İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 50 · 13 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 50

Final

•

Bir uyur gezer olarak yaşamak nasılmış onu da öğrenmiş olmuştuk. Uyku nedir bilmeyen küçük bir böcek ne babasına ne de bana göz kapattırmıyordu.

-"Şuna bak ya. Hiç göz açıyor mu baksana!"

Bütün gece zırıl zırıl ağlayan o değilmiş gibi gece olana dek deliksiz uyuyordu.

-"Dünyaya bizi bitirmeye gelmiş."

Demirhan'ın yorumuna sessizce kıkırdayıp geri yaslandım. İki haftadır evdeydik. Demirhan ara sıra atölyeye gidiyordu ama çoğunlukla uykusuz kaldığı için evdeydi.

-"Ben biraz uyuyacağım."dedim esneyip.

Kenarda duran yastığı koltuğa koyup yavaşça uzandım. Demirhan oturduğu yerden kalkınca ona baktım. Sepetteki örtülerden alarak yanıma geldi ve üstümü örttü. Çekilmeden saçlarımı öpünce tebessüm ettim.

Lidya karnı acıkınca ağlıyordu. Bu yüzden bir sonraki ağlama seansına kadar gözlerimi kapatmıştım.

Uyandığımda oturma odasının sessizliği yüzünden dönüp Demirhan'ın uzandığı koltuğa baktım. Televizyonun sesini kısmış öyle izliyordu.

-"Aşkım."diye mırıldandım uykulu halde.

-"Efendim bebeğim?"

-"Lidya'yı uyandır çok uyudu."dedikten sonra doğrulup saçlarımı düzelttim.

Elektrikli kendinden sallanan salıncağında uyuyordu. Demirhan gidip kucağına aldı.

Bende o sırada ağrımaya başlamış göğüslerimi yokluyordum.

-"Benim güzel kızım. Babasının prensesi. Ne güzel de uyuyorsun sen böyle." Eğilip burnunu öperken gülümsedim.

Ardından pijamamın düğmelerini açıp atletimi indirdim.

-"Anne memeleri açtı kızım. Uyanma vakti."

Sesli şekilde güldüğümde gelmiş yanıma oturmuştu. Lidya'yı kucağıma alıp parmağımla burnuna vurdum. Kendini vermiş uyuyordu.

Biraz daha uğraşıp en azından huysuzlanmasını sağladım. O boşlukta göğsümün ucunu ağzına yerleştirdim ve emmeye başlamasıyla derin bir nefes aldım.

-"Yastığı arkana koyayım mı?"

Başımı iki yana salladım.

-"Öyle rahat edemiyorum."dedim ve ona baktım. Uzanıp dudaklarıma buse kondurdu.

İçim daha fazlası için tutuşuyordu.

-"Ben şimdi göğüslerinden uzun süre mahrum mu kalacağım?"

Gülerek gözlerimi devirdim.

-"Çok istiyorsan sütümden vereyim."dediğimde yüzünü buruşturdu.

-"Kalsın sevgilim sen kızımızı yedir."

Başımı omzuna yaslayıp öyle emzirmeye devam ettim. Parmaklarımla kavradığım göğsümü Lidya emmeyi bırakınca ağzından çekmiştim.

-"Al babası gazını çıkar."

Beyaz mendili omzuna koyup Lidya'yı da omzuna yasladı. Minik sırtına hafif vuruşlar yaparak gazını çıkartırken ayağa kalktım.

Mutfaktan rezene çayı yapıp gelene kadar babası kızımızı çoktan uyutmuştu.

'

Ertesi günler hızla akıp geçti. Zaman bizim için son günlerde hızlı ilerliyordu. Artık Lidya bir aylık olmuştu ve düzeleceğini hayal ederken hala aynı şekildeydi.

Gece göğsümü bırakmadan uyumak istediğinde ben yarı uykulu halde yatak başlığına yaslı duruyordum.

Yanımda huzurla uyuyan Demirhan'ı dürterek uyandırma isteğimi zor bastırdım. Sabah işe gideceği için uyuması gerekiyordu ama bende onun uykusuna imreniyordum.

