İçeriğe geç

Zorunlu ayrılık

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Zorunlu ayrılık

Bölüm 1

1. Bölüm

"oğlum o iş ne oldu" babamın bana seslenmesi ile elimdeki çatalı bırakarak koyu kahfe gözlerimi babama çevirdim.

"Az kaldı baba neredeyse bitecek"üzerinde uzun zamandır çalıştığım projemin tasarımı neredeyse bitmişti, bu benim kariyerim için en önemli adımdı.

Üniversiteden mezun olur olmaz ilk iş teklifimi almış ve çalışmalara başlamıştım. Gözüm yükseklerde yoktu. Mahallede sevdiğim kıza ve aileme iyi bir gelecek sunsam bana yeterdi.

Umuyorudum ki bu da ilk adımım olacaktı.

Öyle zengin bir ailede büyümemiştim, babam emekli memur annem de ev hanımıydı. Üniversiteyi kendi çabalarımla okumuş, bir yerlere gelmiştim.

Zereni de okul çıkışları küçük bir pastanede çalışırken görmüş, vurulmuştum. Aradan biraz zaman geçmesini beklemiş ve açılmıştım.

İlk başta reddedilmekten çok korksam da onun da beni sevdiğini duyunca yüreğime su serpilmişti.

Onu tanıdıkça ince ruhuna ve tatlı sözlerine daha da aşık olmuştum. Biliyordum o da beni seviyordu.

En kısa zaman da proje bitince ailesinden isteyecektim. Aceleye getirmemim sebebi babasının ona iyi davranmadığı hatta çalışsın diye okula bile göndermediğiydi.

Sandalyemi çekerek ayağa kalktım." Size afiyet olsun ben biraz mahallede turlayacağım"diyerek annem ve babama baktım.

Babam başıyla onaylarken annem,"dikkat et oğlum"diyerek uyarıda bulundu.

"Ederim anne. Hadi iyi akşamlar" diyerek kapıya yöneldim. Ayakkabılarımı giydiğim gibi evden çıktım.

Ayaklarım yine beni, benden bağımsız ay parçamın yanına doğur sürüklemeye başladı.

Bulunduğu küçük pastanenin bir kaç metre uzağında durarak camlardan içerisi görünen mekanı izlemeye başladım.

Biraz sonra elinde iki tabakla, güler yüzüyle gelen müşterilerle konuşmaya başladı.

Kumral saçlarını sevdiğim gibi açık bırakmış, maviş gözlerini sergilemişti yine.

Ellerim cebimde onu izlerken iç çekmeden edemedim. Bir insanın bu kadar güzel ve aynı zamanda masum olması haksızlıktı.

Oda benim burda olduğumu hissetmiş gibi maviş gözlerini olduğum yere çevirdi. Beni görünce yüzündeki gülümseme daha da genişledi.

Gözlerini benden çekerek müşterilere bir iki kelime bir şey söyleyip içeri girdi. Çok geçmeden üstündeki önlükten kurtulmuş şekilde olduğum yere doğru adeta sekerek geldi.

Boynuma atladığı gibi ellerim ince belini buldu. Yüzümde silinmeyen gülümsemem ile,"hoş geldin"dedim.

Benden ayrılmadan,"sen bana gelirsen, ben her zaman sana hoş gelirim"dedi yüreğimi sıcacık ettiğinden bir haber."sen yeterki gel" dedi bana daha sıkı sarılarak.

Neden şimdi bunları dediğini bilmesem de ben de onu içime saklamak ister gibi daha sıkı sarıldım.

"Yolun sonunda sen varsan ben ne olursa olsun gelirim, sen yeterki bekle"içimden geçen cümleleri söylerken içinde yalan yoktu.

Ayrıldığımız da," ne zaman gidiyorsun?"diye sordu.

Projem için bir aylığına İstanbul'a gidip gelecektim. Hiç gitmek istemiyordum ama geleceğimiz için sadece bir ay ayrı kalmak zorundaydık.

Onu ne kadar görmeden yaşayamayacağımı bilsem de onun için onun yokluğuna katlanacaktım. İlerde hiç ayrılmamamız ve daha iyi bir geleceğimiz olması için sadece bir aylığına ondan ayrı kalacaktım.

"Yarın akşam"dedim ellerini sıkı sıkı tutarak.

Maviş gözlerini alttan alltan bana dikerken onları doldurmasına dayanamadım. İçimde kopan fırtınadan haberi olsa acaba bir daha o mavilerinden yağmur yağdırırmıydı.

Göz yaşlarını silerken"ağlama"dedim yürekten istediğimden habersiz.

"Dikkat et olur mu?"dedi titreyen sesiyle.

Onu kendime çekerek daha sıkı sarıldım."sen beni merak etme asıl sen kendine dikkat et"dedim babasını vurgulayarak.

O baba sıfatına ve adam kılığına yakışmayan anca kızının getirdiği üç kuruşa bakan, o parayı da kumarhane köşelerinde harcayan adamı elimden gelse bu dünyadan silerdim.

Bazen düşünüyordum da öyle bir babadan böyle güzeller güzeli masum ve saf bir kız nasıl olurdu.

Gerçi Zeren bu dünyaya cennetten gelen bir melek gibiydi. Elimden gelse dünyanın kötülüklerinden içindeki şeytanlar dan saklardım onu.

"Hemen gel olur mu?"dedi içindeki isteği sesine de yansımıştı.

"Söz! En kısa zamanda geleceğim"ikimize de yemin eder gibi çıktı sesim, kendimden emin.

Benden ayrılarak,"benim pastaneye gitmem gerekiyor, sılaya emanet ettim şimdi yokluğumu anlamasınlar"dudaklarını ıslatarak konuşmasına ara verdi."en kısa zamanda görüşmek dileğiyle"diyerek tamamladı sözünü.

Etrafa kısa bir bakış attıktan sonra hızla zerene dönerek hasretini çektiğim yanağına kısa bir öpücük bıraktım.

Bir an afallasa da kendini toparladı. Gözlerini benden kaçırarak panikle etrafına baktı. Gözlerini saklasa da kızaran yanaklarını saklayamadı.

Bu hâline tebessüm ederek izledim. Her şeyi o kadar özel ve ona güzeldi ki ölürdüm ona. Belki size bir insanı bu kadar sevmek saçma geliyordur ama ben bu kıza ölürdüm.

"En kısa zamanda Allah'ın izniyle görüşürüz, kendine iyi bak"dedim.

Bana gülümseyerek arkasını döndü ve pastaneye adımladı. İçeri girmeden arkasını dönerek el salladı. Bende cebimde ki elimi çıkararak el salladım yüzümdeki tebessümle.

Hızla içeri girerek gözden kayboldu. Ondan ayrılacak olmanın burukluğu ile akşam karanlığında evime doğru yürümeye başladım.

•••

Bölüm sonu

2 yorum

  • Yemin ederim tüm kitap uygulamalarından hesaplarını takip ediyorum inspired kitap ped ve çizgi stüdyodan elerine sağlık çok güzel kitaplar

  • Yemin ederim tüm kitap uygulamalarından hesaplarını takip ediyorum inspired kitap ped ve çizgi stüdyodan elerine sağlık çok güzel kitaplar