Clara: zoltan! Arkaya bak! Bir sürü buradan geliyor!
Zoltan: Öncü! NE Yapacağız!
Zoltan Sence kurtulma şansimiz varmi?!
Zoltan: Yok!
Zoltan, Clara ile birlikte eve koşun ve bebeği alın. Kaçıyoruz!
Zaldan: Kaçabilecegimiz yer kalmadı!
Sophia: Çatıya çıkalım! Belkide orada bir çikis yolu buluruz!
Koşun çatıya!
Sophia: Öncü gel hızlıca!
Çanta yerde! Yemekleri almak zorundayım!
Sophia: Arkana bak ve Koş!!
Ama..
Sophia: Koş dedim!
Peki.
Sophia: ** Kapıyı kapatır**
Herkes Burda mı?
Sophia, zaldan, Zoltan, Clara: Evet.
Acilen planlama yapmalıyız.
Zoltan: bu kadar zombiyi nasıl getirdin?
Biz.. yani şey..
Sophia: bı anda bir araba ses çıkardı ve bizde kaçtık.
Evet.
Zoltan: Peki.
Burdan dışarı çıkamayız. Aşsagida yüzlerce zombi var. Savaşamayiz da. Kapı her an kırılabilir.
Sophia: Savaşmayız. Hiçbirsey yapamayız.
Clara: Hey! Şuraya bakın! Yan binanin orda bir araba var.
Nerede?
**Arada korna çalarak gitmeye başlar**
Clara: ses zombileri kendine çekiyor!
Sophia: Bunlar kim bilmiyorum ama hemen burdan uzaklaşmak zorundayız.
Zaldan: Hepsi gidiyor!
Arkadaşlar sadece beni takip edin ve uzaklaşmayın. Bu şehri terk edeceğiz. Ama son kez eve gitmem lazım.
Sophia: Öncü, bugün dışarı çıkmak yorucu oldu ve az daha ölüyorduk. Bugün bu binadan çikmak istemiyorum.
Clara: Bende. Ayrıca çocuğum korkuyor.
O zaman bugünü geçirmek için son kez evimde kalacağız. Sonra bu şehirden uzaklaşacagiz.
**Tüm herkez eve döner**
Zoltan: Yemekleri cikarinda yiyelim.
Çanta aşşagida kaldı.
Zoltan: iş başa düştü yine. Gidip çantayı alayım.
Bende geleceğim.
**Çantayi alırlar ve kabının önünde dururlar**
Bak, bugün yorucu geçti biliyorum ama hergun böyle geçecek. İş dağılımı yapmak zorundayız. Ayrıca güçlenmek içinde bir yer lazım olacak.
Zoltan: Haklısın ama ne yapabiliriz?
Şehrin haritası var bende. Belki o bize yardımcı olabilir?
Zoltan: Olabilir. Hadi Çok bekletmeden eve donelim.
**Eve dönerler**
Clara: Sular kesilmiş. Elektriklerde yok.
Sophia: Acaba o arabadakiler kimdi ya da bunları bilerek mi yaptılar.. Ya da acaba bizi gördüler mi?
Zoltan: Bilemiyorum ama bence polis ya da askerlerdir.
Olabilir. Clara, lütfen çantada ki yemekleri dağıtır mısın?
Clara: Tamam.
Arkadaşlar biz orda yalnızdık. O araba olmasaydı ölabilirdik. bu yüzden arabadakileri bulma taraftarıyım.
Clara: Birde onlarımı bulacağız? Hayatta olmaz.
Sophia: Bence de. Uzaklaşmak en doğrusu.
Zoltan: Bence de.
Peki. Görev dağılımı yapmalıyız. 2 erkek 3 kadın ve bir bebek var. Kim ne ister meslek olarak?
Clara: Ben yemeklerden sorumlu olabilirim. Ayrıca bebeğimede bakarım.
Zaldan: Ben sopa yapımında yağmalama ve saldırmada sorumluyum.
Sophia: Ben savunma yapabilirim. Belki bulabilirsek çit, ağaç ve benzeri şeylerle dışarıya sur dikebilirim.
Zoldan: Bende saldırı ve planlamada sana yardımcı olurum.
Sophia sen saldirida bize yardım edeceksin. 4 kişi saldırıda 1 kişide savunmada olacak. Bu konuda claraya güvenebilirmiyim?