Çoğu gece dayanamayıp sık sık ağlıyordum.

Hala lohusalık etkisinde olmaktan dolayı ruh sağlığımı toparlayabilmiş değildim.

Geçen hafta Nesli Soner abi ile gelmiş bir kaç gün bizde kalmıştı. O aralarda daha iyiydim.

Yine yalnız ve yetersiz hissettiğim zamanlar gelmiş çatmıştı.

Lidya'yı zor da olsa göğsümden aldım. Beşiğine yatırmış sessizce yatağa girmiştim.

Uykunun en tatlı bölümüne giriş yapıyordum ki kıpırdanma sesleri geldi. Peşinden var gücüyle bas bas ağlamaya başlamıştı.

Uykusuzluktan beynim durmuştu. Bir kaç dakika ağlasın susar diye durdum. Sonra saçmaladığımı fark edip kalktım.

Lidya'yı kucağıma almıştım ki Demirhan dönüp gözlerini açtı.

-"Uyumuyor mu?"diye boğuk sesiyle sordu.

-"Uyur mu hiç?"dedim yatağa geri girerken.

Lidya'yı ortamıza yatırıp emziğini ağzına koydum. Süt gelmediğini anlayana dek emiyor sonra öğürerek atıyordu.

Demirhan aşağı kayıp kolunu ona sardı ve boynuyla yanağını uzun uzun öptü. Babasının ilgisiyle sakinleştiğinde başımı yastığa koydum.

-"Sen biraz uyu. Ben bakarım."derken elini uzatıp yanağımı okşamıştı.

-"Beş dakika."diye mırıldandım.

Bedenim bir saat kısa ama etkili bir uyku çekmişti. En son ağlama sesiyle uyanmıştım.

Lidya'yı yatarak emzirirken Demirhan ikimizin üstünü örttü ve sabaha bir kaç saat kala gözlerini kapattı.

Ertesi sabah yatakta kızımla birlikte güne erkenden başladık. Gün doğarken onu yine emzirmiş beşiğine koymuştum. Uykusu yalnızca yarım saat sürüyordu. Saat altıyı gösterdiğinde ise bütün uykularımız havaya uçmuştu.

-"Sen çok yaramaz bir kızsın."diyip yüzünü bir kaç kere öptüm.

Eylül ayında olduğumuz için ev hala sıcaktı. Bu yüzden onu çok giydirmiyor kolayca bacaklarını kollarını öpüyorduk.

Kucağıma alıp koridorda bulunan odasına gittim. Beşiğine bıraktığımda ilk önce altını değiştirdim. Dolabından çilekli bir tulum alıp üstündekini çıkarttım ve dikkat ederek giydirdim.

-"Biraz oyalanalım sonra uyuyacağız değil mi annem?"derken hiç umudum yoktu.

Göğsüme yaslayıp poposunu okşarken yatak odasına gittim. Yatakta uyuyan kocama tebessüm ederek saçlarının arasını öptüm.

Lidya'yı sessiz sessiz severek ağlamasına engel oluyordum. Neredeyse yarım saat tutabildim.

Emzirerek uyuttuğumda beşiğine yatırdım.

Yatağa rahatça girdiğimde ilk olarak Demirhan'a sokuldum. Uykusunda bile kolunu hemen bana dolamış göğsüme başını yaslamıştı. Elimi omzuna atıp gözlerimi kapattım.

Bir aydır hasret kaldığım bir pozisyondu. Kolayca uykuya düşmüştüm.

'

Dolaptan çay bardağını alıp kapatırken Demirhan'ı arkamda hissettim.

-"Sevgilim...acaba bu süreyi bir kaç gün geri çeksek olmuyor mu?"

Belime sarılıp omzumu öperken sırtımı göğsüne yasladım.

-"Şansına küs aşkım. O kadar zaman dayandın. Bence beş gün daha durabilirsin."dediğimde boynuma doğru nefesini üfledi.

-"Mahvoldum ya. Dayanacak şu kadar gücüm kalmadı." İki parmağının arasını gösterince kıkırdayıp ona döndüm ve yüzünü avuçladım.

Dudaklarını öperken terlik sesi duyunca hemen çekildim.

