Abigal ilerledi, en son durakta diğerlerini gördü. Bekleyen birkaç kişi. Yutkundu. Sirkte o olaydan sonra gerçek hallerini bir şekilde görmüşlerdi, birbirlerinin başarılarını öğrenmişlerdi. En sonunda yanlarına gelip ayakta dikildi. Bir adam oturuyordu, Grant. Diğerleri ayakta bekliyordu, Riley ve Suzy. Hepsi yabancıymış gibiydi, o aptalca bedenleri yerine normal insan bedenlerine sahiplerdi. En sonunda Riley derin iç çekip cesaretle konuştu. "Çok... tuhaf görünüyorsunuz..." dedi.
Zoey ona döndü, kendisi sirkte de duygusal bir kızdı. Şuan da aynıydı, gözleri doldu. Riley şaşkınca baktı. "H-hey! Öyle demek istemedim, güzels-" cümlesi yarıda kaldı Zoey'in ona sarılması ile. Sirkte ikisi çok yakındı, hatta biraz fazla yakın. Birbirlerini özlemişlerdi. Riley en sonunda kollarını ona sardı. Abigal derin nefes aldı, arkasına dönüp Grant'a baktı. Grant hafif gülümsedi.
Abigal hafif gülümsedi. "Deli olmadığını biliyordum." Dedi. Grant iç çekti. " Merak etme, hâlâ ışık görünce delirmiyorum." Dedi. O sırada arkadan bir ses geldi. Hafif nefes sesi, bir kadın koşarak geliyordu. Suzy. Herkesin gözleri parladı mutlulukla. Suzy hemen gelip Abigal'a sıkıca sarıldı.
"Millet!! Inanmıyorum, sizi çok özldim..." diye mırıldandı Suzy. Riley ona döndü, kolu Zoey'in omzundaydı. "Sirkte gösterilen insan halinden daha güzelsin, Ragat-" duraksadı. Sonra devam etti. "Suzy." Dedi en son.
Abigal etrafa baktı hafif, birini bekliyordu ama o gelmeyecek gibiydi. Hatta hiç bu dünyaya dönememiş olabilirdi. O olay yüzünden ona ne oldu, bilmiyorlardı. En son Abigal'in içindeki o biraz kalan umut yavaşça söndü. Omuzları çöktü.
Grant fark etmiş gibi ona döndü. Herkes burdaydı, tek kişi hariç. O olay'ın kurbanı.
En sonunda Zoey sakinleşip lafa girdi. "Biz neden bu duraktayız... ve bu durak nereye gidiyor?" Dedi. Grant kafa salladı. "Burda olmamızın sebebi birbirimizi bulma umudu. Ama bu durak nereye gidiyor, bilmiyorum. Kartta ve o lanet seste firmanın adı vardı."
Riley iç çekti. Telefonuna bakıyordu. Sonra diğerlerine döndü. "Bir numarası yokmuş, sadece son durağı bir firmanın eski binası. Abel ve Caine firması." Dedi. Suzy, Abigal'a döndü. "Sen daha önceden terk edilmiş yerlere girmiyor muydun?" Dedi merakla.
"Aslında... bence herşeyi geride bırakmalıyız, Huh. Ne dersiniz," Dedi Grant lafa girip. "Belki sadece insan olarak devam etmeliyiz, hayatımız, dostlarımız."
Zoey kafa salladı. "Aslında olur." Diye mırıldandı kendi kendine. Sonra Riley ile Soey sohbet etmeye başladı hafif. Grant ile Suzy de sohbete dalınca Abigal sessizlikte kaldı. Elleri çantasını kavramış, ağaçların rüzgar ile oynamasını izliyordu. Birkaç adım sesi duyudlu ama önemsizdi. Tanımıyordu. Ama o adam gelip durağın demirlerine yaslandı. Kakülleri gözlerinin önüne düşüyordu. Ellerini cebine koydu. Abigal'ın gözleri ona döndü ama şokla açıldı. Sirkteki Jax, yanii Leeroy burdaydı. Leeroy'un gözleri ona kaydı. Diğerleri de şokla baktı. Sessizlik oldu.
Riley sessizliği bozdu. "JAX! Yani... Leeroy, sen... hayatta mıydın...?" Dedi. Leeroy kafa salladı. "Biraz uzun zaman oldu, değil mi... millet..." diye mırıldandı. Gözleri Abigal'ın üzerinde kalmıştı. Abigal ise hâlâ inanmaz gözlerle izliyordu, gözleri hafif doldu. O olaydan sonra onun buraya kadar gelebildiğine inanmıyordu.
Sonrasında otobüs geldi. Grant kalkıp Leeroy'u yanına çekti babacan tavırla. Suzy, Abigal'ı çekti. "Hadi gidelim, otobüs merkezden geçiyormuş. Orda oturup sohbet ederiz, hen... Leeroy'un durumunu merak ediyorum..." diye mırıldandı. Hepsi bindi, Leeroy, Abigal'in yanına oturdu. Abigal ise ona hâlâ şaşkınca bakıyordu, Leeeoy bakışları umursamazdan gelip önüne baktı. Abigal hafid boğazını temizledi. "Ja- Leeroy..." diye mırıldandı. Leeroy, yan gözle baktı. Sirkte olan o alaycı sırıtış ve alaycı bakış yoktu.
Abigal boğazını temizledi. Cesaretle konuştu. "Ben... seni çok özledim. O olaydan sonra." Dedi. Leeroy'un bakışlarını görünce devam etti. "Seni... yine aramızda görmek, güzel." Dedi.
Leeriy ona tamamen döndü, sonra ilk kez nazikçe gülümsedi. "Teşekkür ederim, Abigal." Diyince Abigal şaşkınca durdu. Sonra gülümsedi. Ama Leeroy'un o cümlesi Abigal'ın gülümsemesini yıktı.
"Ama olmayan arkadaşlığımızı bitirelim."
...
