— Mesafenin Öğrettikleri Bugün kızının doğum günüydü. Takvimdeki tarihi haftalardır zihninde taşıyordu. Sabah erkenden kalktı. Pastaneye gitmeden önce küçük bir hediye aldı: İnce bir bileklik. İçine minicik bir kalp figürü vardı. Satıcı, “Hediye paketi yapalım mı?” diye sorduğunda boğazı düğümlendi. “Evet,” diyebildi sadece. Kargoya verirken elleri titredi. Adres yazarken her harfi özenle yazdı. Sanki yanlış yazarsa kızına ulaşamayacakmış gibi. Akşam saatinde görüntülü arama geldi. Ekranda kızının yüzü belirdi. Biraz daha büyümüş, bakışları biraz daha derinleşmişti. Çocukluğu yavaş yavaş gençliğe karışıyordu. “Geldi hediyen,” dedi kızı. Bilekliği takmıştı. “Hiç çıkarmayacağım.” O an mesafe birkaç saniyeliğine yok oldu. “Keşke yanında olsaydım,” dedi anne, dürüstçe. Kızı başını hafifçe salladı. “Bazen yanımda olmadığın için kızıyorum. Ama sonra neden gittiğini hatırlıyorum.” Bu cümle hem yara hem merhem gibiydi. “Ben gitmek istemedim,” dedi anne. “Kalmak sizi incitiyordu.” Ekranın iki ucunda da sessizlik oldu. Ama bu sessizlik yabancı değildi artık. İçinde anlayış vardı. Gece konuşma bittikten sonra odasında yalnız kaldı. Hediyenin aynısını kendine de almıştı. Çekmeceden çıkarıp bileğine taktı. Aynı bileklik. Aynı bağ. Henüz kavuşamamışlardı. Mahkeme süreci hâlâ sürüyordu. Hayat hâlâ sabır istiyordu. Ama artık şunu biliyordu: Kızı büyürken onu anlamayı seçmişti. Ve bazen bir anne için en büyük mucize, çocuğunun kalbinde yanlış anlaşılmadan kalabilmektir. Zorunlu Veda devam ediyordu. Ama artık içinde sadece acı değil, olgunlaşan bir sevgi de vardı.
Bölüm 7
Bölüm 7
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.