“Özgürlük” için sonuçlar
Arama sonuçları
Özgürlük
Begüm
İnsanlar, ancak alışkanlıklarına gem vurabilecekleri nisbette, hürriyete hak kazanırlar.
ÖZGÜRLÜK
Yazar Hanım☘️
Nereden bilebilirdim ki, hayatımı mahfeden adamın hayatım olacağını... Nereden bilebilirdim ki, sönmüş kalbimin alevini bulacağımı... Nereden bilebilirdim ki, kaçmak isterken bağlanacağımı... Nereden bilebilirdim ki, yaşamak isterken öleceğimi!..

ÖZGÜRLÜK
nisanur akıncı
Türkiyede doğmuş bı kızın ülkesinde yaşadığı olaylar ve aile baskısını anlatan etkileyici bı kitaptir
Özgürlük
Emirhan şeren
Bir varmış bir yokmuş.... Eski zamanlarda bir padişah varmış. Bir padişah olarak geçmeyin ne fesatlık desek vardı.herkesi küçümsüyordu ve onun bir kızı vardı kızının adı ise Alexander'dı ve kızına karşı baskılıydı.Annesi bile en azından annesi kızının durumunu anlıyordu "durum" dediniz dimi az önce çünkü Tatlı alexander'ın özgürlüğü kısıtlıydı eğer aşarsa zindana atılıcaktı babasından korkan alexamder demir parmaklı pencereden bile dışarıyı zor izliyordu.Ama o çok büyümüştü özgürlük hakkını kimse alamazdı ama babası padişah olduğu için sözünden geçemezdi .... Ve bir gün alexander Şatoda kaçmaya karar verdi.Ama bu kararı çok ağırdı ve tehlikeliydi sabah saat 08:00 suları kaçmaya karar verdi ve demir parmaklar'dan kaçamayacağını anladı başka bir çözüm bulması lazımdı.Evleri 5 katlıydı ve 5. katta alexander'in katıydı rahatça geze biliyordu.Genellikle aşağı katlara inmiyordu hizmetçiler alexander'in isteklerini 5.kata kadar çıkıp karşılıyorlardı ve yine bir gün hizmetcilerden birisi alexander'in odasına çıkıyordu hizmetçilerde arka kapının anahtarı vardı.Ceplerinde ve alexander hizmetçiyi bir şekilde kandırıp arka kapının anahtarını alması lazımdı hizmetçi alexander'in odasına çıktı ve alexander'i yerde baygın bir şekilde gördü onu uyandırmaya çalışırken alexander elindeki vazoyla hizmetçi'nin kafasında kırdı aslında bilerek baygın taklidi yapmıştı ve arka kapının anahtarını almıştı hizmeyçi ise yerde süzülüyordu ve alexander'in tahminine göre "beyin kanaması" geçiriyordu.Alexender en aşağı kata -1'e asansörle inip arka kapının kapısını açmış ve özgürüğün kapısını açmıştı resmen ve padişah'ın karısı bu durumu görmüş ama aksine alexander'in kaçmasına izin vermiş çünkü onun hakkıy'dı ve "detay"eklemek istiyorum.Padişaah'ın karısı "Corella "alexander'in Üvey Annesiydi.Alexender ilk önce şegirdeki pazarları gezmiş ilk defa temiz bir nefes almış ama alexenderi tüm halk tanıyordu.Ve onun dışarı çıkma yasağının olduğunuda biliyordu. Halk haliyle alexander'i dışarda görmeleri mucizeydi ve padişah'a haber vermişler.Bunu duyan alexender kaçmaya calışmış.Ve başarmış ama koşarken önüne bir delikanlı çıkmış ve alexenderle çarpışmışlar göz göze gelmişler o delikanlı'nın adı ise "Anny"miş ilk önce anny'den yardım istemiş ve anny yardım isteğini kabul etmiş onu evine kasabaya götürmüş alexender şehirde yaşadığı için kasabaya ilk defa gitmiş anny'le uzunça konuşmuş başından geçen her şeyi anlatmış ve alexender senin ne işin vardı şehirde demiş.Anny ise ekmek yapmak işin un almaya gittim demiş ve anny senin ne işin vardı akşam üstü demiş ve alexender susa kalmış... Birşey anlatamamış anny anlatması için onu zorlamamış ve akşam olmuş yatma saatleri gelmiş alexender dışarda polislerin padişah'ın kızını gördünüz mü derken görmüş alexender teslim olmaktan bi çaresi yoktu alexender çıkarken anny kolundan tutmuş "gitme" demiş alexender çarem yok demiş ve tam gidecekken anny alexender'e öpücük atmış alexender ise utanmış yanakları kızarmış.Alexender boş durmamış ve o