Villanın salonundaki loş ışıklar, Evren’in yüzündeki o kibirli ve rahatsız edici bakışları gizlemeye yetmiyordu. Bu küçük tatil kaçamağı, Deniz için huzur dolu bir mola olması gerekirken, Evren’in varlığı yüzünden bir kabusa dönüşmek üzereydi.
Deniz, üzerindeki o ısrarlı bakışların ağırlığından rahatsız olarak hırkasına biraz daha sarındı ve gözlerini yere indirdi.Onun bu huzursuzluğunu salonda fark eden tek bir kişi vardı: Teoman.Teoman’ın çene kasları gerildi. Elindeki bardağı öyle bir sıktı ki, parmak boğumları bembeyaz kesildi.
Deniz onun kıymetlisiydi; bu dünyada incinmesine, hatta rahatsız edilmesine bile katlanamadığı tek varlıktı. Evren’in o saygısız bakışlarının bedeli ağır olacaktı. Ama Teoman, Deniz’i ürkütmemek için öfkesini ustaca maskeledi."Deniz," dedi Teoman, sesindeki tüm fırtınayı bastırıp sadece şefkati barındıran bir tonla. "Yol yorgunusun, istersen yukarı çıkıp biraz dinlen."Deniz, Teoman’ın gözlerindeki o gizli, karanlık parıltıyı fark etse de üstelemedi.
Derin bir nefes alarak başını salladı ve hızla merdivenlere yöneldi. O salondan çıkar çıkmaz, Teoman’ın yüzündeki o yumuşak ifade tamamen silindi, yerini buz gibi bir kararlılığa bıraktı.Teoman arkasını döndü, viskisinden sakin bir yudum alan Evren’e doğru yürüdü.
Evren hâlâ durumun ciddiyetinin farkında değildi, yüzünde sinir bozucu bir rahatlık vardı."Evren," dedi Teoman, ses tonu ürkütücü derecede düz ve sakindi. "Dışarı çıkalım, seninle bir şey konuşacağız."Evren, Teoman’ın bu mesafeli ama net tavrından şüphelenmedi. Hafifçe sırıttı, bardağını masaya bırakıp ayağa kalktı. "Konuşalım bakalım," diyerek önden yürüdü.Teoman, onu villanın arkasındaki, ormanlık alana bakan karanlık ve ıssız verandaya doğru yönlendirdi. Gecenin sessizliği, cırcır böceklerinin sesleriyle bölünüyor, villadan uzaklaştıkça ortam daha da tekinsiz bir hal alıyordu.
Gözlerden tamamen uzaklaştıkları an, Teoman adımlarını durdurdu. Arkasına bile bakmadan, fısıltı kadar kısık ama bıçak gibi keskin bir sesle konuştu:"Evren, bu hayatta herkesin bir sınırı vardır. Benim sınırımı az önce içeride, Deniz’e bakarken geçtin."Evren ne olduğunu anlayamadan, Teoman ani bir hareketle arkasına döndü ve adamın yakasını kavradığı gibi arkasındaki taş duvara sertçe çarptı. Evren’in sırtından acı dolu bir ses yükselirken, Teoman yüzünü onun yüzüne iyice yaklaştırdı. Gözlerinde sıfır acıma vardı."Deniz’e bir daha o gözlerle bakarsan," dedi Teoman, her kelimenin üzerine basa basa, nefesini Evren’in yüzüne üfleyerek.
"Sadece bu tatili değil, hayatının geri kalanını senin için bir cehenneme çeviririm. Anladın mı beni?"Evren korku ve nefessizlik içinde kalırken, Teoman onun yakasını tiksinir gibi bıraktı. Üstünü başını düzeltti, sanki az önce hiçbir şey olmamış gibi arkasını döndü ve villaya doğru yürümeye başladı. İçindeki öfke dinmişti, çünkü kıymetlisini korumuştu. Şimdi Deniz'in yanına, ait olduğu yere dönme zamanıydı.