Clara: Evet.
Güzel! Herkes masaya toplansın **haritayı çıkarır**
İleride otoyol var. Eğer durum otoyoldada böyleyse bir araba buluruz ve kaçarız.
Zoltan: Neden otoyola gidiyoruz? Belkide o adamlarda fazladan araba vardır?
Birde rica mi edeceğiz? Olmaz. Yeterince iyilik yaptılar bize. Daha da iyilik yapmasınlar.
Zoltan: Evet ama belki..
Zaldan: ne zaman yola çıkacağız?
Yarın sabah.
Sophia: Peki.
Zaldan: Alınmak gibi olmasın ama 2 seferdir Sophiayi kucağında taşiyarak getirdin ve ikisinde de ölecektin. Neden kucağında taşıyorsun onu?
Yardıma ihtiyacı olduğu için taşıdım. Bende meraklısı değilim.
Sophia: Evet.
Zaldan: Tamam.
Hadi herkes yatsın. Yarın buradan gideceğiz.
**Herkes yatağına geçerken Sophia ile öncü hâla konuşuyordur**
Sophia: Sana gerçek birşey söylemem lazım.
Efendim?
Sophia: O benim kocam değildi. Sadece sevgilimdi. beni aldattiğini AVM de söyledi ve bir anda zombiler içeri girdi. Bende ona güvenerek sana kocam diyerek yalan söyledim. özür dilerim.
Ne bekliyorsun? Seni seviyorum. Sen iyi bir kadınsın. Ama keşke bana daha önce söyleseydin ya da ne bileyim beni öldürmeye çalışmasaydin.
Sophia: O anki stresle oldu. Bilmiyordum. Bilerek de demedim.
Anladım. Lütfen bir daha yalan söyleme. Olur mu?
Sophia: Tamam..
Hadi git yat.
Sophia: **arkasına bakar** aslında boş yer kalmamış, seninle yatsam olur mu?
O- olur tabikide.
Herkes yatar.
Zoltan: Hey uyan! Hemen uyan! Silahlı adamlar var!
Öncü! Uyan!
1. Kişi: Geber sürtük!
Zoltan: Hemen kalk! Karımı öldürdüler! Sophia öldü! Silahlı adamlar geliyor!
1. Kişi: Hey! Sende geber!
Zoltan: Uyann.. *ölür*
1. Kişi: Sira sende **silahını çeker**
Sophia: Hey uyan!
1. Kişi: **mermiyi ateşler**
**Terli bir şekilde uyanır**
Noldu! Sophia yaşıyorsun! Ölmüştün hani?
Zoltan: Birileri kabus görmüş galiba.
Kabus mu.. Ah lanet olsun!
Sophia: bi anda terlemeye ve konuşmaya başladin. Bende zoltani çağırdım ama uyanamadin bir türlü.
Çok kötü birşey gördüm. burda daha fazla kalmak istemiyorum. Hadi millet gidiyoruz.
Zoltan: İstersen biraz dinlen. Çok korkmuş gözüküyordun.
Kaybedecek zaman yok!
Zoltan: Peki.
ANLATICI: Siz değerli kitap okumayı seven insanlar, böyle bir kitap hazırladım. Kitap okumaktan çok yazmayı çok severim. Ana bilgisayarımda bunun devamı ve virüsün son bulmasına kadar var. Şahsen kitap okumayı çok severim demem ancak kitap okumayı bazı zamanlarda severim (mesala stefen zweig)
Şuanda kitabın ilk 4. Bölümündesiniz. Eksikler, yazım hataları v.b olacaktır. Bunun için çok özür diliyorum.
Bu 6 kişilik ekip, şans eseri bir AVM de bir zombi istilasına maruz kalmış ve bir şekilde kurtulmuşlardir. Çesitli olmasa da genel olarak şehri terk etmelerinin nedeni Korkuydu. Otoyolda ne yapacaklari ve kime ne olacağını göreceğiz. Belkide öncü nün rüyası gercekleşecekti, kim bilir.
Yorumlarınızı ve görüşlerinizi merak ediyorum. Bu kitabı okuduğunuz için teşekkürler! Bölüm 5 için hazırlanın çünkü Mükemmel olacak! Herkese iyi günler...