İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 7 · 11 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 7

7

•••

-"Peri güzelim bak."

Elimi kaldırıp derin bir nefes aldım.

-"Lafı dolandırma abi. Seni sakince dinleyebilmem için dosdoğru anlat. Rica ediyorum." dedim birer birer.

Sesimize uyanan diğer herkes bizi yalnız bırakmak için bahçeye çıkmış kapıyı kapatmışlardı. Kim neyi ne kadar biliyordu artık hiçbir şey bilmiyorum.

Soner abinin nasıl haberi olabilirdi?

-"Tamam pekâlâ." diyip önüne döndü ve eğilip ensesini tuttu.

Mimik oynatmadan sabit kaldım. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu.

-"Sen ve Demirhan'ı öğrendiğimde...sana söylemedim ama çok sinirlendim. Yine de kızmadım kızamadım. İnsan...kime sevgi besleyeceğini seçemiyor biliyorum."

Aralık kalan dudaklarımı zorla kapatıp ellerimle yüzümü sıvazladım.

Tanrım.

Delireceğim.

Biz o kadar saklamaya çalışmıştık ki.

-"Öyle bir dönemdeydin ki çok düşündüm Peri. Yemin ederim çok düşündüm. Demirhan hayatına yön vermiş işini gücünü eline almış bir adamdı. Sen daha küçücüktün. Aranızda dağlar vardı. Önce yanılmışsındır heveslisindir diye kendimi avuttum. Demirhan'la konuştum. İnanmıyordum. Senin onu,onun seni seveceğine inanmadım."

Sustuğunda gözlerimi sımsıkı yumdum. Daha fazlasını duymak istiyor muyum bilmiyorum.

Kaldıracak gibi değilim.

-"Hayallerin vardı. Ama gözünün önüne perde inmişti. Görüyordum. Seni düşündüm. Sadece senin iyiliğini düşündüm. Demirhan'a da bunu düşünmesini söyledim. Sen ona bel bağlamayı sürdürseydin hayatında mantıklı kararlar alamazdın. Şuan ki olduğun yerde olamazdın abicim. Okuldan uzaklaşmıştın. Sınavın yaklaşıyordu. İyi bir hayatı hak ediyordun."

Elimi saçlarıma atarak ayağa fırladım. Sinirden gülüp başımı salladım.

-"Sen...sende ona beni bırakmasını söyledin!" diye haykırırcasına bağırdım.

Aklım kalbim birbirine girmişti.

Her şeyi beklerdim. Her şeyi! Ama bunu hayır!

-"Peri bak-"

-"Hayır hayır bunu yapmış olamazsın!" diyerek sözünü kestim.

Sesim o kadar yüksek ve boğazımı acıtırcasına çıkıyordu ki bahçeden çıkıp gelmişlerdi. Abimin her yaklaşımına vurarak uzaklaşıyor ağzıma geleni sayıyordum.

Bu yüzdendi işte! Yıllarımın benden alınmasının nedeni buydu!

Nasıl yapmıştı nasıl?!

Ben yıllarca ona nefret beslemek için kaç gece uyumadan ağlamıştım. Benim kaç gecem kıvranarak geçmişti?

-"Sakin ol sakin ol. Nefes al dur."

Yüzümü tutan eller enseme kayarken yüzüm Soner abinin göğsünde sabit kaldı. Titreyerek inip kalkan bedenimi elleriyle kavrayıp durdurdu.

-"Yaklaşma Doruk. Sakinleşince konuşursunuz rahat bırak."

-"Ya Allah belamı versin seni düşündüm! Senin için en doğrusu buydu."

Hala ne diyordu? Neyin doğrusu kime doğruydu?

-"Bana sordun mu?! Benim neler yaşadığımı gördün mü ?! Göremezsin çünkü yanımda değildin!! Sen...sen nasıl yaparsın ya?!"

Ona doğrulttuğum elimi indirip soluklarımla sakinleşmeye çalıştım.

-"Çocukça bir şey sandım. Hayranlık beslediğini düşündüm. Üzülmeni istemedim çünkü Demirhan senden kaç yaş büyük bir adamdı. Üzülecektin. En azından bu yıllar önce yaşandı unutuldu." Önümde dikilen abime baktım.

