İçeriğe geç

Zorla Aşk

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Zorla Aşk

Bölüm 3

3. Bölüm

Dinlen demişti Jack ama gözüme uyku girmemişti. Gündüz çoktan olmuştu ve ben sadece yatakta dönüp durmuştum. Tanrı aşkına! Kaçırıldım, hatta beni o adam kaçırdı ve şimdi de dinlen dedi. Oldu efendim, emriniz olur! Ayaklandım ve odanın kapısına ilerledim, bari evi keşfedeyim. Kapıyı açıp odanan çıktım. Koridorda bir sürü kapı vardı. Kaçabileceğim bir yer var mı diye hepsini kontrol edecektim.

()()()()()()

Bütün odaları kontrol etmiştim. Odamın karşısındaki kapı banyoydu, odamın sağındaki ve solundaki kapılar kitliydi. Onların dışında bütün diğer odalar bomboştu. Koridorun başına geldim ve merdivenlerden indim. Aşağı kat yukarıya göre daha ferahtı. Merdivenlerden indiğim an bir salonla karşılaştım. Modern dizayn edilmişti, siyah renk baskındı. Merdivenlerin başlangıcının hemen yanında büyük camdan bir kapı vardı. Kapyı açmadan içeriye baktım ve onu gördüm. Uzun ve büyük yemek masasının başında oturmuş telefonuna bakıyordu. Kaşlarım çatıldı ve içeriye girdim. Hesap sorma vakti gelmişti. Adım seslerimi duyan Jack başını telefonundan kaldırdı ve bana baktı. "Ah, günaydın Nora! Ben de seni uyandıracaktım. Otur kahvaltı edelim." Dedi dedi yanındaki sandalyeyi işaret ederek. Yanına geldim ve elimi masaya sertçe vurdum. Acımıştı ama belli etmedim. "Beni neden kaçırdın!" Diye bağırdım. Telefonunu cebine koydu ve kahvaltı yapmaya başladı. Beni dinlemediği için sinirleniyordum. Önündeki kahve bardağını aldım ve yere fırlattım. Bardak binbir parçaya ayrılırken kahve bütün beyaz halıya bulaşmıştı. Başını kaldırdı ve bana baktı. "Aç değil misin?" Dedi sanki hiç bir şey yokmuş gibi. Elimle yüzümü kapattım ve sakinleşmeye çalıştım. Ellerimi yüzümden çektiğimde önümdeki sandalyeye oturdum. Acıkmıştım, bağırmanın bir anlamı yoktu. Jack keyifle güldü ve kahvaltı yapmaya devam etti. Önümdeki kahveden bir yudum aldım ve tabağıma bir şeyler kattım. Kahvemden bir yudum daha alarak tabağımdaki kahvaltılıkları yemeye başladım. "Seni seninle evlenmek için kaçırdım." Dedi. Gözlerimi büyüttüm ve ona baktım. Ağzıma attığım salaklık boğazımda kalmıştı. Öksürmeye başladım ve masada yan tarafımdaki suyu alıp kafama diktim. "Ne saçmalıyorsun! Ben okuyorum ve daha kaç yaşındayım Tanrı aşkına! Hem seninle asla evlenmem." Diye şaşkınlıkla konuştum. "Gerçekler bu Nora. Seni seviyorum ve eğer seninle evlenirsem bu çok yararlı olacak." Anlamayan gözlerle ona baktım. "Nasıl yararlı olacak?" Diye sordum. "Babanın yüklü miktarda serveti var. Tabi benimde var ama baban çok önemli bir iş adamı olduğu için onun yeri başka ve eğer seninle evlenirsem onu içten çökertip bütün servetini alabilirim." Diye açıkladı. Gözlerimi daha da büyüttüm. Hayır babama bunu yapamazdı. Hiddetle ayaklandım ve karşısına geçtim. "Asla böyle bir şey olmayacak, ben seninle evlenmeyeceğim!" Diye bağırdım. O da ayağa kalktı ve üzerime eğildi. Yüzümü buruşturarak geriye çekildim. Belimden tuttu ve kendine çekti, bedenine yapışmıştım. Kaşlarımı çattım ve kurtulmaya çalıştım ama çok sıkı tutuyordu. Bırak beni odama çıkmak istiyorum!" Diye bağırdığımda bıraktı ve ben de hızlı adımlarla odama çıkıp kendimi yatağa attım. Bu olamazdı, ben evlenemezdim, babamın işleri çökemezdi.

