İçeriğe geç

Zombi Salgını

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Zombi Salgını

Bölüm 5

5. Bölüm

Yanlış kararlar genelde sessiz alınır. Bizimki de öyle oldu. Kimse “bunu yapıyorum” demedi. Kimse yüksek sesle itiraz etmedi. Sadece bir anlık boşluk vardı. Ve o boşlukta biri hareket etti. Kapının yanındaki pencereye ilk yaklaşan Mert oldu. “Ne yapıyorsun?” diye fısıldadım ama sesim neredeyse duyulmadı. “Bakmam lazım,” dedi. “Ne olduğunu bilmeden burada duramayız.” Efe hemen karşı çıktı. “Hayır. Işık var. Görürler.” “Zaten buradalar,” dedi Mert. “Sesleri duymadın mı?” Pencerenin perdesini çok az araladı. Sadece iki parmak kadar. O kadar küçük bir hareketti ki… sorun çıkarmayacak sandık. Ama sorunlar bazen iki parmakla başlar. Dışarısı karanlıktı ama tamamen değil. Sokak lambası yanıyordu. Işığı titrekti. Sanki o da korkuyordu. İlk başta hiçbir şey görmedim. Sonra… hareket. Bir insan gibi yürümüyordu. Düz gitmiyordu. Sanki vücuduyle kavgalıydı. Bir adım ileri, yarım adım yana. Başını kaldırdı. Ve yüzünü gördüm. Ağzı açıktı. Ama bağırmıyordu. Çenesi kasılmış gibiydi. Gözleri… gözleri bomboştu. Bize değil, ışığa bakıyordu. İçim buz kesti. “Perdeyi kapat,” dedim. Ama geç kalmıştık. O şey bir anda hızlandı. Koşmak gibi değildi ama hızlıydı. Dengesiz ama kararlı. Sokak lambasının altına geldiğinde bir tane daha gördüm. Sonra bir tane daha. Yalnız değillerdi. Tam o anda Mert geri çekildi ve pencereye çarptı. Cam hafifçe tık diye ses çıkardı. Çok küçük bir ses. Ama yeterliydi. Aşağıdan aynı anda kafalar kalktı. Biri, sonra ikisi… sonra hepsi. Işığa doğru dönüp hareketsiz kaldılar. Sanki dinliyorlardı. Zeynep ağzını kapattı. Elif titriyordu. Ben nefes almayı unuttum. Sonra biri ses çıkardı. Hırıltıydı. Uzun. Çirkin. İnsan sesi gibi ama yanlış yerden çıkıyordu. Ve yürümeye başladılar. Binaya doğru. “Kapattın mı?” diye fısıldadı Efe. Mert başını salladı ama yüzü bembeyazdı. “Ben… ben sadece—” “Şimdi değil,” dedi Emir. “Sessiz olun.” Ama sessizlik artık bize ait değildi. Alt kapının açıldığını duyduk. Metal bir gıcırtı. Ardından sert bir çarpma. Sonra bir tane daha. Bir şey kapıya yükleniyordu. Yukarıdan yine o ses geldi. Bu sefer daha yakındı. Merdiven boşluğundan yankılandı. Ayak değil… sürtünme gibi. “Biri yukarı çıkıyor,” dedi Yavuz. Ve o anda ikinci yanlış hamle geldi. Elif’in telefonu çaldı. Hepimiz ona döndük. Elif dondu kaldı. Ekrana baktı. Annesiydi. Zil sesi bir saniye. İkinci saniye. Üçüncü… “Kapaaat,” diye fısıldadım. Ama Elif’in parmakları titriyordu. Panik olmuştu. Telefonu düşürdü. Zil sesi yere çarpınca daha da yankılandı. Aşağıdan aynı anda bir bağırma geldi. Hırıltılar çoğaldı. Kapıya vurma hızlandı. Üst kattan bir gölge merdiven boşluğunda belirdi. Ve ilk kez emin oldum. Bu şeyler hasta değildi. Yaralı değildi. Yardım istemiyordu. Bize geliyorlardı. Efe kapıyı kilitledi. Bir sandalye dayadı. “Artık saklanmıyoruz,” dedi. “Kaçış planı yapıyoruz.” Ama ben hâlâ pencereye bakıyordum. Çünkü aşağıdaki şeylerden biri başını kaldırmıştı. Ve doğrudan bizim kata bakıyordu. Sanki bizi biliyordu. Ve içimden geçen tek düşünce şuydu: Yanlış hamleyi yaptık. Şimdi bedelini ödeyeceğiz.

Bölüm sonu

2 yorum