Deniz aldığı cezadan sonra gururunun incindiğini hissetti, aynı zamanda buna karşı hiçbir çözüm üretememesine de ayrıca sinirliydi. Bugüne kadar ona yapılan her hakaret ve kötülüğe karşılık verirdi, fakat bu sefer farklı bir şey olmuş ve içine kapanmıştı sanki. Cevap vermemek ve Deniz, asla denk değildi:/1 saatin sonunda cezası bitmişti, fakat Deniz de bitmişti. O kadar yorulmuştu ki anlatılacak gibi değildi. Üstelik bu beklemenin ayakta, 1 saat ve gurur kırıcı olması onu bir hayli yormuş ve incitmişti. Her neyse olacağı varmış diyerekten acıktığını fark ederek kantinin yolunu tuttu. Kantin en alt kattaydı, oraya inmek bir hayli yorucu olacaktı. Üstelik Deniz'in sınıfı en üst kattaydı.Açta kalamam diyerek inmeye başladı, okul 5 katlıydı inmek çok yorucu olsa da açlıktan ölemezdi. Tam kantine varmıştı ki önünü gene o sarışın çocuk Teo kesti. Deniz sinirlenip"Gene ne var İngiliz atı" dedi bir anlık sinirle. Teo'nun yüzü kahkahaya büründü bu iyiymiş deniz kızı diyerek ekledi. Deniz sinirle yanından geçecekti ki sendeledi, Teo her zamanki gibi alaycı tavrını sergiledi, fakat bu yaşanan normal değildi. Aman boş ver diyerek yoluna devam etti Deniz fakat ikinci kez sendelediğinde bunun normal olmadığını düşündü. Teoman bu kez daha ciddiydi, her ne kadar ondan beklenmeyecek türde bir davranış olsa da "İyi misin?" diye sordu. Deniz iyiyim hem sen işine baksana beni tuttun aç kaldım burada dedi fakat daha Teoman'ın yanından ayrılamadan bir baş dönmesi yaşayarak sendeledi ve Teo'nun kollarına yığıldı. Teoman hemen Deniz'i belinden yakalayarak kucakladı. İlk defa biri için endişelendiğini ve suçluluk duyduğunu hissetti. Bu duyguları erteleyerek Deniz'i revire götürüp yatırdı. Deniz yaklaşık 1 saat ayılmadı, en sonunda Teoman merak içinde yanına gitmeye yeltendi ki Sıla onu yine durdurup "aşkım gene nereye?" diye ekledi. Teoman anlamsızca "seninle uğraşamayacağım Sıla" diyerek geçiştirdi. Sıla onu kaybetmek istemediğinden sessiz kaldı ancak bu işte bir iş var kesin diye aklından geçirdi.Teoman revire ulaştığında Deniz hala baygındı oradaki hemşireler, yoğun yorgunluk ve açlığa maruz kaldığı için ağır bir baygınlık geçirdiğini söylediler. Teoman kafa sallayarak onayladı. Ardından Deniz'e uzun uzun baktı, resmen gözlerinin içi parlıyordu. Sonra bir anlığına Teo'nun eli Deniz'in yanağına gitti, fakat Teo "ne yapıyorum ben, ondan nefret ettiğimi ve benim için sadece alay konusu olduğunu unuttum herhalde" diyerek saçmaladığını düşündü. Ardından Deniz ayılmaya başladı ve gözlerini açtı. Karşısında Teoman'ı görüp şaşırdı. Biraz susup bekledikten sonra sordu "neden yanımda bekledin? Senin için sadece bir alay kaynağıyım sonuçta" dedi şaşkınlık ve kızgınlık arasında. Teoman "başında falan beklemedim, sonuçta benim için alay konusu olan herhangi birisin..." dedi. Deniz bunu zaten biliyor olmasına rağmen buna fena kırılmıştı, o da Teoman gibi duygularına anlam veremiyordu. "ben sana çok meraklıydım zaten!" diyerek geçiştirdi ama bu söz sanki onda derin bir yara açmıştı...
Bölüm 3
"HERHANGİ BİRİ..."
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.