1. Bölüm: Alarmımın sesiyle yine saat 6'da kalktım. Okul 9'da başlıyor ama ben erkenden kalkıp ders çalışıyorum bu yüzden her sabah erken kalkarım. Kalkıp masama oturdum. Tarih çalışmaya başladım. 2 saat sonra annemin çağırmasıyla mutfağa geldim. Her sabah kahbaltı edip 8 buçukta evden çıkarım. Masaya oturdum. Annem yine derslerim hakkında konuşmaya başladı."Deneme puanını 480'lerde görmekten sıkıldım artık. Ne zaman 500 alacaksın?" dedi. Annem her zaman mükemmel olmamı bekler. Her sabah annemden aynı konuşmayı dinliyorum bu yüzden. "Tamam anne. 490 üzerine çıkacağım.". "490 değil kızım. 500 diyorum 500!". Artık geçiştiriyorum. Mükemmel olma takıntım var ama 500 puan almak hemen olacak birşey değil ve annem bunu anlamıyor. Annemle beraber okula geldik. Annemin okul müdürü olduğundan zaten bahsetmiştim. Beni her zaman sıralamada en üstte görmek ister. Çantamı dolabıma bırakıp sınıfa ilerledim. Sınıfa girdiğimde her zamanki gibi sınıfta yalnızca birkaç kişi vardı. Okula biraz erken gelip ders başlayana kadar soru çözüyorum. Sırama geçip paragraf kitabımı açtım. Soru çözmeye başladım. Birkaç dakika sonra arkadaşım Eylül sınıfa girdi. Hemen ön sırama, kendi sırasına çantasını bıraktı. Ben sıramda tek oturuyorum. "Günaydın, Ceylin." dedi Eylül. Aynı şekilde karşılık verdim. Eylül ile yakın arkadaşız. Daha çok okulda görüşüyoruz çünkü evde hep ders çalıştığım için pek görüşemiyoruz. Buluşursak bile yalnızca ders çalışıyoruz. ~ İlk ders bitmişti. Teneffüste yine paragraf çözüyordum. Daha doğrusu sınıftaki gürültüden dolayı çözemiyordum. Arkamı döndüğüm sırada sınıftaki erkeklerin sıraları üst üste koyup üzerinde çıktıklarını gördüm. Böyle olaylara asla sakin kalamam. Annem duysa hepsine cezayı geçirir. "Ne yapıyorsunuz siz orada?! Sınıfı hayvanat bahçesine çevirmeyi bırakın da inin ordan." diye bağırdım. Erkeklere asla tahammülüm yok. "Ne yaparsın yoksa, Ceylin? Ağlar mısın?" dedi aralarından bir tanesi. Tam yüzüne yumruğu yapıştırmak istiyordum. "Sizi anneme söylersem cezayı yersiniz! Okul malına zarar vermek disiplin suçu." dedim. Tehdit etmeyi sevmem ama çok sinir bozucular. "Sağol ya, bilmiyorduk." dedi bir tanesi. Cevap vermek istedim ama diyecek birşey bulamadım. Böyla anlarda çok kızıyorum kendime. Keşke laf sokma yeteneğim falan olsaydı da herkese ağzının payını verseydim. Ders zili çaldı ve herkes yerlerine geçti. Dersimiz Fizik. Öğretmen sınıfa girdi. Her zamanki günaydın faslını yaptıktan sonra sınıfın kapısı tıklatıldı. Kapı açılınca içeriye uzun boylu, kıvırcık saçlı bir çocuk girdi. Onu okulda daha önce hiç görmemiştim. "Hoş geldin, Asil. Gel ve yeni sınıfına kendini tanıt." dedi öğretmen. Hayır ya, sınıftaki kuduruklara bir yenisi daha ekleniyor. "Ben Asil. 17 yaşındayım. Sanırım lisenin başından beri geldiğim 10. okuldayım." dedi. Şaşkınlıkla çocuğu baştan aşağı süzmeye başladım. Bu, bizim sınıftakilerden de daha sorunluya benziyordu. "Ceylin'in yanı boş. Oraya geçebilirsin Asil." dedi öğretmen. Harika! Sınıfın en sorunlu çocuğuyla sıramı paylaşmak zorundayım. Yanıma gelip çantasını bıraktı ve sandalyesine oturdu. Onu hala tiksinen bakışlarla süzüyorum. Sarışın, kıvırcık saçlı ve mavi gözlü. Uzun boyuyla benim yanımda kocaman kalıyor. en az 1.85 vardır. Ağzındaki parlayan bir metal olduğunu görünce diş teli de