İçeriğe geç

~BİR GÜNLÜK SONSUZLUK~

Bölüm 6 · 3 dk okuma

~BİR GÜNLÜK SONSUZLUK~

Bölüm 6

BÖLÜM 6~ BİRLİKTE GEÇEN GÜNLER

Kalbinin sesini dinlemeye karar verdiği geceden sonra Ege için bazı şeyler değişmişti.

Aslında dışarıdan bakınca hiçbir şey farklı değildi.

Aynı okul.

Aynı koridorlar.

Aynı dersler.

Ama artık Derin’le geçirdiği her an daha farklı hissettiriyordu.

Önceden sadece güzel bir gün gibi gelen şeyler artık uzun süre aklında kalıyordu.

Bir cümle.

Bir bakış.

Bir mesaj.

Hepsi.

—

Pazartesi sabahı Ege sınıfa girdiğinde Derin henüz gelmemişti.

Normalde bunu fark etmezdi.

Ama şimdi boş sıraya bakınca istemsizce bekledi.

Birkaç dakika sonra sınıfın kapısı açıldı.

Derin hızlı hızlı içeri girdi.

Saçları hafif dağılmıştı.

"Neredeyse geç kalıyordum."

Ege gülümsedi.

"İlk defa seni koşarken gördüm."

Derin çantasını bıraktı.

"Gülme ya."

Sonra oturdu ve çantasından küçük bir paket çıkardı.

"Bunu al."

Ege şaşırdı.

"Bu ne?"

Derin omuz silkti.

"Marketten aldım. İki tane vardı."

Pakette çikolata vardı.

Normal bir şeydi.

Ama Ege nedense gereğinden fazla mutlu oldu.

"Kendine almadın mı?"

"Aldım."

"Niye bana da aldın?"

Derin düşündü.

"Bilmem."

Sonra hafif gülerek ekledi:

"Canım istedi."

Ege hiçbir şey demedi.

Ama bütün gün o çikolatayı yemeye kıyamadı.

—

Günler geçtikçe beraber geçirdikleri zaman arttı.

Öğle aralarında birlikte oturuyorlar…

Ders çıkışı biraz daha yavaş yürüyorlar…

Mesajlaşmalar uzuyordu.

Bir gün Derin mesaj attı.

"Şu an ne yapıyorsun?"

Ege cevap verdi.

"Ödev."

"Hıh."

"Ne oldu?"

"Bir şey yok."

"Belli ki var."

Biraz bekledikten sonra Derin yazdı.

"Bugün okul çıkışı konuşamadık ya."

Ege birkaç saniye ekrana baktı.

Sonra gülümsedi.

"Yarın konuşuruz."

Derin hemen yazdı.

"Tamam."

Mesaj kısa sürmüştü.

Ama Ege’nin gece boyunca aklında kaldı.

—

Bir cuma günü okul çıkışında yağmur başladı.

Çok şiddetli değildi.

İnce ince yağıyordu.

Öğrenciler aceleyle dağılıyordu.

Ege okul kapısına geldiğinde Derin’i beklerken gördü.

"Gitmedin mi?"

Derin gökyüzüne baktı.

"Şemsiye almamışım."

Ege durdu.

Sonra çantasından küçük şemsiyesini çıkardı.

"Gel."

Derin güldü.

"İkimize küçük."

"Sığarız."

Birlikte yürümeye başladılar.

Omuzları bazen birbirine değiyordu.

İkisi de hiçbir şey söylemiyordu.

Ama sessizlik rahatsız etmiyordu.

Bir süre sonra Derin konuştu.

"Ege."

"Hm?"

"Biz ne zaman bu kadar yakın olduk?"

Ege yürümeyi yavaşlattı.

Bilmiyordu.

Belki şenlikte.

Belki ilk konuşmada.

Belki de fark etmeden.

Gülümsedi.

"Bilmiyorum."

Derin de hafif gülümsedi.

"Güzel oldu ama."

Ege cevap vermedi.

Çünkü korkuyordu.

Bir şey söylerse her şey değişecekmiş gibi hissediyordu.

—

O akşam yine mesajlaşıyorlardı.

Derin bir anda yazdı.

"Sana bir şey soracağım."

"Sor."

"Ben bazen fazla mı konuşuyorum?"

Ege hemen cevap verdi.

"Hayır."

"Rahatsız etmiyorum yani?"

Ege birkaç saniye ekrana baktı.

Sonra yazdı.

"Günün en güzel kısmı genelde seninle konuştuğum zaman oluyor."

Mesaj gönderildi.

Ege bir anda panikledi.

Çok mu belli etmişti?

Mesajı silmeyi düşündü.

Ama çok geçti.

Derin birkaç dakika cevap vermedi.

Sonra telefon titredi.

"Ben de öyle hissediyorum."

Ege uzun süre ekrana baktı.

Sonra telefonu kapattı.

Çünkü bazen bazı cümleler tekrar tekrar okunmak içindir.

—

Hafta sonu yaklaşırken okulda küçük bir grup ödevi verildi.

Öğretmen isimleri okudu.

Ege…

Derin…

Aynı grup.

Derin döndü.

"Demek kader."

Ege güldü.

"Kader mi?"

Derin omuz silkti.

"Belki."

İkisi de güldü.

Ama Ege o an bir şeyi fark etti.

Artık Derin’in yanında olmak istemesinin sebebi alışkanlık değildi.

Onunla geçirilen zaman daha hızlı akıyordu.

Ve bazen insan mutlu olduğunu tam mutlu olduğu o an değil…

O an geçtikten sonra anlardı.

Ege de anlamaya başlamıştı.

Bu sadece hoşlanmak değildi.

Ve ilk kez…

Bunun bir başlangıç olabileceğine gerçekten inandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.