3. BÖLÜM: GÖZ HİZASI
Saat sabahın 5'iydi. Çok yorulmuştum. Bugün bayağı yoğun bir gün olmuştu. Doktor odasında kanepeye uzanmış gözlerimi dinlendiriyordum ki kapı açıldı ve içeri Leyla girdi.
"Kardelen? İyi misin?"
"Hm? İyiyim iyiyim. Bugün sanki ekstra bir yoğun olmuş hastane."
"Aynen ya. Yorgunluktan ölmek üzereyim," dedi ve başını oturduğu sandalyeden arkaya attı.
"Allah kahretsin, askeri unuttum."
"Ne askeri?"
"Asil Ata Bey vardı ya, ona kontrole gidecektim," diyip ayaklandım.
"Dur, dur. Aylin hemşire halletti onu."
"Nasıl yani?"
"Yarım saat önce falan dayanamadı gitti. Serumunu, yarasını kontrol için."
"İyi bari."
"Sana bir şey diyeyim mi? Bence Aylin hemşire bu askerden bayağı bir hoşlanıyor. Zaten bu onu ilk görüşü de değil."
"Harbi mi?"
"Harbi ya. Bir ara biz aralarında bir şey olduğunu düşünmüştük ama yanılmışız. Asil Ata Beyin bakışları çok sert. Ondan anladık. Ama Aylin ona öyle bakıyor ki ağzının içine düşecek.
Yapma ya. Aylin’e bak sen. Demek kafayı askere taktı he? Aman bana ne ki? Ne yaparsa yapsın. İsterlerse evlensinler. Umrumda değil. Neyse hadi acile inelim.Yılmaz hoca gelir neredeyse."
Leyla ile birlikte acile inmek için doktor odasından çıktık. Tam koridorda ilerlerken, bizim yaralı askerin, Yüzbaşı Asil Ata’nın odasının kapısının açık olduğunu gördüm. İçgüdüsel bir merakla içeriye göz attım ama yatak boştu. İçeride kimse yoktu.
"Yaralı haliyle nereye gitmiş ki bu?" diye mırıldandım kendi kendime. "İş açacak şimdi başıma. Kaçmış olmasın bu?"
Kapıya doğru ilerlerken birden önüme çıktı. Tam düşecekken dengemi korudum.
"Dalga mı geçiyorsun ya sen?"
"Noldu ki doktor? Yoksa beni göremeyince korktun mu? Sen de haklısın tabii, senin de aklını başından aldım değil mi?"
"Ne diyorsun ya sen? Kendine gel. İşim olmaz seninle. Kapıyı açık görünce bir sorun oldu sandım. Kaçtığını falan. Anlarsın ya." Dedim sertçe.
"Elimi yıkıyordum. Korkma. Kaçmam."
"Korktuğum falan yok. O dikişler patlarsa Doruk hoca hesabını bana sorar. Ona göre. Yani sen öyle kendini hiç göklerde sanma. Ayrıca arkadaşın nerede senin?"
"İşi çıktı. Gitti o. Bakıyorum da senli benli konuşmaya başlamışız. Hızlısın doktor."dedi göz kırparak.
İşaret parmağımı ona doğru tutarak "Bana bak, benim sabrımı zorlama yaralı falan demem gebertirim seni. Zaten seni görünce sinirim tepeme çıkıyor, o yüzden şansını fazla zorlama." Dedim kaşlarımı çatarak. Onun da bakışlarının sertleştiğini ve kaşlarının çatıldığını gördüm ama umrumda değildi. Benim de sabrımın bir sınırı vardı.
Yanından ayrılıyordum ki "Noldu ya sana böyle? Neye sinirlendin de böyle celalleniyorsun? Hayır niye benden çıkarıyorsun sinirini?" Dedi.
Ona dönmeden gözlerimi kapattım ve sinirden güldüm. Bakışlarımı ona çevirip "Sebebini öğrenmek istersen aynaya bak. Saçma sapan sataşıyorsun sonra niye celalleniyorsun oluyor?" Dedim. Parmağımla göğsüne vurarak "Bir daha benimle uğraşırsa, sonuçlarına katlanırsın Yüzbaşı Asil Ata Karahan. Ben senin arkadaşın değilim." Dedim.
"Çok meraklıydım zaten sana."
Onun bu dediğini duymazdan gelerek hızla odadan dışarı çıktım. Bu kendini beğenmişle işim vardı. Böyle egoluları görünce deliye dönüyordum. Koskoca yüzbaşı olmuş hala çocukluk yapıyor.
Yolda Üsteğmen Serkan ile karşılaştım ve hafif çarpacak gibi oldum.
"Afedersiniz, dalmışım."
"Sorun değil. Neyiniz var?"
"Yok bir şey. Sadece komutanınıza söyleyin iyice dinlensin ve çabuk iyileşip gitsin artık."
"Söylerim. Kardelen hanım? Şey. Şu sizli bizli konuşmayı bıraksak mı artık? Resmiyete gerek yok. Zaten aramızda çok yaş farkı da yok. Yani tabii siz nasıl isterseniz."
"Olur. Fark etmez bana. Benim gitmem gerek. Acilde işim var. Görüşürüz." Diyip acile doğru yürüdüm.
~•~•~•~•~•~•~•~•~••~•~•~•~••~•
Bölüm sonuuu biraz kısa oldu ama yeni bölüm bugun gelir zatennn🤍