taktığını anladım. Bu sorunlu çocuğun bu kadar iyi görüneceğini düşünmemiştim. Bana dönüp "Selam." dedi. Ona hala tiksinerek baktığımı yeni fark ediyordum. Yine de fazla şımarmaması için ona soğuk davranacağım. "Selam. Derslerde fazla konuşma, beni rahatsız etme. Tamam mı?" dedim. Acaba biraz fazla mı kaba oldum ya? Off, çok rezil bir insanım. "Adın ne?" dedi. Sanırım az önce dediklerimi hiç umursamamıştı. "Ceylin. Az önce dediklerimi anladın mı sen?" Acaba böyle demese miydim? Çocuk hala beni umursamıyor sanırım. "Ben de Asil. Tanıştığımıza memnun oldum." dedi. Yine cevap vermedi. Kesin kıt kafalı bu çocuk. Hiç sevmedim. "Beni anladın mı sen?" dedim. Artık sesimde biraz öfke de vardı ama fazla yansıtmamaya çalışıyordum. "Sakin olsana. Anladım, tamam." dedi. Sonunda bir geri dönüş aldım. "Cevap versene o zaman." dedim. Hala yüzüme boş boş bakıyor. Aslında çocuğun tipi de varmış he. Ama yine de sevmedim. Böyle kıt beyinlileri hiç sevmem. Aradan bir ders geçti. Teneffüste Asil bahçeye çıktı. O kadar hızlı gitti ki gittiğini fark edemedim bile. Camın önüne gittim. Sınıfın camından bahçe gözüküyordu. Camdan baktığımda onun bahçede diğer sorunlularla bankta oturduğunu gördüm. Ben dalmış giderken Eylül'ün yanıma geldiğini fark edemedim. "Neye bu kadar odaklanmış bakıyorsun?" dedi. O an dışarıya çok odaklandığımı fark ettim. "Hiç, sadece camdan bakıyordum." dedim. "Sende birşey var. Hep teneffüslerde test çözerdin." dedi. Gerçekten de niye şu an test çözmüyorum ki ben? Hoca şu çocuğu benim yanıma oturtmasaydı bunlar olmazdı. Kesin beni kötü etkileyecek. "Birşey yok dedim ya." dedim. Eylül de camdan dışarı, bahçeye baktı. "Asil'e bakıyorsun, değil mi?" dedi Eylül. Bu kız gerçekten de benim aklımı okuyor. "Hayır! Alakası yok. Camdan bakamaz mıyım ben ya?" diye yalan söyledim. Ama başarısız olmuş olacağım ki Eylül yüzüme gülerek bakıyordu. "Kesin kesin." dedi. Yakalandım. "Bak, ne düşünüyorsun bilmiyorum ama Asil'e bakmıyorum. Böyle sorunlu çocuklardan nefret ettiğimi bilirsin." dedim. Umuyorum ki bu biraz daha inandırıcı olmuştur. "Tamam tamam. Ama okul çıkışı konuşacağız." dedi Eylül. Biraz da olsa rahatladım ama Eylül bu inatçılığıyla bu olayın peşini asla bırakmazdı. Yeniden ders zili çaldı ve sırama geçtim. Nedensizce Şu Asil denen çocuğu çok merak ediyordum. Soru sormaya da çekiniyordum. 10 kere okul değiştirecek ne yapmış olabilirdi ki? Hem o kadar sorunluysa annem ona hiç tahammül etmez, hemen okuldan atardı. Asil de hemen ardından geldi. Yanıma geçip oturdu. Ders için matematik hocası sınıfa geldi. Ders başladı. Ben derse odaklanmaya çalışıyordum ama dikkatim istemsizce Asil'e kayıyordu. Yanımda sırayı karalıyordu. Normalde karışmam ama sıramın temiz olmasına takıntılı olduğum için ona döndüm. "Masamı karalamayı kes!" dedim. Bana bakmadan sırayı karalamaya devam etti. Bu çocuk benim sinirlerimi hoplatmak için gelmiş resmen ya. "Sana diyorum, çocuk!" dedim. Cevap vermemesi beni daha da sinirlendiriyordu. Resmen beni umursamıyor! "Benim bir adım var, çocuk diye seslenmeyi kes artık." dedi. Gerçekten onca söylediğimin arasında buna mı takılmıştı? "Tamam, sırayı karalama artık." dedim. Bu sefer yüzüme baktı sonunda. "Nedenmiş o?" dedi. Kıt kafalı resmen kıt kafalı ya! "Sıramı karalayamazsın, izin vermiyorum." dedim. Gülüyordu. Resmen