-"Kızım seninki acıktı herhalde bir bak ona huysuzlandı."

Nigar anne mutfak kapısından söyleyince başımı salladım.

-"Babama çay döküyordum."dediğimde gelip kendisi döktü.

Bugün öğleden sonra Elvin ablayla gelmişlerdi. Akşama da Hasan babayla Demirhan gelince Nigar annemin yaptığı yemeklerle akşam yemeği yemiştik.

Salona gidip dedesinin kucağında ağlayan pamuğumu kucağıma aldım. Merdivenleri çıkarken Demirhan salonda kalmıştı.

Son zamanlarda dibimden ayrılmıyordu. Her fırsatta yanaştığı için benimde dayanma gücüm git gide azalıyordu. Neyse ki kırk günü doldurmaya az kalmıştı.

Yatak odasında Lidya'yı emzirip gazını çıkarttıktan sonra alt kata geri indim. Üstten Demirhan'ın getirdiği salıncağa koyup sallanma tuşuna bastım.

Nihayet oturduğumda üstüme uyku çökmüştü.

Güne bilmem kaçıncı uyanışım gelen seslerden dolayı oldu. Yüzümdeki saçlarımı itip yatağa baktım.

Demirhan Lidya'nın üstüne doğru uzanmış göbeğini öpüp oynuyordu.

Gözlerimi kapatıp elimi yatağa bastırdığı eline koydum ve ona yaklaştım.

-"Günaydın kocam."diye mırıldanırken tekrar uyumanın hayalini kuruyordum.

Eğilip uzun ve sesli bir öpücüğü yanağıma bıraktı. Burnunu sürtünce gözlerimi aralayıp güldüm.

-"Günaydın karım. Kızımız acıkmış bize bir meme vermelisin."diyince gülümsemem büyüdü.

Evin süt veren ineği haline dönmem gülünçtü.

-"Anne de acıktı."derken göğüslerimi yokluyordum.

Hafifçe esneyip doğruldum ve yastığı belime koydum. Geceliğimi açarken Lidya'yı kollarıma almıştım. Önce öpme seansımızı yaptım.

-"İstersen kahvaltıya gidelim bebeğim."

Başımı salladım.

-"Şimdi hazırlanma çıkma derken uzun sürecek." Hem henüz hastane kontrolü dışında evden çıkmamıştım. Açıkçası cesaret edemiyordum.

-"Öyleyse ben gidip hazırlamaya başlayayım."

Dudaklarımı son kez öpüp yataktan çıkan kocamı hayran hayran izledim. Önce banyoya girmiş sonra giysi odasına geçmişti. Tüm bu aşamalarda yalnızca boxer ile olduğu için nabzım yükseliyordu.

Lidya karnını doyurmuş uykuya düşmüştü. Onu uyandırmamaya dikkat ederek yatağın ortasına bıraktım. Üstüne ince örtüsünü örttükten sonra kalktım ve banyoda elimi yüzümü yıkadım.

Bunaltan saçlarımı tepede salaş bir topuz yaparak yatağa yaklaştım.

Hala uyuyordu.

Bebek telsizi olduğu için onu gönül rahatlığıyla burada bıraktım. Sanki az sonra uyanmayacak gibi.

Merdivenleri inerken rahat rahat inip çıkmanın güzelliğini düşünüyordum. Bir ay öncesine kadar bedenimdeki yük dolayısıyla bu merdivenler benim canımı alıyordu.

Ama bu hayatımın en tatlı kötü zamanlarıydı.

Yılların içimde yok edemediği sevdama kavuşmuş üstüne minik pamuk gibi bir kızım olmuştu.

-"Yardım edeyim mi?"

Arkasından sarıldığımda ellerini yıkayıp bana döndü. Eğildi ve boyun girintimi öperek bedenimi kucakladı.

-"Sen otur ben hazırlarım Peri kızım."

Bir adamın huylarına bile aşık olunur mu? Ben olmuştum.

-"Ama sende işe gideceksin." Uzanıp boynuna sarıldığım esnada beni kolayca kucağına kaldırmış sarılıyordu.