da bir öpücük atmış ve birbirlerinden hoşlandıkları'nın farkına varmışlar. Alexender ilk defa aşk'ın duygusunu yaşamış aslında zevk verici gelmiş alexender'e ve alexender teslim olmak yerine anny'ni. Evinde sabahlamaya karar vermiş.Ve sabah olmuş artık gitme saati gelmiştı şehir kasabadan çok uzaktı ve orman yolu vardı.Anny alexender'le birlikte onu yolcu etmeye gitmiş 2 tane çiftlikten at bulmuşlar ve yola koyulmuşlar ormanların içinden atlarla koşarken bir andada zevkli olduğunu anlamışlar ve bir Kürt çıkmış alexender'i alıp kaçmış anny ise kurtarmaya cabalamış ama başaramamış onları usluca kurt'un duyamacağı şekilde takip etmiş ve Kürt prenses alexender'i mağraya koymuş başka insan avlamak için yola koyulmuş ve anny alexander'in yanına yaklaşmış ve alexender korkudan gözlerini yummuştu....anny onu kucagina almış ve eliyle nefes alış verişini kontrol etmiş fakat nefes almıyorsu ve o an anlamıştı gözlerini yumduğunu kucağında alexender süzüle vermiş.... Ve Kurt gelmiş anny kurtla savaşmış alexender için bu zaferi yapmak zorundaymış ve kazanmış bağırarak alexender'i uyandırmaya çalışmış ama başaramamış...
Özgürlük için
Pınar Daşdelen
Babası tarafından şiddet gören Nora wilyam ve natasha wilyam noranın arkadaşı olan cakop monasla isveçe kaçar ve onları birden fazla macera bekler Nora wilyam babası carılt wilyamın aslında mafya olduğunu öylerinir...
Özgürlüğün Ömrü
,)
TANITIM Siz nefes almak nasıl farklı bir histir,bilir misiniz?Eğer biliyorsanız bana da öğretin.Her nefes alışımda hissedeyim sevmeyi,her nefes verişimde hissedeyim sevilebilmeyi.Öğretin bana da hisleri görebilmeyi.Öğretin,öğretin ki bende hislerimi görerek hareket edeyim. Yoksa bu sefer gerçekten yolumda gidemeyeceğim... Şimdi geçmiş birisi karşıma yabancı olduğum,duymaya alışık bile olamadığım cümleleri ılık bir rüzgarın esintisi gibi bahşediyor ruhuma. Ve ben işte o an nefes alıyorum. "Ben zaten seninle bir tek içimden konuşabiliyorum,Ömür." diye çarpıyor nefesi duvarlarıma.Birkaç taş düşüyor yukarıdan aşağıya.Ve ilk hissedişim bu taşların yıkılışı oluyor. Hislerimi hissediyorum. "Dışımdan konuşsam," diyerek devam ediyor sancılı yıkımına. Titreyen gözbebeklerimi saklayamıyorum ela harelerinden. Ve artık hislerimi görebiliyorum. "bir daha," diyor; "bir daha susmam,susamam..." Korkuyorum,o taşların altında kalmaktan.Korkuyorum enkaz altından kurtulamamaktan. Cümle bitiyor,kelimeler yarım kalıyor, harfler olduğu gibi duruyor ve onun bana hissetmeyi öğrettiği nefesi başka cümleler için şimdilik kesiliyor.Beni bana bırakmıyor.Beni bana rağmen nefesinde yaşatıyor.Onun nefesinde yaşamak nefes almaktan daha güzel oluyor ve ben zamanı geldiğinde ona nefes olabilmek için nefes almaktan vazgeçeceğim. "Özgür," diyeceğim sonra.Gözlerine kilitlediğim gözlerimle elalarını seveceğim. "Sana nefes olabilmek için," diyerek ellerini tutacağım ve sımsıkı sarıldıktan saniyeler sonra kulağına doğru fısıldayacağım. "nefes almaktan vazgeçeceğim." Öğrendim artık diyeceğim kendime,öğrendim. Ben artık yolumda gidiyorum.Ben artık onun yanından gidiyorum. Adı Özgür'dü.Ama ruhu yıllardır tutsak olan bir mahkûm. Adım Ömür'dü.Ama ona yetemeyecek kadar kısa ve ölümlü. ---
Özgürlük Yolu
Emre Burucuoğlu
Gözlerini açtığında nerede olduğunun farkında değildi ancak her şeyi sil baştan başlatacak bir güne doğru yol alma hayaliyle uzun yıllardır yaşıyordu.İçinde bulunduğu çukurdan,bıkkın ruh halinden, tatsız ve hepsinden önemlisi köleleşmiş hayatından ; Tanrı Dağlarında hürriyetinin tadını çıkaran bir bozkurta dönüşeceği günün hayali içinde bir kor ateş gibi yanıyordu.