benimle dalga geçiyor. "Farkındaysan ben de bu sırada oturuyorum." dedi. "Benim sıram bu. Sen sonradan geldin." dedim. Resmen küçük çocuklar gibi kavga ediyorduk ya. "Tapusu nerede? Göstersene." dedi. "Bak çocuk, yiyecen şimdi yumruğu!" dedim. Bu sırada sınıf sessizdi ve ben bunu deyince herkes bir anda bana döndü. Sınıfta bir sessizlik oluştu. Of of, yine rezil oldum. Hepsi şu çocuk yüzünden. Sabahtan beri sinirlerimle oynuyor. Bir süre utancımdan sessiz kaldım. Sınıfta yine sesler yükselmeye başlayınca tekrar Asil'e döndüm. Hala masayı karalıyordu ve gülüyordu. "Sen laftan anlamaz mısın be çocuk!" dedim. Bana dönünce tekrar buz mavisi gözleriyle karşılaştım. Hemen gözlerimi kaçırdım. Nedense gözlerine uzun süre bakamıyordum. Kesin bana büyü falan yaptı bu çocuk. "Bana küçük çocuk mualemesi yapmasana, büyüğüm ben senden." dedi. Bir süre durdum. Gözkerine bakmamak için gözlerimi sınıfın içinde gezdiriyordum. Cevap vermezsem kesin devamını getirecekti. "Kaç yaşındasın ki?" dedim. "17." dedi. Gerçekten benden büyükmüş. Of of, bir insan bu kadar mı lafı cebinde olur? Laf da sokamıyorum ki, herşeye bir cevabı var. "Tamam 1 yaş büyük olabilirsin, ne var bunda?" dedim. Tekrar ona döndüm. Bana gülüyordu. Bir çift mavi gözle karşılaşmam uzun sürmedi. Başka diyecek birşey bulamadığımdan ve onunla göz göze gelmek istenediğimden tekrar önüme dönüp derse odaklanmaya çalıştım. İstesem de odaklanamıyordum. Bu çocuğa bakma isteği gekiyordu içimden. Ben ne ara böyle oldum ya? Hep derslere odaklanırdım. Diyorum size, bu çocuk bana kesin büyü yaptı. Böyle sorunlu bir çocuğun beni kendine çekmesi kesinlikle normal değil. Bu ders de bir şekilde bitti. Sonunda öğle molasına girdik. Eylül ile beraber yemeğimizi almış yemekhanede oturuyorduk. Eylül hala benim derste Asil'e söylediğim şeyle dalga geçiyordu. "Bak çocuk, yiyecen şimdi yumruğu!" deyip kahkahalara boğuldu. "Gülme!" dedim. Eylül hala kahkaha atıyordu. Bu sırada önümdeki masada oturan erkek grubuna kaydı gözüm. O arada sarı kıvırcık saçlar gördüm. Hemen tanıdım. Ben farkında olmadan onu görmeye çalışıyordum. Bu sırada Eylül beni dürtükledi. "Sen yine dalıp dalıp gidiyorsun, Ceylin." dediğinde kendime geldim. "Sende kesin birşeyler var. Benden birşeyler saklıyorsun sen." dedi. Bir an düşündüm. Gerçekten de sakladığım birşey yoktu. "Gerçekten birşey saklamıyorum!" dedim. "Öyleyse farkında varamadığın şeyler var, aşkım. Ben sana söyleyeyim, Asil ile ilgileniyorsun." dedi. Bir an şoka uğradım. Aklımdan bir sürü ihtimal geçmişti ama Asil ile ilgilenebileceğimi hiç düşünmemiştim. "Hayır hayır!" dedim hemen. Sonra biraz daha kısık bir sesle konuştum: "yani bilmiyorum..". Eylül tabii ki güldü. "Demek ki ilgileniyorsun!" dedi. Of, bir Asil bir Eylül. Bıktım usandım, yeter. İkisi de benim sinirlerimle oynuyorlar. "Hayır! Sorunlu çocuklardan nefret ederim." dedim. Eylül hala gülüyordu. "Sana anlatmadığım şeyler var." dedi Eylül. Şaşkınlıkla Eylül'e döndüm. Eylülün gözleriyle karşılaşınca bu benim aklıma Asil'i getirdi. Aynı gözlere sahiplerdi. "Ne saklıyorsun benden?" dedim. Eylül ise gülmeye devam etti. Ben ona hala biraz öfkeyle karışık şaşkın bakışlarımla bakmayı sürdürüyordum. "Ben Asil'in ikiz kardeşiyim." dedi. BÖLÜM SONU
Bölüm 1
1. bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.