-"Sende bütün gün kızımızla yorulacaksın." Burnunu burnuma sürtüp dudaklarıma dudaklarını bastırdı. İç çekerek öpüşüne karşılık verdiğimde kısa süre içerisinde ateşlenen bir öpücüğe dönmüştü.

Tabi bu Lidya ağlayana kadardı.

Isırdığım dudağında dilimi gezdirip başımı çektim. Soluklarımı hala hızlandırmayı başarıyordu.

-"Bu kız sana çekmiş."

Yere basıp çıplak karnına vurdum.

-"Öküz."demeyi ihmal etmeden hızlı adımlarla mutfaktan çıktım. Ben üste gelene kadar Lidya keyfinden kıpkırmızı olana dek ağlıyordu.

Kucağıma alır almaz ise susmuştu.

-"Çok fenasın sen."diye homurdandım.

-"Şurada baban benimle ilgileniyor diye bas bas ağlıyorsun. Olmaz ki böyle annecim."

Birlikte alt kata inene kadar ona nasihat vermiştim. Elbette anlamıyordu ama ağlama zamanlamasını tutturmayı çok iyi biliyordu.

Çekirdek ailemizle birbirine benzer ama birbirinden özel günler yaşıyorduk.

'

Lidya üçüncü ayını doldurmuştu. Artık ben ona o da dünyaya alışmıştı. Hala bir takım sorunlarımız vardı ama buna da alışmıştım.

Mesela uykusuzluk. Evet hala.

-"Sanki kocamı özledim."dediğim gibi kızların bana dönen bakışları nedeniyle omuz silktim.

Aylar sonra Nesli gelmişti. Ve bizim evdeydik. Yani evlenmeden önceki evim.

Annemle babam termal otel tatili planıyla gittikleri için evimiz boştu.

Biz ise ne yapmıştık? Kocalarımızı bırakmış çoluk çocuk hep birlikte kalmaya karar vermiştik.

Birlikte olmayı özlemiştik. Eskiden ve hep olduğu gibi bir aradaydık.

Ama değişen hayatlarımızdı.

Salona yan yana dizilmiş ayaklarımızda çocuklarımızı sallarken hepimizin yüreği mutlulukla çarpıyordu.

Bir ay önce evlenmiş olan Aslı koltuğa uzanmış zorla ayrıldığı kocasıyla mesajlaşırken bizde hep bir ağızdan ninni söylüyorduk.

Ara sıra gerçekten hayatlarımız böyle mi diye düşünmüyor değildim. Her şey çok kusursuzdu. Çok güzeldi.

Normalde Lidya'yı hiç böyle sallamıyordum. Fakat salıncağında uyumaya alıştığı için şimdi huysuzlanıp uyumuyordu.

Aklımın bir köşesi ise kocamdaydı. Onlar da bizim evdeydi. Muhtemelen şimdi rakı sofrası kurmuş keyif yapıyorlardı.

-"Birinci çinko."

Nesli fısıldayınca ona baktım. Evet Nisan gözlerini kapatmıştı.

Aradan bir saat daha geçtiğinde artık sallamayı bırakmış göğsümde uyuttuğum kızımı yatırdım. Salonun ortasına yorganlarla büyük bir yatak yapmıştık.

Çok zevkliydi.

Hepimiz birlikte uyuyacaktık.

-"Ben şimdi bütün gece bebelerinizin sesine uyanacak mıyım?"

Aslı'nın bacağına çimdik atıp Lidya'nın üstünü örttüm.

-"Ne biçim teyzesin sen? Göreceğiz seni de."diyen Kumru'ydu.

-"Yok canım ben evliliğimin tadını yıllar boyunca çıkarmak istiyorum."dedi sırıtarak.

Bende öyle diyordum ama kader işte. Yine de bu kaderin en güzel yanıydı.

Artık aklıma çalışmak bile gelmiyordu. Lidya'ya öyle bağlıydım ki onu bırakıp asla gidemezdim. Uyusun diye uğraşıp uyuduğunda onu özlüyordum.

Demirhan da öyleydi.

Hem şikayet ediyorduk. Hem de sonra gidip beşiğinin başında onu izliyorduk.

