İçeriğe geç

Zorbam(BL

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Zorbam(BL

Bölüm 3

Buluşmak

Ertesi sabah uyandığımda, Barış’ın sesi hâlâ kulağımda çınlıyordu. “Seni ilginç buluyorum.” Ne demekti bu? Ben sıradan, silik bir öğrenciydim. Okulun en göz önündeki, en acımasız adamı neden benimle ilgilensin ki? Aynanın karşısında kendi yüzüme baktım. Kahverengi saçlarım dağınıktı, gözlerimin altında uykusuzluktan morluklar vardı. Evet, kesinlikle ilginç falan değildim.

Okula gittiğimde ilk işim kalabalığın arasına karışıp görünmez olmaktı. Ama bu sefer işler pek de öyle yürümedi.

İlk dersin zilinden hemen önce sınıfa girdim. Sıram en arkada, pencerenin yanındaydı. Kimseyle göz teması kurmamaya çalışarak oturdum. Ama tam ders başlayacakken sınıfın kapısı aralandı ve içeri Barış girdi. Arkasından üç kişi daha. Sınıftaki herkes sessizleşti. Hatta hoca bile kaşlarını kaldırdı.

“Barış, senin dersliğin üçüncü katta,” dedi matematik öğretmeni, sesinde zoraki bir kibarlıkla.

Barış omuz silkerek sınıfı süzdü. Gözleri birkaç saniyeliğine bana takıldı ve dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Sonra boş bir sıraya oturup ayaklarını masaya dayadı. “Burada daha iyi,” dedi umursamazca.

Öğretmen homurdandı ama sesini çıkarmadı. Zaten kimse Barış’a karşı gelemezdi.

Ders boyunca onu hissettim. Arkamda değildi, iki sıra ötemdeydi ama bakışlarını ensemde yakıyor gibiydi. Başımı çevirmeye korktum. Defterime bir şeyler karalıyormuş gibi yapıp önüme baktım. Derste anlatılan hiçbir şey aklımda kalmadı. Tek düşündüğüm, o bakışlardı.

Teneffüste koridora çıktığımda, Barış’ın iki adamı beni köşeye sıkıştırdı. Biri Cem, diğeri Emre’ydi. İkisi de iri yarı, sırıtan tiplerdi.

“Barış seni istiyor,” dedi Cem, kollarını göğsünde birleştirerek.

“Neden?” diye sordum, sesim yine titriyordu.

Emre omuz silkti. “Bilmiyoruz. Ama gitmezsen, zorla götürürüz.”

Kalabalığın ortasında rezil olmak istemiyordum. Başımı öne eğip onları takip ettim. Okulun arka bahçesindeki kapalı spor salonuna götürdüler beni. İçerisi loştu, sadece tavandaki birkaç floresan yanıp sönüyordu. Ortada duran Barış’tı. Elleri cebinde, sırtı bana dönüktü.

“Geldin,” dedi arkasını dönmeden. Sesinde o sertlik yoktu, daha çok... sakin bir memnuniyet vardı.

Cem ve Emre sessizce çıktılar. Kapı kapandı ve yalnız kaldık.

Barış döndü, yüzünde yine o esrarengiz ifade. “Korkuyor musun?” diye sordu.

Yalan söylemenin anlamı yoktu. “Evet,” dedim.

Yürüdü, adımları yankılanıyordu spor salonunun boşluğunda. Önümde durdu, aramızda bir adım mesafe vardı. Bu sefer çenemi tutmadı, sadece baktı. Uzun uzun. Sanki beni bir kitap gibi okuyordu.

“Dün gece seni düşündüm,” dedi, dümdüz. “Neden bilmiyorum. Ama gözümün önünden gitmedin. O korkmuş bakışların, titreyen ellerin... Neden bu kadar korkuyorsun benden?”

Sorusu beni şaşırttı. “Herkes senden korkuyor,” dedim mecburen.

“Evet,” dedi, başını eğerek, “Ama sen farklısın. Diğerleri kaçıyor, senden kaçıyor? Hayır. Sen çarpıp duruyorsun bana. Sanki kaderin benimle karşılaşmak.”

Bu sözler kalbimi garip bir şekilde sıkıştırdı. Ona bakmaya cesaret edemedim, gözlerim yere dikildi. Ama o parmağıyla çenemi yine yukarı kaldırdı. Bu sefer daha yumuşaktı.

“Bana bak,” dedi fısıltıyla. “Sana zarar vermeyeceğim. Merak ediyorum sadece... Neden bu kadar huzursuzsun? Neden hep kaçar gibi yürüyorsun? Ne saklıyorsun?”

Dudaklarım aralandı, ama bir şey diyemedim. Çünkü haklıydı. Sakladığım çok şey vardı. Okulda kimse bilmezdi; sessiz, silik Deniz aslında evde babasının gölgesinde ezilen, her gece aynaya bakıp ‘dayan’ diyen çocuktu. Ama bunu ona nasıl anlatırdım?

Gözlerimin dolduğunu hissettim. Hemen başımı çevirdim ama çok geçti. Barış gördü.

“Hey,” dedi, sesi yumuşadı. Eliyle gözyaşımı sildi. Parmaklarının tenime değmesiyle tüm vücudum elektriklenmiş gibi oldu. “Ağlama. Ben... ben sadece...”

Sözünü bitiremedi. Çünkü o an kapı açıldı ve içeri Cem girdi. “Barış, müdür geliyor, çabuk dağılalım.”

Barış geri çekildi, yüzü tekrar eski maskesine büründü. Ama gözlerinde bir şey kalmıştı; endişe mi, yoksa pişmanlık mı bilemedim.

“Git,” dedi bana, sesi alçak ve acelesi vardı. “Ama bu akşam beni bekle. Okul çıkışı arka kapıda buluşalım. Gelmezsen...”

Cümlesi havada kaldı. Ama anlamıştım. Gelmezsem peşimi bırakmayacaktı.

Ve o akşam, saat dörtte, okulun arka kapısına doğru yürürken, içimde korkuyla karışık bir heyecan vardı. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyordum. Ama bir yanım, işte tam da bu tehlikeli adamın peşinden gitmeyi seçiyordu.

Bölüm sonu

6 yorum

  • Abi ben barış dövecek sandım la niye şuan my type gibi davraniyo yerim ben bunu

  • ABİ KİTAP MUKKOO UYAA OKURKEN OLAY OLUNCA KENDİ KENDİME ROLE GİREBİLOYORUM YANİ MUKKEEMMELL

  • Çok güzel yazarın ellerine sağlıkta yeni bölüm ne zaman atarsiiin

    1Yanıt