İçeriğe geç

Zorunlu bağ

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Zorunlu bağ

Bölüm 2

B2 Zorunlu Başlangıç

Sabah alarmımla uyandım. Normalde de sabahları çok enerjik olmazdım ama bu sabah tamamen bitik durumdaydım.

Hazırlanıp aşağıya indim. Babam beni görünce çok gerildi. Yüzüme bakmamak için şekilden şekle girdi. Annem ise sanki ölüyor muşum gibi acıyarak baktı.

Eskiden sabahları enerjim yoksa annem bana kızardı. Şimdi ise sanki ben kurban ediliyormuşum gibi bakıyordu.

Kahvaltı masasına oturdum. Evde ilk defa bu kadar değişik bir gerginlik hissediyordum.

Biraz bir şeyler atıştırdım.

“Ben çıkıyorum,” dedim anneme.

“Seni Yaman alacak,” dedi babam.

Gözlerimi devirdim.

“Neden?”

Annem cevap verdi.

“Kızım biraz kaynaşın, tanışın diye.”

“Ben o uyuzla tanışmam,” dedim.

Tam o sırada telefonum titredi.

Baktım. Yaman yazmıştı.

“Kapıdayım.”

Çantamı alıp aşağı indim.

Yaman arabasında telefona bakıyordu. Ön kapıyı açtım, şaşırmıştı ama bir şey demedi.

Yol boyunca ikimiz de sustuk. Ben kulaklığımla şarkı dinledim, o arabayı sürdü.

Okula gelince sınıftaki kızlar hemen yanıma geldi.

“O kimdi? Sevgilin mi? Değilse bana ayarlasana kanka.”

Sanki yıllardır arkadaşız gibi davranıyorlardı.

Başımı sallayıp geçiştirmek için, “Sevgilim,” dedim.

O anda kulağımda bir ses duydum.

“Bu kadar kolay kabul edeceğini beklemiyordum.”

Yaman sırıtmıştı.

Kendimi açıklamaya çalıştım ama nafileydi.

Şükür ki zil çaldı ve sonunda ondan uzaklaşabileceğim yere, yani sınıfa girdim.

Öğretmen içeri girdi.

“Derse başlamadan önce yeni bir arkadaşımız var,” dedi.

Kapı açıldı.

Yaman pis bir sırıtışla içeri girdi.

Ne bekliyordum ki zaten… Akif’in onu farklı bir sınıfa koymasını mı?

Kendini tanıttı ve arka sırada benim yanıma oturdu.

Kızların fısıldaşmalarını duyuyordum. “Defne nasıl böyle bir çocuk bulmuş?”, “Bu çocuk Defne’ye nasıl bakmış acaba?”, “Ne zamandır çıkıyorlar?”, “Acaba neden bizim okula geldi?”

Herkesin gözü benim üstümdeydi ve bu çok rahatsız ediciydi. Yaman ise benim tam tersime çok rahattı. Yeni gelmiş birindense, dört yıldır burada olan birine daha çok benziyordu ve bu beni daha da rahatsız ediyordu.

Yanımda oturup gevşek gevşek şakalar yapıyor, öğretmenle konuşuyordu. Onun hareketleri yüzünden tüm sınıf bize daha çok bakıyordu.

Sonunda zil çaldı, çoğu kişi sınıftan çıktı. Ben de kafamı sıraya koyup uyumaya çalıştım.

O sırada Yaman, “Ne o, gece beni düşünmekten uyuyamadın mı?” dedi ve gülmeye başladı.

Bu çocuğun mizah seviyesi hiç mi yoktu?

Aslında gece gerçekten uyuyamamıştım ama onu düşünmekten değil, hayatımın nasıl mahvolduğunu düşünmekten uyuyamamıştım.

Gözlerimin dolduğunu hissettim ve Yaman’ın yanında ağlamamak için hemen bahçeye çıktım. Bir banka oturdum.

Bir anda hüngür hüngür ağlamaya başladım.

Ağlamak iyi geliyordu. Herkes bana bakıyordu ama onları umursayacak hâlim yoktu.

Kafamı gömmüş ağlarken yanıma biri oturdu. Kim diye baktım. Evet, tabii ki Yaman’dı. Bu çocuktan kaçış yokmuydu?

Çok sakin bir sesle, “Gelmeyince merak ettim,” dedi.

Sesi o kadar sakindi ki sinirimi bozdu ve patladım.

“Hayatımı mahvettin! Sen olmasaydın şu anda burada ağlıyor olmazdım!” dedim.

Bana baktı ve yine o sakin ses tonuyla konuştu:

“Benim de hayatım mahvoldu. Keşke senin de, benim de hayatımı mahvetmeseydim ama elimde değil. Ben de zorundayım.”