Özgürlüğün Farkındalığı
Semra
Kendi mizah yazımla , biz insanların çok muhteşem birer varlıklar olduğumuz gerçeğini görmezden gelip özgürlüğümüzü veya özgürlüğün ne demek olduğunu kavramamış birer varlıklar olup bu hayata gelme amaçlarımızın sadece bizlerle sınırlı olmadığını aslında bu Dünyada yaşayan her varlığın bu Dünya'yı özgür kılmanın belli bir sorumluluk sahibi olması gerçeğini göz ardı etmemek harekete geçmek için aslında içimizdeki özgürlük denen kavramı idrak etmemiz gerekiyor. Sizlere kendi hayat tecrübelerimden bahsederek asıl zenginlik denen şeyin ilk başlangıç yeri olan içimizdeki özgürlük kavramını sizlere soru yoluyla sorarak ve bazı açıklayacı cümleler yazarak içerikte kendinize az da olsa birer sorumluluk ışığı alacağınıza inanıyorum. İnanıyorum çünkü hayata gelme sebeplerimiz sadece kendimizi düşünen varlıklar olarak yaşayacağımız bir gezegen olmadığı yaşama sebebimizin aslında insanlarla kurulan sevgi yoluyla ve sorumluluk sahibi kişiler olup daha yaşanabilecek bir gezegen olacağını sizlere elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Çünkü bir insan benim için bir dünya değerinde bir şey. Her insan değerlidir. Ama bazen bu değer denen şeyin biz insanlara yanlış yansıtılması ile bizleri kırsada bizler hayattan dersler çıkararak yolumuza, sorumluluklarımıza dönerek devam etmeliyiz. Şimdiden bu yazıma eğer denk gelirsen benim için seninde bir dünya olduğun gerçeğini unutma.
Özgürlük bir kelebek
Eylül
Özgürlük uçan bi kelebek
Zincirli Özgürlük
İrem Merve Çakmak
Annesi onun yüzünden öldüğünü sanan daha 6 yaşındayken annesini kaybden bir gençinmi yoksa onun dünyasından daha betar bir dünyası olan kızmı ana karakter yoksan ölmüş kurbanlarmı?
ÖZGÜRLÜK YOLU
Ahmet karataş
Bir kızın haytından 2028 yılında evden kaçıp hayatına devam etmesini anlatıyor
Özgürlük için uç
Eboşş_venus123
Bir istanbullu, asker aşkı
Özgürlük Dansçısı
Şeyma Öz
Özgürlüğüm için kaçtığım evimden, kaçtığım geçmişimden, vazgeçtiğim ailemden sonra yeni bir ülkede , yeni bir hayatta ve temiz bir sayfada var olabilecek miyim? Bugüne kadar olan bütün kirli veya temiz izleri silip kendimi baştan yaratabilecek miyim? Vazgeçtiğim hayatıma değecek mi ? Bugüne kadar kendimi ait hissetmediğim dünyada, ruhumda kendime yer bulabilecek miyim? Ben verdiğim bütün savaşları kazanıp, hayallerimi ulaşıp, kendimin kahramanı olabilecek miyim?