2 Gün sonra...

Kapım büyük bir gürültüyle açıldı ve içeriye Jack girdi. Elimdeki tarağı bırakıp ona döndüm. "Ne oldu?" Gülümseyerek yanıma geldi. Ayağa kalktım ve karşısında durdum. "3 gün sonra evleniyoruz." Dedi heyecanla. Gözlerimi büyüttüm ve başımı iki yana salladım. "Hayır, asla!" Dedim yüksek sesle. Bana doğru bir adım attı. Ben de onunla eş zamanlı geriye doğru bir adım attım. Belimdek yakalayıp beni kendine yapıştırdı. "Onu boşver, evet-hayır oynayalım mı?" Diye sordu. 'Ne alaka' dercesine tek kaşımı kaldırdım, konuyu değiştirmeye mi çalışıyordu? "Eğer sen kazanırsan; gitmene izin veririm ve peşine bir daha düşmem." İşte bu güzel! Ama o soru, "Eğer sen kazanırsan?" Dudağı çapkın bir şekilde kıvrıldı. "Eğer ben kazanırsam; seni güzel şeyler bekliyor." Dedi. "Kim için güzel?" Diye sorduğumda gülümsemesi daha da büyüdü. "Hiç öpüştün mü Nora?" Dediğinde bir adım geriye çekilmek istedim ama belimden tuttuğu eli beni bırakmadı. "Eğer ben kazanırsam ve kazanmam çok olası, seni öpeceğim ve sen de bana karşılık vereceksin." Dedi. Büyük bir kumardı bu. Ya oynamayı kabul edip hayatımı kurtaracaktım ya da oynamayı kabul etmeyerek hayatımı mahvedecektim. Diğer bir seçenek daha vardı tabii. Eğer onunla evlenmeyi kabul edersem; hayatımı mahvedecektim. Hmm... Kaybetsemde zaten bir öpücüktü değil mi? Jack'in boktan sesi düşüncelerimi bölmüştü. "Ee? Neye karar verdin?" "Tamam, oynayalım!" Dedim kendimden emin bir şekilde. Keyfi yerine gelmiş gibi yüzündeki ifade yumuşadı. "Ha! Bir şeyi unutmuşum." Dedi. Tabiki unutmadı. "Eğer başını sallarsan ya da evet veya hayır dersen ve ben bunu fark etmezsem de sonradan fark edersem öpücük sayısı büyür." Dedi. Yine de kabul ettim. Bir kumar yüzünden buraya düştüm yine bir kumar sayesinde çıkacaktım. Akşam sekize süre vermişti. Hah! Sanki ne dediğimin farkında olmam. Tabiki de ben kazanacağım.

Bir süre sonra...

Olamaz! Sayamayacağım kadar çok başımı salladım ve evet dedim. Ve hiç birinde de fark etmedi! Ve belirlenen sürenin daha yarısına bile gelmedik!! Kendimi odama kapatacağım.

7 Saat sonra...

"Keşke en başında kaybettiğimde söyleseydim." Yatağın ortasında cenin pozisyonunda oturmuş, yaptığım hataları neden yaptım diye düşünüyordum. Ve aklıma bir şey geldi. En başında fark etmem gereken bir şey. "Kahretsin! Kesin bilerek fark etmemiş gibi yaptı." Ah! Kapıyı kilitlemem lazım. Ama kapının anahtarı yok ki! Önüne bir şeyler yıkmalıyım. Hızlıca başımı kaldırıp odaya bir göz attım. Odada sadece giysilerimin olduğu bir dolap bir de oturduğum büyük yatak vardı. Dolabı önceden kontrol etmiştim, duvara monte edilmişti. Yatak ise... Yatak kocaman bir şeydi ve ben de yatağı taşıyamazdım! "İşte şimdi büyük sıçtım." Diye mırıldandım. Ve aklıma bir fikir daha geldi. Yani en iyi seçenek bu galiba.

