İçeriğe geç

Zorunlu ayrılık

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Zorunlu ayrılık

Bölüm 7

5. Bölüm

Zeren Acar

Bu gün o gündü. Çok heyecanlı ve aynı zamanda korkuyordum.

Ayna da son kez kendime bakarken derin bir nefes verdim.

Üstümde uzun, kırmızı yırtmaçlı bir elbise vardı. Onun sevdiği gibi saçlarımı açık bırakmış ve çok az makyaj yapmıştım.

Vereceği tepkiyi az çok merak ediyordum ama umarım beni dinlemeden hüküm vermezdi.

Kapı tıklatılınca arkamı dönerek,'gir' komutunu verdim.

İçeri Yusuf girerek arkasından kapıyı kapattı.

Beni baştan aşağı süzerek," çok güzel olmuşsun"dedi tüm samimiyeti ile.

Ona gülümseyerek,"teşekkür ederim"dedim sıkıntıyla.

Derdimi anlamış gibi,"korkma illa ki o da anlayacak, ben yanındayım"dedi.

Ona sarılarak,"iyi ki varsın"dedim içtenlikle.

Olmayan kardeşimdi Yusuf benim. O yaşadığım tüm kötü anlarımda yanımda olan tek kişiydi. O olmasa bu kadar güçlü olmazdım.

Oda bana sarılarak,"sen iyi ol yeter, başka bir şey istemem"dedi.

~•~•~•~

Yusuf ile davetin olacağı kapıdan içeri girdiğimizde ellerimin titremesine engel olamıyordum. Onu göreceğimi kalbim de hissetmiş gibi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.

Bir kaç defa nefes alıp vererk sakinleşmeye çalıştım.

Gözlerim salonda turlarken bir çift siyah gözde durnca benim içinde dünya durdu, zaman yavaşladı o ve ben kaldık.

Hayattan istediğim gibi

Tam yanına gideceğim de yanında biten sarı saçlı kadının ona sırnaşarak yanağından öpmesi ile olduğum yerde dona kaldım.

Bu görüntü karşısında kalbimin hayal kırıklığı karşısında parçalanma sesini duydum. Yutkunamadım.

Bunca yıl bu görüntüyü görmek için beklememiştim. Gözümden akan bir damla yaşı hızla silerken Yusuf'a dönerek,"birazdan gelirim"dedim.

Bir şey demesine izin vermeden hızla lavabonun olduğu koridorda yürümeye başladım. Hıçkırıklar içinde ağlamak istiyordum ama olmazdı. Şimdi onun yanındayken yıkılamazdım.

Kolumdan tutulduğum gibi bir beden tarafından duvara yaslanmam bir oldu. Sevdiğim kokusu değişmemişti. Bunca yıl sonra bile aynıydı.

Gözlerimi kaldırıp ona bakmaya korkuyordum. O yüzden gözlerimi sıkı sıkı kapattım.

Elinin biri kolumdayken diğeri çenemi tutarak başımı kaldırdı ama yinede gözlerimi açmadım.

"Aç gözlerini!"diyen sert sesini duymam ile konuşmamızın iyi geçmeyeceğini anladım.

Haklı olarak bunca yıl neden gelmediğimi soracaktı ama ona söyleyemezdim, yıkılırdı.

O yıkılmasında ben onun benden nefret etmesine bile razıydım.

Yavaşça gözlerimi açarak hasret kaldığım gözlerine tutundu mavi gözlerim.

O kadar özledim ki şuan ona sıkı sıkı sarılmak bir daha asla bırakmakmamak istiyordum.

Yapardım ama korkuyordum.

Beni itmesinden, istememesinden deli gibi korkuyordum.

"Neden"diye sertçe beklediğim soruyu sordu.

Ama verecek cevabım yoktu.

"Çok mu mutluydun!?"dedi acı çekiyormuş gibi.

Yine sustum.

"Hiç mi beni düşünmedin" dedi bunun olmamasını diler gibi.

'Hiç çıkmadın ki aklımdan' demek istedim ama diyemedim.

"Neden"dedi fısıltıyla göz bebekleri titredi. Onun bu haline dayanamayarak ben akıttım gözümde biriken yaşları.

Gözümdeki yaşlar yavaşça akarak çenemi tutan eline düştü.

"Çok çabuk unutmuşsun beni, kim o sevgilin mi?"dedim sesimden akan hayal kırıklığı ile.

Kaşlarını çatarak,"sen önce yanında ki herifin hesabını ver. Onunla mı evlendin"dedi.

Bu sefer kaşlarımı çatan bendim." Yusuf benim kardeşim kimseyle evlenmedim"dedim.

Gözümün önü bulanıklaştı, onu net görebilmek için gözlerimi kapatarak yaşların akmasına izin verdim.

Tekrar açarak gözlerine baktım. Kıp kırmızı olmuştu gözleri, kendini sıktığı çok belliydi.

Ağlamak istemiyordu.

"Neden"dedi bir kez daha can çekişirmiş gibi. İçimde fırtınalar koptu ama belli etmedim.

"Sorma"dedim sesimin yalvarır gibi çıkmasına engel olmadan.

"Neden!"dedi daha sert.

Cevap alamayınca,"neden! Neden! Neden"diyerek kaldırdığı yumruğunu yanımdaki duvara vurdu art arda.

Bana vurmasından korkarak ellerimi yüzüme siper ederek kendimi korkumaya çalıştım. Artık kimse vurmasındı bana. Ben kimseye bir şey yapmamıştım.

Suçsuzdum.

Yanımda ki bedenin hareketleri durarak kesildi.

Onun durmasıyla bende ellerimi indirerek ona baktım.

Gözlerinde öyle bir ifade vardı ki okuyamadım.

"Sana vurmam, beni hiç mi tanımadın"dedi sesindeki hayal kırıklığı ile.

Yanlış anlamıştı.

Anlamadığına içten içe sevinirken, tek kelime etmedim.

Kendini geri çekerek benden uzaklaştı. Onsuzlukla bir kez daha kaldım.

"Değmezsin"diyerek arkasını döndüğü gibi gitti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.