ÖZGÜRLÜK ARAYIŞINDA
Ayser Erna
İlk görüşte aşka inanır mısınız? Evliliğini kurtarmak ve daha mutlu olmak için can parçası olan evladından vazgeçerek dünyayı kendine zindan eden anne ve diğer yandan anne ve baba şefkatine muhtaç olan çocuğun bu zorluklara karşı direnç göstermesi. Hayatını ve bu zorluklarla başa çıkmaya çalışırken. Hayatını değiştirecek olan Echer ile tanışıp bambaşka bir kişiye dönüşmesi...
Aşkın Özgürlüğü
Nalic alic
Elif ve Kerem, aileleri ve toplum tarafından belirlenen sınırlamalarla hayatları kısıtlanan iki gençtir. Elif, kitaplar ve müzik aracılığıyla sınırlamalarından kaçarken, Kerem sevmediği bir işte takılıp kaldı ve yapamayacağı şeyleri hayal ediyordu. Bir gün tesadüfen karşılaşırlar ve hemen birbirlerine çekilirler. Birlikte, hayallerini takip etmek ve onları geri tutan kısıtlamalardan kurtulmak için birbirlerine ilham verirler. Ancak, ailelerinin beklentileri ve toplumsal baskılara karşı mücadele etmek zorundadırlar. Bu, zorluklarla karşı karşıya kalındığında aşk, kararlılık ve azim hikayesidir
Özgürlüğün Çemberi
Barış Sarıer
1405 yılı. Dünyada birçok devlet ve imparatorluk yaşıyor. Bölgesinin en güçlü devletinden biri olan Frandonia'da Yakup adında orta doğudaki Türklerden gelen göçmen bir ailenin oğlu. Henüz birkaç sene önce militarist, terörizm faaliyetleri gösteren bir grup tarafından ele geçirilen Frandonia'da artık dışarı çıkmak bile neredeyse yasakdı. Öyle ki ihtiyaçlar dışında dışarı çıkmanın bile yasak olması düşünülüyordu. Ekonomi de de bariz bir düşüş belliydi. Savunma ve saldırı iyi olsada gerisi çöpden başka bir şey olmayan bir hükümetti. Askerlerin çoğu itaatkar olsada bir kesim devrim hareketleri düşüncesindeydi. İşte bu zorluklara rağmen Yakup, bakalım nasıl bir yol izleyecekti.
Özgürlük ve tutku
Sadece elif
Eftalya ve kara'ın kaderinde neler gelişiçek
Özgürlük Savaşçısı
Efe Dogan
Düşünün: Huzurlu bir şekilde uyanıyorsunuz.Banyonuza gidiyorsunuz.Tam elinizi yüzünüzü yıkarken bir patlama sesi geliyor.Ve camdan baktığında her yer dağılmış,bir bina yıkılmış,insanların acı çığlıkları kulaklarında yankılanıyor...
Özgürlüğümün Melodisi
Asu Dem
Hayallerin için ne yaptın diye sorarlardı bana. "Bugüne kadar ne yaptın onlar için?" Onlara verdiğim cevaplardan sonra çoğu zaman beni yargılar, çoğu zamansa gülüp dalga geçerlerdi bu soruyu soranlar. Halbuki etrafımı çevreleyip duvar ören kurallar, ensemde nefesini hissettiğim baskılardı verdiğim cevaplar. Onların bunu bilip bilmemesi de sorun değildi aslında. Hayallerim için her şeyi göze alacak olmamdı tek sorun başkalarının nazarında. Yaptığım planlar başarılı olacak ve istediğim akademiye kabul edilebilmek için tüm yazımı feda edeceğim. Ben Asu... Asu HARA. Benliğini, özgürlüğüyle birlikte kaybetmişlerdenim. Doğduğu evi seçemeyen, yaşayacaklarına önceden karar veremeyen yedi milyar insandan sadece bir tanesiyim. Ayrıca birlikte ilerleyeceğiğimiz bu yolda karşımıza ne çıkacağına dair en ufak bir fikre de sahip değilim. Belki başka bir evrende başka bir Asu olsaydım her şeyi bilebilirdim. Ama dediğim gibi ben yaknızca Asu HARA'yım. Özgürlüğünün melodisiyle uzak diyarlarda dolaşan hayalperestlerden biriyim.