Verdiği süre 5 dakikaya yakın bir süre sonra bitmek üzereydi. Kapının arkasında durmuş, tüm gücümle kapıyı tutuyordum. Ve Jack'in sesini duydum. "Nora uyudun mu?" Dedi. "Süre bitti mi?" Dedim tedirgin bir sesle. "Hayır." Dedi. Sesi eğlenir gibi çıkıyordu. "Hayır dedin." Sesim çok cılız çıkmıştı. "Sen kaybettiğin için istediğim kadar evet ya da hayır diyebilirim." Dedi. "İçeri giremezsin." Dedim. Büyük bir kahkaha attı. "Beni engelleyemezsin." Dedi ve kapı kolunu oynattı. Kahretsin! Haklıydı. Kapı, yavaş yavaş ama kolay bir şekilde açıldı. Ve ben birazcık bile tutamadım. Duvar ile kapı arasındaki küçük üçgen gibi yerde oturmuş, 'niye ben bu oyunu oynamayı kabul ettim ki?' Diye yakınırken kapıdan Jack'in kafası gözüktü.Sırıtarak, "Ne kadar hata yaptığını biliyor musun?" Diye sordu. Hayır anlamında başımı salladım. "Tam 48 kere." Dedi. "Ha o kadarcık- Ne!" Diye bağırdım şaşkın bir şekilde. "Bunu sen nerden biliyorsun?" Diye sordum. Cebinden telefonunu çıkardı ve bir şeylere tıkladıktan sonra benim olduğum kamera görüntüleri gözüktü. "Aa! Sapık var!" Diye çığlık attım. Jack alınmış gibi yapıp, "Sapık mı?" Dedi. Orada üstümü değiştirdiğim bir görüntümü göstererek, "Bunu izlemen seni sapık yapar." Dedim. Sonra gözüm başka bir görüntüme kaydı. Burada banyo yapıyordum ve gizli kamera beni çekmişti. Kulakının dibinde bir çığlık attım. Küfür ederek geriye doğru çekildi. Kendime sarılarak, "Sen tam bir sapıksın. İğrenç birisisin!" Diye bağırdım. "Ne kadar kabasın, cık cık cık." Derken kafasını iki yana sallıyordu. "Sonuçta sen benim karım olacaksın, yani bunları görmem beni bir sapık yapmaz." Dedi sanki çok normal bir olaymış gibi. "İğrençsin." Dedim yüzümü buruşturarak. "Ee? 48 tane öpücüğümü ne zaman alacağım?" Dedi. "Öpücük sayısını yarıya hiç mi düşüremeyiz?" Diye sordum. "Eğer direniyorsan heme bugün nikah masasına da oturabilirsin." Dedi muzip bir şekilde gülümseyerek. "Yok yok hiç almayayım." Dedim hemen. Kalkmam için elini uzattı. Eline iğrenir gibi bakarak kendi başıma ayağa kalktım. Bir ya da iki adım attığında zaten aramızdaki mesafe kapanmıştı bile. "Eğer izin vermezsen tabiki de böyle bir şey yapmam, bunu bilmen gerekir." Dedi fısıldayarak. Sadece bir öpücük olurdu ama 48 tane öpücük... Hayır. Bu hiç iç açıcı bir görüntü değildi. "48 çok fazla." Dedim gözlerinin içine bakarak. Böyle yakın olunca niyeyse öpesim gelmişti. Hayır Nora! Saçmalamaya başladın! Jack sabırsız bir şekilde, "O zaman ben öpeyim sen de istediğin zaman dur de." Dedi. Bu daha cazipti. Yavaşça kafamı yukarı aşağı salladım. Dudağı kıvrıldı. Aramızdaki olmayan mesafeyi de kapatıp dudaklarımızı buluşturmuştu.

Bir öpücük sonra "dur." Dedim. Tatmin olmamış gibi dudak büzüp geriye çekildi. Omuz silkip, "Elindekilerle yetinmeyi öğren." Diye alay ettim. Sırıtarak, "Geriye kalan 47 öpücüğümü bir gün elbette alacağım Nora." Dedi dudaklarını yalayarak. Dudaklarını yalayarak! "Yemek hazırlandı seni çağırmak için gelmiştim." Dedi. "Tamam çık ben üstümü değiştirip geliyorum." Dedim. Gözlerini kısarak gülümsedi. Kafasına bir fiske attım ve "Sapıklık yapmak yok iğrenç herif!" Diye bağırdım. Kahkaha atarak odadan çıktı. Şimdi ben nasıl giyineceğim? Salak Jack!

Üstümü değiştirmemeye karar verdiğimde banyodaydım. Mükemmel! Bütün hayatımı bu kıyafetlerle geçirmeye hazırım. Banyoyu didik didik aradıktan sonra nihayetinde bir gizli kamerayı bulmuştum. Hızlıca lavaboyu peçetelerle tıkadım ve çeşmeyi açtım. Biraz dolmasını bekledikten sonra kameraya orta parmak çektim ve suyun içine attım. Her bulduğum kameraya aynı şeyi yapmaya hazırım!

_______________

Bir günde 2 bölüm :0

Bölüm sonu

22 yorum