daha çok bağırır... #Aşk #Dram #Romantik #Günlük
SEANS:15
Sevgili T
Beşinci salon, on beşinci seansta hapsolduğu on iki, sonlarını belirleyecek olan Vazir ile on üç kişilerdi. Yaralar açıldı, hepsi birbirinin yarasına tuz gibi bastı geçmişi. Şüphesiz geçmiş, tuzdan daha çok yakardı. Herkesin çektiği acı kendisine en büyük acıydı. Hepsi en çekilmez ve en ağır cezayı kendisinin çektiğini düşünürken içlerinden ikisi asıl cezayı çekiyordu. Efruz Avcıbay ve onun ismi gibi yakıp kavurduğu Barlas Karova. İsimler kaderi mi yazardı yoksa isimlerin sahipleri kaderi mi yaratırdı? Sahi, isimleri ilk kullananlar mı yazmıştı diğer insanların kaderini? *** 18/06/2020 Bu hikayedeki kurum ve kuruluşlar başlı başınca bir kurgudan oluşmaktadır!! 13/05/2023 - #Özgürlük 14
Yara'nın İdamı
Bir garip yazarınız
Ayaklarıma değen ıslaklığın kan olduğunu bilerek merdivenlerden çıkmaya başladım. Beni çağıran ablam olmasaydı kan sadece elim ve ayaklarımda değil her yerimde olucaktı.
SANCAK
Atovic
1850'li yılların sisli dağlarında, Bosna'nın sarp kayalıkları arasında özgürlüğüne ve vatanına bağlı insanlar yaşıyordu. Sınır boylarında yükselen isyanlar ve Balkanlar'ı sarsan çatışmalar, Bosnalıların kaderini belirleyecek günleri beraberinde getirmişti. Dağ köylerinden çıkan genç Boşnaklar, ailelerini, topraklarını ve asırlardır yaşadıkları yurtlarını korumak için silaha sarıldı. Kimi zaman karla kaplı zirvelerde, kimi zaman derin vadilerde nöbet tuttular. Karşılarında yalnızca silahlı düşmanlar değil, aynı zamanda zorlu doğa şartları da vardı. Boyu posuyla dikkat çeken, cesaretiyle ün salan Bosnalı savaşçılar; disiplinleri, dayanıklılıkları ve sarsılmaz iradeleriyle tanınıyordu. Onlar için mücadele yalnızca bir savaş değil, aynı zamanda namuslarını, ailelerini ve kimliklerini koruma meselesiydi. Bosna dağlarında yankılanan tek bir söz vardı: "Topraklarımızı terk etmeyiz; dağlar kadar dik, nehirler kadar kararlı dururuz." Ato bu direnişin sivrilen gençlerinden biri olmuştu
Ölü Düşler
Herbirinizokur
Demir dedikleri adam,tam karşımda bütün göz akıcılığı ile duruyordu... Ben incelemeye doyamazken konuştu, "Yeni evine ve hayatına hoşgeldin Duru Saraca." Hiç beklemediği bir haraket yapıp üstüne doğru yürüdüm, "Demir dedikleri adam sen olmalısın, ayrıca açık konuşmak gerekirse ben hiç hoşbulmadım." İyi okumalarr💗
Yanlış Kader
Büşra
Geçmişimi bir toprağın altına gömerken o günler de bıraktığım herkesten koşarak uzaklaşmıştım. Giderken büyük bir bomba patlatmış ve hepsinin benden nefret etmesine neden olmuştum. Ben, beni seven kim varsa onların içlerine benim için öfke tohumları ekmiştim. Benden nefret etmelerine neden olduktan sonra da arkama bile bakmadan hepsini terk etmiştim. Yıllar geçmişti ve şimdi geri dönüyordum. Kalplerine nefret tohumu ektiğim insanların karşısında duracaktım ve bundan bir saniye bile nefret etmeyecektim çünkü ben bunu hak etmiştim. Onlara yalan söyleyip, kendimden nefret ettirdiğimde geri döneceğimi asla bilmiyordum. Bunu planlamamıştım, hayat söylediğim yalanın cezasını çekmem için beni tekrardan buraya göndermişti. Kaçtığım yere, koşarak geri dönüyordum. Vuslat Mahallesinden bir sonbahar akşamı kaçmıştım ve yine bir sonbahar gecesi geri dönüyordum. Karşılaşacağım her şeyi önceden biliyordum. Bütün mahalleli benden nefret ediyordu çünkü onların sevdiği insanların kalbini kırmıştım. Çünkü ben onları, ailem dediğim insanları paramparça etmiştim. Geri döndüğümde neler yaşardım, hayat bana ne getirirdi bilmiyorum ama Vuslat mahallesine adım attığım andan itibaren savaşmam gerektiğini biliyordum. Beni orada istemeyecekleri ama ben orada kalacaktım. Hatamın bedelini ödeyecektim ve bana bunu kalbini ilk paramparça ettiğim insan ödetecekti. Hatamın acısını herkesten daha çok kırdığım kardeşlerim ödetecekti. Geri dönüyordum ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Her şey eskisi gibi olabilir miydi yoksa her şey daha da mı karışacaktı bilmiyordum ama savaşırken sadece onlarla değil kendimle de savaşacaktım. Savaş başladı, yere ilk ben düştüm. Savaş devam etti, ayağa kalktım. Savaşın sonu gelecekti, kim kaybedecekti, işte asıl mesele buydu.