Üzgün oluşu çaresiz oluşu yüzünden okunuyordu.

Benim basit bir hayranlık duyduğumu sandığı adam ilk aşkımdı. Görmemişti. Son olacaktı bilmiyordu.

Sıcak yaşların süzüldüğü gözlerimi göğsüne dikip dudağımı ısırdım. Neye isyan ediyordum ki ? Ne değişecekti?

-"Özür dilerim." dedi tekrar.

Bir kapı sesi geldi. Demirhan salona girmiş bana bakmıştı. Yaşlarla dolu gözlerimi ondan çektim.

Abim yüzünden benim kanatlarımı kırmıştı.

-"Peri..."

Sarsak adımlarla arkamı dönüp merdivenlere yöneldim.

Söyleyecek tek kelimem kalmamıştı. Boğazımda biriken acılar nefesimi kesiyordu. Hayal kırıklıklarım birer birer canıma okuyordu.

Yatağın ortasına oturup başlığa yaslandığımda vücudum titriyordu. Başımı dizlerime koyup soluklandım.

Sakin ol

Sakin ol geçecek

Hep geçti

Geçmek zorunda. Geçmiş geçmişte kalmak zorunda. Ben bunu atlatmalıyım.

Dakikalar saatler birbirini kovalarken elimi göğsüme koymuş gözümde biriken yaşlarla tavanı izliyordum.

Aralanan kapıyla kıpırdamadım. Tekrar kapandı. Yatak çöktüğünde gözlerimi oynattım.

-"İyi misin kuzum?" Gözümün kenarında duran yaşı sildi Nesli.

Başımı aşağı yukarı salladım. Diğer yanıma Kumru ile Aslı oturup elimi tuttular.

-"Şok içindeyiz."

-"Bende." dediğimde sesim ağlamaktan kısık çıkmıştı.

-"Her şeyi beklerdim ama bunu beklemezdim." dedi Kumru.

-"Demirhan abiye ne demeli? İki çift lafa sana neden bunu yaptı?" diyen Aslı'ya baktım ve yavaşça doğrulup başlığa yaslandım.

İçimden geçeni söyledim. Düşündüğüm buydu.

-"Benim için." diye mırıldandım. Gözlerimi silip dudaklarımı ıslattım.

-"Abim onu benimle vurmuş. Yapması gerekeni yapmış." dedim sustum.

Kızlar da bir kaç dakika sessiz kalarak düşündüler.

-"Seni severek senden ayrılmış." Nesli'nin sesi titreyince gözlerim anında yaşlarla doldu.

Yutkunup gözlerimi kaçırdım.

-"Bu nasıl bir kader ya?" dedi Aslı.

Acıdan yanan boğazımı temizleyip yaşları sildim.

-"Tamam boşverin. Benim için artık önemi yok." diyip yataktan kalktım.

Her zaman yaptığımı yapıyordum. Acımıyormuş gibi kalbime toprak atıyordum. Yıllardır.

İki saat ağladığım bu yatakta içimi dökmüş göğsüme taş basmıştım. Hep böyle olurdu. Ağıran göğsümü görmezden gelirdim.

-"Önemi var. Baksana Soner abi bile biliyormuş. Demek ki Demirhan abim hala-"

-"Hayır Nesli hayır. Kapatalım konuyu tamam mı? Duş alacağım sonra kahvaltıya gideriz." Odadan apar topar çıkıp kendimi banyoya attım.

Yaslandığım kapıda gözlerimi kapattım.

Bir kaç dakika sakinleşmeyi bekledikten sonra suyu ayarlayıp altına girdim. Uzun sayılacak bir sürede çıktım ve havluya sarındım. Saçlarımı fön makinesiyle kurutup daha banyodan çıkmadan terleyen enseme su vurdum.

Odaya girdiğimde kızlar bıraktığım gibi yatakta oturuyorlardı.

-"E hadi." dedim ve düzleştiriciyi fişe taktım.

Açık camları kapatarak klimayı çalıştırdım.

-"Bende duş alacağım." diyerek kalktı Aslı.

Kumru kendi odasına hazırlanmaya giderken ikinci banyoya Nesli girdi.

