Isabelle Carter, Alexander Blackwood’u yıllardır tanıyordu.
Ama bu tanıma, gerçek bir yakınlık değildi. Daha çok iş dünyasında uzaktan görülen bir isimdi. Alexander Blackwood… genç yaşına rağmen ülkenin en güçlü CEO’su olarak biliniyordu. Soğuk, mesafeli ve duygularını asla belli etmeyen biriydi.
Babasının ölümünden sonra Isabelle, Carter Holding’in başına geçmişti. Ancak şirketin durumu her geçen gün kötüleşiyordu. Borçlar artmış, anlaşmalar bozulmuş, şirket iflasın eşiğine gelmişti.
Isabelle elinden gelen her şeyi yapmıştı ama yeterli olmamıştı.
Sonunda başka bir seçenek kalmadığını fark etti.
Ertesi gün Alexander Blackwood’un şirketine gitti.
Lüks bina ve soğuk atmosfer Isabelle’i daha içeri girmeden germişti. Asansöre doğru gitti VeEn üst kata çıktığında Alexander onu bekliyordu.
Siyah takım elbisesiyle masasında oturuyor, sakin bir şekilde ona bakıyordu.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Alexander konuştu:
“Uzun zaman oldu, Isabelle.”
Isabelle derin bir nefes aldı.
“Şirketim batıyor.”
Alexander herhangi bir tepki vermedi.
“Yardıma ihtiyacım var.”
Oda sessizliğe gömüldü.
Alexander ayağa kalktı ve pencereye doğru yürüdü.
“Yardım edebilrim.”
Isabelle’in içinde küçük bir umut oluştu.
“Gerçekten mi?”
Alexander başını hafifçe çevirdi.
“Ama bir şartım var.”
Isabelle dikkatle baktı.
“Nedir?”
Alexander net bir sesle söyledi:
“Benimle evleneceksin.”
Isabelle şok oldu.
“Ne?”
Alexander aynı ciddiyetle devam etti:
“Evlilik karşılığında şirketini kurtarırım. Borçlarını kapatırım. Her şeyi çözebilirim.”
Isabelle geri çekildi.
“Bu imkânsız.”
Alexander’ın yüzü değişmedi.
“Sen bilirsin.”
Isabelle o an gerçekten sıkıştığını hissetti.
Ya her şeyi kaybedecekti…
Ya da Alexander Blackwood’un karısı olacaktı.
“Bazen bir teklif, hayatını kurtarmaz. Sadece yönünü değiştirir.”