Biliyordum, o da istemiyordu. Ama gidip Akif’e ya da Leyla’ya bağıramazdım, değil mi?

O konuştuktan sonra hiçbir cevap vermeden sınıfa geri yürüdüm ve çıkış saatine kadar hiç konuşmadık.

Arabaya bindik. Sürmeye başladı. Bir iki dakika boyunca öylece sessiz kaldık.

Sonra ben kulaklığımı çıkardım, takacaktım ki Yaman’ın sesi yükseldi:

“Yarın motorla gelsem sorun olur mu?”

“Motor mu? Nereden çıktı bu?” Diye geçirdim içimden.

Daha önce binmemiştim ama kesin korkardım.

Sonra devam etti: “Korkarsan orası ayrı.”

“Motor ne alaka ki” dedim.

“Ben genellikle motor kullanıyorum. Babam korkarsın diye izin vermedi,” dedi.

“Ben daha önce hiç binmedim ama korkmam herhalde,” dedim.

“Tamam o zaman, bir kask daha getiririm,” dedi ve önüne döndü.

Ben de kulaklığımı taktım ve yolu izledim. Eve gelene kadar hiç konuşmadık.

Eve gelince, “Yarın görüşürüz,” dedi.

Hâlâ o gıcık tavrı vardı ama sanırım beni sinirlendirmemek için daha sakin görünmeye çalışıyordu

Eve girer girmez annem yine o tanıdık soruyu sordu: “Okul nasıldı?”

Ama bu, sıradan bir merak değildi. Daha çok içi içini yiyen, beni bir şeylerden korumaya çalışan bir annenin sorgusu gibiydi. “İyiydi,” deyip geçiştirmeye çalıştım. Ama o bırakmadı.

“Yaman’la yakınlaştınız mı?”

İşte o an içim sıkıştı. Neden her şey o çocuk etrafında dönüyordu sanki? “Çok değil… sadece tanıştık,” deyip hızlıca odama çıktım. Tartışmaya girecek halim yoktu.

Telefonumu açıp bir şeyler izlemeye daldım. İzliyordum ama aslında pek bir şey gördüğüm yoktu. Bir süre sonra fark etmeden uyuyakalmışım.

Annemin omzumu sarsmasıyla irkildim. Akşam olmuştu. “Yemek hazır,” dedi.

Aşağı indim, sofraya oturdum. Babamla biraz konuştuk; “Okul nasıl, rahat mısın, sevdin mi?” gibi sorular… Hepsine kısa kısa cevaplar verip konuyu uzatmamaya çalıştım. İçimden sadece odama geri dönmek geçiyordu.

Yemekten sonra yine odama çıktım. Resim malzemelerimi aldım. Kağıda gelişigüzel çizgiler atmaya başladım. Resim yapmak… benim kaçış yolumdu. Düşünmemi engelliyor, kendimle baş başa kalmama izin veriyordu.

Bitirdiğimde üzerimde garip bir boşluk vardı. Yatıp uyudum.

Sabah annemin sesiyle uyandım.

“Bugün Yaman seni alamayacakmış, biraz daha geç gelecekmiş. Sen şoförle git, çıkışta o seni alır,” dedi.

Bir an durdum.

İçimde açıklayamadığım bir rahatlama oldu. İlk defa sabah onun yüzünü görmeyecektim.

Hızlıca hazırlandım, bir şeyler atıştırdım ve evden çıktım Rüstem abi beni okula bıraktı.

Sınıfa girdim, kızlar beni görünce tekrar konuşmaya başladılar ama artık onları bile umursayamıyordum. Kafamı sırama gömdüm. Bu sefer uykum da yoktu zaten.

Bir süre sonra zil çaldı, öğretmen geldi ve yoklama aldı. Dersi anlatırken içimde garip bir boşluk hissettim. Sanki ders sıkıcılaşmış gibiydi. Aslında her zamanki gibiydi, normaldi ama içimde bir şey eksikti. Çok da önemsemedim.

Zil çaldıktan sonra kantinden bir şeyler aldım. Sınıfta yerken kapıdan Yaman girdi.

Onu gördüğüm için üzülmem gerekiyordu ama ben sevindim mi, üzüldüm mü bilmiyordum. Artık kendimi anlayamayacak kadar yıpranmıştım ve bu sadece iki günde olmuştu.

Yanıma oturdu.
“Hoşgeldin yok mu?” dedi.

Cevap vermedim.

“Hoşbuldum,” dedi yine.

Yine sustum.

Göz devirdi.
“Hiç çekilmiyorsun,” dedi.

“Bence de şu anda çekilmezdim,” diye düşündüm içimden. Ama cidden yorulmuştum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.