Haliyle odada yalnız kalmıştım.

Yatağın ucuna çöktüm. Hiç olmadığım kadar güçsüz hissediyordum. En beklenmedik yerden vurulmuştum.

Ne düşüneceğimi bile bilmiyordum. Kime kızacaktım? Kimden öfkemi çıkaracaktım?

Hiçbir şeyin önemi kalmamıştı.

Acım taze olsaydı belki her şey daha farklı olabilirdi. Başka ihtimalleri düşünmek de istemiyordum. İkimiz...ikimiz farklı insanlar olmuştuk. Eskiler eskide kalmıştı.

Kapının tıklatılmasıyla düşüncelerden sıyrıldım.

-"Peri?"

İç çekerek ayağa kalktım.

-"Müsait değilim giyiniyorum." diye seslendim.

-"Bekliyorum."

-"Bekleme." dedim ruhsuzca.

Abime mi öfkeliydim ona mı emin değilim. Ama kimseyle konuşmak istemiyordum.

-"Peri lütfen." dedi.

Sesimi çıkartmadan iki parça kıyafet çıkarttım. Yavaşça giyinip saçlarımı geriye savurdum.

Ayağıma terlik geçirdim ve çantamı hazırlamaya koyuldum. O sırada Aslı ve Nesli içeri girmiş giyiniyorlardı.

Bende yüzüme ufak dokunuşlarda bulundum.

-"Doruk abi çok mutsuz." dedi Aslı.

Omuz silktim.

-"İlgilenmiyorum." dedim.

Ben böyleydim. İçim kavruluyordu. Belki günlerce ağlayabilirdim. Ama dışım ıssız sessiz bir çöl kadar kuru görünüyordu.

-"Demirhan abim.."

Nesli'ye kaşımı kaldırarak baktım.

-"Ne?" dedim istemsizce.

Rujunu sürüp dudaklarını birbirine bastırdı. Aynadan bana bakıyordu.

-"Seni sordu. Nasıl olduğunu. "

Ufacık bir sıkışma olduğunu inkar edemem.

Sesimi çıkartmadım. Parfüm sıkarak çantamı omzuma geçirdim ve odadan çıktım.

Merdivenlerden inerken salondan erkeklerin sesleri geliyordu. Göresim yoktu ama mecburdum.

-"Hazır mısınız?" diye sordu Batı abi.

Başımı aşağı yukarı salladım.

-"Geliyorlar." dediğimde abimin koltuktan kalktığını görünce dışarı yöneldim.

Kapıyı açarak çıktım.

-"Peri.."

Oflayıp saçlarımı düzelttim.

-"Zorlama tamam mı? İstemiyorum. Beni biraz rahat bırak." dedim aniden sinirlenerek.

Bu çıkışıma karşı geri adım attı. Hayır ne bekliyordu anlamıyorum.

Diğerlerinin gelmesi üzerine arabaların park alanına ilerledim. Soner abi gelip yanımda durdu.

Ona karşı soru işaretleriyle doluydum.

Kimsenin bilmediğini sanıyorken bu öyle değilmiş.

-"Geçin yerleşin bakalım." Batı abi arabanın kapısını açtığında öne tabiki Kumru oturmuştu. Soner abi yanımdan ayrılınca kendi arabasının kilidini açtı.

Abim onu dinlemesem bile yanımdayken arkadaşının beklediğini söylemiş yürüyerek uzaklaşmıştı.

Bir anda en sona kalınca arabalara baktım. Arkamda Demirhan belirmişti. Bir adım öne çıkıp uzaklaştım.

-"Ben önü kaptım inmem." Sedat Soner abinin arabasının kapısını kapattığında oraya yöneldim.

Oturduktan sonra diğerinden inen Aslı koşturarak yanıma geldi.

-"Onun arka koltuğu küçük daraldım." dedi otururken.

-"Sedat atla arkaya hadi."

Demirhan arabanın tavanına elini atmış kapıyı tutuyordu. Neden kendi arabasıyla gitmiyor?

-"Ya abi otur işte. Araba tutuyor beni önde oturmam lazım." dedi Sedat çocuk gibi.

-"Oğlum sığmıyorum arkaya." diyince Aslı kıkırdamıştı.