Özgürlüğün İzleri 🕊️
Helin
Kitap sürükleyici ve kalbe dokunur bir kitaptır
Yanlız özgürlük ve Esaret
Hatice Beyza
İşinden başarılı bir polis memuru olan aslı bir gün baktığı davada kamera kayıtlarında kendisini görür o andan sonra işler içinden çıkılmaz bir hal alır
Özgürlük isteyen kız
Batuhan
bu hikaye Zeynep ile Ali Berk'in aşkını anlatan bir hikayedir Zeynep'in ailesi katı biriyken Ali Berk ise daha özgür çapkın ve ateisttir bu kitapta ikili'nin aşkını göreceğimiz bir kitap olacaktır.
Başarmak özgürlüğe uçmaktır
Emre
Kazanmanın başarmanın ne demek olduğunu ondan öğrendim

BİR KADININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ
Ömür
15 ve 18 yüzyıl arasında Fransa İsviçrenin bağlandı valais bölgesinde bilim kadınların cadı diye yakıldı kurt adamlara inanılan bu korkunç dönemi kendi evrenime göre kurguladım
İki Yabancının Şarkısı
Nisanur Küçükkapdan
Yaşama arzusunu tamamen yitiren ve gelecekten hiçbir beklentisi olmayan bir genç kız yeniden hayata tutunabilir mi? Karşısına gülümsemesiyle tüm yaraları sarabilecek biri çıkarsa, belki. Bu, aşka esir olan bedenlerin değil; aşkla özgürleşen ruhların hikayesidir.
Açık Prangalar
Aususdh
Yağan karın altında gözlerim kapalı dönerken bir kahkaha dudaklarımdan kaçtı. Şu an mutluydum. Hep bu anda kalamaz mıydım? Kapalı gözlerime tezat dudaklarım aralandı. "Bir gün özgürlüğüme kavuşacağım ve Pars Gümüşay'dan sonsuza kadar kurtulacağım!" sesim ne kadar yüksek çıktı bilmiyorum fakat arkamdaki adam duymuştu bunu biliyordum. Bilmediğim ise; ben kahkaha atarken beni tebessümle izleyen adam ve onun söylediği kelimelerdi. "Seni ne olursa olsun asla bırakmam Bal bebeğim..."
Kayıp Yıldız
Şevval
"Tanrım, lütfen ait olduğum bir yer olsun!" Bir anda kendini annesinin ona anlattığı efsanedeki Dokuz Dallı Ağacın önünde tanrıya yalvarırken bulmuştu. İstismar edilen yaşamında artık ipleri eline almak ve özgür olmak için evden kaçtığı bu yolculuğun tüm rotası, düşmüş bir meleği kurtarmasıyla değişecekti. Bu onun kaderi miydi? Yoksa kendisini başlangıcına getirecek bir tuzak mıydı?
ZERO: Buz ve Su sıfırda buluşur.
Mürvet Hafsanur TOK
Bir varmış bir yokmuş zamanın birinde âdemoğulları, havva kızları, devler, cüceler, periler bir arada huzur içerisinde yaşarlarmış. Birbirlerinden korkmaz ve gizlenmezlermiş. Lakin bu huzur dolu günler bir gün geride kalmış. Çünkü âdemoğullarından ve havva kızlarından bazıları büyüyü lanetli sayar olmuş. "Büyü taşıyan her ne varsa şeytan marifetidir." demişler. Kendilerinden olmayanları , onlara katılmayanları, kendilerine benzemeyenleri topraklarından sürmüşler, aşağılamışlar, katletmişler. Bu kıyımlar, ayrışmalar başlamadan çok önce bir peri kızı ve değirmenci arasında akıl almaz bir anlaşma imzalanmış. Birkaç damla kanla mühürlenmiş bir anlaşma...
