İçeriğe geç

~KADERİN OYUNU~

Bölüm 14 · 2 dk okuma

~KADERİN OYUNU~

Bölüm 14

SEN VE BEN

Teoman, Evren’e haddini bildirdikten sonra villanın arka verandasından ayrıldı. Adımları sakin, duruşu dikti ama içindeki fırtına henüz tamamen dinmiş değildi. Attığı her adımda Evren’in Deniz’e bakarken takındığı o hadsiz tavır gözünün önüne geliyor, yumrukları kendiliğinden sıkılıyordu.

Ancak üst kattaki odanın kapısına yaklaştıkça içindeki karanlık öfke, yerini tarifsiz bir heyecana bıraktı.

Deniz’in varlığı, ruhundaki en vahşi fırtınaları bile dindirebilecek yegane güçtü. Kapının önünde durdu, derin bir nefes alarak kapıyı hafifçe tıklatıp içeri girdi.Deniz, odadaki yatağın kenarına oturmuş, pencereden dışarıdaki ıssız ormanı izliyordu.

Teoman’ın içeri girdiğini belirten o hafif sesle başını çevirdi. Genç adamın kapıda beliren siluetini gördüğünde, yüzündeki o gergin ifade anında dağıldı, yerini sıcak bir tebessüme bıraktı.

"Geldin," dedi Deniz, sesi odanın sessizliğinde adeta bir fısıltı gibi yankılanmıştı. "Aşağıda her şey yolunda mı? Evren ile aranızda bir sorun çıkmadı, değil mi?""Her şey tamamen yolunda," dedi Teoman, ses tonunu özenle ayarlayarak. Az önce dışarıda bir adamı tehdit eden o buz gibi ses gitmiş, yerine Deniz’in duymaya alışkın olduğu yumuşak ton gelmişti.

Yavaş adımlarla yatağa doğru ilerledi. Deniz’in tam önünde, halının üzerinde tek dizinin üstüne çöktü. Bu hareket, aşkı karşısındaki en saf teslimiyetiydi. Deniz’in titreyen küçük ellerini kendi büyük, sıcak avuçlarının içine aldı.

"Sadece seninle baş başa kalmak istedim. Burası, senin yanın çok daha huzurlu."Deniz, Teoman’ın gözlerinin içine baktığında oradaki derinlik karşısında nefesinin kesildiğini hissetti. Teoman, ellerini hafifçe yukarı kaldırıp Deniz’in parmak boğumlarına küçük bir buse kondurdu.

"Deniz..." dedi, sesi hafifçe titreyerek. "Bu hayatta korumak, üzerine titremek istediğim tek şey sensin. Hayatıma girdiğin o ilk andan beri kalbimin ritmi de, dünyaya bakış açım da tamamen değişti. Eskiden sadece yaşamak için nefes alırdım, şimdiyse sadece senin yanındayken gerçekten yaşadığımı hissediyorum.

"Deniz nefesini tamamen tutmuş, onun dudaklarından dökülen her kelimeyi ruhuna kazıyordu. Gözleri hafifçe buğulanmıştı ama bu kez içindeki duygu korku değil, saf bir mutluluktu.Teoman, ceketinin iç cebinden zarif, şık, üzerinde sonsuzluk simgesi barındıran altın bir bileklik çıkardı.

Bilekliği Deniz’in narin bileğine incitmekten korkar gibi yavaşça taktı. Metalin soğukluğu Deniz’in tenine değerken Teoman konuşmasını sürdürdü:

"Bu küçük tatilde, her şeyden uzaktayken bunu sana sormak istedim. Artık sadece uzaktan sakındığım değerlim olarak kalmanı istemiyorum. Hayatımın her anında, herkesin gözü önünde elini gururla tutabileceğim sevgilim olur musun?

Benimle benim dünyamda yürümeye var mısın Deniz?"Deniz’in gözlerinden bir damla yaş yanağına doğru süzüldü. Teoman’ın dışarıya karşı ördüğü o sert duvarların arkasındaki bu saf sevgiyi görebilen tek şanslı insan kendisiydi. Hiç düşünmeden kollarını Teoman’ın boynuna sıkıca doladı.

"Varım," diye fısıldadı kulağına doğru, sesi mutluluktan titreyerek. "Hayatının her anında seninle olmaya, senin yanında yürümeye varım Teoman."Teoman, kollarının arasındaki kadını daha da sıkı sarıp kokusunu içine çekti. Artık dışarıdaki dünyanın ya da Evren'in hiçbir önemi kalmamıştı. Deniz artık resmen onundu... >

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.