Gece hayal ettiğimizden farklı geçmişti. Film ve sohbet keyfi yaparız diyorduk ama öyle olmadı.

Minikler yerlerini yadırgamıştı. Gece boyu uyumamışlardı. Haliyle bizde uyumamıştık.

Sabah kahvaltıdan sonra dağıldığımızda Demirhan gelip beni almıştı. Ev her ne kadar yakın olsa bile kış mevsimindeydik.

-"Senin gecen iyi geçmiş hayatım. Sıra bende. Al kızını. Ben gidiyorum."

Eve girer girmez pofuduk tulumunun içinde duran Lidya'yı kucağına bırakıp yatak odasına kaçtım.

Soyunup yatağa girdiğimde uyku akan gözlerim kısa sürede kapanmıştı.

Anne olmak güzel olduğu kadar çok zor bir işmiş.

'

Kendinden emin olmayan adımlarıyla kapıda ona kollarını açmış babasına doğru yürüyen kızıma gülerek bakıyordum.

Tam düşecekken Demirhan dizlerinin üstünde öne atılıp onu yakaladı.

-"Aferin benim kızıma. Senin o minik ayaklarını ben yerim yerim!"

Onun ayaklarını bacaklarını ısırırken eşsiz kahkahalar atan Lidya'nın yüzünü okşadım. Ardından yerden kucağında kızımızla kalkan kocama sarıldım.

-"Hoşgeldin aşkım." Uzanıp dudaklarını öptüğümde mırıltılar çıkararak dudaklarımı araladı. Aynı anda yanağından şap diye bir ses geldi.

Lidya tombik elleriyle babasına hoş bir vuruşta bulunmuştu.

-"Bak kızım. Sen böyle yaparsan biz sana kardeş yapamayız. Baba anneyi öpemezse...kardeş yok. Anladın mı? Kardeş yok."

Gözlerimi devirip Lidya'yı kucağıma çektim. İki gün önce bir yaşını doldurmuştu. Zaman bizim için hızlı akıyordu. Bunu hiç istemiyordum. Çünkü en güzel zamanlarımızdı.

Yeşil gözlerini büyüterek babasına bakmış ardından omzuma yatmıştı.

Annesinin minik kuzusu.

Akşam saat dokuz olduğunda Lidya'yı odasında beşiğine yatırmış son iki aydır alışkanlık ettiğimiz gibi yanında uyumasını bekliyordum.

Bazı geceler masal okumayı ihmal etmiyordum. Kitaplara şimdiden ilgisi vardı.

Uyuduktan sonra kapısını aralık bırakıp çıktım. Lidya uyuduğunda mecburen sessiz olmaya özen gösteriyorduk. Evimiz genel olarak sessizdi. O da buna alıştığından dolayı küçük bir sese uyanıyordu.

-"Güzelim. Film izleyelim mi?"

Yatak odasına girer girmez banyodan çıkan kocamla karşılaşmıştım.

Tazelenmiş kokusuyla birlikte aşığı olduğum nemli tenine dudaklarımı değdirdim. Boynundan çekilip başımla onayladım.

-"Sen seç. Bende üzerimi değiştireyim."

Artık anne baba saati gelmişti.

'

Lidya tam olarak bir buçuk yaşını doldurduğu günlerde ele avuca sığmaz hale gelmişti.

Artık oturmuyordu bile!

Sürekli yürüyordu ve aklı fikri yaramazlıktaydı. Nereyi bulursa orayı elliyordu.

Peşinde dolaşmaktan halim kalmıyordu. Merdivenlere aylar önce Demirhan güvenlikli bir ahşap kapı yapmıştı. Bu yüzden o konuda endişe çekmiyordum. Hangi katta olursak olalım dilediği gibi yürüyordu.

Bu akşam ise annemlerden gelmiştik. Lidya babasının kucağında uyuya kalmıştı. Eve girene kadar da uyanmayınca direkt beşiğine yatırmıştık.

-"Gel bakalım buraya ufaklık."

Kendimi bir anda havada bulunca gülerek boynuna sarıldım.

-"Ufaklık dediğin karın bir çocuk doğurdu hatırlatırım."