MAHKÛMİYET
Hacer Özen
"Benden korkuyor musun?" Nefesi yüzüme vuruyordu, fazlasıyla yakındık ve bundan hiç rahatsız olmuyordum. Gözleri gözlerimde değil yüzümün diğer kısımlarında dolanıyor, arada ise vücuduma kayıyordu. Yakınlığının ve bakışlarının etkisinde olduğumdan dolayı sorusunu algılayıp cevap vermem gecikmişti ancak bunu sorun etmişe benzemiyordu. "Korkmam gerekiyor mu?" diye sorarak açık uçlu bir cevap verdiğimde dudaklarının kıvrıldığına şahit oldum. Çenemi tutan elini yanağıma doğru taşıdı. Elinin tersi ile yanağımı okşamaya başladığında gözlerimi kapatmayı istemiştim. "Hiçbir zaman," diye fısıldadı. "Çıplak ellerimle tenine dokunamayacak olmak öyle canımı yakıyor ki..." Yutkundu. "Ellerimde yüzlerce insanın kanı var ve bunun sebebi; ülkenin adaletsizliğe mahkûm oluşu." Kolunu yavaşça, acele etmeden belime sardı. Eli bel çukuruma yerleştiğinde başını hafifçe kaldırıp burnunu saçlarıma değdirdi. Derin bir nefes aldığında gözlerimi kapattım. "Ülkem için, adalet için yaptığım hiçbir şeyden ne pişman oldum ne utandım. Ancak bu kanlı, kirli ellerimle tenine dokunamayacak olmak içimde bir pişmanlık uyandırıyor. Aynı zamanda o kadar çok dokunmak istiyor olmak fazlasıyla utandırıyor, buna hakkım yok çünkü. Karanlık ruhumun temiz ruhunu yok etme ihtimalinden, kanlı ellerimle tenini kirletme ihtimalinden daha çok korktuğum bir şey yok. Sana olan mahkûmiyetim, hiçbir mahkûmiyet gibi değil. Bu mahkûmiyet; boyun eğeceğim tek ve asla son bulmayacak ebedî bir mahkûmiyet, sevgilim." --- HİKÂYENİN İÇİNDE GEÇEN OLAYLAR, HİKÂYENİN GEÇTİĞİ ZAMAN, GEÇTİĞİ MEKANLAR, KİŞİLER TAMAMEN KURGUDAN İBARETTİR.
Toplum için
Soykan
Yoksa o mağaradan hiç çıkmamalı mıydık?
KARANBOLİNA:BEDENLERDE ARANAN ÖZGÜRLÜK-1
X
"Sana şan ve şöhreti vaat etmiyorum, bugüne kadar hiç bir krallığın diz çöktüremediği ölüm büyücülerini kölen olarak vaat ediyorum. Adın nesiller boyu doğacak çocuklara konulacak, sana asırlar geçse dahi kahram olarak bakılacak... Tek yapman gereken kızını bana kurban vermen hepsi bu hepsi Bu! "
Ben Özgürüm
Melisa Seydim
Kendime çevirdim pusulamın yönünü. Bugün emekliyorum ama belki yarın yürüyecek, kim bilir belki sonra koşacağım. Sınırlarımın ötesini keşfedecek, yeni limanlar bulacağım. Bugün zihnime esirsem bile bir gün mutlaka özgür olacağım.
Kuş Uçuşu
İsimsiz_yazar
Ormanın en derin köşelerinde, güç ve özgürlüğün dansı devam ediyor… Tahtını korumak için savaşan bir aslan ile özgürlüğe uçan bir kuşun hikayesi bu. Güçlü, yenilmez görünen aslan her adımında yalnızlığını ve kendi içindeki savaşı hissederken, ormanın kuralları onu sınamaya devam ediyor. Avcı mı olacak yoksa kendi içindeki huzura kavuşabilecek mi? Gücün bedelini ödemeye hazır mı? Kuş uçuşunun çağrısı ona başka bir yol sunar; kuralların ötesinde, özgürlüğün ve doğanın kabul ettiği bir yol. İktidar, korku ve yalnızlık arasında sıkışmış bu aslan, gücü kadar kalbine de yenik düşebilir mi? Bu sürükleyici hikaye, güç arayışının, içsel çelişkilerin ve doğayla kurulan derin bağın izini sürüyor. Aslanın zorlu yolculuğu, bir kral olmanın sadece yetenek değil, içsel bir irade ve direnç meselesi olduğunu anlatıyor. Her adımda, her savaşta, aslanın kendi doğasına olan bağlılığı sınanıyor.