O boyla sığmaz tabi.

-"Gel bana doğru." Aslı kolumdan pat diye çekince gözlerimi kocaman açarak ona baktım.

Ben neden ortaya geçiyorum?!

Demirhan oflayarak yanıma oturduğunda yanında küçücük kaldım. Camı sonuna kadar indirip dirseğini yasladı.

Sertçe yutkundum. Ellerimi kucağımda birleştirip gözlerimi ayırmadan bacaklarıma bakıyordum.

Yola girdiğimizde Demirhan'ın telefonu çalmıştı.

İster istemez gözüm ekranına kaydı. Açarken fark etmiştim. Ablası arıyordu.

-"Dayıııı."

-"Dayım. Ne yapıyorsun?"

Ekranda küçük sevimli bir surat vardı. Ben mahalleden ayrıldığımda Elvin abla yeni nişanlanmıştı.

-"Çok sıkıldım. Sen gelsene arabayla gezeriz dayı." Küçük dudaklarıyla oflayıp yanaklarını tutarken ekrana ablası geldi.

-"Dayın keyif yapıyor oğluşum. Nereye gidiyorsunuz?" diye sordu Elvin abla.

Gözlerimi kaçırdığımda Demirhan'a değmemek için Aslı'ya kaymıştım.

-"Kocanı bırak sende kaç gel Elvin abla!" Aslı'nın seslenmesiyle Demirhan telefonu yan çevirdi. Haliyle bende görünmüştüm.

-"Ay keşke kız! Aa Peri?! Nasılsın bir türlü yüz yüze gelemedik."

Kötünün kötüsüyüm.

-"İyiyim Elvin abla. Biraz öyle oldu evet sen nasılsın?" diye sorarken güçlükle tebessüm ettim.

Yıkıla yıkıla sırtımı dik tutamadığım bir günde hala tebessüm edebiliyor oluşum takdire şayandı.

Çok az kalmıştı.

Çok az.

-"Çocukla uğraşıyorum evde bunalımdayım." derken gözlerini devirmiş gülmüştü.

Demirhan'dan iki yaş büyüktü. Ve kızlar dışında ilişkimizi bilen tek kişiydi.

Tabi benim bildiğim kadarıyla öyleydi.

İnanır mısınız bilmem ama benim küçük olmama rağmen ilişkimizi desteklemişti.

-"Sana kaç gel diyorum ben." diye araya girdi Aslı.

-"Evlenince olmuyor valla kızlar. Gezebildiğiniz kadar gezin. Hatta mümkünse hiç evlenmeyin." demesiyle gülümseyip başımı eğdim.

-"Ne güzel nasihat veriyorsun sen öyle. Anneleri duymasın." dedi Soner abi gülerek.

-"Yalan mı diyeceğim canım? Şaka bir yana döndüğünüz gibi bana geliyorsunuz alınır darılırım. Özellikle Peri sen. Yüzüne bakmam haberin olsun. Evlendim bir kere gelmedin."

Eskiden evlenmeden önce hep birlikte mahallede oturur vakit geçirirdik. Eskidendi ama.

-"Olur abla tabi." dedim. Kolu koluma değen Demirhan yüzünden içim gıdıklanıyordu.

Küçük bir temasla neler oluyor bana?

-"İyi o zaman size bol eğlenceler diliyorum. Görüşürüz ablacım öpüyoruz seni."

Demirhan da görüşürüz demiş kapatmıştı.

Şakaklarımı ovalayıp geri yaslandım. Başım ağırıyordu. Gitmek uzaklaşmak istiyordum.

Her şeyin merkezi burnumun dibinde dururken kendimi toparlayamazdım ki.

Yol boyunca ona değmemek için bin türlü çaba sarf etmiştim. Kahvaltı için geldiğimiz restoranda biraz keyifsiz mutsuz oturuyorduk. Sanırım düşük enerjim herkesi etkiliyordu. Belki de bana üzülüyorlardı bilmiyorum.

-"Denize gidiyor muyuz bugün?" Soran Batı abiydi.

Benim hiçbir şey yapmaya isteğim kalmamıştı ki.

-"Bugün gezelim biraz. Ne dersiniz?"