-"Benim karım rahat iki üç tane daha doğurur. Bu gece deneyelim ne dersin?"derken beni yatağa yatırdı.

Dudaklarımı ıslatıp nefesimi tuttum. Usulca taytımı sıyırdı. Ardından kısa kazağımı çıkarmasına yardımcı oldum.

Böyle anlarda hep dilim tutuluyordu. Heyecan mı yoksa şehvet mi bilemiyorum.

İç çamaşırlarımla kaldığımda dayanamayıp omuzlarına tutundum. Yer değiştirmemizi sağlayıp kucağına yerleştim.

Sert pantolonuna değmemle bile inlerken alt dudağını kavradım. Dilimle damağımla ezerek tadını çıkardığım dilini çekip dudağımı hafifçe ısırdı.

Kısık sesli inlemem ağzının içinde kaybolmuştu.

Boş durmayıp kazağını yukarı sıyırdım. Kollarından çıkardığımda karşımda kusursuz teni ve orantılı kaslarıyla kaldı.

Dudaklarından ayrıldım. Öpe öpe boynuna indim ve dilimi teninde gezdirdim. Teninin tatlı tadını alarak iz bırakacak şekilde emdim. Aynı anda sesli sesli inliyordum çünkü dayanamıyordum.

İki eliyle kalçamın kıvrımlarını kavrayıp sertçe vurdu. İnleyip karnına tırnaklarımı geçirdim.

-"Ön sevişmeyi atlasak mı? Yaşlandım galiba erken boşalacağım."

Kendimi tutamayıp gür bir kahkaha savurdum.

-"Bence o benim etkimden kaynaklanıyor sevgilim."diyip parmağımla dudağını okşadım.

Koyulaşmış gözleri gözlerimden ayrılmıyordu.

-"O da olabilir. Ben yine de yerime yerleşeyim."

Belimden tutarak beni çevirdi ve altına aldı. Pantolonunu çıkarma zahmetine dahi girmedi. Önünü açıp sert erkekliğini dışarı çıkardı. Görüntüsü bile ıslaklığımı arttırıyordu.

Külodumu kenara çektiği gibi kendini içime ittirdi. Başım geri giderken gözlerim kapanmıştı.

Her defasında aynı hisler azalmadan çoğalıyordu. Uyuşan kasıklarımda yarattığı etki çok büyüktü.

Hep aynı şekilde altında titriyor kıvranıyordum.

Bu gece kesintisiz uyuyan kızımız sayesinde bizim uykusuz bir gecemiz olmuştu.

'

-"Ateşim mi çıktı? Yok canım iyiyim. Evet evet gayet iyiyim."

Elimi alnımdan indirip göğsüme doldurduğum havayı üfledim.

Akşam yemeği saati gelmeden Lidya'yı Hasan babam gelip almıştı. Bunu hep yapıyordu ama bu akşamkini ben söylemiştim. Lidya dedesini özledi diyerek onu zayıf noktasından vurmuştum.

Lidya babaannesi ve dedesiyle vakit geçirirken ben elimden geldiği kadarıyla özenerek hazırlanmıştım.

Akşam yemeğini dışardan söylemiştim çünkü benim hazırlayacak takatim yoktu.

Sadece yemek masasını şık bir şekilde ayarlamıştım. Geriye bir tek Demirhan kalıyor diyecektim ki kapı çaldı.

Mini elbisemin altına mükemmel bir topuklu yakışırdı ama şimdi heyecandan düşerim diye çıplak ayak duruyordum.

Koşarak kapıya ulaştım. Açtığımda önce dudaklarımı öptü sonra kaşını kaldırdı.

-"Prensesim nerede? Ve bu güzellik ne böyle bebeğim?"

Kapıyı kapatıp ayakkabılarını çıkardıktan sonra ince belime sarıldı.

-"Dedesi aldı. Senin için hazırlandım. Baş başa yemek yiyelim istedim."dedikten sonra ensesini okşayıp sakinleşmeye çalıştım.

Ciddi anlamda titriyordum.

-"İyi yapmışsın. Söyleseydin bende bir smokin giyerdim."diyince sırıttım.