Aradığınız kişiye ulaşılamıyor
Halime dofan
Küçükten beri özgür bir ruha sahip olup, atlara aşık olan bir kadın ve bu kadına özgür ruhunu teslim edip aşık olan bir adamın romantik aşk hikâyesi Bu hikaye diğer şımarık ergen aşık kitapları gibi değil aksine gerçek aşkı temsil eden bir kitap Bu kitabı okuduktan sonra yalnız kalırsanız ben suçlu değilim çünkü bu kitapda gerçek aşkı güveni ve fedakarlığı gözlerinizle görüp, kalbinizle hissedeceksiniz Aşk;3 harften oluşan bu kelime insanların kalbine ekilmiş nurdan bir tohum gibidir. Allah bizim kalbimize aşk tohumu ekti bizim kalbimize hayat vermek için Aşk belki hiç anlatılamaz yada anlanılamaz çünkü aşk terimi olmayan bir kelimedir Fakat aşkı yaşadığınız da aşkı bazı durumlara benzetiriz mesela Cenneti görüp cehenneme sürgün edilmek gibi İnsanları genç yaşta öldüren bir katil Gibi Daha bir çok şey Bu kitabı okuduktan sonra yalnız kalırsanız ben suçlu değilim çünkü bu kitapda gerçek aşkı güveni ve fedakarlığı gözlerinizle görüp, kalbinizle hissedeceksiniz🖤🖤
HAYALLERİN ARASINDA
gülsüm
Kasabanın sessiz kafesinde göz göze geldik. Kalbimin hızlandığını inkar edemedim ama yazmaya devam ettim. Bazı hisler, sessizliğin içinde daha çok bağırır... #Aşk #Dram #Romantik #Günlük

Gözleri Bağlı Kadınlar
Öykü Kayapunar
Kadınların aşağılandığı, görme hakkının bile ellerinden alındığı karanlık bir ülkede, genç bir kız olan Terysa, küçük yaşta gözleri siyah bir bezle kapatılarak özgürlüğünden mahrum bırakılır. Yıllar sonra, artık sessiz kalamayacak kadar büyümüş ve bilinçlenmiştir. Ülkenin acımasız kralına karşı sesini yükselten Terysa, baskılara rağmen geri adım atmaz. Zindana atılan kadınlarla birlikte direnişi büyütür ve halkın uyanışına öncülük eder. Cesareti, fedakârlığı ve inancı sayesinde bu topraklarda ilk kez bir kadının sesi yankılanır. Mücadele, sadece bir göz bandını değil; yüzyıllık bir suskunluğu da kaldıracaktır.
SEANS:15
Sevgili T
Beşinci salon, on beşinci seansta hapsolduğu on iki, sonlarını belirleyecek olan Vazir ile on üç kişilerdi. Yaralar açıldı, hepsi birbirinin yarasına tuz gibi bastı geçmişi. Şüphesiz geçmiş, tuzdan daha çok yakardı. Herkesin çektiği acı kendisine en büyük acıydı. Hepsi en çekilmez ve en ağır cezayı kendisinin çektiğini düşünürken içlerinden ikisi asıl cezayı çekiyordu. Efruz Avcıbay ve onun ismi gibi yakıp kavurduğu Barlas Karova. İsimler kaderi mi yazardı yoksa isimlerin sahipleri kaderi mi yaratırdı? Sahi, isimleri ilk kullananlar mı yazmıştı diğer insanların kaderini? *** 18/06/2020 Bu hikayedeki kurum ve kuruluşlar başlı başınca bir kurgudan oluşmaktadır!! 13/05/2023 - #Özgürlük 14
Yara'nın İdamı
Bir garip yazarınız
Ayaklarıma değen ıslaklığın kan olduğunu bilerek merdivenlerden çıkmaya başladım. Beni çağıran ablam olmasaydı kan sadece elim ve ayaklarımda değil her yerimde olucaktı.