Nesli'ye bakarak isteksizliğimi gözlerimle belli ettim.

-"İyi olur. Hemen bakalım."

Telefonlardan gezilecek yerleri araştırırlarken ben sıkışan göğsümle baş ediyordum.

Restorandan kalktığımız gibi arabalara geçmeden konuştum.

-"Benim biraz midem ağrıyor. Size bugünlük katılmasam olur mu?" dedim.

-"Olmaz öyle. Evde duralım sonra gezeriz." gibi itirazlar yükseldi.

Kızların beni anlayarak duruma el atmasıyla anlaşmıştık. Sadece eve bırakmaları konusunda vazgeçirememiştim.

Batı abiler caddede bekleyecekti. Biz geldiğimiz arabada yazlığa dönmüştük. Soner abiye teşekkür ederek arabadan indiğimde arkamdan Demirhan'ın inmesi başıma bir ağrı sapladı.

-"Gelirsem haberleşiriz." dediğini duymuştum.

İlerleyip evin kapısını anahtarla açtım. Gireceğini bildiğimden kapatmadan içeri geçtim ve hızlı adımlarla merdivenleri çıktım.

Odaya girer girmez terliklerimi çıkartıp yüzümdeki makyajdan kurtuldum. Banyoda yüzüme soğuk su vurduktan sonra hissettiğim rahatlamayla gözlerimi kapatıp geri açtım.

Neden içim içimi yiyordu? O sesler beni kemiriyordu.

Ne hissetmişti? Bunu yapmaya mecbur olduğunda üzülmüş müydü?

Benim gibi bitmeyen bir yasa girmiş miydi? Ben başka bir erkeğin elini tutmaya cesaret edemezken o hayatında neler yaşamıştı?

-"Saçmalıyorum." dedim ve aynada buğulu gözlerle baktığım yansımamdan gözlerimi çektim.

Elimin tersiyle gözlerimi sildikten sonra banyodan çıkıyordum ki bedenine sertçe çarptım.

Dudaklarımdan çığlık kaçmıştı.

-"Pardon...görmedim." dedim soluk soluğa.

Geri çekilip olabildiğince hızlı odaya girdim. Yatağın orta yerine kıvrıldım ve bacaklarımı karnıma doğru çektim.

Kapıyı kapatmayı unutmuşum

Kahretsin. Bu tarafa bakmayacağını düşünerek yatmayı sürdürdüm. Geçen onca zamanda bir kere bile görmediğim adamla aynı evdeydim.

Yıpratıcı bir dönemdeydim.

Abim.

Abim kolay kolay affedilemez bir şey yapmıştı. Onun yüzünden beni bırakmıştı. Benim ne hale geleceğimi düşünmeden bırakmıştı.

Ben onun benden soğuduğunu sevmediğini zannederek yıprandığım günlerde acaba sevmeye devam ediyor muydu?

Beni bıraktıktan bir ay sonra o mahalleden taşınmıştık. Ben o bir ayı nasıl geçirdim bir Allah biliyordu.

Evi tam karşımızdayken perdenin arasından gizli gizli ona bakarak özlemimi giderirdim. O kadar çok ağlardım ki babam yüzümü görüp anlamasın diye günlerce odamdan çıkmazdım.

Benim onun yokluğunu kabullenmem öyle iki üç günde olmamıştı. Yıllarım gitmişti.

Ne uğruna?

Abimin saçma sapan kararı yüzünden.

Şimdi kaldıramıyorum. Ben Demirhan'a yüzümü göstermek istemezken nasıl yaşamaya devam edeceğim?

Ona dokunmaya sesini duymaya tahammülüm yok.

Taş bastığım kalbimi titretiyordu.

Değil 7 yıl 20 yıl bile geçse aynı hisler olacaktı. Ben buna engel olamadığımı gördüğüm için uzaklaşmak istiyordum. Ona hep yeniliyordum.

Bu olmamalıydı.

Ben bunun için yerden kalkmamıştım. Tekrar aynı şeyleri kalbime yaşatamazdım.

Onu görmeye alışmamalıyım. Gözü gözüme değdiğinde sıkışan kalbimi sökmeliyim.

Hak etmiyordum. Bunca acıyı hak etmiyordum.