-"Çıplak olmanı tercih ederim."

Anında değişen bakışlarıyla hedefi dudaklarım oldu.

-"Gece önünde soyunurum karım. Yeter ki sen iste."

Ellerini yıkamasını bekleyip yemekler soğumasın diye onu masaya çekiştirdim. Uzak kalmamak için sağ çaprazına oturmuştum.

Yemek bir yana su içemedim. Demirhan gerginliğimin farkındaydı.

-"Yediğim lokmalar boğazımda kaldı güzelim. Ne diye sallanıp duruyorsun? Bir sorun mu var sevgilim?"

Uzanıp masanın üstünden elimi tuttu. Parmaklarımı öperken sırtımdan ter damlaları dökülüyordu.

-"Yok sevgilim. Şey...tatlı getireyim mi?"diyerek ayağa fırladım.

-"Var sende bir şeyler ama öğreneceğiz. Getir bakalım."demişti arkamdan.

Mutfakta dolaba sakladığım servis tabağını aldım. Dizlerimle birlikte vücudumun her yeri sallanıyordu.

İki gün önce yüzleştiğim gerçeği daha yeni sindirebilmiştim. Şüphelendiğim ilk andan bu yana bir hafta geçmişti. Demirhan'a çaktırmadan sürekli ağlamıştım ve çok zor toplamıştım.

Sebebi üzüntüden değildi.

Lidya çok küçüktü. Daha iki yaşını bile doldurmamıştı.

Ne yapacağımı kocama söyledikten sonra düşünecektim. Çok mutluydum. Çok heyecanlıydım. Tek endişem Lidya'ya yetememekti.

Sarsak adımlarla yemek masasına ilerledim.

Elimde tuttuğum kapaklı servis tabağını Demirhan'ın tabağının önüne bıraktım.

-"Özel bir tatlı mı?"diye gözlerini kısarak sorunca gülümsedim.

Yakışıklı yüzüne bayılıyorum.

-"Hıhım...çok özel."dedim kısık sesimle.

Oturmadan ellerimi önümde birleştirip durdum. Kalbim neredeyse ayaklarımdan süzülüp düşecekti diye düşünüp içimden güldüm.

Demirhan uzanıp kapağı yavaşça kaldırdı.

Elinin sallandığını görür görmez kapağı zorla kenara bırakmasına şahit oldum.

Uzun saniyeler boyunca ultrason fotoğrafıyla bakıştı. Dudağımı ısırmış soluksuz bekliyordum.

Ağır çekimle bana döndü. Şok olmuştu. Hiç beklemediğini biliyordum. Bende öyleydim.

-"Hamile misin?"diye idrak edemeyerek sordu.

Yüzünü sıvazlayıp ayağa kalktığında benim gibi doğru düzgün nefes alamadığını gördüm.

-"Gerçek mi bu?"dediğinde gözleri parıldamaya başlamıştı.

Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı aşağı yukarı salladım.

-"Hamileyim!" dedim coşkuyla.

-"Hamilesin. Baba oluyorum. Yeniden? Yeniden bebeğimiz oluyor."

Saniye saniye kendine geldiğinde gülerek boynuna atlamıştım. Bu bizim hayatımızın en duygusal anılarına eklenmişti.

Lidya'ya bir erkek kardeş.

Ailemize minik bir Demirhan eklenecekti.

•••

Ve mutlu son ❤

Nasıl bir final oldu hiç emin değilim. İyi bir dönemime rastlamadı ama sizi bekletmemek için elimden geleni yapmaya çalıştım.

Kaçıncı kere final yaptığımızı unuttuğum güzel anlardan bir tanesi. Burada bunu her seferinde birlikte aynı heyecanla yaşamak benim için paha biçilemez bir duygu.

Hikâyeye verdiğiniz destek,gösterdiğiniz ilgi her şey için çok teşekkür ederim.

Sizi sevdiğimi biliyorsunuz tekrar tekrar söylemeyeceğim ❤

İyi ki varsınız. Sizinle birlikte buradayım.

Galiba artık Mevani'de buluşma vaktimiz.

Kendinize iyi bakın.❤

Bölüm sonu

6 yorum