SANCAK
Atovic
1850'li yılların sisli dağlarında, Bosna'nın sarp kayalıkları arasında özgürlüğüne ve vatanına bağlı insanlar yaşıyordu. Sınır boylarında yükselen isyanlar ve Balkanlar'ı sarsan çatışmalar, Bosnalıların kaderini belirleyecek günleri beraberinde getirmişti. Dağ köylerinden çıkan genç Boşnaklar, ailelerini, topraklarını ve asırlardır yaşadıkları yurtlarını korumak için silaha sarıldı. Kimi zaman karla kaplı zirvelerde, kimi zaman derin vadilerde nöbet tuttular. Karşılarında yalnızca silahlı düşmanlar değil, aynı zamanda zorlu doğa şartları da vardı. Boyu posuyla dikkat çeken, cesaretiyle ün salan Bosnalı savaşçılar; disiplinleri, dayanıklılıkları ve sarsılmaz iradeleriyle tanınıyordu. Onlar için mücadele yalnızca bir savaş değil, aynı zamanda namuslarını, ailelerini ve kimliklerini koruma meselesiydi. Bosna dağlarında yankılanan tek bir söz vardı: "Topraklarımızı terk etmeyiz; dağlar kadar dik, nehirler kadar kararlı dururuz." Ato bu direnişin sivrilen gençlerinden biri olmuştu
Yanlış Kader
Büşra
Geçmişimi bir toprağın altına gömerken o günler de bıraktığım herkesten koşarak uzaklaşmıştım. Giderken büyük bir bomba patlatmış ve hepsinin benden nefret etmesine neden olmuştum. Ben, beni seven kim varsa onların içlerine benim için öfke tohumları ekmiştim. Benden nefret etmelerine neden olduktan sonra da arkama bile bakmadan hepsini terk etmiştim. Yıllar geçmişti ve şimdi geri dönüyordum. Kalplerine nefret tohumu ektiğim insanların karşısında duracaktım ve bundan bir saniye bile nefret etmeyecektim çünkü ben bunu hak etmiştim. Onlara yalan söyleyip, kendimden nefret ettirdiğimde geri döneceğimi asla bilmiyordum. Bunu planlamamıştım, hayat söylediğim yalanın cezasını çekmem için beni tekrardan buraya göndermişti. Kaçtığım yere, koşarak geri dönüyordum. Vuslat Mahallesinden bir sonbahar akşamı kaçmıştım ve yine bir sonbahar gecesi geri dönüyordum. Karşılaşacağım her şeyi önceden biliyordum. Bütün mahalleli benden nefret ediyordu çünkü onların sevdiği insanların kalbini kırmıştım. Çünkü ben onları, ailem dediğim insanları paramparça etmiştim. Geri döndüğümde neler yaşardım, hayat bana ne getirirdi bilmiyorum ama Vuslat mahallesine adım attığım andan itibaren savaşmam gerektiğini biliyordum. Beni orada istemeyecekleri ama ben orada kalacaktım. Hatamın bedelini ödeyecektim ve bana bunu kalbini ilk paramparça ettiğim insan ödetecekti. Hatamın acısını herkesten daha çok kırdığım kardeşlerim ödetecekti. Geri dönüyordum ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Her şey eskisi gibi olabilir miydi yoksa her şey daha da mı karışacaktı bilmiyordum ama savaşırken sadece onlarla değil kendimle de savaşacaktım. Savaş başladı, yere ilk ben düştüm. Savaş devam etti, ayağa kalktım. Savaşın sonu gelecekti, kim kaybedecekti, işte asıl mesele buydu.
Ölü Düşler
Herbirinizokur
Demir dedikleri adam,tam karşımda bütün göz akıcılığı ile duruyordu... Ben incelemeye doyamazken konuştu, "Yeni evine ve hayatına hoşgeldin Duru Saraca." Hiç beklemediği bir haraket yapıp üstüne doğru yürüdüm, "Demir dedikleri adam sen olmalısın, ayrıca açık konuşmak gerekirse ben hiç hoşbulmadım." İyi okumalarr💗