Göz göre göre, ölmekten beter olacağımı bile bile beni bırakmıştı. Neden hiç gelmemişti demiyorum. Zaten biraz seviyor olsaydı vicdanı sızlardı. Gelirdi. İşe yaramasa bile acımı hafifletmek için gelirdi.

Ben onun hayatına hiç yer etmemişim ki.

Kendisi için üzüldüğümü düşünecekti. Öğrendiğim için ikimize göz yaşı döküyorum zannedecekti. Bunu istemiyordum.

Evet öyleydi ama bilmesine gerek yoktu.

Yatakta doğrulup ıslak göz altlarımı sildim. Kalktım ve odadan çıktım. Büstiyerimin önünü düzeltip alt kata ayak bastım. Sessizdi.

Mutfağa geçerek buzlu bir su aldım ardından salona ilerledim.

Bahçede oturuyordu. Nefesimi turarak yumuşak koltuğa çöktüm. Televizyonu açtığımda ne verdiği ilgimi çekmiyordu. Aklım tamamen başka yerdeydi.

Çıplak bacaklarımın arasına koyduğum bardağı alırken istemsizce dizim sallanıyordu.

İşte böyle olduğum için duygularıma hislerime hakim olamıyorum. Yok sayamıyorum. Varlığı bütün hislerime yön veriyordu.

Uzanıp sehpaya bardağı koyarken Demirhan'ı gördüm. Yavaşça kapıda belirdi ardından bir adım attı.

Vücudum inanılmaz tepkiler veriyordu.

Geldi...geldi ve yanıma oturdu. Oturmasıyla koltuk çökünce kendimi ona doğru kaymış halde buldum.

Yutkunmaya fırsatım olmadı.

Koltuğa tutunarak sol tarafa kaydım. Oturduğum yerler bedenimi sızlatıyordu. Bunun nedeni içime içime geçen kokusuydu.

Kalkmaya yeltendiğim gibi parmakları bileğimi kavradı.

Şok olmuş halde dondum kaldım.

-"Gitme kal." dedi.

Sanki benim kalkmaya gücüm kalmış mıydı ?

Gözlerimi direkt olarak televizyona dikmiştim. Nefes dahi alamadan duruyordum.

Soğuk parmakları bileğimden çekildi.

-"Bana istediğin kadar kızabilirsin."

Başımı eğdim ve gözlerimi sıkı sıkı kapatıp geri açtım.

-"Bu konuşmayı yapmak istemiyorum." dedim kısık sesle.

-"Artık yapmalıyız."

Başımı sallayarak derin bir nefes aldım. Bu sefer koltuktan kalkmıştım ama tekrar bileğimi tutmuş benimle birlikte kalkmıştı.

Önünde gittikçe küçüldüm. Gözlerine bakmak istemediğim için başım eğik duruyordum.

-"Ben seni bilerek üzmedim. Ben seni üzmeyi hiç istemedim Peri. Her şey için çok geç. Biliyorum farkındayım. Ama bunu bilmeni istiyorum. "

Bileğimi dokunuşundan kurtarıp nefesimi dışarı üfledim.

Demirhan'ın hala aynıymış gibi olmasından korkuyorum. Neden benimle konuşuyordu?

-"Önemi yok." dedim mırıltıyla.

Göğsünü havayla doldurup bir adım attı. Dip dibe duruyorduk.

-"Var." derken sesi boğuk kısık çıkmıştı. Başını eğdiğini hissediyordum. Burnu neredeyse saç diplerime değecekti. Nefesini sıcak sıcak veriyordu.

İçinde bulunduğumuz bu durum ayakta durmama engel oluyordu. Düşecek gibiydim.

-"Geçmişi geride bıraktım." Sesim hiç beklemediğim kadar güçsüzdü.

Sanki dilim başka kalbim başka konuşuyordu.

Burnundan aldığı soluk adeta tenimi yaktı. Ateşten bir çemberle çevrilmiştik. İki yabancıydık. Ama ikimizinde solukları birbirimize titriyordu.

-"Ben bırakamadım."

•••

Nasıl toparlanacak bunlar dersiniz 🙆

Bölümü beğendiniz mi?

Bölüm sonu

2 yorum