ÖLMEDEN ÖZGÜR OLUNMAZ
frida.s_brush
Özgürlük. Sahi nedir özgürlük? Kuralsızca yaşamak mıdır, yoksa kalbini durdurup sonsuzluğa uçmak mı? Ne de olsa bu ruh bedenin içinde sıkışmış değil midir? Neden ruha işkence ediyoruz ki? Ruhumuzu serbest bıraksak, o sonsuz özgürlüğün zevkine...

Boykot yılları
Beyza
Hiç kimse tahmin edemez di böyle olucanı Kim bilebilirdi? Kimse. Devletten,annemden,insanlardan kurtulmak istiyordum. Tek umut yurtdışına kaçmaktı. Ama kaçmak yasaktı... Taki onunla tanışana kadar..
Aşkın Özgürlüğü
Nalic alic
Elif ve Kerem, aileleri ve toplum tarafından belirlenen sınırlamalarla hayatları kısıtlanan iki gençtir. Elif, kitaplar ve müzik aracılığıyla sınırlamalarından kaçarken, Kerem sevmediği bir işte takılıp kaldı ve yapamayacağı şeyleri hayal ediyordu. Bir gün tesadüfen karşılaşırlar ve hemen birbirlerine çekilirler. Birlikte, hayallerini takip etmek ve onları geri tutan kısıtlamalardan kurtulmak için birbirlerine ilham verirler. Ancak, ailelerinin beklentileri ve toplumsal baskılara karşı mücadele etmek zorundadırlar. Bu, zorluklarla karşı karşıya kalındığında aşk, kararlılık ve azim hikayesidir
Kanatsız Melek
Mustafa Akkuş
...bugün namuslu bir kadın sokağa çıkma mecburiyetini azap olarak bilir. Çünkü azıcık temiz ve şık oldu mu bütün erkekler tacizkâr tavırlar ve bakışlarla kendisini durmadan rahatsız ederler. Bu tacizi dil ve hatta elle yapmaya kadar küstahlığa götürenler de olur... biraz modaya uygun bir kıyafetle sokağa çıkan kadın için her adımda küstah bir taciz muhakkaktır . kadın,erkek,ihtiyar, genç,bey, ağa.....herkes..... kızlarını karılarını aynı kıyafetle sokağa çıkaran adamlar bile, bu zavallıya lanet bakışlarla bakarlar. Bu ise hiç hayat değildir, yalnız bir işkence...🥀
humanizm mi
peki peki
Artık bir şeyler yapılmalıydı
5. Mevsim
Atlas Şenocak
Biz atalarımızın kirli geçmişlerinin günahlarıyız. Biz hatalı doğduk. Onların günahlarının bedeliyiz. Her bir mevsimin günahı vardı; Bizde kendi mevsimimizi yarattık Bu bizim mevsimimiz. Bu gökyüzünün hediyesi. Gökyüzünün mevsimini yarattık. Biz Gökyüzünün Lütuflarıyız
Özgürlüğe Aşık Gökyüzü
Zeynep
Hayatı kısıtlanmakla geçen Gökyüzü, nadir bir hastalığa yakalandığını öğrenir. Daha önce bir kez olsun yaşadığını hissetmemiştir, hapsedilmiş bir kuş gibidir ve Özgür, ona kanat çırpmayı öğretecektir. Fakat Gökyüzü, sırf özgür olabilmek için çıktığı o yolda, aslında uzun zaman boyunca esaret altında kalacaktır. Özgürlük, gökyüzünde kanat çırpan bir kuştur. Ve o kuş, Gökyüzü'nün kalbine konacaktır. ••• "İçimi ısıtan gülüşün güneşse, parıldayan gözlerin yıldızsa, dökülen yaşların yağmursa, bembeyaz tenin aysa... Gök senin yüzünde ve ben bu manzarayı izlemeye hiç doyamıyorum." ••• "O, Gökyüzüydü. Mutlu olunca güneşler açar, sinirlenince fırtınalar kopar, ağlayınca yağmurlar yağardı. Ben ise Özgür'düm, özgürlüktüm. Ve ben, herkesin özgürlük olarak simgelediği gökyüzüne hapsolmuştum."

